Recep Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Recep Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017-06-16

'Hollanda İmamı' haberine mahkemeden yalan cezası | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, akp'nin gerçek yüzü, rotterdam mahkemesi, sabah gazetesi, fetö, turan yazır, Recep Tayyip Erdoğan, gerçek yüzü,
Rotterdam Mahkemesi, yalan haber yayımladığına hükmettiği AKPKK suç, terör ve ihanet örgütüne yardım ve yataklık suçları işlemesi ile bilinen Sabah gazetesine tekzip gönderdi.

Mahkeme, gazetenin tekzibi yayımlamaması halinde para cezasına çarptırılacağını açıkladı. Davanın avukatı bu para cezasının tekzip yayınlanmayan her bir gün için 10 bin Euro’dan başlayıp 1 milyon Euro’ya kadar çıkabileceğini söyledi.

Rotterdam Belediyesi ve Rotterdam Merkez Belediye Meclis Üyesi Turan Yazır’ın Sabah gazetesine açtığı iftira ve yalan haber davasında ara karar çıktı.

Sabah yayımladığı haberde Turan Yazır için, FETÖ’nün Hollanda imamı yakıştırmasında bulunmuştu. Yazır’ı, ırkçı PVV Parti Lideri Wilders ile beraber çalışarak Türkiye hükümetinin bakanlarının Hollanda’da kampanya yapmasını engellemeye çalışmakla suçlamıştı. Yazır’ın, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yanlısı Sabah hakkında açtığı davaya Rotterdam belediyesi de dahil olmuştu.

Rotterdam adliye sarayında görülen davada Meclis Üyesi Turan Yazır ve Rotterdam Belediyesi katibini dinleyen mahkeme heyeti, Sabah’ın yalan haberini düzeltmesi için gazete yönetimine tekzip gönderdi.


Gerçek sahibi CIA olan Facebook ve benzeri sosyal ağlar bizi sansürlüyor. Bizi Telegram kanalımızdan takip edin: www.t.me/AkademiDergisi (Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

2014-03-31

Pakistan'ın Tayyip'i vatana ihanetten yargılanıyor



Pakistan'ın eski devlet başkanı Pervez Müşerref, vatana ihanet suçlamasıyla hâkim karşısına çıktı. Müşerref duruşmada ilk savunmasını yaptı.

Ankara'da neler dönmüş neler. Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimini aslında CHP mi kazandı?

Ankara'da neler dönmüş neler. Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimini aslında CHP mi kazandı?
Ankara'da neler dönmüş neler. Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimini aslında CHP mi kazandı?

Ankara’da seçim tarihinin en çekişmeli rekabeti yaşandı. Sabahın ilk saatlerine kadar Mansur Yavaş ile Melih Gökçek arasındaki mücadele devam etti. Resmi olmayan sonuçlara göre AKP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Melih Gökçek seçimi kazandı. Ancak oyların doğru sayılmadığı yönünde yoğun tartışmalar var. 
Konuyla ilgili Ekşi Sözlük’te “10 kere dedim anlamadınız” rumuzlu bir yorumcunun izlenimlerini yayınlıyoruz:
“Oylar ilk sayılmaya başlandığında başkanlık bir ara Melih Gökçek'e, bir ara Mansur Yavaş'a geldi. Bir yerden sonra Melih Gökçek uzak ilçelerden yapılan sayımlarla oy farkını 70 bine kadar çıkardı (Toplam sayımın %50'sine kadar). Bu saate kadar CHP ve AKP'nin yakınlaşması zor gözüküyordu. Ancak CHP'nin kalesi olan Çankaya'da henüz %10 sayılmıştı ve %60'a - %20 civarı CHP önde götürüyordu. Çankaya'da oylar sayılmaya başlandığında, 70 bin olan fark önce 60'a, daha sonra 50-40-30-20 derken saat 1 sularında 3 bine kadar düştü.
Evet ne olduysa burada oldu. O saatte Melih Gökçek'in karayolları müdürlüğüne (YSK ilgili kurum) gittiği bilgisi geldi. Hemen ardında İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın Nazım Hikmet Kültür Merkezi'ndeki seçim merkezine... Orada olan arkadaşlarım iki saat boyunca içeriye kimsenin alınmadığını ve bakanın içeride olduğunu söylüyor
Ankara'da neler dönmüş neler. Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimini aslında CHP mi kazandı?
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın!

Herkes ne oluyor ne bitiyor derken o 3 bin oy yaklaşık bir saat boyunca aynı kaldı. Hiçbir veri girilmedi sisteme. Daha sonra bir saatin ardından sistem geri geldiğinde, toplam 20 dakikada 3 bin olan oy farkı tekrar 20 bine çıktı. Bundan sonra oylar yavaş yavaş sayılmaya başladı. AKP’nin kalesi sayılacak Altındağ, Keçiören'de oy sayımları sona ermek üzereydi ve Çankaya'da hala sayılacak 200'e yakın sandık vardı (56 bin oy ediyor). Bu 20 binlik oy farkı bir ara tekrar 10 bine kadar düştü ve Çankaya'da sayılmayan 200 sandık vardı hala (toplamda %87.85). 56 bin oyu o ana kadar %72 CHP aldığını düşünürsek, 35-40 binini CHP alması gerekiyordu ve AKP'nin alacağı 10 bin oyla büyükşehir Mansur Yavaş'a geliyordu. O anda sistem yine durdu ve çalışmaya başladığında şöyle bir usulsüzlük görüldü

2014-03-30

Erdoğan'ın sandık arkadaşları bile Suriye'li mülteciler çıktı.

Erdoğan'ın sandık arkadaşları bile Suriye'li mülteciler çıktı.
Erdoğan'ın sandık arkadaşları bile Suriye'li mülteciler çıktı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oyunu kullandığı Saffet Çebi İlkokulunun 3307 numaralı sandıkta Suriye Şam doğumlu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 3 kişinin olması dikkat çekti.
Ankara Altındağ nüfusuna kayıtlı ve Küçük Çamlıca Ahu sokakta ikamet eden Myssoun Hocazade, Nur Hocazade ve Muhammet Numan Hocazade seçmen listesinde yer aldı.

2014-03-28

Baykal'ın kasedini ilk olarak habervaktim.com mu yayınladı?

Baykal'ın kasedini ilk olarak habervaktim.com mu yayınladı?
Baykal'ın kasedini ilk olarak habervaktim.com mu yayınladı? 


"DENİZ Baykal'ın CHP Genel Başkanlığı'ndan istifasına yol açan kaseti 'ilk kim' yayınladı" diye sordum dün.
Aslında birkaç hafta önce, "Kim yayınladı dikkat edin" demiştim, ama dün "Hatırlıyor musunuz?" diye sordum.
Epey bir hatırlayan olmuş.
Ama yanlış hatırlayanlar çoğunluktaydı.
Hatırlayanlardan birisi ise çok önemli bilgiler yolladı.
Buyurun beraber öğrenelim:
"Sayın Altaylı,
'Baykal'ın kasetini ilk kim yayınladı?' diye sormuşsunuz.
Sanırım bu sorunun 1. dereceden muhataplarından biriyim.
Adım Hakan N.
Şu anda aktif olarak hizmet vermeyen TEKLAN internet erişiminin eski sahibiyim.
O günü çok net hatırlıyorum.
Şirketteki 'helpdesk' çocuklar, 5-6 sivil polis geldiğini ve habervaktim.com makinelerini soruyorlar diye haber verdiler.
O günlerde, habervaktim.com'u host eden makineler bizim şirketteydi.
500-600 civarında müşterimiz olduğundan, hangisi kimdir, nedir ve ne değildir bilmezdim.
'Hayrola, dertleri neymiş?' diye sorduğumda net bilgi alamadım, ama mahkeme kararları varsa yardımcı olunması talimatını verdim.
O zaman mahkeme kararlarının anlam ifade ettiğini bilmenizi isterim, özellikle altını çizerim.
Yer sağlayıcı olarak içeriğin ne olduğunu bilmediğimden, çok fazla tepki de göstermedim.
Sayın Altaylı,
Emin olabileceğiniz nokta, bu karar ne Başbakanlık'tan ne de TİB'den geliyordu. 

