2011-12-18

İstanbul'un fethini geciktiren şeyh, attığımız topları bize geri atıyordu; Ya Vedûd Sultan

İstanbul'un fethini geciktiren şeyh, attığımız topları bize geri atıyordu; Ya Vedûd Sultan



YA VEDÛD SULTAN

Evliya Çelebinin naklettiğine göre, Buhara'lı bir veli olan Şeyh Abdü'l Vedud Hazretleri. Bizans devrinde İstanbul'da yaşamakta ve Ayasofya'da ibâdetle meşgul olmaktadır. Rivayete göre;
"Birgün manevî rical toplanır. İstanbul'un fethini müzakere ederler. Kılıç ile cihad edilerek fethine karar verilir. Ya Vedûd Sultan ise toplantıda Bizans'ın kılıç ile değil, irşad edilerek harp edilmeden fethini müdafaa eder.

Şeyh Abdü'l Vedûd hazretleri fetih ordusunun attığı gülleleri, elleri ile tutmakta ve geri atmakta, İstanbul'un fethini geciktirmektedir.


Durum Fatih Sultan Mehmet Han'a bildirilir. Manevi rical tekrar toplanır ve Cenab-ı Hakka Ya Vedûd Sultan'ın ruhunun kabzı için duâ ederler. Duaları kabul olur. Şeyh Abdü'l Vedûd sultan kuşatmanın 50. günü vefat eder ve İstanbul'un fethi kuşatmanın 53. gününde müyesser olur."


İstanbul'un fethini takip eden Cuma günü, Fatih Sultan Mehmet Han Ayasofya'yı gezip seyrederken, 'Terler direk" denilen yerden ilahi bir nurun parladığını görürler ve oraya giderler. Görürler ki ilahi nurla kaplı beyaz bir vücud kıbleye dönük olarak yatmaktadır. Nurlu göğsünde kırmızı su ile "Ya Vedûd" yazılıdır. Ak Şemseddin, Sivasi Kara Şemseddin ve sair evliya dediler ki:

"İşte Padişahım, İstanbul'un elliüç günde feth olunmasına sebeb bu zât idi. Allah'ın hikmeti ile İstanbul'un fethini rica edip, o gün ruhunu teslim eden bu meczubdur ki, daha önce padişahımızı haberdar etmiştik." dediler.

Hemen bütün alimler, salihler ve fazıllar onun mübarek cesedini yıkamak istediler. O an Ayasofya'nın "Terler direk" tarafından, "Merhum yıkanmıştır. Hemen defn edin" diye bir ses geldi.

Sonra bütün şeyhler, Ya Vedûd Sultan'ın nâşını tabuta koyup onu şehid kapısına gömmek için yola çıktıklarında tabutu taşıyanlar kendilerini Eminönü iskelesinde buldular. Oradan bir kayığa bindiler. Kayık kürek çekmeden ve yelken açmadan kendi kendine gidip Eba Eyyub El Ensari hazretlerinin yakınına geldi.

Tabut Allah'ın emri ile hemen kayıktan çıkıp orada kazılmış, bir mezarın başında durdu. Tabutun arkasından bütün gaziler, âlimler gittiler. Mezardan "Ya Vedûd" sesinin gelmekte olduğunu duydular, onra mübarek naşı o mezara defn ettiler." Bu gün Ya Vedûd türbesi diye bilinmektedir.

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar