2011-12-24

Siyon Alayları'nın teorisyeni İtalyan faşizminden etkilenmiş; Viladimir Jabotisnky

Siyon Alayları'nın teorisyeni İtalyan faşizminden etkilenmiş; Viladimir Jabotisnky



İsrail Devleti'nin kurulmasında önemli bir rol oynayan militan Siyonist Revizyonist hareketin kurucusu Viladimir Jabotinsky...  

***

Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ne karşı, gönüllü Yahudi Alayı oluşturarak savaşma fikrini ilk ortaya atan Rus Yahudisi Viladimir Jabotinsky'dir (1880-1940). Odessa'da orta halli Musevî bir ailenin çocuğu olarak doğan, gençliğinde Rus edebiyatına sevdalanan Jnbotinsky'nin 16 yaşında yazdığı ilk şiirleri Odessa'dakl yerel basında çıkmıştır. Bîr süre İsviçre'de okuduktan sonra İtalya'ya geçen ve bu ülkeyi İkinci vatanı olarak benimsediğini anılannda anlatan Jabotinsky, Risorgimento yazarlarındanMussolîni'ye uzanan çizgide İtalyan siyasal düşüncesinden etkilenmişti. Doğu Avrupa ve Rusya'da, Yahudi düşmanlığının toplu katliamlara dönüşmesi sebebiyle bir çok Siyonist lider gibi o da Museviliğini hatırlamış ve kurtuluşu Dr. Herzl'in reçetelerinde aramaya başlamıştı.

Kısa sürede Dünya Siyonist Örgütü'nün en etkileyici hatibi olacak ve faaliyet sahası olarak Rusya'yı seçecek olan Jabotinsky'nin Siyonizme ilgisi Rus edebiyatçı Maksim Gorkiye göre. "Rus Edebiyatı için büyük bir kayıp" olmuştu. Siyonizm hayali, onu 1908'de Jön Türk devrimi sonrası kurulanSiyonist Derneği'nin propagandacısı olarak İstanbul'a sürükleyecekti. Görünürde, Anglo-Levanten Bankacılık Anonim Şirketi'nin yöneticisi, gerçekte Siyonizmin temsilcisi olarak istanbul'a gelen Dr.Jacobson'un yardımcılığını, o sırada tanınmış bir yazar olan Vladimir Jabotinsky üstlenmişti. Yahudice gazeteler satın alınmış, Celal Nuri (İleri) Bey'e bir gazete çıkarttırılmış, satın alınmıştı. Selanik'i adeta "İkinci Kudüs" olarak gören  Jabotinsky,   birinci   Kudüs'ün hayaliyle yanıp tutuşuyordu.

İstanbul'da kaldığı kısa dönemde, özellikle Jön Türkler arasında aktif olarak çalışmış, Türkiye ve Türkleri yakından tanımıştır. Bu dönemde daha sonraki yılların aksine genelde Türkler hakkındaki düşünceleri olumludur.


Faşizmin Siyonist destekçisi

1930'larda İtalyan Faşist Hareketi'ne de destek verecek olan Jabotinsky, liberalizmin ölü ve geçersiz bir doktrin olduğuna inanmaktaydı. "Günümüz ahlâk kuralları içinde çocuksu hümanizmin/insancıllığın yeri yoktur" diyen Jabotinsky'e göre dünya siyasal yaşamını şekillendirecek manivela sadece güçtü. "Komşusu ne kadar  iyi ve candan olursa olsun, ona inananlar aptaldır. Adalet, bileği güçlü olanın ve bu bileği büyük bir ısrarla isteklerini gerçekleştirmek için kullananındır" sözü, onun dünyaya bakışını da ortaya koymaktadır. 1913'de yazdığı "Irk Üzerine" adlı makalesi ile ırkçı düşünceler taşıdığı, hatta Musevilerin Âri ırktan üstün olduğunu ileri sürdüğü için "Vladimir Hitler" lakabıyla tanınacaktır.

1932'de   İngiliz   mandasındaki Filistin'de  "Betar" adlı   ırkçı  bir örgüt kuracak, simgesi kahverengi gömlek  olan ve   ''Doğu için İtalyan düzeni" sloganını benimseyen bu örgüt, Mussolini'nin Faşist gençlik örgütünün bir benzeriydi. Jabotinsky 1935'de verdiği, bir beyanatta "Biz bir Musevî imparatorluğu istiyoruz. Akdeniz'de bir İtalyan İmparatorluğu gibi, Doğuda da bir Yahudi İmparatorluğu olmalıdır" diyordu. Jabotinisky'nin bu hayat serüveni ve düşünce yapısı, onun Çanakkale'deki Yahudi Alayı'nı hangi havalı ve ırkçı düşünceler üzerine kurduğunu anlamamızı sağlıyor. Avrupa kökenli Eşkenazilerden bir Yahudi İmparatorluğu oluşturma fikriyle 1933'de italya'da Mussolini'nin yardımı ile askeri bir okul açan ve Filistin'e sevk edilen bu askerlerle yerli Araplara veAraplaşmış Yahudilere (Sefardimlere) karşı kanlı savaşlar yapan Jabotinsky tam bir maceracı ve hayalperesttir.     


