2011-06-18

2011-06-16

Kur'âniyyûn Sapık Mezhebi (Bize Kur'an Yeter diyenler)

Kur'âniyyûn Sapık Mezhebi (Bize Kur'an Yeter diyenler)


Bunlar, Ehl-i Sünnet'in "Edille-i Erbaa" (dört delil) dedikleri Kur'ân, Sünnet, icmâ ve kıyastan birincisini kabul ederler, diğerlerini dinî delil olarak kabul etmezler. Bu ise büyük bir çelişkidir. Çünkü bizzat Kur'ân'da şöyle buyurulmaktadır:

"Peygamber size neyi verirse alınız; o sizi neden men' ederse ondan uzaklaşınız." (Haşr, 7)

"Ona (Rasulullaha) itaat ederseniz, hidayete ulaşırsınız." (Nur, 54)

"Allah'ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır." (Ahzab, 21)

"Ey Peygamber) de ki: Allah'ı seviyorsanız, bana tâbi olun (uyun) ki, Allah da sizi sevsin." (Âl-i İmran, 31)

"Allah'a ve Resûlüne itaat edin." (Nur, 54)

"Allah'ın Resûlüne itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur." (Nisa, 80)

Ehl-i Sünnet müctehidleri, fukahası, alimleri şu konularda ittifak etmişlerdir.

Peygambere iman ve itaat etmek farzdır.

İslâm'ın açıklanmasında, doğru anlaşılmasında Sünnet ve sahih hâdislere baş vurmak şarttır.

Dinin ikinci ana kaynağı olarak Sünneti ve sahih hadîsleri inkar edenler sapıktır, doğru yoldan çıkmıştır, vahim bir bid'at ve dalalete düşmüştür

Ülkemizde İslâm medreseleri kapatıldıktan sonra uzun bir zulüm ve karanlık devri yaşandı. Daha sonra kurulan İlahiyat fakültelerine sızan bazı bid'atçiler, reformcular, bozuk fırkaların taraftarları, oryantalist zihniyetliler Ehl-i Sünneti sarsmak için açık veya sinsi tahribat yaptılar ve yapmaktadır.

Önceleri icmâ ve kıyası inkâr etmişler, sonra Sünnet'i de devre dışı bırakmaya çalışmışlardır.

Bazı ilahiyatçılar yalancı, aldatıcı, taqiyyeci Efganî'yi imam olarak kabul etmiş ve onun herkes ictihad yapsın tezini savunmuştur. Böylece Ümmet arasında dinî konularda kaos ve anarşi çıkmış, mezhepsizlik yayılmış, eskiden usûlde bir olan dört hak fıkıh mezhep varken, şimdi yüz binlerce özel mezhep çıkmıştır.

Kendilerine Kur'âncı diyerek Sünnet'i inkâr edenler acaba gerçekten Kur'âncı mıdır?

Onların olmadıklarını anlamak zor değildir. Çünkü onlar:

1. Bu inanç ve iddiaları ile Kur'ân'a ters düşüyorlar.

2. Onlar 1400 yıllık bu icmaya karşı geliyorlar.

3. Onlar ehl-i sünnetin cadde-i kübrasından ayrılmışlardır.

Onların hilelerine, yalanlarına, bid'atlerine kanmamak gerekir. Onlar "Bizim anlattığımız din Kur'ân dinidir, ehl-i sünnetin dini ilmihal dinidir" derken mügalata yapıyor, yalan söylüyorlar, aldatıyorlar.

Muteber, güvenilir hadîs kitabı Ebû Davud'ta şöyle bir hadîs yer almaktadır:

Peygamberimiz şöyle buyurdular: "Bana Kur'ân ve bir de onun kadar (sünnet) verildi. Yakında karnı tok, koltuğuna yaslanmış birisi, "Size Kur'ân yeter; onda neyi helal bulursanız onu helâl kabul ediniz, onda neyi haram bulursanız onu da haram biliniz' diyecek. Şunu iyi bilin ki, Allah Resulünün haram kıldığı da Allah'ın haram kıldığı gibidir."

Sünneti ve sahih hadîsleri inkar eden sadece ehl-i sünnet dairesinden çıkmakla kalmaz, dinden de çıkar.

Mutlak müctehid derecesinde ilmi, ehliyeti, salahiyeti, liyakati olmayanların ictihada yeltenmeleri büyük vebaldir. Böyleleri hem dall, hem de mudildir.

