Suriye, muhalif teröristleri kıstırmış ve ciddi sayıda ölü ve yaralı kayıp veren çakma mücahitler her zaman olduğu gibi CIA'nın kendilerine üs haline getirdiği ülkemize kaçmışlar.
Hatlar bu arada karışmış. Suriye sonuna kadar takibe ve imhaya devam etmiş. Hatta sınırı geçen muhalifleri bile imha etmeye devam etmiş. Bu arada TSK ise muhalifleri korumak için tank desteği bile vermiş ve bir Suriye uçağını da vurmuş.
Kendi milleti sokaklarda aç ve bî-ilaç iken sıkıntı etmeyen Akp hükümeti de bu beslediği teröristlerin yaralılarını yine ülkemizdeki hastanelere getirip bedava tedavi ve ameliyata almış. Aklıma tedavisi için bakandan yardım isteyen kızcağızın cebine kameralar önünde sıkıştırılan üçbeş kuruş geldi. (mfs)
özgür suriye ordusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgür suriye ordusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2014-03-23
TSK Suriye uçağını neden düşürdü?
Etiketler:
beşşar esad
,
bop
,
ek kaide
,
el nusra
,
muhalifler
,
özgür suriye ordusu
,
Suriye
,
suriye sorunu
,
tsk
,
türkiye
,
uçak
Erdoğan Avrupa’da Savaş Suçlusu Olarak Yargılanacak
![]() |
| Erdoğan Avrupa’da Savaş Suçlusu Olarak Yargılanacak |
Strasburg'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uluslar arası Cezadan Kaçmakla Mücadele Örgütü Başkanı Lübnanlı Avukat Mey Hansa’nın Suriye'de savaş suçları ve insanlığa karşı cinayetler işlemeleri nedeniyle Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve daha başka şahsiyetlere karşı açtığı mahkeme davasını kabul etti.
Hansa bugün Beyrut’ta SANA muhabirine yaptığı açıklamada; Suriye'de fabrikaların yağmalanıp çalınması, Lübnanlı rehinelerin kaçırılması, Malula rahibelerinin kaçırılması, Halep kırsalında iki metropolitin kaçırılması ve terör gruplarına daimi muhtelif tür desteğinden dolayı Erdoğan’a karşı açtığı mahkeme davasının kabul edildiğine dair Strasburg'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Barselona’daki merkezinden resmi belge aldığını açıkladı.
Davanın ön kayıtlara alındığına işaret eden Hansa davada aktif bir şekilde çalışmakla birlikte öne sürülen suç ve suçlulara ilişkin belgelerin takdim edilmesi talebinin kendisine bildirildiğini söyledi
Etiketler:
bop
,
bop eşbaşkanı
,
özgür suriye ordusu
,
Recep Tayyip Erdoğan
,
savaş suçluları
,
Suriye
,
suriye sorunu
2013-08-30
ABD'nin dış siyaseti tamamen Yahudi Lobisinin elindedir. Hedefleri Büyük İsrail Devleti'dir.
"Mısır Irmağından büyük ırmağa, Fırat nehrine kadar bu diyarı senin zürriyetine verdim."
Tekvin, 15/18
ASLINA BAKILIRSA, bölgedeki ABD'nin çıkarları İsrail'in çıkarlarıyla örtüşüyordu. Kaçınılmaz bir zorunluluktu bu. işte bu örtüşen çıkarlar da kaçınılmaz bir şekilde Türkiye'ye İsrail'i dayatıyordu. ABD başkanlarından Carter'ın "İsrail'in başarısı politik bir mesele değildir. Olması şart olan bir inançtır" sözü ABD'nin İsrail'le olan ilişkisini gözler önüne seriyordu. Şöyle diyordu Carter: "İsrail'i üzeceğime politik hayatıma son vermeyi tercih ederim." (Middle East Contemporary Survey, Colin Legum, sh. 30)
ABD Parlamentosu'nda yaklaşık 20 yıl senatörlük yapan Paul Findley, ABD dış politikasının belirlenmesinde Yahudiler'in ne denli belirleyici olduğunu anlatan ABD'de İsrail Lobisi adlı kitabında son derece çarpıcı bazı gerçeklerin altını çiziyordu. Arap-İsrail anlaşmazlığının çözümü için özel bir çaba sarfeden ve bu amaçla İsrail işgali altındaki Lübnan'da bulunan Sabra, Şatilla, ve Tel-Zaatar kamplarını yakından inceleme gereği duyan Findley, Yahudi lobisinin yoğun ve ısrarlı kampanyası dolayısıyla sonunda seçimleri kaybetmişti. Nitekim İsrail lobisinden bir yetkili bu olayı şöyle değerlendiriyordu:
"Sonunda Findley'i defettik. Rakibi Durbin'in harcadığı 750 bin doların 685 binini biz Yahudiler'den topladık ve onu defettik."
