taha kıvanç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taha kıvanç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-03-24

Recep Tayyip Erdoğan ile Mehmet Emin Karamehmet'e verilen ödüller ve Yahudilerin birbirlerine düşmesi

Recep Tayyip Erdoğan ile Mehmet Emin Karamehmet'e verilen ödüller ve Yahudilerin birbirlerine düşmesi
Recep Tayyip Erdoğan ile Mehmet Emin Karamehmet'e verilen ödüller ve Yahudilerin birbirlerine düşmesi

JINSA ve AJC üzerine...
Başlık 'şifreli' gibi duruyor, ama o harflerin neyi temsil ettiğini biraz sonra anlayacaksınız...
Türkiye'de bir ödül enflasyonu yaşanıyor; herkes herkese bir plaket sunma yarışında. ABD gibi ülkelerde her köşe başına şube açan derneklerin yaygınlaştırdığı bir uygulamanın bize yansıması bu aslında; böylece hem o kuruluşun nâmı yürüyor, hem de ödüllendirdiği kişinin irtibatının devamı sağlanıyor...

Türkiye'nin öndegelen işadamlarından Mehmet Emin Karamehmet, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti sırasında bir dernek tarafından ödüllendirildi. Dün Ertuğrul Özkök de yazdı; tören için dağıtılan çağrı yazısında, ödül veren kuruluş, sanki törende Tayyip Bey'in de bulunacağı hissini vermişti. Oysa, heyetten yalnızca milli savunma bakanı Vecdi Gönül katıldı törene, o da şöyle bir uğrayıp selâm vermecesine...

"Bir Amerikan kuruluşu bir Türk işadamına neden ödül verir?" sorusunun cevabını da yazdı Ertuğrul Özkök: Bir çok başka şirketle birlikte bazı gazeteleri ve televizyon kanalı da bulunan işadamına ödül verilmesinde, dijital platform 'Dijitürk'e Fox-Tv'yi dahil etmesi rol oynamış... Özkök, geçmişte kendi patronunun Irak'a savaşı petrol satma güdüsüyle desteklediği yayınlarını hatırlatıp, Akşam yönetici ve yazarlarını, "İşte sizin patronunuz da savaşı desteklediği için ödüllendirildi" demeye getiriyor...


Size bir şey söyleyeyim mi? Ödülün, Türkiye'de Dijitürk abonesi birkaç yüz bin kişiden Fox-Tv'yi izleyip yayınlarından etkilenecek birkaç yüz kişi hatırına verilmiş olduğunu sanmıyorum. Bana sorarsanız, kuruluş, işadamına ödül verme kararı alınca, "Tamam da, hangi gerekçeyle veriyorsunuz derlerse?" sorusuna cevap olsun diye yazmıştır o Fox-Tv ayrıntısını... Yoksa, ödül vermelerinin çok daha 'duygusal' sebepleri olduğunu sanıyorum...

Mehmet Emin Karamehmet'e ödül veren kuruluş JINSA'yı tanıyoruz. 'Jewish Institute for National Security Affairs' (Ulusal güvenlik konularında çalışan Musevi enstitüsü) adının kısaltılmışı JINSA. ABD'deki en etkin derneklerden biri. Uzun zamandan beri Türkiye ile de yakından ilgileniyor. Türkiye'ye dönük en bilinen etkinlikleri, 28 Şubat'ın iki önemli ismi Org. İsmail Hakkı Karadayı ile Org. Çevik Bir'e 'üstün hizmet ödülü' vermesiydi. Washington'u iyi bilenler, JINSA'nın 28 Şubat'ta önemli bir rol oynadığı kanaatindeler...

Başbakan Tayyip Erdoğan da gezisinde çeşitli Musevi kuruluşlarıyla ilgilendi, bazılarının dâvetine katıldı, birinden ödül aldı. Tayyip Erdoğan'a 'cesaret ödülü' veren kuruluşun adı 'American Jewish Congress' (AJC)... World Jewish Congress, Theodore Herzl tarafından 19. yüzyıl sonunda kurulmuştu ve birkaç yıl önce 100. yıldönümü kutlandı. Dünya Musevilerini bir 'ulusal yurda' kavuşturma amaçlı kurulmuş ve İsrail ile amacını gerçekleştirmiş örgütün bir türevi Amerika'daki...
Daha önce AJC tarafından 10 kadar kişi ödüle lâyık görülmüş; bunlar arasında İsrailli veya Musevi olmayan tek kişi Tayyip Erdoğan. Listede İsrail'in önemli bütün başbakanları yer alıyor, Golda Meir bile... Türkiye başbakanına böyle bir ödülün verilmesi bayağı anlamlı. Ödülün verildiği mekân da öyle: HSBC bankasının New York merkezi... İstanbul'daki terörist saldırılara hedef olanlardan Musevilerin ABD'deki temsilcisi olan örgüt ödül veriyor, diğer hedef HSBC ise ödül törenine salonunu tahsis ediyor... Her şey ne kadar sembolik...