Bugün Türkiye'de kimler Kur'âniyyûn bozuk fırkasına hizmet ediyor? Bu konuda isim vermeyeceğim. Çünkü böyle bir şey fitneye sebebiyet verir. Mü'minler bu gibi konulara firasetle baksınlar. Doğru ile yanlışı ayırt edeceklerdir.

Kur'âniyyûn taifesi Ehl-i Sünnet mezhebi bağlılarına bin türlü hakaretler yağdırmakta, onları "Mezheplerini din haline getirmekle... Mezheleri putlaştırmakla..." suçlamaktadır.

Mü'minler uyanık olsunlar, böyle tuzaklara düşmesinler.

Edille-i Erbaa (dört delil) Kur'ân, Sünnet, icmâ ve kıyas-ı fukahadır. Bunların üçünü inkar edenin ayağı kayar.

Mehmet Şevket Eygi
2009-01-03

Bastırılamayan İç Fitne; İbn-i Teymiyye

Bastırılamayan İç Fitne; İbn-i Teymiyye


On üçüncü ve on dördüncü asırlarda yetişen din adamlarından. İsmi Ahmed bin Abdülhalîm bin Abdüsselâm bin Abdullah bin Muhammed bin Teymiyye’dir. İbn-i Teymiyye diye meşhur olmuştur. Künyesi, Ebü’l-Abbâs, lakabı Takıyyüddîn’dir. 1263 (H.661) senesinde Şam civârındaki Harrân’da doğduğu için Harrânî nisbesiyle bilinir. Şam’da, Hanbelî fıkıh ve hadis âlimiydi. Çok kitap yazdı. Şiîleri ve eski Yunan filozoflarını reddetti. Ehl-i sünnete uymayan yazılarından dolayı Mısır’da iki defâ hapsedildi. Şam’daki kalede, hapisteyken hastalanarak 1328 (H. 728)de öldü.

Moğolların zulmünden kaçan babası, âilesiyle birlikte bugünkü Urfa civârında yerleşti. Harrân’da doğan İbn-i Teymiyye küçük yaşından îtibâren babasından, Zeynüddîn Makdisî gibi zâtlardan Hanbelî fıkhını ve hadis ilmini öğrendi. Tahsilini yirmi yaşındayken tamamladı. 1282’de babasının vefâtı üzerine, yerine müderris oldu. İlminin çokluğuna aldanarak babasının ve hocalarının doğru yolunu bıraktı. Kendi görüşlerini üstün görerek, çeşitli konularda fetvâ ve sözleri ile Ehl-i sünnet îtikâdından ayrıldı. Bozuk fikirleri sebebiyle müderrislik vazîfesinden alınarak Kâhire’ye vâiz tâyin edildi. Yine sapık fikirlerini yaymaya çalışan İbn-i Teymiyye, Kâdıl-kudât Zeynüddîn-i Mâlikî başkanlığındaki Ehl-i sünnet âlimlerinin suâllerine cevap veremeyince, 1305’te hapsedildi. İki sene sonra tövbe edince serbest bırakıldı. Sözünde durmadığı için tekrar hapsedildi. Yine tövbe etti ve tekrar serbest bırakıldı. Bundan sonra Şam’a gelerek orada yerleşti.

Talâk (boşama) ve Resûlullah’ın kabrini ziyâret husûslarında dört mezhebe de uymayan fetvâlar verdiği ve fetvâsında ısrâr ettiği için, Şam Kalesine hapsedildi. Kısa bir müddet sonra affedilip, serbest bırakıldı. Bozuk fikirlerini ve sapık inanışını yaymaya ve yanlış fetvâlar vermeye devâm ettiği için Şam Kalesinde kendisine bir oda verilerek insanlardan tecrid edildi. Burada bozuk inanışlarını anlatan risâleler yazmaya başladı ise de bundan men edildi. 1328 senesinde yakalandığı hastalıktan kurtulamayıp öldü.