Viladimir Jabotinsky  


"Osmanlı ölmeli"

II. Meşrutiyetin hemen ardından Anglo-Levanten Anonim Şirketi'nin ikinci adamı olarak bir süre istanbul'da   kalan Jabotinsky  Türkiye hakkında ilginç gözlemlerde bulunmuştur.
1917'de yayınlanan "Turkey and the War" (Londra 1917) adlı kitabında Birinci Dünya Savaşı'nın çıkış  nedeninin İtilaf Devletieri'nin iddia ettiği gibi Alman militarizmi değil, Şark meselesi olduğunu ileri sürmüştür. Savaşın, Osmanlı Asyası'nı paylaşmaktaki ahenk yoksunluğundan çıktığını söyleyen Jabotinsky'ye göre Almanya tüm Osmanlı'yı himaye kanadına almak bahanesiyle Şarkın zenginliklerine sahip çıkmak isterken, Fransızlar Suriye'ye, İngilizler Mezopotamya'ya, Rusya Doğu Anadolu ve Boğazlara, Yunanlılarla İtalyanlar İzmir'e göz dikmişlerdi. Ona göre. "Mirasın paylaşılması için önce mirası bırakanın ölmesi gereklidir."

Yaşayan bir varlığın yok edilmesindeki ısrarın kendisine acı verdiğini itiraf eden Jabotinsky, Türkleri,"İyi, dürüst, alçakgönüllü, misafirperver ve cengâver" millet olarak tanımlamakta; ancak Türklerin siyasî oyunların ve dış politikanın çıkar üzerine kurulduğunu bilmediklerini ileri sürmekteydi. Ona göre II. Abdülhamid'e Avrupa'da muhalefet etmiş olan Jön Türkler, Avrupa'yı bildikleri halde kendi ülkelerini bilmemekte, buna karşılık onlara karsı çıkanlar kendi ülkelerini bildikleri halde Avrupa'yı tanımamakta idiler. Kör bir adamın, bacakları olmayan fakat gözleri gören bir adamı sırtına alarak ilerlediğinin anlatıldığı bir Arap hikâyesini anlatan Jabotinsky, sözlerini su cümlelerle bitirir: "Ne var ki, Jön Türkler örneğinde bunun tersi olmuştu. Bacaksız olan taşımak ve kör olan da onun yönünü tayin etmek zorunda bırakılmıştır"Jabotinsky'ye göre II. Abdülhamid ve öncesi dönemde Osmanlı yönetimi, millet sistemini başarıyla uygulayarak azınlıkların tüm sosyal, dinî ve ilmî serbestliklerini tanımış ve korumuş, ama ısrarla siyasî iradeyi onlardan esirgemişti.


Genç Türkler ise bu dengeyi tepetaklak etmişler, bir yandan azınlıklara siyasî iradeyi kullanma hakkı verirken diğer yandan onların sosyal, dinî ve ilmî serbestliklerini devlet kontrolüne almaya çalışmışlardı. Jabotinsky'e göre bu gidiş Osmanlı ülkesindeki azınlıkları tedirgin etmiş ve onları "Büyük göçlerin"kucağına itmişti. Ona göre artık eskiye dönmek mümkün değildir. Artık Jön Türklerin azınlıklarla ilgili yapacağı her yenilik, onların ayrılıkçı heveslerini   arttırarak  devlettenkopmaları için gerekli zemini hazırlayacak ve bu da Türkiye'de Türk hâkimiyetinin sonu olacaktır. Jabotinskyye göre Türkler, bölünmeye ve millî devletlerin kurulmasına izin vermelidir. "Osmanlı împaratorluğu'nun yıkılmasını isteyen, Türk ırkının düşmanı değil, aslında dostudur"' diyen Jabotinsky, imparatorluğun yıkılması için Rusya ve İngiltere'nin işbirliği yaptığını, bunun için Boğaz operasyonunun bir an önce Osmanlı devletini yok etmeye yönelik olduğunu, kendilerinin (Yahudilerin) de bu yıkımın gerçekleşmesi sonucu "Millî Yahudi Devletini" kurmak için bir alayla Çanakkale'de ingiliz ordusu saflarında yer aldıklarını belirtir. Aslında Jabotinsky, bu devletin bir an evvel kurulması için, kurulan Yahudi  Alayı'nın   Filistin'de çarpışmasını istiyordu.