2014-03-25

Google'dan korkutan açıklama: "Şifrelerinizi değiştirin!"

Google'dan korkutan açıklama: "Şifrelerinizi değiştirin!"
Google'dan korkutan açıklama: "Şifrelerinizi değiştirin!"
Ülkemizde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla uygulanan Twitter sansüründen sonra, VPN kullanımı bir anda arttı. Kimi kullanıcılar VPN bilgilerini elle girerken, kimileride hazır programlar kullanmakta. Ancak atlanan bir detay bazı kullanıcıların şifrelerinin çalınmasına neden oldu.

Adı sanı duyulmayan bazı VPN servis ve numaralarının kullanılmasıyla, giden ve gelen bağlantıyı kontrol eden bazı kişiler şifreleri çaldı. Amerika Birleşik Devletleri ve Çin'den bazı hesaplara giriş yapıldığını belirten Google, uyarıda bulundu. Hemen şifrelerinizi sıfırlayın çağrısı yapan firma, adı çok duyulmayan VPN servislerinin üzücü sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

Eğer sizde hesap hareketlerinizde bir anormallik seziyorsanız, uyarıyı dikkate almanızda fayda var. Aksi taktirde hesaplarınız, başkalarının eline geçebilir.

2014-03-24

25 Mart’ta Youtube’a erişim Engellenecek mi?

25 Mart’ta Youtube’a erişim Engellenecek mi?


Birkaç gün önce bazı yabancı teknoloji haber siteleri, Türkiye’de Twitter’ın kapatılacağını önceden haber vermiş ve Türkiye genelinde Twitter’a erişimin her an engellenebileceğine dair haberler çıkmıştı.

Bu haberlerin doğruluğunu hep birlikte test edip onayladıktan sonra bu sefer de Youtube’un kapatılacağına dair söylentiler çıkmaya başladı.

25 Mart’a girildiği andan itibaren Youtube’un kapatılacağı ve daha sonra sıranın Facebook ve Google’a geleceği söyleniyor.

Ayrıca bu kısıtlamalardan Facebook, Google, Twitter gibi sosyal medya devlerinin şikayetçi olduğu ve sorunu çözebilmek adına yetkililerinin Türkiye’ye gelerek görüşmelerde bulunacağı söyleniyor.

Durdurulan MİT TIR'ları olayının arkasından 35 milyar dolarlık kaçak akaryakıt soruşturması çıktı

Durdurulan MİT TIR'ları olayının arkasından 35 milyar dolarlık kaçak akaryakıt soruşturması çıktı
Durdurulan MİT TIR'ları olayının arkasından 35 milyar dolarlık kaçak akaryakıt soruşturması çıktı


MİT’in TIR’larını durdurduğu için görevden alınan Savcı Şişman’ın, asker, bürokrat ve AKP’lilere uzanan 35 milyar dolarlık bir kaçak akaryakıt soruşturması yürüttüğü ortaya çıktı.
MİT’e ait TIR’ları durdurduğu için başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, hükümet üyelerinin adeta hedefi haline gelen Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman’ın, aynı zamanda bölgedeki kaçak akaryakıt dosyasının soruşturmasını da yürüttüğü ortaya çıktı. TIR olayı ile birlikte kaçak akaryakıt dosyası da Savcı Şişman’dan alınırken, soruşturma kapsamında tutuklanan aralarında AKP’li başkanın da bulunduğu sanıklar ise serbest bırakıldı. Savcı Şişman’ın, Hatay merkezli 35 milyar dolarlık bir kaçak akaryakıt rantını soruşturduğu bildirildi.

Taraf’tan Hüseyin Özay'ın haberine göre, soruşturma kapsamında hazırlanan Gümrük Müsteşarlığı raporunda ise, milyarlarca dolarlık kaçak akaryakıt ile ilgili olarak, asker, bürokrat ve AKP’li yöneticiler hakkında dava açılması istendi. “TIR skandalının” altından çıkan kaçak akaryakıt dosyasının ayrıntıları şöyle:

8 SAVCI DEĞİŞTİ

Düşürülen uçağın pilotu konuştu: Kendi hava sahamızdaydım

Düşürülen uçağın pilotu konuştu: Kendi hava sahamızdaydım
Düşürülen uçağın pilotu konuştu: Kendi hava sahamızdaydım


Suriye, Türk jetlerince düşürülen uçakla ilgili "Türk hükümeti saldırganlığa son vermeli" açıklamasını yaptı. Hayatta olduğu öğrenilen pilot ise uçağın Suriye hava sahasında düşürüldüğünü öne sürdü.

Suriye Haber Ajansı SANA, paraşütle atlayarak kurtulan pilotun görüntüsünü yayınladı. Pilotun ismi ise belirtilmedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait F-16’ların, Türkiye hava sahasını ihlal ettiği belirtilen Suriye uçağını düşürmesine Esad yönetiminden tepki geldi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Türk hükümeti saldırganlığa son vermeli. Ankara, Türk ordusunu maceraya sürüklememeli” denildi.

Bölgede çatışmaların bir süredir devam ettiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi: "Teröristlerin Suriye topraklarına girmesi için Türk topraklarından tank desteği verildi. Türkiye'den yapılan düşmanlık ve terör desteği kesilmeli."
Öte yandan Suriye devlet televizyonu, düşürülen uçağın paraşütle atlayarak kurtulan pilotunun görüntülerini yayınladı.

2014-03-23

Erdoğan Avrupa’da Savaş Suçlusu Olarak Yargılanacak

Erdoğan Avrupa’da Savaş Suçlusu Olarak Yargılanacak
Erdoğan Avrupa’da Savaş Suçlusu Olarak Yargılanacak


Strasburg'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uluslar arası Cezadan Kaçmakla Mücadele Örgütü Başkanı Lübnanlı Avukat Mey Hansa’nın Suriye'de savaş suçları ve insanlığa karşı cinayetler işlemeleri nedeniyle Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve daha başka şahsiyetlere karşı açtığı mahkeme davasını kabul etti.

Hansa bugün Beyrut’ta SANA muhabirine yaptığı açıklamada; Suriye'de fabrikaların yağmalanıp çalınması, Lübnanlı rehinelerin kaçırılması, Malula rahibelerinin kaçırılması, Halep kırsalında iki metropolitin kaçırılması ve terör gruplarına daimi muhtelif tür desteğinden dolayı Erdoğan’a karşı açtığı mahkeme davasının kabul edildiğine dair Strasburg'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Barselona’daki merkezinden resmi belge aldığını açıkladı.