İyi bir tahsil gören, çok kitap okuyan ve ilim sâhibi olan İbn-i Teymiyye, önceleri Hanbelî mezhebi müderrisliği gibi büyük bir vazîfeyi îfâ etti. Hanbelî mezhebinde olanların sorularına cevap ve fetvâ verdi. Şiîlerin ve Yunan filozoflarının bozuk fikirlerini tenkid etmek için kıymetli kitaplar yazdı. Fakat îtikâdî ve amelî konularda kendi fikirlerini beğenmeye, kendini ve fikirleriniEhl-i sünnet âlimlerinden üstün görmeye başlayınca, Ehl-i sünnet yolundan ayrıldı. Hulefâ-i Râşidîn (dört büyük halîfe), diğer Eshâb-ı kirâm ve din büyüklerini küfürle ithâm edecek derecede ileri geri sözler sarfetti. İlk Müslümanların, Kur’ân-ı kerîm’e ve hadîs-i şerîflere uyduklarını, sonradan gelen mezheb imâmlarının kendi görüşlerini de işe karıştırdıklarını iddiâ etti. Kendisini zamânının imâmı olarak tanıtmak istedi. Allahü teâlânın ve peygamberlerin sıfatlarını ve tasavvufu inkâr edip, evliyâyı küfürle ithâm etti. Bilhassa İmâm-ı Eş’arî, İmâm-ı Gazâlî ve Muhyiddîn-i Arabî’ye dil uzattı. Kendi düşüncesi hâriç her düşünceyi tenkid etti. Onun bu sapık fikirleri gerek zamânında, gerekse sonra gelen Ehl-i sünnet âlimleri tarafından şiddetle reddedilip, tuttuğu yolun bozukluğunu ispat eden yüzlerce kitap yazıldı. İbn-i Teymiyye’nin fikirlerinin sapıklığını bildiren âlimler arasında, İbn-i Battûta, İbn-i Hacer-i Mekkî, Takiyyüddîn Sübkî, oğlu Tâcüddîn Sübkî, Abdülvehhâb Sübkî, İzzeddîn bin Cemâa, Ebû Hayyân, Zâhid-ül-Kevserî, Yûsuf-i Nebhânî, Muhammed bin Ali Zemlikânî, Abdülvehhâb-ı Şa’rânî, Zeynî Dahlan, İmâm-ı Rabbânî, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, Mustafa Sabri Efendi ve Abdülhakîm Arvâsî gibi sözü senet âlimler zikredilebilir.

İmâm-ı Süyûtî, Kâm’-ul Muârıd kitabında buyuruyor ki: “İbn-i Teymiyye kibirliydi. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek, büyüklerle alay etmek âdeti idi.” Muhammed Ali Bey; Hitat-uş-Şâm kitabında diyor ki: “İbn-i Teymiyye’nin hedefi, Luther adındaki papazın hedefine benzer. Fakat, Hıristiyanlığın reformcusu muvaffak oldu. İslâmınki olamadı.” İbn-i Hacer-i Askalânî, Ed-Dürer-ül-Kâmine’de buyuruyor ki: İbn-i Teymiyye; “Kabr-i Nebevîyi ziyâret için sefere çıkmak harâmdır. Hazret-i Ali îmân ettiği zaman çocuk olduğu için Müslümanlığı sahih olmadı. Hazret-i Osmân malı çok severdi.” dedi, diyerek Eshâb-ı kiramın büyüklerine dil uzattı.

İbn-i Teymiyye’nin bozuk fikirlerinden bâzılarını İbn-i Hacer-i Mekkî, Fetâvâ-i Hadîsiyye kitâbında şöyle bildirmektedir.

1. Allahü teâlâya oturmak, kalkmak, yürümek, inmek, çıkmak gibi insanlara mahsus sıfatlar izâfe etmektedir. Hâlbuki; Allahü teâlâ, hiçbir bakımdan insanlara(ve diğer mahlûklara) benzemez, zamandan ve mekândan münezzehtir, uzaktır.

2. Peygamberlerin mâsumiyyetini (günahtan korunmuş olduklarını) reddetmiştir. Hâlbuki, mâsumiyyet peygamberlerin sıfatlarındandır.

3. Cehennem’in ebedî olmadığını ve kâfirlerin Cehennem’de ebedî kalmayacağını söylemiştir. Hâlbuki Cehennem’in ebedî olduğunu ve kâfirlerin burada ebedî kalacağını Kur’ân-ı kerîm haber vermektedir.

4. Muhyiddîn-i Arabî, Sadreddîn Konevî gibi bâzı tasavvuf büyüklerini küfürle ithâm etmiş, tasavvufu reddetmiştir. Hâlbuki tasavvuf, Peygamber efendimiz zamânından beri vardı ve tasavvuf büyüklerine hiçbir Ehl-i sünnet âlimi dil uzatmadı.