Ödülün adındaki 'cesaret' tek başına kullanılmıyor aslında; uzun adı 'Profiles in Courage' bu ödülün... Ödüle adını veren, 1960-1963 arasında ABD başkanlığı yapmış John F. Kennedy'in imzasını taşıyan bir kitap; kitapta Amerikan tarihinin öndegelen siyaset adamlarının mücadeleleri yer alıyor. Kennedy'nin senatörlükten ABD başkanlığına giden yolunda bu kitabın büyük katkısı olmuştu. Kitaba da yarı Musevi yarı Danimarkalı bir danışmanın...

Tayyip Bey'in Council on Foreign Relations (CFR) derneğinde verdiği konuşma için gittiğimde, New York'a yerleşik bir dostum, en öne oturtulmuş bir kişiyi, "Hayret, demek hâlâ faal" diyerek gösterdi bana; Kennedy'nin başkanlık döneminde en etkin kişi olduğunu özellikle belirterek... 

Theodore Sorensen o kadar dinç ki, 1960'lardan kalma biri gibi görünmedi gözüme. Amerika'da yaygın olarak söylenen, Kennedy'nin imzasını taşıyan 'Profiles in Courage' (Türkçeye 'Cesaret ve Fazilet Mücadelesi' adıyla çevrilmiştir) kitabının Sorensen tarafından kaleme alındığıdır. Kennedy'nin 'Why England Slept' (İngiltere neden uyudu?) adını taşıyan diğer kitabının 'gölge müellifi' de, gazeteci Arthur Krock olarak bilinir...

Neyse, bu kadar mâlumatfüruşluk yeter.
Acaba Amerika'daki Musevi dernekleri arasında görüş farklılığı mı var? JINSA 28 Şubat'ta görünür ve görünmez önemli roller oynamış emekli askerlere, işadamlarına ödül verirken, AJC 28 Şubat mağdurluğundan iktidara yükselmiş siyasileri mi ödüllendiriyor? Yoksa bize çelişki gibi görünenin aslında çok mâkul bir açıklaması olabilir mi?

Üzerinde esas düşünmenizi istediğim soru ise şu: ABD'de dinî-siyasî örgütler başka ülkelerin devlet ve iş adamlarına ödüller dağıtıyor; Ak Parti iktidarda olduğu halde bizdeki dinî dernek ve vakıfların durumu ne? Neden AJC veya JINSA gibi örgütlerimiz yok, az sayıdaki benzerleri neden sinmiş durumda?

Taha Kıvanç
5 Şubat 2004
Yeni Şafak

2012-02-08

İsrail'i Böyle Bilir miydiniz? İsrail’in maddi ve manevi sefaleti

İsrail'i Böyle Bilir miydiniz İsrail’in maddi ve manevi sefaleti


Biz ‘Mavi Marmara’ olayına fena halde takıldık, haklıyız da; ancak İsrail konusunda daha büyük fotoğrafı gözden kaçırıyoruz galiba. O büyük fotoğraf şu: İsrail pek çok bakımdan gerileyen, güçsüzleşen bir ülke...
Şu duyuruyu birlikte okuyalım, kimden geldiğini sonra söyleyeceğim: HER 4 İSRAİLLİ’DEN 1’İ MÜTHİŞ FUKARA HAYATI YAŞIYOR- Yeni araştırmalara göre İsrail halkının birinci derdi fakirlik. 850 bini çocuk olmak üzere 1.7 milyon insan fakirlik çizgisinin altında yaşıyor, günde bir öğün yiyecekle idare ediyor. Anne-babaları başları üzerindeki çatıyı koruma mücadelesi verirken binlerce çocuk aç bi-ilâç yatağa giriyor.”
Fukaralıkla mücadele için çaba gösteren bir örgüt bu duyuruyu yapmış; hem de bizde de şöhretli ‘Debka’ adlı internet sitesi aracılığıyla... Debka’nın ünü İsrail’in istihbarat çevreleriyle içli-dışlı bir ekibin yayın organı oluşundan... Kısacası, duyuru İsrail-karşıtı birilerinin uydurduğu bilgiler içermiyor; resmi sayılabilecek bir tablo bu...
‘Meir Panim’ adlı örgüt, 40 merkez, 14 aşocağı, 8 bağış toplama merkezi, 1700 motorlu aşeviyle hizmet verip 15 bin yemek fişi dağıtmakla övünüyor. Her gün yalnızca 30 bin çocuğa sıcak aş eriştirebiliyorlarmış...
Geri kalan 800 binden fazla çocuk? Yatağa aç giriyor olmalı...
Nasıl buldunuz bu farklı İsrail tablosunu? Her dört kişiden birinin aç olduğu bir ülke İsrail, fakat burnundan kıl aldırmaz bir zenginler topluluğuymuş gibi kendini yansıtmayı biliyor... Birkaç hafta önce insanlar bazı temel gıda ürünleri fiyatlarının yüksekliği sebebiyle gösteri yapmış, gösterilere yüzbinler katılmıştı...
Yalan söyleyecek değilim, tablonun vahametini o zaman da anlamamıştım.
Örgüt Dudu Zilberschlag adlı biri tarafından kurulmuş. Tahmin edebileceğiniz gibi aslında dini bir örgüt bu. Örgütün üyeleri sakallı, cüppeli, takkeli kişiler... Bir özellikleri de Kudüs’e ziyarete gelen misyoner örgütleriyle işbirliği yapmaları...


Amerika’dan başlayan Hıristiyanlar’daki bu İsrail sevdası Almanya’ya da geçmiş; REA adlı Alman Hıristiyan örgütü Meir Panim’in en önemli bağışçısı...
Şu sıralarda adının en fazla anıldığı ülke herhalde bizimki, ancak İsrail hakkında en temel bilgilerden bile mahrumuz: Nasıl bir ülkedir, insanları ne yer, ne içer, neye inanır? İsrail’deki maddi açlık ve sefalet şaşırtınca, gözümü biraz da ülkede yaşanan düşünce sefaletine çevirdim.
İşte size İsrail’in öndegelen gazetelerinden Ha’aretz’de karşıma çıkan Jonathan Lis imzalı haber... Bu yılın şubat ayında yayımlanan haberden ülkenin öndegelen aydınları ve ödül sahibi edebiyatçılarının bir başhahamın görevden alınması için gösteri yaptıklarını öğreniyoruz.
Gösteriye yol açan ne yapmış Kiryat Arba kenti başhahamı? Bir kitaba destek vermiş...
Herhalde şaşırmışsınızdır aydın ve sanatçı kimlikli insanların kitap-destekçisi bir dinadamına karşı gösteri düzenlemesine... Şaşırmayın. Başhaham Dov Lior’un destek çıktığı ‘Torat Hamelech’ adlı kitap Yahudi olmayanların kendi şeriatlarına göre hangi şartlarda öldürülebileceklerini tartışmaya açıyormuş...
‘Torat Halemech’ adlı “Yabancıları öldürebilirsin” tezli kitabı da Yitzhak Shapira ve Yosef Elitzur adlarında iki haham kaleme almış...
Sadece yabancıları değil, ‘davaya ihanet eden’ Yahudileri öldürmeye de fetva veren biriymiş başhaham. El-Halil kentinde camiye girip namaz kılanları öldüren Goldstein adlı katil için“Holokost’un azizlerinden daha aziz biri” dediği gibi, Başbakan Yitzak Rabin’e suikast düzenlenmesine de fetva vermiş...
Akıl alır gibi değil, ama gerçek... Başhaham katle fetva verdiği halde makam odasının kapısını çalıp “Ne hakla?” diye soran çıkmamış...
İşe bakın: Her dört kişiden biri aç; başhaham Yahudi olmayanlar öldürülebilir fetvası veriyor...
Netanyahu-Lieberman ikilisinin yönettiği, Mavi Marmara’da öldürdüğü insanlar için özür dilemeye yanaşmayan İsrail böyle bir ülke...

Taha Kıvanç
28 Eylül 2011 Çarşamba

Bu ay öne çıkanlar