Davanın ön kayıtlara alındığına işaret eden Hansa davada aktif bir şekilde çalışmakla birlikte öne sürülen suç ve suçlulara ilişkin belgelerin takdim edilmesi talebinin kendisine bildirildiğini söyledi

2014-03-22

17 Aralık günü 11 saatlik gizemli uçuş | Paralar mı kaçırıldı?



17 Aralık günü 12.55 ile 23.35 saatleri arasında uçak neredeydi ?


'TC-ANA uçağı gizemli bir uçuş yaptı mı?'


CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve '17 Aralık' operasyonu ile bağlantılı olduğu iddia ettiği bir gelişmeyi daha kamuoyuna açıkladı.
Başbakan Erdoğan'ın 17 Aralık 2013 tarihinde Konya'ya TC-ANA uçağı ile gittiğini anımsatan Umut Oran, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a, "Saat 12.55'te Konya'ya inen Erdoğan 23.35'te yeniden Ankara'ya hareket edene kadar gecen 11 saat içerisinde uçak Konya dışına gidip geldi mi? TC ANA'nın bu gizemli uçuşunda hangi yolcular uçaktaydı? Uçuş Harekat Kontrol Merkezi'nde (UHM) özel uçakların dahi kayıtları tutulduğu için, TC ANA'nın 17 Aralık 2013 tarihli UHM kayıtlarının silinmesi, sıfırlanması talimatını kim verdi? Başbakanlık uçağı ANA'nın 17 Aralık uçuş kayıtları neden silindi?"sorularını yöneltti.
Başbakan Erdoğan'ın 17 Aralık 2013 tarihinde sabahleyin başlayan '17 Aralık' operasyonu ile ilgili olarak o gün oğlu Bilal ve Kızı Sümeyye Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmelerin HTS kayıtlarını açıklayan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, 17 Aralık'a dair iddia ettiği yeni bir bilgiyi de kamuoyuyla bugün paylaştı.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi veren CHP'li Umut Oran, ilk kez açıkladığı bazı soru işaretlerini gündeme getirdi. Umut Oran'ın, Başbakan Erdoğan'la ilgili olarak Arınç'a yönelttiği sorular şöyle:
ANA UÇAĞI, 17 ARALIK'TA KONYA'DA BEKLERKEN GİZEMLİ BİR UÇUŞ YAPTI MI?

2013-08-27

AKP ABD İşbirliği: Amerikayı Kalkındırma Partisi

AKP ABD
AKP ABD


Allah’la Kandırma Partisi ya da Amerika’yı Kalkındırma Partisi!


İşte Ak Gerçekler Size:

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
1 ▬ Başbakan Erdoğan bir Amerikan gazetesine yazdığı makalede Irak’a savaşmaya giden ABD’li askerlere dua etti ve:

“Irak’ta savaşan ABD’li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusuyla dua ediyoruz.” şeklinde konuştu...

“We further hope and pray that the brave young men and women return home with the lowest possible casualties, and the suffering in Iraq ends as soon as possible.”

[By Recep Tayyip Erdogan – The Wall Street Journal (March 31st, 2003)]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
2 ▬ Dışişleri Bakanı Gül:

“Dünya barışı için, barışı korumak için, son 50 senede dünyada en çok Amerikalılar kendi çocuklarını feda etmişlerdir.” dedi.

[http://www.milliyet.com/2006/05/16/siyaset/siy03.html]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
3 ▬ Yirmi beş İslam ülkesinin sınırlarını değiştirip hepsini Irak gibi yapma projesi olan ABD kaynaklı BOP’la ilgili Sayın Gül’ün görüşü:

“Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye’nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek.” Şeklinde konuştu.

[http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=181295]

Not: Vatandaşlarımızın % 72’si BOP’u tehlikeli görüyor. (25.07.2004 – Yeni Şafak)

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
4 ▬ Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın diyor ki:

“Ben Avrupa’ya gittiğimde kiliseye çok giderim, büyük zevk duyuyorum.”

[II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt: 2 sayfa: 375]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
5 ▬ Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı yapılan Sayın Mehmet Aydın, İslam dinini Müslüman olmayanlara tebliğ etmeye ‘En DİNSİZCE Hakarettir’ dedi; şöyle ki:

Bazı Müslüman kardeşlerimiz diyor ki yahu bir fırsat düştü, Müslümanlığı anlatalım Hıristiyanlara; Allah belki hidayetini gösterir. (Diyalog çalışmalarında)...

İşin ucunda bilmem adam kazanmak, üye kazanmak varsa, açıkçası bu bir din mensubuna yapılacak en DİNSİZCE bir hakarettir.”
[II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt: 2 sayfa: 322]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
6 ▬ ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz:

“Biz Irak’a müdahale konusunda tereddüt ediyorduk, Tayyip Erdoğan bize cesaret vermiştir.” 

[Irak işgalinden üç ay önceki Türkiye ziyareti esnasında yaptığı açıklamadan]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
7 ▬ Erdoğan, AJC örgütünden bugüne kadar “Cesaret Ödülü” alan 10 kişi içinde Yahudi olmayan tek kişi. Tayyip Erdoğan’a “Cesaret Ödülü” veren “American Jewish Congress” (AJC) adlı kuruluş, WJC’ye bağlı. Theodore Herzl tarafından Dünya Musevilerini bir “ulusal yurda” kavuşturma amacıyla 19. yüzyıl sonunda kurulan “World Jewish Congress” (WJC) İsrail devletini kurmakla amacını gerçekleştirmiş bir Yahudi teşkilatıdır. Daha önce AJC tarafından 10 kadar kişi ödüle lâyık görülmüştü; bunlar arasında İsrailli veya Musevi olmayan tek kişi Tayyip Erdoğan. Listede İsrail’in önemli bütün başbakanları var. Türkiye başbakanına bu ödülün verilmesi de, verildiği mekân da anlamlı: HSBC bankasının New York merkezi…

[http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/SUBAT/05/tkivanc.html]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
8 ▬ Bush, Erdoğan’a: “Sen ne harika bir adamsın” dedi.

[(You are a great man) Kasım 2004]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
9 ▬ Çeçenler Rusların dilinde terörist. Erdoğan 3 Kasım seçimi sonrası AKP genel başkanı olarak 170 kişilik heyetle ziyaret ettiği Rusya’da teröre karşı işbirliğinden söz etti.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
10 ▬ Erdoğan genel başkan sıfatıyla gittiği Çin’de de şöyle dedi:

“Tek Çin anlayışını destekliyoruz. Çin’in toprak bütünlüğü konusunda Türkiye’nin herhangi bir tereddüdü yok, saygısı vardır. Terörün dini, milleti, ırkı olamaz.”

(Çin, işgal ettiği Doğu Türkistan’ı kendi toprağı sayıyor ve özgürlük mücadelesi veren 30 milyon Uygur Türk’ü kardeşimize de terörist diyor! Tayyip Bey’in sözü bu manada nasıl değerlendirilecek?)

(Tayyip Erdoğan, diline pelesenk olduğu üzere, Pekin’de de “Han, Mançur, Moğol, Doğu Türkistanlı, Tibetlisi ile Çin bir büyük mozaiktir. Bu da büyük zenginliktir” demeliydi (!) alıntı)

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
11 ▬ Yurtdışı turları ve ilginç temasların ardından Erdoğan, milletvekili oldu. Aradan dört buçuk yıl geçmesine rağmen AKP “Acil Eylem Planı”nı bile tatbik edemedi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
12 ▬ Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirildi. Buna ciddi hiçbir tepki gösterilemedi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
13 ▬ Üstelik ağır ve ciddi çuval olayı sonrası “ABD’ye nota verecek misiniz?” sorusuna başbakan şöyle veciz (!) bir cevap verdi:

“Bu müzik notası değil. Öyle aklınıza her estiğinde verilmez. Ağırlığı ve ciddiyeti vardır.” 