5. Başta Peygamber efendimizin kabr-i şerîfleri olmak üzere Eshâb-ı kirâmın, velîlerin, âlimlerin ve sâlih Müslümanların kabirlerinin ziyâret edilmesine karşı çıkmış, bunları şefâate vesîle kılmayı da harâm saymıştır.

İbn-i Teymiyye bunlar gibi birçok meseleye dâir yanlış ve çirkin sözlerinden dolayı Ehl-i sünnet âlimleri tarafından şiddetli bir şekilde reddedilmiştir. Şifâ-üs-Sikâm fî Ziyâreti-Hayril-Enâm, Şevâhid-ül-Hak, El-Fetâvâ-el-Hadîsiyye, Er-Reddü li-İbn-i Teymiyye, Hidâyet-ül-Hâlik gibi kitaplar onun sapık fikirlerini reddetmek için yazılan kitaplardan bâzılarıdır.

İbn-i Teymiyye’nin İslâm âlemindeki şöhreti; dindeki büyüklüğünden değil, kendisinden sonra ortaya çıkıp, mezhepsizlik fikrini yaymaya çalışanlar ile, kendi kısa akıllarına göre dinde değişiklik yapmak isteyenlerin sapıklıklarına kaynak olması sebebiyledir. Kendilerine Selefî adını veren mezhepsizlerle, Mısır’da yetişen dinde reformcular ve Vehhâbîler, tuttukları bozuk yoldaki fikirlerine delil olarak yalnızİbn-i Teymiyye ve talebelerinin ileri sürdüğü yanlış görüşleri göstermekte ve ona dayanmaktadırlar. Onun sapık fikirlerini savunanlar, İbn-i Teymiyye’nin kitaplarını, bilhassa Kur’ân-ı kerîme, hadîs-i şerîflere ve icmâ-i ümmete uymayan fikirlerle dolu olan Vâsıta kitabını bastırıp dağıtıyorlar.

Vâsıta, Kitâb-ül-Arş, Minhâc-üs-Sünne, Es-Siyâset-üş-Şer’iyye, Ziyâret-ül-Kubûr, Fetâvâ, Felsefe-i İbn-i Rüşd İktizâu Sırât-il-Müstekîm, El-Furkân, gibi eserler İbn-i Teymiyye’nin yazdığı kitaplarından bâzılarıdır.

Ahmed ibni Teymiyye ile Ehl-i sünnet olan Mecdûddîn ibni Teymiyye ve Fahreddîn Muhammed bin Ebi’l-Kâsım ibni Teymiyye bâzan birbirleriyle karıştırılmaktadır. Fahreddîn ibni Teymiyye, doğru yoldan ayrılan sapık İbn-i Teymiyye’den önce 1147-1224 (H.542-621) yıllarında Harrân’da yaşamıştır. Hanbelî fıkıh âlimidir ve tefsiri vardır. Mecdüddîn ibni Teymiyye ise, İbn-i Teymiyye’nin amcası olup, 1193-1254 (H.590-652) târihleri arasında yaşamıştır. Dürrü Teârud-ül-Akl ven-Nakl adlı eseri vardır.

2011-06-13

Logolarda Gizlenen Yahudi Sembolleri - Yedi kollu Şamdanlar (Çok Şaşıracaksınız)

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Bahçeşehir Üniversitesi logosundaki yedi kollu şamdan...


Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Açık Öğretim Lisesi logosundaki yedi kollu şamdan...

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) logosundaki yedi kollu şamdan...



Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Anadolu Hayat Sigorta logosundaki yedi kollu şamdan...

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Eğitim  Yöneticileri Sendikası (EYSEN) logosundaki yedi kollu şamdan...

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Fatih Koleji  logosundaki yedi kollu şamdan...

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Halk Bankası  logosundaki yedi kollu şamdan...

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve INDEPENTDENT TOBACCO logosundaki yedi kollu şamdan...

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) logosundaki yedi kollu şamdan...

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve NBC logosundaki yedi kollu şamdan...

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Selpak logosundaki yedi kollu şamdan...

Yahudilerin bir yere hakim olduklarını sembolize eden dini sembolleri Yedi Kollu Şamdan (Menorah) ve Uğur Dershaneleri logosundaki yedi kollu şamdan...

Bu ay öne çıkanlar