İsrail Lobisi ile kararlı bir mücadeleye girmekte gecikmeyen, Findley, Lobi ile ilgili bütün kuruluşların faaliyetlerini tüm imkanlarını kullanarak araştıracaktı. Yaklaşık iki yıl süren araştırmasında Findley, ABD dış politikasının neredeyse Yahudi lobisi tarafından yönlendirildiğini iddia ediyordu. Kitabı tamamen bunların kanıtlarıyla dolu olan Findley, Demokratların İllionis vali adayı Adlai E. Stevenson'un başına gelenleri şöyle yazıyordu:
"Stevenson, İsrail'in işgal ettiği topraklarda yerleşim bölgeleri oluşturmasını engellemeye çalışan bir de tasarı hazırlamıştı. Bu olay hem Carter hem de Reagan yönetimlerince yasadışı ve barışın önündeki en önemli engellerden biri olarak gösterilmişse de, yönetimler kınama mesajları yayınlamaktan başka hiçbir şey yapmamışlardı. Stevenson hazırladığı tasarı ile, İsrail yeni yerleşim bölgeleri kurmaktan vazgeçinceye kadar, yapılması düşünülen 150 milyon dolarlık yardımın dondurulmasını öneriyordu. Yardım tamamen dursun demiyor, sadece o yıl yapılması kesinleşen 2.18 milyon dolarlık yardımın bir kısmı dondurulsun diyordu. Tasarı hakkında konuşurken, Stevenson, İsrail'in aldığı Amerikan yardımının Amerika'nın tüm ülkeler için ayırdığı yardım bütçesinin yüzde 43'ünü oluşturduğunu özellikle vurgulamıştı:
"İsrail'e gösterdiğimiz bu cömertlik ve önceliğin faturasını kendi insanlarımızın ekmeğinden keserek ve Amerika'nın özgür dünyadaki veya gelişmekte olan ülkelerdeki yaşamsal çıkarlarını tehlikeye atarak ödüyoruz. Eğer verdiğimiz para ve destek Ortadoğu'da istikrar sağlayacak ve İsrail'in güvenliğini garanti altına alacaksa bir işe yarar. Ama görünen o ki, verilen yardım ABD'nin İsrail'in güdümüne daha fazla girmesine, Ortadoğu'nun daha çok karışmasına, İsrail'in daha fazla tehlikeye düşmesine ve ABD'nin dünyadaki otoritesinin durmadan daha fazla kaybolmasına neden oluyor. Burada sorun İsrail'e yaptığımız yardım değildir. Sorun, İsrail'in barış çabalarına ve adaletin yerine getirilmesine ne kadar yardımcı olduğudur. Önerdiğim şey, İsrail hükümetinin, İsrail'in çıkarlarının bizimkilerle uyum içinde olması gerektiğini anlamaya çalışmasıdır."
Tasarı, tıpkı Hatfield'inki gibi büyük çoğunlukla reddedildi. Oylamadan sonra birkaç senatör, Stevenson'ın yanına gelerek, "Adlai, çok haklısın ama neden sana karşı oy kullandığımızı anlarsın. Belki gelecek sefere" dediler. Hayır, Stevenson anlamamıştı. Stevenson Lobi'yi yeterince tanımıyordu daha. Lobi'nin başka bir "cephe"de işe koyulduğunu sonradan anlayacaktı. Bu cephe, Yahudi Lobisi'nin en güçlü olduğu cephelerden biridir, yani medya cephesi. Tasarıyı hazırlamasının nedenlerinden biri olarak da medyayı göstermişti. Çünkü halkın böylesine önemli bir konudan haberdar olmak isteyeceğini düşünmüştü. Ancak haber servisleri bu olayla hiç ilgilenmediler. Problemin önemli boyutlarından biri de budur. Sadece Amerikan politikacıları sindirilmemiş, Amerikan gazetecileri de sindirilmişlerdir.
