2010-11-01

KARAMANIN KOYUNU


Şâir Necati Bey bir beytinde,

"Demişti öldürem seni ferah bu tîğ-ı hışm İle
Diriği ahdine durmaz, sanasın Karamanlı'dır"

der. 

Günümüz diliyle ifade edecek olursak şu demek oluyor: "O sevgili bir gün demişti ki; 'İçin ferah olsun; İşte seni, şu gamze kılıcımla öldüreceğim. Yazık, yazık ki bu ahdinde dur muyor; sanırsın ki Karamanlı'dır."

Burada sözünde durmayan sevgilinin, Karamanlı olarak gösterilmesindeki ince nükteyi anlamak için, önce şu satırları okumak gerekiyor:

Hâdise Sultan II. Murad Hân (r. aleyh) ile Karamanoğlu ara sında geçer. II. Murad, bir sulh muhaveresi için huzurunda bulunan Karamanoğlu hükümdarından, bundan böyle Osmanlı ile iyi geçineceğine dâir söz ister. Karamanoglu elini kalbinin üstüne vurarak birkaç defa yemin eder: 
"Bu can tende bulunduğu müddetçe soyumdan bir daha size muhalefet olunmayacaktır" der. 

Oysa çok geçmeden Karamanoğlu yine Osmanlıya karşı ordu tedârikine başlayacaktır. Çünki o yemini ettiği sırada cübbesinin göğüs cebinde, yani tam da eliyle vurduğu yerde bir güvercin saklıdır ve huzurdan ayrılır ayrılmaz güvercini uçurup, "İşte bu can bu tenden ayrıldı, yeminin hükmü kalmadı"diyerek parlak (!) zekâsı ile övünecektir.

Eskiden dilimizde, "Karaman'ın koyunu..." misâli, verilen sözde durulmadığı zamanlarda söylenen, "Karamanoğlu gibi akşam verdiğini sabah alır" yahut "Karaman bahşişi gibi" diye iki tâbir daha var imiş. Meğer bu sözlerin ortaya çıkmasına da sebep, yine yukarıda anlattığımız neviden, Karamanoğullarının birkaç kez daha ahidlerinde durmamaları imiş.

Hâsılı; bütün bunlardan sonra dilimizdeki, "Karaman'ın koyunu, sonra çıkar oyunu" tâbiri daha bir mânâ kazanıyor olmalı. Bununla beraber, anlattığımız Karamanoğlu ile Karaman halkının tabii ki seciye yönünden bir alâkası yoktur. Fertlere mahsus huylar, umuma teşmil edilemez.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Bu ay öne çıkanlar