Siyon Katır Alayı 


Siyon Birliği'nin kurulması konusunda yoğun çabalar gösterimiş olan Jabotinsky'e en büyük destek bir başka Rus Yahudisi, Joseph Trumpeldor'dan gelmişti. Eğitimini Rusya'da yapan ,1904-1905 Rus-Japon Savaşı'na Rus ordusunda katılan, sol kolunu kaybettiği için Çar'ın en büyük şeref madalyalarından birine sahip olan Trumpeldor, daha sonra Filistin'e göçmüştür. İlk kez Aralık 1914'de Mısırda Gabbari Göçmen Kampı'nda Jabotinsky ile karşılaşan Trumpeldor, ondan farklı olarak kurulacak gönüllü Siyon Birliğinin Osmanlı Devleti'ne karşı illâ Filistin'de çarpışması gerekmediği, hangi cephede olursa olsun ingiltere'nin yanında yer almanın daha gerçekçi olduğu görüşündedir. Aralarındaki bu farklı yaklaşıma karşın iki  23 Şubat 1915'de gönüllü Siyonist birliği oluşturulmasının öncelikle ele alınması noktasında anlaşırlar.

Gönüllüler toplanıyor


Nobel Petrol Şirketi temsilcisi M.A. Margolis'in apartmanında toplanan Jabotinsky, Trumpeldor, Kudüs'ten Dr. Weitz, Filistin'deki Risonler Siyon Kolonisinden V. Z. Gluskin, Ziraat Uzmanı J. Ettinger ve Amerikalı turist G. Kaplan prensip olarak Musevî müfrezesinin oluşturulmasında anlaşırlar. Bir hafta sonra göçmen Yahudilerin kümelendiği Mafruz kampında bir toplantı yapan Jabotinsky ve arkadaşları, yüzün üzerinde Yahudi gönüllüden bu orduya katılacaklarına dair imza alarak
Mısır'daki İngiliz Komutan General Maxwell'e dilekçeleriyle iletirler. General, savaşın o anki durumu göz önüne alındığında Filistin'de bir cephe açılmasının mümkün olmadığını, fakat Siyonistler ısrar ettikleri takdirde onlardan bir katır alayı oluşturarak cephane ve malzeme taşımak amacıyla Çanakkale'ye gönderebileceklerini belirtir. Jabotinsky, aslında Osmanlı'ya karşı İngiltere'nin yanında savaşma konusunda hem-fikir olduğu halde, Filistin'de savaşmayı tercih ettiğinden ve "Katır Alayı" adının onur kırıcı olması sebebiyle buna karşı çıkmıştı. 

Jabotinsky, Londra'ya giderek Siyonist liderlerle görüştü. Ona en büyük destek pasaportunu taşıdığı Rusya'dan geliyordu. Çünkü Rusya, güneyde açılacak yeni bir cephe ile Kafkasya ve Galiçya cephesinde -kendi iç sorunlarının da etkisiyle- kendisini zorlayan Osmanlı'ya yeni bir cephe açmak istiyordu. 

"Filistin'e giden yol" 


Jabotinsky'nin itirazlarına, "Türkleri Filistin'den atmak için onlan ezmek zorundayız. Buna ise Kuzeyden mi Güneyden mi başlamışsın, bu sadece bir taktik meselesidir. Nasıl olsa her yol Siyon'a çıkar" diyerek karşı çıkan Joseph Trumpeldor, General Maxwell'e gönüllü Siyonistlerden oluşacak bir katır alayı kurulması teklifini kabul ettiklerini bildirir ve fikri tek başına uygulamaya koyar. Yıllar sonra Jabotinsky de onun haklı, kendisinin haksız olduğunu bildirerek"Filistin'e Çanakkale'den giden yol doğru yoldur" itirafında bulunmuştu.

İsin  bu  aşamasında  İngiltere hemen devreye girdi. 19 Mart 1915'de İngiliz ordusundan Albay John Henry Patterson, gönüllü Musevî birlikleri eğitmek ve yetiştirmek amacıyla Mısır'a yollanır. Bu gelişmenin en dikkate değer yanı, İtilaf Devletlerinin Çanakkale Boğazı'ndaki deniz savaşında bozguna uğradıkları 18 Mart 1915'den hemen sonra hızlanışı ve olaydaki İngiliz etkinliğinin giderek bir resmiyet kazanmasıdır. Altıyüz elliyi aşan gönüllüyü eğitecek olan Patterson 1916'da yazdığı "Siyonistlerle Gelibolu'da"(Withthe Zionist in Gallipoli, Lorıdon 1916) adlı eserinde belirttiğine göre, gençliğinden beri Musevî tarihi gelenek ve inançlarını yakınen incelemiş, bir başka ifadeyle bu tür misyonlar için önceden yetiştirilmişti. Patterson'un Siyonistlere ilgisi 1915 Çanakkale Savaşı'ndan sonra da sürecek, 1915'de Çanakkale'de Siyon Katır Alayrna kumanda ettikten üç yıl sonra da onların başında Filistin'e girecekti. 1940'da ise Siyon ordusu kurulması için gazetelere makaleler yazacak ve ABD yönetimine mektuplar gönderecekti.Patterson'un üç hafta gibi kısa bir zamanda Gibbori kampında eğittiği beşyüzü aşkın asker, yirmi subay ve 750 katırdan oluşan "Siyon Katır Alayı" muharebe için gerekli teçhizatı da kuşanmış ve yakalarındasarı renkli Davut Yıldızı işlenmiş olarak II. M. Ilynıet-tus ve H. M. Ânglo-Egyptian adlı İngiliz gemilerine yüklenerek 17 Nisan 1915'de Gelibolu'ya hareket ederler.