[http://www.hurriyet.com.tr/agora/article.asp?sid=1&aid=2257]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
14 ▬ Erdoğan’dan enteresan bir açıklama:

“Amerika’nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi; Diyarbakır işte bu proje içinde bir yıldız, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım!”

[(15 Şubat 2004, Kanal D, Teke Tek Programı) 18.02.2004. Hürriyet Gazetesi, sayfa: 20.]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
15 ▬ Sözde Ermeni Soykırımı meselesinde Dışişleri bakanlığı, yetersiz kaldı. Üstelik Sözde Ermeni soykırım yasasını kabul eden ülkelere yenileri eklendi:

[İsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda (2004), Polonya (2005), Litvanya (2005), Arjantin (2006)...]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
16 ▬ 1 Mart Tezkeresi reddedilmesine rağmen, bir genelgeyle, ABD’nin savaş araç-gereçleri Türkiye üzerinden nakledildi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
17 ▬ İsrail’in talebiyle ve onun güvenliği için, kamuoyuna rağmen Lübnan’a asker gönderildi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
18 ▬ Başbakan Erdoğan, İspanya Başbakanıyla beraber “Medeniyetler Arası İttifak (!?)” eş başkanı oldu.

(Medeniyetler arası ittifak, Dinler arası diyalogun diğer bir ismidir. Gösterilen tepkiden dolayı, medeniyetler arası ittifak ifadesi kullanılıyor.)

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
19 ▬ Başbakan Erdoğan, BOP’un da (Büyük Ortadoğu Projesi) eş başkanı oldu. İkinci başkan, Bush...

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
20 ▬ Erdoğan, Gül ve bakanların baskısına rağmen 1 Mart tezkeresine ‘hayır’ diyen milletvekilleri, 22 Temmuz seçiminde aday gösterilmediler!

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
21 ▬ Tezkereye ‘evet’ denmesini isteyen Erdoğan:

“Her zaman, ‘hayır’da hayır yoktur. Rahat olun, gelişmeler kontrolümüzde” dedi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
22 ▬ Erdoğan, tezkere geçse de geçmese de ABD’nin harekâtta kararlı olduğunu belirterek, Türkiye’nin 2003 yılı içinde 73 milyar dolar borç ödemesi olduğunu söyledi ve tezkerenin çıkmaması halinde Türkiye’nin ekonomik olarak çok sıkıntıya gireceğini ifade etti.

(Hatta Erdoğan’ın “Tezkereye hayır diyen, bana hayır demiş olur”... “Tezkere geçmezse memur maaşlarını ödeyemeyiz” dediği ifade edildi.)

Arap Baharı mı? Haçlı Seferi mi? Recep Tayyip Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?

Haçlı Seferi
Haçlı Seferi


11 Eylül 2001 Dünya Ticaret Merkezi'ne uçakların çarpması hadisesinden ve ardından kendi de bir Evanjelist olan ABD eski başkanı Bush'un "Bu bir Haçlı seferidir." açıklamasını bir katedralde yapmasından sonra bile hâlâ daha gerekirse gözlerini ve kulaklarını kapatarak gerçekleri görmek istemeyen "adı müslüman"ların bulunuyor olması ve bu sahtekarların sayıca samimi müslümanlardan fazla yekun tutuyor olması, biz samimi ehli sünnet müslümanlarının gerçekleri görmesine mani değildir.

11 Eylül 2001 hadisesi ile birlikte 3. dünya savaşı fiilen başlamış, tam da Şangay Birliği ülkelerinin merkezinde kalan Afganistan işgal edilmiş, oraya devasa askeri üs ve yığınak yapılmış, Şangay kalbinden vurulmuş...
Ardından "22 Ortadoğu/İslam ülkesininin rejimlerini ve haritalarını değiştireceğiz" diye açıkça dünyaya ABD ve müttefikleri tarafından meydan okunmuş...

Irak, kimyasal silah bahanesi ile işgal edilmiş, Irak'ta bir buçuk milyon sivil katledilmiş, beş milyon çocuk yetim kalmış, beş milyon insan evsiz-barksız, işsiz-aşsız kalmış...

Bu süreçte Boşbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Komşuda yangın varken şahsi kanaatim yangına müdahale etmekten yanadır." ve "Her zaman Hayır'da hayır yoktur." açıklamalarını defalarca yaparak, kendi milletvekillerini şiddetli baskı altına alarak, perde arkasından da 24 milyar dolara ABD ile tezkere anlaşması yaparak bizi de bun milyonla masumun katili yapmaya çalışmış...

Yetmemiş ilan ettikleri üzere 22 ülke sıradan geçmeye başlamış, açıktan askeri müdahaleye gücü yetmeyen batı cephesi, Arap Baharı iddiası ile halk ayaklanmaları başlatmış...

(video) Bitmiş olan PKK terörünü, AKP hükümeti açık bir şekilde körükledi ve hortlattı

ak parti
ak parti


Emekli bir TSK Albayı ihanetin resmini çiziyor... 

AKP'nin ve Tayyip'in ihanetlerini Milli Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri
EMEKLİ KURMAY ALBAY ÜMİT YALIM anlatıyor.

" AKP iktidara geldiğince terör büyük oranda sıfırlanmıştı.  PKK teröristlerinin büyük çoğunluğu Kuzey Irak'a kaçmak zorunda kalmıştı. Bunlar silahlarını gömerek ya da satarak ortadan kaybolmuşlardı.
Yani bu gün AKP'nin hedef gösterdiği durum AKP iktidara geldiğinde zaten vardı. 

Hatırlarsınız, teröristbaşının kardeşi Osman Öcalan, teröristliği bırakmak zorunda kalmıştı ve Kuzey Irak bölgesinde fırıncılık yapıyordu. Şu anda hala fırıncılık yapıyor. Ne oldu peki? Bakın ABD hemen devreye girdi, bildiğiniz gibi 4 Temmuz 2003 tarihinde maalesef askerimizin başına çuval geçirildi, ondan sonra artık olaylar gelişmeye başladı. Ve 2004 yılında Amerika ısrarla, Kuzey Irak bölgesindeki tampon bölgenin kaldırılmasını istedi.  Tampon bölge sayesinde bütün terörist kampları bomboştu ve bizim kontrolümüz altındaydı. Hatta kandil dağı bile TSK'nın kontrolü altındaydı.Doğal olarak, tampon bölge kaldırılınca teröristlere gün doğdu.Tekrar bütün terörist kampları şimdi terörist kaynıyor.

Bunun sorumlusu tampon bölgeyi kaldıran AKP hükümetidir. Yani bitmiş olan terörü, AKP hükümeti açık bir şekilde körükledi ve hortlattı. Daha önce askerin alan kontrolü ve yol kontrolü hakları vardı. Onlar da ellerinden alındı. Şimdi alan ve yol kontrolünü teröristler yapıyor. Bakın, kepazeliğe bakın.Nereden nereye geldik. Bunun dışında, kimsenin haberi yok şu anda, doğu ve güney doğu bölgelerinde görev yapan birçok subay mahkemelik. Teröristler şikayet ediyor ve bizim subaylarımız sorgulanıyor. Hiçkimsenin haberi yok.Herkes mahkemelik.

2012-08-11

Devrilmesi gereken ESAD değil, BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir

Devrilmesi gereken ESAD değil, BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir
Devrilmesi gereken ESAD değil, BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir
Büyük İsrail projesi hiç bir zaman gerçekleşemeyecek, 400 senelik toprağımız Filistin tekrar bizim olacak ve üzerinde İsrail diye anılan bir devlet olmayacak. Türkiye'de kendini Türk ve Müslüman kimliğinde gösteren, yada kendilerini Ermeni olarak gösteren, veya kendilerini Alevi olarak gösteren, sayıları milyonları bulan, T.C. kimliği taşıyan çift kimlikli, hain Yahudiler, artık tamamen deşifre olacaklar... Bizim topraklarımız üzerinde, bizim devletimizde, bizim inançlarımızı, bizim fikriyatımızı, bizim ibadetlerimizi, bizden gözükerek yasaklayan bu hain kadrolar, gerçekten bizim olan bu devlette, bizim kanunlarımız ile adilane bir surette muhakeme edilip idam edilecekler... Vatana ihanetin mazareti olamaz...

***

Devrilmesi gereken ESAD değil, BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir
Suriye'deki olayları CIA ve MOSSAD Türkiye ve Suudi Arabistan üzerinden başlattı. Bütün Ortadoğu, Libya ve Mısır'ı karıştıran teröristler Türkiye'de eğitildiler. Bunlara silah da Türkiye üzerinden gönderildi. Esad çok önceden kendini bu günlere hazırlamıştı. Suriye'nin yerli halkından hemen hemen hiç kimse bu isyana destek vermedi. Sünniler de Şiiler de Nusayriler de vermediler. Ve ESAD ın ordusu bunlara dokunmadı. ESAD katildir. zalimdir, bu doğru. Ama bu noktada bu zulmü yapmadı. 

Hal böyle olunca Özgür Suriye Ordusu denilen Suudi, Ürdünlü, Tunuslu, Libya'lı Selefi teröristler herkesi vurdular. Daha taze hadise, 4-5 gün önce bu çatışmalara karışmayan  el-Berri diye anılan en kalabalık sünni aşiretinin liderlerini sokak ortasında silahla tarayarak katl ettiler. Bunun üzerine  el-Berri  ve dört büyük Sünni aşireti daha çatışmalara katılma kararı aldılar, devletten yana taraf oldular ve ilk günde 160 Selefi teröristi öldürdükleri gibi bunların en büyük mevzilerinden birini de ele geçirdiler.

Suriye'ye dair bize anlatılanların en az %99 u yalan...

Şu anda Suriye de olsaydım, Suriye'li olsaydım, Suriye devletini desteklerdim. Ha, Esad iyi biri mi? Değil... Gitmeli mi? Evet... Ama şimdi değil... Büyük İsrail ve BOP planı başarısız olsun, Müslümanlar güçlensin, birlik olsun, siyasi bir otoriteleri olsun, o zaman Esad'ı da, gitmesi gereken diğerlerini de gönderelim. Kendimizi bile bile fitneye, sonuç alınamayacak, kazanılamayacak, kazanılabilse bile küçük kafesten büyük kafese girmek demek olacak bir mücadeleye atmayalım...

Hangi ahmak, orada Esad devrilince kendilerini ABD terörünün içinde bulacaklarını akıl edemez? Saddam gitti de Irak ne oldu? 2 milyon sivil katl edildi? 5 milyon yetim kaldı. Yüzbinlerce Irak'lı sakat kaldı. On binlerce kadının-kızın ırzına geçildi. Bunu Saddam yapabilir miydi? 

Kaddafi gitti ne oldu? Mübarek gitti ne değişti? Söyleyeyim, bu ülkelerde de tam bir Siyonist hakimiyet oldu. Petrolleri, madenleri kapış kapış Siyonist, Avrupalı, ABD'li firmalara gitti... Asıl şimdi sömürülüyorlar...

Başımızdaki hükümet samimi olsaydı, Irak tezkeresi için ABD ile 24 milyar dolara anlaşma yapacağına,"Komşuda yangın varken şahsi kanaatim yangına müdahale etmekten yanadır." diye diplomatik dille müdahale kararı çıkartmaya çalışacağına, tezkere geçirmeye çalışacağına, Libya, BM-NATO kılığındaki Haçlı Seferi ile vurulurken İzmir'i merkez üs yapacağına, İsrail'in güvenliği ve Büyük İsrail in kurulması için çıkarılacaküçüncü dünya savaşında kullanılmak ve Rusya'yı vurmak-Rusya'nın ve İran'ın müdahale gücüne karşı, füze kalkanını Malatya'ya koyacağına, Limanları tezkere ile veremeyince, gayri resmi yollarla ABD'nin kullanımına açacağına, ABD askerlerine "kahraman" diyeceğine, gerekirse hükümetten çekilirlerdi, gerekirse can verirlerdi de bunlara mani olurlardı. Devrilmesi gereken ilk kişi Tayyip Erdoğan'dır. Hükümet meşruiyetini yitirmiştir ve meşru yöntemlerle halk tarafından getirildiği gibi götürülmelidir. Yüce divan'a sevk edilmelidir. 

Bu yapılıdıktan sonra, devlet gücümüz ile, o da belki, bu Siyonist fitneleri ve Büyük İsrail'i önleyebiliriz. Bu şartlarda Müslüman Suriyelilerin, arkalarına ABD ve Siyonizmi alıp, onların silahlarını alıp, İncirlik üssünde eğitim görüp, yayladağı kampında İsrail'lilerden ve İngiliz SAT komandolarından eğitim alıp Esad'a karşı savaşmaları akıl alır şey değildir. Bu hareket tarzı özgürlük mücadelesi değil vatanları Suriye'ye ihanettir. İslami bir hareket değildir. Doğru bir tercih değildir.. Bunu yapanları Esad değil, yerinde kim olsa katl eder... Her devlet kendi siyasi otoritesine baş kaldıranlara idam cezası uygular. Harp eder temizler. Biz PKK'ya karşı neden güç kullanıyoruz?

| İsmini vermek istemeyen bir izleyici - mfs

Başbakan Erdoğan eşbaşkan değil, bir taşerondur. İşi bitince çöplüğe atılır

Başbakan Erdoğan eşbaşkan değil, bir taşerondur. İşi bitince çöplüğe atılır
Başbakan Erdoğan eşbaşkan değil, bir taşerondur. İşi bitince çöplüğe atılır
ESKİ YOL ARKADAŞINDAN İLGİNÇ SÖZLER...

Gazete A24’e yaptığı açıklamada “Erdoğan ‘eş başkan’ değil, taşerondur. İşi bitince çöpe atılır!” diyen Abdüllatif Şener’den çok konuşulacak bir iddia daha. Şener’e göre basın, korktuğu için Başbakan Erdoğan’ın İsviçre hesaplarının üzerine gidemedi!

Abdüllatif Şener’le söyleşimizin üçüncü ve son bölümünde Büyük Ortadoğu Projesi’nden Arap Baharı’na, Türkiye-Suriye ilişkilerinden füze kalkanına, anayasa çalışmalarından PKK konusuna, Dersim konusundan başkanlık sistemine değin pek çok konuda merak edilenleri Gazete A24 okurları için konuştuk.

“Başbakan, Büyük Ortadoğu Projesi’nin taşeronudur” diyen Şener, AKP’nin Türkiye’deki İslami duyarlılığı yok ettiğini de söylüyor. Başbakan Erdoğan’ın, Türkiye’de demokrasinin standardını aşağı çektiğini ifade eden Şener’e göre, basın Erdoğan’dan korktuğu için, Erdoğan’ın WikiLeaks belgelerinde yer alan İsviçre’deki hesaplarının üzerine gitmedi… İşte röportajımızın son bölümü…

Türkiye’nin dış politikası ile devam edelim isterseniz…

Türkiye’de küresel güçler tarafından en önemli karşı çıkışlar, Erbakan hareketi ile ortaya çıkmıştır. O hareket tümüyle tasviye olmuş, bugün mutlak anlamda küresel güçlerin, arzularına, isteklerine göre, hem ülkeyi yöneten hem de çevre ülkelerdeki dönüşümün taşeronluğunu üstlenen bir siyasi iktidar yapısı ortaya çıkmıştır.

Türkiye’nin, Suriye ile karşı karşıya gelmesi gibi…

Evet.

Ve şimdi füze kalkanı gibi bir bela var. Doğru mudur?

Evet. Türkiye’de bir siyasi iktidar var. Bu siyasi iktidar nasıl geldi, düşünebiliyor musun?

“ERDOĞAN NE SÖYLÜYORSA, TERSİNİ YAPIYORDUR”

Nasıl?

2002 öncesi partilerin, küresel güçlerle uyum tutmadığı ihtimali zaten görülmüştü. Çok da kötü bir konjonktüre geldiler tabii… 2001 krizi, 1999 depremi… Kamuoyunda da itibarları tasviyeye uğradı ve meclis dışı kaldılar. Onun yerine AKP geldi. Arkasından Irak işgali yaşandı. Şimdi ise, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da birtakım hadiseler meydana geliyor. Ve Başbakan 30’dan fazla farklı yerde “Ben Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım” demiştir. Kendi ağzından… Hatta bir ara internet sitelerine düştü.

Konuşmalarında var. İki, üç sene önce bilhassa çok kullanıyordu. Sonra bıraktı bu cümleyi söylemeyi. “Bu ne demek acaba? Bu, Büyük Ortadoğu Projesi ne olacak?” diye hepimiz merak ediyorduk. Şimdi öğreniyoruz… Baktık ki, Kuzey Afrika’dan uzanıp giden bir değişim rüzgarı… Nasıl bir değişim bu biliyor musun?Başbakan arada bir İsrail ile ağız kavgası yapıyor ya… Ama yaptığı her iş de İsrail’in işine yarıyor. Ağzı ile kavga ediyor ama icraatlar hep İsrail’in menfaatine… Onun için, Başbakan’ın laflarına değil, icraatlarına bakmamız lazım…

“One minute” halk tarafından alkışlanıyor ama?

O ağızdan çıkan kavga kelimelerin amacı, halkın görmesini, anlamasını zorlaştırmak… Başbakan, ne söylüyorsa, yaptıklarının tersini söylüyor. Böyle bileceksiniz Başbakan’ı…

“DERSİM DE ÖZÜR VARSA, TAZMİNAT DA VAR”

Dersim Özrü…

Bir başbakanın özrü “Dersim’den özür diliyorum” diye olmaz. O zaman orada mağdurlar var. Tazminatlar ödenecekse ödeyeceksin, yükümlülüklerin varsa yerine getireceksin. Devlet adına ne kadar sorumluluğun varsa, hepsini gidereceksin. Bunu ortaya atarak, ortalığı karıştırmanın anlamı yok. Ortalığı dağıtmak için kullanılmaz bunlar…

Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olarak, Erdoğan’ın niyeti bölgede tek adam olmak mı?

Hayır. Görevini yapıyor. Ne tek adam olacakmış… Oradan bir kahraman çıkmaz. Görev bittiği zaman atarlar insanı çöpe… Kahraman olamayacağı bir yerde, taşeronluk üstleniyor. Onun ‘eş başkanlık’ dediğine ben‘taşeronluk’ diyorum. Nedir bu değişim rüzgârları? Küresel güçlerin çıkarları ile özellikle de İsrail ile uyumlu politika, uygulamayan ülkelerin yönetimleri tasviye oluyor.

Birincisi bu. Libya… Suriye… Ve İran’a sıçramayı düşünüyorlar. İkincisi, küresel güçlerin politikalarına ve özellikle de İsrail’in politikalarına uyumlu politika uygulayan yönetimler de, halka yabancılaşmış olmaları, diktatörvari yönetimleri nedeniyle, önümüzdeki yeni süreçleri yönetebilecek yetenekleri, ve güçleri olmadığından, değiştiriliyor.

Yani, uyum sağlamayanlar ve uyum sağladığı halde yeni süreçleri kaldıramayacak olanlar değiştiriliyor. Mısır, bunun en tipik örneğidir. Eskiden, küresel güçler laik liderler arardı, işbirliği için… Şimdi bundan vazgeçti. Kullanabileceği, kendi çıkarlarını sürdürebileceği, dindar görünümlüler daha makbul hale geldi. Bu da, bölgemizde olup biten olayları yorumlamak açısından önemlidir. Ana çizgi değişimidir. Bunun altını çizmeniz gerekir.

Eskiden ‘eş başkanlar’ laik olanlar mıydı, bunu mu anlayalım?

2012-06-07

MOSSAD öldürüyor, intihar denilip üzeri örtülüyor. Hayati Kamhi'yi MOSSAD öldürdü

MOSSAD öldürüyor, intihar denilip üzeri örtülüyor. Hayati Kamhi'yi  MOSSAD öldürdü
MOSSAD öldürüyor, intihar denilip üzeri örtülüyor. Hayati Kamhi'yi  MOSSAD öldürdü
Yahudilerin iç hesaplaşması dünya çapında hız kesmeden devam ediyor. Türkiye'nin baronu ve en büyük iş adamı olan Üzeyir Garih de iç hesaplaşma sebebi ile öldürülmüş ve güpegündüz, Müslüman mezarlığında, tek bir koruması olmadan dolaşan Garih masonik işaretler taşıyan bir cinayete kurban gitmişti. iş önce bir ayakkabı boyacısı çocuğun, sonra iki genç kızın, o da tutmayınca Yener Yermez adında firari er bir eroinmanın üzerine ihale edilmişti. Ne tuhaftır ki firari er Yener Yermez bütün Türkiye kendisini ararken memleketine gittiği otobüste yakalanmıştı.


Yahudi ve 33. dereceden Mason olan Üzeyir Garih'in öldürülmesinin sebebi ise daha sonra meydana çıkmıştı. Garih, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)'un gerçekleşmesi ve 1 Mart tezkeresinin geçmesi için üzerine düşenleri yapmamış, bunu sağlamak için uğraşan Yahudive Mason kardeşlerini çok müşkil durumlarda bırakmıştı. Üstelik İsrail'e düzenli olarak ödediği vergiyi de kesmişti... Bu cinayet aslında dünyanın dört bir tarafına yayılmış Yahudilerin ve Kripto (Türk gözüken/şifreli)  Yahudilerin İsrail'in denetiminde olduğunu, onları gerektiğinde koruyan, destekleyen, güçlendiren ve vergi alan İsrail'in gerektiğinde de MOSSAD'ı kullanarak en ağır şekilde cezalandırdığı gerçeğini gözler önüne sermişti.

Aslında işin daha derinine bakıldığında ise, on seneden fazla bir zamandan beri Yahudilerin şahin ve güvercin diye adlandırılan iki gruba ayrıldıkları ve birbirlerine karşı düşmanca bir mücadele içinde oldukları da bilinmekte. Dünya üzerinde el değiştiren sermayenin, holdinglerin, Türkiye'de batık banka patronları hadisesinin, patlayan sinagogların, HSBC'nin, Şaron'un dünya üzerindeki bütün Yahudilerin İsrail'e gelmesi yönündeki sert çıkış ve tehditlerinin, ardından ağır hasta olup meydandan silinmesinin, Sinagog patlamaları ile Türkiye'deki Yahudilerin huzurlarını bozmak, korku vermek ve böylece Şaron'a itaat edip İsrail'e gitmelerini sağlamak amacıyla güdülen siyasete Tayyip Erdoğan'ın çok sert tepki vermesinin, bunun ardından o gurup Yahudier tarafından "Üstün cesaret ödülü" ile ödüllendirilmesinin, aynı gün diğer Yahudi gurubunun da Mehmet Emin Karamehmet'e "Üstün idarecilik ödülü" vermesinin, yine kripto Yahudilerden olan Uzanların elenmesinin, bir anda bölgedeki bir çok ülkenin liderlerinin sahneden silinmesinin (Esad, Arafat, Şaron, Demirel v.d.) ve daha saymakla bitmeyecek bir çok önemli hadisenin arka planında iki Yahudi gurubunun birbirleri ile gayet sert ve kuralsız mücadelesi var. CNN Yahudi sahibinin "İsrail bir terör devletidir." açıklamasını yapmasına da sebep olacak kadar şiddetli olan bu mücadele önümüzdeki günlerde de yaşanacak bir çok önemli hadisenin gerçek sebebi olacak gibi...

Son zamanlar da da Türkiye'de arka planı derin ve karanlık olan ilginç hadiseler oldu. Bakın taşıdığı Ergün Diler ismi, buram buram Sabetayist kriptoloji kokan yazarımız, neler neler yazdı ve Hayati Kamhi cinayetini nerelere bağladı;

****
Ünlü işadamı Jak Kamhi’nin 62 yaşındaki oğlu Hayati Kamhi önceki gün Kandilli’deki villasında ölü bulundu! Hemen hemen her YAHUDİ vatandaşımızın ölümünden sonra ortaya atılan ŞABLON yine piyasaya sürüldü:
BORÇ YÜZÜNDEN İNTİHAR ETTİ!

Belki PARA yüzünden intihar etmişti ama ya bu birine olan BORÇ yüzünden değilse! Bilmiyoruz. Ama kısa yoldan kesip atmayı seviyoruz.
Geriye baktığımızda ne faili meçhuller bırakmışız arkamızda. “Bu da ne ki” diyebiliriz…
Ama gelin biz zor olanı seçip işin arka planına seyahat etmeye devam edelim.
Çünkü seyahat etmek için o kadar çok sebep var ki… Öncelikle resmi makamların sıcağı sıcağına “ihtihar” demesi, Adli Tıp Kurumu’nun “acil” bir sonuca ulaşması bende şüphe uyandırdı. Normalde bu kadar HIZLI olmayan KURUMLARIN bu ve benzeri YAHUDİ ölümlerindeIŞIK HIZIYLA hareket etmesi beni hep kuşkulandırdı.

Hayati Kamhi’ye gelmeden önce gelin Moşe Kohen cinayetine gidelim…

2012-04-12

ABD, Türkiye ve Suriye’yi karşı karşıya getiriyor. Suriye'de muhalifleri dış güçler destekliyor

ABD, Türkiye ve Suriye’yi karşı karşıya getiriyor. Suriye'de muhalifleri dış güçler destekliyor
ABD, Türkiye ve Suriye’yi karşı karşıya getiriyor. Suriye'de muhalifleri dış güçler destekliyor
İran’ın resmi devlet televizyonu Press TV, ABD’li yazar ve tarihçi Griffin Tarpley’in Suriye’de yaşananlar ve Türkiye’nin bölgedeki rolüne ilişkin bugün bir röportajını yayınladı. Türkiye medyası röportajın zamanlamasında kasıt ararken, açıklamaların içeriğini gözardı etti. 

ABD’li yazar ve tarihçi Griffin Tarpley, İran devlet kanalı Press TV ile bir röportaj gerçekleştirdi. Tarpley, röportajında Suriye’deki gelişmeler ve Türkiye’nin bölgedeki rolüne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. 

İran'ın resmi kanalı Press Tv'nin Tarpley ile yapılan röportajını Erdoğan'ın İran ziyareti ile aynı güne denk getirmesi, Tarpley'in açıklamalarının içeriği sebebiyle Türkiye'de ana akım medya tarafından "İran'ın provokasyonu" olarak haberleştirildi. Oysa ABD'li tarihçinin söyledikleri büyük ölçüde doğruluk payı barındırıyor. 

“Abd, Türkiye ve Suriye’yi karşı karşıya getiriyor” 

Tarpley röportajında, Suriye yönetiminin ayaklanmayı temelde bastırdığını ve bunun ABD için yenilgi anlamına geldiğini belirterek, Obama yönetiminin bu yenilgiyi gidermek için Türkiye ve Suriye’yi karşı karşıya getirdiğini söyledi. 

“Sayıları şişirip Türkiye’yi gaza getirecekler” 

Tarpley ayrıca, Suriye Ulusal Konseyi güçleri, gözlemciler ve Özgür Suriye Ordusu’nun dünyada bir histeri yaratmaya çalışmak için, öldürülen kişi sayısını şişirecekleri ve bunun Türkiye'yi harekete geçireceği yorumunu yaptı. 

“Muhalifler dış güçlerce destekleniyor” 

ABD'li tarihçi, Suriye’de gerçek bir halk hareketi veya kalkışma yaşanmadığını, yaşananların yüzde 90’ının dış müdahaleler sonucu gerçekleştiğini vurguladı. 

Suriyeli muhaliflerin NATO tarafından silahlandırıldığına dikkat çeken Tarpley, Özgür Suriye Ordusu’nda Libya’daki muhaliflerin komutanı Belhac’ın da yer aldığını hatırlattı. Muhaliflere İngiltere, Fransa ve İsrail tarafından destek sağlandığına dair raporların varlığından söz etti. 

Suriye’ye karşı emperyalist bir operasyon yürütüldüğünü söyleyen Tarpley, “eğer NATO ve Birleşmiş Milletler bize yardım etmezse” diyen muhaliflerin aslında İsrail’i ülkeye müdahale etmeye çağırdıklarını söyledi. 

“Suriye’nin sözde dostları” 

Tarpley, Suriyeli muhalifleri içinde barındıran ve 1 Nisan’da İstanbul’da geniş katılımlı bir toplantı yapacak olan “Suriye’nin Dostları” oluşumunu da “sözde dostlar” olarak değerlendirdi. 

Tarpley, Rusya Dışişleri Bakanı’nın “bu kişileri Suriye’nin düşmanları olarak diye adlandırmak daha uygun olur” şeklindeki sözlerine katıldığını dile getirerek, “çünkü bu grupların ülkeye getirecekleri bombalamalar, iç savaş ve arkasından çökmüş bir devlet olacaktır” dedi. 

“Konferans bir fiyasko olacak” 

1 Nisan’da İstanbul’da düzenlenecek Suriye’nin Dostları konferansında bir çeşit koalisyon kurulması için girişimde bulunulacağını söyleyen Tarpley, bunun Irak’ta kurulandan farklı olmayacağını, ardında Irak’takine benzer bir tablo bırakacağını dile getirdi. 

70 ülkenin davet edildiği bu konferansa Suriye devleti adına bir katılımcının çağırılmamasının anlamsızlığına işaret eden Tarpley, Çin, Rusya ve Lübnan’ın katılmayı reddettiği toplantının büyük bir fiyasko olacağı yönündeki öngörüsünü dile getirdi. 

Durdurun şu samimiyetsiz tiyatroyu artık! Recep Tayyip Erdoğan ve AK parti, ABD ve İsrail menfaatlerine mi hizmet ediyor yoksa memleketine mi? (video)

Durdurun şu samimiyetsiz tiyatroyu artık!
Recep Tayyip Erdoğan ve AK parti, ABD ve İsrail menfaatlerine mi hizmet ediyor yoksa memleketine mi?

Dünyanın en büyük terörist devletleri olan ABD ve İsrail, ortadoğudaki mazlum Müslüman milletlerin huzur ve refahını düşünüp bunun için gerekirse bir çok ülke ile savaşa girebilir mi? Azıcık tarih ve ilim bilen biri bu saçmalığa inanabilir mi? NATO'nun bir Hıristiyan klübü olduğu ve daha derinde dünya Yahudiliğinin kontrolünde olduğu gerçeği biliniyorken, bunların ortadoğu'da müslüman milletleri diktatörlerin elinden kurtarmak(!) iddiları samimi bulunabilir mi?

Peki, Gerçek amaçlarını onlar gizliyorlar da bizim başımızdaki sözde İslami iktidar neden gizliyor? Ve, neden onlarla bu derecede yakınlar ve her konuda kayıtsız - şartsız bir itaat ile ortak mesai harcıyorlar?
ABD'nin en büyük gazetelerinin bile "Türkiye hükümeti, değerlerine ve vatandaşına ihanet ediyor." başlıkları attığı bir dönemde, Yahudilerin ve Sabetaycıların kontrolündeki Türk(!) basını gerçekleri gizliyor mu?

Durdurun şu samimiyetsiz tiyatroyu artık! Recep Tayyip Erdoğan ve AK parti, ABD ve İsrail menfaatlerine mi hizmet ediyor yoksa memleketine mi?

Tayyip Erdoğan ve AKP'si samimi iseler, ABD ve İsrail menfaatine çalışmıyorlarsa, samimiyetlerini ispat etsinler;

- Önce Genel Kurmay Başkanlığı'mızdaki İsrail Odasını kapatsınlar..
- Suriye'deki zulme gösterdikleri tepkide samimi iseler, derhal Suriye halkının dostları toplantısı yaptıkları gibi, Filistin Halkının ve Irak halkının dostları toplantısı da yapsınlar. Suriye'de mi daha çok kadın, çocuk, sivil katl edildi; yoksa Irak'ta mı? Yada Filistin'de mi?

Irak'ta bir buçuk milyon sivil acımasızca katl edilirken "Komşuda yangın varken, bu yangına kayıtsız kalamayız. Şahsi kanaatim bu yangına müdahale etmekten yanadır." diye tekrar tekrar demeç vererek, tezkere çıkartmaya çalışan, ABD ve zalim müttefiklerinin yanında yer alarak bu vebale ortak olmak isteyen bir Tayyip Erdoğan'ın samimiyetine nasıl inanabiliriz?



- TSK'nın içindeki değişimleri ABD'nin yaptığına dair iddiaların(ki çok ciddi kaynaklarla ispat edilmiş) gerçek olmadıklarını ispat etsinler.

- Ordumuzun toplam gücünün yarısından fazlasının yaklaşık iki senedir Güney Doğu ve Doğu bölgemizde her an gerçekleşecek Türkiye ile İran ve Suriye savaşı için hazır bulunduruldukları gerçeğini izah etsinler. TSK'ya yaklaşık beş ay önce "Savaşa hazır ol!" emri verildiğine dair basına sızan haberlerin doğru olmadığını ispat etsinler.

- İsrail ile yaşanan gerginliklerin tüm bu gerçekleri gizlemeye dair danışıklı dövüş ve tiyatro olduğunun meydana çıkmış olmasını izah etsinler? Füze kalkanı projesinin İsrail'in güvenliği için olduğunu ve Türk halkının, basın desteği ile de aldatıldığı, yaşanan her şeyin ABD ve İsrail menfaatine olduğu gerçeğini izah etsinler?

- Hepsinden önemlisi de, kaç sene oldu, artık Amerikan askerlerine kahraman deyip demediklerini, onlara hayır dua edip etmediklerini izah etsinler?

Bakınız; dünyanın en büyük terörist ülkesi ABD'nin yaptığı dünyanın en büyük terörist eylemini izleyelim; (sonra bunu yapan bir anlayışın nasıl olup da Suriye halkının menfaatini isteyebileceğini sorgulayalım.)




Dünya tarihinin bilinen en büyük terör eylemi ABD tarafından gerçekleştirilmiştir. Hıristiyani terör anlayışı, atom bombasına "Little Boy" (Küçük Oğlan) adını verip Hiroşima'ya atmış, bir kaç dakika içinde 140 bin kadın, erkek, yaşlı, çocuk, bebek, hasta ve sivillerin topyekün ve akıl almaz feci bir surette can vermelerine sebep olmuştur. Sonra, bir de sıkılmadan "İslami terör" diye bir kavramı üretmişlerdir.

Savaşı hukukundan çıkartıp akıl almaz bir terör hareketine dönüştüren "Hıristiyani terör" anlayışı bununla da yetinmeyip Hiroşima'daki saldırısından sadece 3 gün sonra 9 Ağustos 1945 saat 11:02'de Nagasaki'de Plütonyum-239 tipi atom bombası "Fat Man" (Şişko Adam) ile ikinci terörsit eylemini geçekleştirmiştir.

Aynı şekilde sivilleri, kadınları, çocuk ve bebekleri, ihtiyarları, harbe katılmamış tarafsızları, hastaları, din adamlarını ayırmamış, kelimenin tam anlamı ile terör estirmiştir...

Şimdi aynı ABD'nin ve aynı Hıristiyani terör guruplarının çıkıp dünyaya adalet öğretmeye kalkmaları ne kadar inandırıcı kabul edilebilir?

BÖYLE BİR DEVLETİN HALKLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE VERDİĞİNİ İDDİA ETMESİ GÜLÜNÇTÜR. İNANAN/DESTEK OLAN AHMAKTIR. HATTA APTALDIR. TÜRKİYE NATO'DAN DERHAL ÇIKMALIDIR. BOP VE BENZERİ PROJELER GERÇEK ANLAMDA UZAK DURDUĞUMUZ HATTA KARŞI OLDUĞUMUZ PROJELER OLMALIDIR.



Bu ay öne çıkanlar