Anti-Stevenson kampanyasını yürütenler onu Araplar'ın yürüttüğü ekonomik şantajın destekleyicisi olarak da göstermeyi uygun buldular. Bu öylesine uydurma bir hikayeydi ki, anlamak için Stevenson'ın Senato'da görev yaptığı süredeki siciline bakmak yeterdi. 1977'de yürürlüğe giren ve Amerikan şirketlerinin Araplar'ın İsrail'e uyguladıkları ekonomik boykota katılmalarını yasaklayan yasayı hazırlayan kişiydi. Ama anti-kampanya yürütenler oturup Stevenson'ın hayatım yeniden yazdılar. Stevenson boykotu kaldırmaya çalışanları engellemekle suçlanıyordu.
Aslında tasarının sağ salim yasallaşmasını sağlayan da oydu. Bu başarısından dolayı, Amerikan Yahudileri Konseyi'nden bir başarı plaketi ve bol bol övgü almıştı. Ulusal Yahudi Kuruluşları Konseyi'nin Başkanı Thedore R. Mann, Stevenson'a yazdığı bir teşekkür mektubunda, "örgütünün kendisine duyduğu minnettarlığı" aktarıyordu. Mann mektubunda, "Hazırladığınız tasarının yasallaşması, sadece Amerika'nın adalet için gösterdiği çabaların Amerikan Yahudileri tarafından bir kez daha anlaşılması için bir vesile olmamış, daha da önemlisi, ulusumuzun ilkelere ve ahlaka olan duyarlılığının da bir kez daha kanıtlanmasını sağlamıştır" diyordu.
(...) Stevenson valilik seçimlerini eyalet tarihine geçen en az oy farkıyla kaybetti. Aradaki fark sadece 5.074'tü. Bu rakam 3.5 milyon olan toplam oy oranının yüzde onunun yedide birine eşitti.
Time dergisinin yazdığı gibi, seçim günü öyle düzensizlikler ve karışıklıklar olmuştu ki, böyle şeyler yalnızca güldürü filmlerinde olabilirdi. Seçim öncesi Chicago'nun çeşitli bölgelerinde onbeş seçim sandığı anlaşılmaz bir şekilde ortadan yok oldu. Başka bazı sandıklar da sandık görevlilerinin arabalarında ya da evlerinde "unutulmuştu." Stevenson sandıkların yeniden sayılmasını istedi ama.İllionis Yüksek Mahkemesi 4'e karşı 3 oyla reddetti. Sandıklar gayri resmi olarak tekrar sayıldığında ise, aradaki farkın 5000'den 7000'e fırladığı görülmüştü.
Seçim sonrasında, tarafsız bir Chicago gazetesinde yayınlanan başyazı, karalama kampanyasının seçimler üzerinde ne denli etkili olduğundan söz ediyordu:
"Chicago bölgesi Yahudiler'inin son anda giriştikleri yoğun çaba, eski vali Thampson'ın koltuğuna göz dikmiş olan Adlai Stevenson'ın hevesini kursağında bıraktı. Seçimlere bir hafta kala, pek çok Chicagolu ve taşralı haham Stevenson'ın aleyhinde vaazlar verdiler. Yahudi yerleşim bölgelerinde binlerce el ilanı dağıtıldı. Herkes eski senatöre cephe almıştı."
Yapılan saldırıları ayrıntıları ile anlatan yazı şöyle sona eriyordu:
"Büyük bir kararlılıkla yürütülen anti-Stevenson kampanyası, Stevenson çoğu kez suçlamalara cevap vermediği için olsa gerek, başarıya ulaştı ve daha önceki Senato seçimlerinde ona ve politikalarına güvenen 248.000 seçmenin oylarını Thompson'a vermelerine neden oldu."
Kampanya yöneticisi Joseph Novak, "Eğer o karalama kampanyası olmasaydı, Stevenson bugün koltuğunda oturuyor olurdu" diyor. Chicago'nun uzak yörelerinde, seçimi alacaklarından emin oldukları Highland Park ve Lake Count gibi yerlerde bile yenilmişlerdi. Halkla İlişkiler sorumlusu Rick Jasculca, "Kesinlikle arkadan vurulduk, kesinlikle" diyor ve "Beni rahatsız eden asıl şey, Philip Klutznick'in dışında hiçbir Yahudi liderin veya hahamın, Stevenson'ın İsrail düşmanı olduğu saçmalığını yalanlamaması" diye ekliyordu.
Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi(AlPAC)'ın başkanı Thomas A. Dine, gözleri pırıl pırıl, zaferin tadını çıkararak konuşuyordu:
"İsrail'e yönelik düşmanca tutumu ona seçimi kaybettirmiştir. İllionisli Yahudi yurttaşların oyları onu defetmeye yetti."
Tıpkı Dine gibi, Stevenson da Yahudiler'in seçimi kazanamamasında önemli rol oynadıklarını düşünüyordu:
Stevenson'ın İsrail Lobisi'nin ABD politik hayatını nasıl etkilediği üzerine yaptığı yorum ise şöyle:
"Korkunç bir sindirme harekatı var ve Amerika'daki pek çok azınlıktan biri olan Yahudi azınlığın eylemcileri ve lobicileri, İsrail hükümetinin aldığı her kararı, yanlış ya da doğru, destekliyorlar. Bu işi yaparken öylesine hırçın ve kararlı yapıyorlar ki, hem insanları sindiriyorlar hem de azınlık olmalarına karşın tüm Amerikan politik hayatını etkiliyorlar. Başka bir deyişle, ABD'deki Yahudi cemaati İsrail'dekinden çok daha güçlü ve tek merkezli. İsrail Başbakanı'nın, Ortadoğu sorunları konusunda Amerikan dış politikası üzerindeki etkisi, kendi hükümetinin üzerindeki etkisinden genelde çok daha fazla." (ABD'de İsrail Lobisi, Pınar Yayınlan, sh. 158-160)
Tıpkı Dine gibi, Stevenson da Yahudiler'in seçimi kazanamamasında önemli rol oynadıklarını düşünüyordu:
Stevenson'ın İsrail Lobisi'nin ABD politik hayatını nasıl etkilediği üzerine yaptığı yorum ise şöyle:
"Korkunç bir sindirme harekatı var ve Amerika'daki pek çok azınlıktan biri olan Yahudi azınlığın eylemcileri ve lobicileri, İsrail hükümetinin aldığı her kararı, yanlış ya da doğru, destekliyorlar. Bu işi yaparken öylesine hırçın ve kararlı yapıyorlar ki, hem insanları sindiriyorlar hem de azınlık olmalarına karşın tüm Amerikan politik hayatını etkiliyorlar. Başka bir deyişle, ABD'deki Yahudi cemaati İsrail'dekinden çok daha güçlü ve tek merkezli. İsrail Başbakanı'nın, Ortadoğu sorunları konusunda Amerikan dış politikası üzerindeki etkisi, kendi hükümetinin üzerindeki etkisinden genelde çok daha fazla." (ABD'de İsrail Lobisi, Pınar Yayınlan, sh. 158-160)
Findley, İsrail'in "Amerikan Dış Politikası" üzerinde ne denli etkin olduğunu, İsrail'in çıkarlarına aykırı hareket edebilecek bütün ABD senatörlerinin nasıl sindirildiğini anlatan 542 sayfalık kitabında herşeyi bütün açıklığıyla anlatılıyordu. Amerikan dış politikası ile Yahudiler arasındaki ilişkiyi anlatan ve Amerika'da milyonlarca satan The Lobby adlı kitabın yazarı Edward Tiunan ise kitabı hazırlarken karşılaştığı bu zorluklarla ilgili olarak şöyle diyordu:
"Konu çok hassas ve politik açıdan tehlikeliydi. Yahudi liderler, kongre üyeleri ve onların dostları Yahudiler'in ABD üzerindeki planlarını örtbas etmeyi tercih ediyorlardı. Bu konuda defalarca uyarıldım."
Kurmay Albay'ın Lobi Yorumu
"Konu çok hassas ve politik açıdan tehlikeliydi. Yahudi liderler, kongre üyeleri ve onların dostları Yahudiler'in ABD üzerindeki planlarını örtbas etmeyi tercih ediyorlardı. Bu konuda defalarca uyarıldım."
Kurmay Albay'ın Lobi Yorumu
Etiketler:
abd
,
büyük israil projesi
,
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)
,
CIA
,
Filistin Meselesi
,
israil'in kurulması süreci
,
özgür suriye ordusu
,
Siyonizm
,
suriye sorunu
,
theodor hertzl
,
yahudi lobisi
Özgür Suriye Ordusu'nun komuta kademesinde MOSSAD ajanları var
Özgür Suriye Ordusu
Adı, Jozef Kohin...
Mossad ajanı...
Suriye'de oldu Şeyh Mustafa...
Türk istihbaratının gözetiminde İdlib Azmarin beldesi (Asi nehrine 1 km mesafede) üzerinden İdlib kırsalına geçti tabur komutanı oldu. İdlib kırsalında Suriye askeri noktalarına önemli ve hassas noktalara yapılan saldırıları yönetti.
Ayrıca bu Mossad ajanı gibi bir çok ajanın el kaide komutanı olarak kuzey Suriye kırsalında bulunduğu ve saldırılara komuta ettiği belirtildi.
Türkiye'deki el Kaide terörist destekçilerine boşuna "Abd&İsrail uşağı" demiyoruz. Bu gruplar İsrail'e gık diyemezken salyalı ağızlarıyla Suriye'de cihat diye bağırıyor. Aslında cihat değil, Suriye ye yönelik Haçlı seferlerine bunlar kılavuzluk yapıyor.
Resim Mossad ajanı Jozef Kohin -Suriye de komutan Şeyh Mustafa.
Etiketler:
büyük israil projesi
,
CIA
,
el kaide terör örgütü
,
kripto yahudiler
,
mossad
,
muhalifler
,
özgür suriye ordusu
,
suriye sorunu
2013-08-27
Suriye'de Kimyasal silahı yine MUHALİFLER kullanmışlar
![]() |
| Suriye |
Es-Sefir yazarı Muhammet Blut yazısında Suriye'deki saldırının amacının Suriye ordusunun ilerleyişini durdurmak olduğunu belirtti. medyaşafak.com sitesinden Hasan Sivri'nin çevirdiği bu dikkat çekici makaleyi paylaşıyoruz.
Muhammed Blut
Es-Sefir
Rusya kanıtlarını sundu, Batı ithamdan kaçınıyor, Obama istihbaratın devreye girmesini istedi.
Batılılar ve Amerika, Güvenlik Şurası önünde Suriye rejimini kimyasal silah kullanmakla suçlamaktan neden uzak durdular?
Arap kaynaklar, Batılı ve Amerikalı görevlilerin; kimyasal saldırı ile ilgili, resmi olarak ilan edilmeyen ama savaş sahası ve Guta bölgesini ilgilendiren uydu görüntüleri ve Rus belgeleri destekli bazı şeyler duymuş olabilecekleri üzerinde duruyorlar.
Rus heyet, önceki gün Güvenlik Şurasında belgelerle yaşananları aktardı. Toplantı süresince Amerikalılar, uydu görüntülerinde benzer sonuçlara -muhalif taraflardan atılan 2 füzeye- ulaştığından Rusların belgelerine karşılık başka belge sunamamış.
Suriye'nin Birleşmiş Milletler temsilcisi Beşşar Caferi, Rusların belgelerini destekleyecek kanıtlarla süratli bir şekilde Şam'dan New York'a gitti. Batı'nın, Suriye rejimini itham etmesi ve soruşturmaların genişletilmesini talep etmekle yetinmesi, Rusların önceki gün gece saat 01.53'te Duma'dan atılan 2 füzeye ait fotoğrafları, Güvenlik Şurasına teslim etmesine dayanıyor. Ayrıca Batılıların, kendilerine mahsus referanslarına başvurmadan Suriye Muhalif Koalisyonunun, Suriye hükümetine sorumluluk atfettiği yorumlara dayandıkları gözlemlendi.
Suriye'nin Birleşmiş Milletler temsilcisi Beşşar Caferi, Rusların belgelerini destekleyecek kanıtlarla süratli bir şekilde Şam'dan New York'a gitti. Batı'nın, Suriye rejimini itham etmesi ve soruşturmaların genişletilmesini talep etmekle yetinmesi, Rusların önceki gün gece saat 01.53'te Duma'dan atılan 2 füzeye ait fotoğrafları, Güvenlik Şurasına teslim etmesine dayanıyor. Ayrıca Batılıların, kendilerine mahsus referanslarına başvurmadan Suriye Muhalif Koalisyonunun, Suriye hükümetine sorumluluk atfettiği yorumlara dayandıkları gözlemlendi.
Ruslar, kimyasal madde taşıyan el yapımı füzelerin, Zehran Alluş yönetimindeki 'İslam Tugayı'nın kontrolü altındaki bölgeden atıldığını söylüyorlar. Zehran Alluş yönetimindeki İslam Tugayı, Guta'daki en güçlü silahlı grup ve 25 bine yakın militana sahip. Arbin, Zemelka, Sekba, Kefbatn, Ayn Terma ve çevre bölgelere dağılmış haldeler. Suriye ordusunun şu ana kadar ki en büyük operasyonu olan ve başkentin eteklerinde gerçekleştirilen ''Kent Kalkanı'' hamlesine cevaben, biri eski mıntıka olan Cobar yakınlarında bir beldeye, diğeri de, Doğu Guta'daki Arbin ve Zemelka ortalarına isabet eden iki füze atıldı.
Suriye ordusunun topçu birlikleri gece saat 1 gibi militanların merkezlerini bombalamaya başlarken, sabah 6 gibi de tank konvoyu ve piyade birlikleri özel bir şekilde Cobar'a, muhalif ''Başkent Fetih Cephesi'' grubuna doğru harekete geçmişti. Bölgede 13 muhalif tabur, Suriye ordusuna karşı savaşmak üzere Nusra Cephesi komutasında bir araya geldi. Bu taburlardan bazıları şunlar: ''Harun Reşid, Hak Kılıçları, Muhacirin ve Ensar, Ebu Zer Gifari, Abbas bin Meryem, Sultan Muhammed El-Fatih, Şam Kalkanları, Cobar Şehitleri, Mecd el-Hilafe''
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
Bu ay öne çıkanlar
-
Sabetayistlerin Üsküdar Bülbülderesi Mezarlığı ve Mezar Taşları Üzerindeki İsimler Atatürk‛ün akrabaları Kapancı‛lar bu mezarlıkta. Mezarlar...
-
"Said-i Nursi bir mason veya Komünist kadar tehlikelidir" OSMANLI ŞEYHÜLİSLAMLARINDAN MUSTAFA SABRİ EFENDİ'NİN SAİD-İ NURSİ HA...
-
(CHP nin tek parti ziyniyeti zamanında okutulan, Türk' ün yeni amentüsüdür. Hakimiyet i Milliye Matbaası'nda basılmış ve Geliri Tay...
-
➥ Zina değil, seviyeli beraberlik ➥ Orman değil, 2B arazisi ➥ Zam değil, güncelleme ➥ Fesih değil, yenileme ➥ Zehirlenm...
-
Hızlanın, vakit kıymetli. Bu tekniği her zaman kullanın. Arama motoruna ''site: facebook.com/akademidergisicom '' ...
-
Aralık 1989'da Tercüman Gazetesinde, Süleymanlı Cemaatinin o zamanki idarecisi / ağabeyi merhum Kemal Kacar ile yapılan bir mülakat... ➥...
-
Alparslan Türkeş, Osmanlı'nın Kıbrıs'a sürgün ettiği bir Yahudi ailesinin ferdiydi. Gerçek adı Hüseyin Feyzullah'tı... Arusilik ...
-
Türkeş Arusiler'le gizlice görüşürdü 25 Ağustos 2001 günü, Musevi kökenli ünlü iş adamı Üzeyir Garih Eyüp Mezarlığı'nda bıçaklana...
-
Alparslan Türkeş, Küçük Hüseyin Efendi, Üzeyir Garih cinayeti ve Kripto Yahudiler Alparslan Türkeş'in gerçek ismi olan Hüseyin Feyzullah...
-
Süleymanlılar hiçbir zaman Menderes'i desteklemedi. Her şey yanlış biliniyor... Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) Adnan Mend...