Siyon Katır Alayı, Seddülbahir yöresine ayak basar basmaz asıl görevi müttefik askerlere askerî malzeme ve yemek taşımak olduğu halde, kendisini savasın içinde bulmuş ve Türk ordusuna kurşun sıkma emeline de nail olmuştu. Açılan ateş sonucu ürken katırlar da, düşman süvarileri sanılarak Türk askerlerince kurşunla durdurulmuştu. Çanakkale'de 8 er ve 47 katırını kaybeden Siyon Katır Alayı, her ne kadar Sir Ian Hamilton'urı yazılı takdirine mazhar olsa ve madalya ile taltif edilse de İngilizleri yenilgiden kurtaramaz.   Albay   Patterson'un diliyle "Gelibolu Harekâtı, İngilizlerin silahlarının konuştuğu en büyük yenilgi olarak tarihe geçer".Ancak jabotinsky, Siyonizm   açısından   mutludur.   Ona göre, Balfour Bildirisi ilânını Çanakkale'deki Siyon Katır Alayı'na borçludur. 

Beş bin kişilik Lejyon 

Çanakkale Muharebesi bittikten sonra gönüllü Siyonist birliği önce Midilli Adası'na, oradan da İngiltere'ye gider. İngiliz Hükümeti 1917'de bu birliği İrlanda'da çıkan bir isyanı bastırmak için kullanmak ister. Fakat bunu Siyonist liderler kabul etmezler. Bundan sonra birlik dağılır. 1918'de 5.000 kişilik bir güç olarak yeniden kurulur.

Başta Aaransohnlar olmak üzere Yahudi casusların oluşturduğu ortamı çok iyi cleğerleclirmek isteyen Jabotinsky, 1917 baharında İngiliz Savaş Bakanı Lord Derby'yi ikna ederek derhal hazırlıklara girişir. İngiltere Musevileri her ne kadar projeye karşı çıksa da Siyonizmin lideri Weizmann, projeye "ye yeşil ışık yakmıştır. Filistin'de Yahudi lejyonu oluşturma görevi, Çanakkale'de olduğu gibi Albay Patterson'a verilir. Çanakkale'deki Siyonist Katır Alayı'nın Muharipleri, Lejyon'un çekirdeğini oluşturuyordu. Arap ve Rusya'dan gelen gönüllülerle takviye edilen Yahudi lejyonununda Jabotinsky, teğmen rütbesiyle Patterson'un kurmay başkanlığına getirilir. Ekibe Ben Zvi ve Ben Gurion da onbaşı olarak katılırlar. Şubat 1918'de Londra'da bir geçit resminden sonra beşbin kişilik lejyon, Japon destoyerleri ile İskenderiye'den Filistin'e gönderilir. General Allenby'nin Filistin'i işgalinde aktif görev alan ve onun birliklerinin altıda birini oluşturan Yahudi lejyonu Türk Ordusu'nu doğusundan vuracaktır. Bu orduda, Allenby'nin Filistin'de zafer kazanmasında en önemli istihbarat görevi ifa eden Sarah Aaronsohnların küçük erkek kardeşleri Alex de yer almıştı. Bu orduyu sevinç içinde Filistin'de karşılayan Yahudiler"Çanakkale'deki Siyon Katır Alayı oğlumuzdu; bu siyon ise torunumuzdur" diyorlardı. ■

Bibliyografya:
1.  Mim Kemal Öke, Kutsal Topraklarda Siyonistler ve Masonlar, İstanbul 1991, 3. Baskı, Çağrı Yayınları
2.  Mete Tunçoku. İsrail'in Kuruluşuna Varan Gelişmeler İçinde Çanakkale Savaşlarının Önemi. Belleten, Nisan 1991, No: 212

Ahmet Fettahoğlu
Tarih ve Düşünce Dergisi
 Haziran 2002

Viladimir Jabotinsky ve ailesi

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar