2012-02-19

GAP Bölgesinde İsrail Emeli. Arz-ı Mev'ud (Vaad Edilmiş Topraklar) nedir?

GAP Bölgesinde İsrail Emeli - Arz-ı Mev'ud Vaad Edilmiş Topraklar nedir? İsrail bayrağındaki iki şerit de Nil ve Fırat nehirlerini temsil etmektedir.



Çok güzel, verimli, herkesin gözünün üzerinde olduğu bir bahçeniz olsa... Bir de komşunuz veya ortağınız olsa.,. Bu adamın her sözü, her hareketi de bahçeyle ilgili olsa... Yatsa bahçeden bahsetse, kalksa bahçeden bahsetse...

Öyle bir bahsediş kî, hayret verici derecede bahçeye aşık olmuş...

Bahçenin kendisinin olduğunu iddia ediyor ve eninde sonunda bu bahçeye sahip olacağını söylüyor.
Satın almaktan değil, kendi hakkı olduğu için doğrudan sahiplenmekten bahsediyor... Bu adamın hali sizi rahatsız etmez mi?
Elbette edecektir ve hiç umulmadık bir zamanda, umulmadık bir gerekçeyle karşınıza çıkabileceğini düşünüp uyanık olmanız şart. İşte İsrail'in "Arz-ı Mev'ud" ideali de aynen bunun gibi.

Hatta bunun gibidir sözü bile hafif kalır.
Onun İçin, Devletçe ittifak ettiğimiz İsrail'in, "Arz-ı Mev'ud", yani "vaadedilmiş topraklar" hakkındaki ideal ve emelini iyi bilmek ve küçümsememek durumundayız.

Çünkü bizim topraklarımızın bir kısmı, onların bu hedefi içinde bulunuyor.

ARZ-I MEV'UD NE DEMEK?

Yahudiler, belirli sınırlar içinde bulunan toprakların, Allah tarafından kendilerine vaadedilmiş olduğuna...
Haksız olarak ellerinden alındığına...
Eninde sonunda bu topraklara sahip olacaklarına inanıyorlar.
Ve bütün çalışmalarını ona yönelik yapıyorlar.
Ele geçirmek için çalıştıkları yerler, Nil-Fırat arasında bulunan topraklardır.
Dolayısıyla, bizim Güneydoğu Anadolu ile Doğu Anadolu'nun bir kısmı.
Bakınız dinlerine çok bağlı olan Yahudilerin inandıkları muharref/bozulmuş Tevrat bu hususta ne diyor:
"Mısır'ın ırmağından (Nil'den) Fırat ırmağına kadar bu diyarı senin zürriyerine verdim" (Tekvin, bab: 15, ayet: 18)

İki-üç ay kadar önce, TV muhabirleri İsraillilere, Filistinliler ile aralarındaki çatışmanın ne zaman sona ereceğini soruyorlardı.
İsrailli bir kadın, bu cevaplar arasında şöyle diyordu;

-Bizim bundan vazgeçmemiz mümkün değil. Çünkü bu topraklar Allah tarafından bize verilmiştir.
İşte işin aslı, özü, sıradan bir İsrailli olan bu kadının sözlerîndedir.
Onun için, İsrail'in GAP'a ve Güneydoğu'ya ilgisinin hangi düşüncelerden ileri geldiğini iyi kavramak ve unutmamak mecburiyetindeyiz.

İsrail'in kuruluşunda büyük rol oynayan ve bu ideali ileri derecede taşıyan lider Yahudiler, bakın ne diyorlar.

Ben Gurion
( İsrailli devlet adamı ve siyasi lider,
İsrail'in ilk başbakanı ve ikinci
savunma bakanı. 14 Mayıs 1948'de
Tel Aviv'de İsrail'in bağımsızlık
bildirisini okudu. 1948 Arap-İsrail
 Savaşında ülkenin liderliğini yapmıştır.
 Karizmatik kişiliği ve mücadeleci ruhu
 ile kitlelerin sevgisini kazanmış,
hükümetteki görevinden ve daha
sonra Knesset'ten ayrıldıktan
 sonra Ulusun Atası payesi ile
 onurlandırılmıştır.)

Ben Gurion;
-Filistin'in bugünkü haritası, İngiliz manda yönetimi tarafından çizilmiştir. Yahudi halkının, gençlerimiz ve yetişkinlerimizin yerine getirmesi gereken bir başka haritası vardır, Nil'den Fırat'a kadar...

Theodor Hertzl:
-Kuzey sınırlarımız, Kapadokya'daki dağlara kadar dayanıyor
Kapadokya neresi mi?
"Anadolu'nun iç kısmında, güneyde Toros dağlarından, kuzeyde Karadeniz'e kadar uzanan bölge. Batıda Tatta (Tuz] gölü, doğuda Rusya, Iran ve Fırat nehriyle sınırlıdır" (Meydan Larousse, Kapadokya maddesi)
Nasıl? Beğendiniz mi?
Bundan daha açık bir söz olur mu?
Daha nasıl konuşsun, ne desin Yahudiler?
Bu da kâfi gelmediyse şunu buyrun:
-Türkiye, ilgi alanımız içindedir. İmza: Ariel Şaron.

BİR ARAŞTIRMA NE DİYOR?

Yeni Mesaj'da, Kamil Bayraktar imzalı bir haberden öğreniyoruz.
Kalite Show tarafından gerçekleştirilen "Yatırımları Hızlanan GAP'ta İsrail'in Emelleri" adlı bir araştırma, GAP bölgesinde yoğun faaliyet içinde olan İsrail'in gerçek niyetinin, vaadedilmiş topraklara kavuşmak olduğunu açığa çıkarmış.
İsrail bu bölgedeki faaliyetini "tarımsal işbirliği" kavramını kullanarak devam ettiriyormuş.
Haberde, eski Mossad ajanı Victor Ostrovsky'nin şu sözlerine dikkat çekiliyor:
"Mossad, diğer bütün Afrika ülkelerinde olduğu gibi, Güney Afrika'ya da askeri danışmanlar, tarım uzmanları ya da diplomat görüntüsü altında ajanlarını yerleştirdi"
Araştırmaya göre, israilliler Latin Amerika'daki terörist grupları desteklerken de "tarımsal işbirliğini" kullanmışlar.
Güneydoğu bölgemizde de aynı olayın yaşanabileceğine dikkat çekiliyor.
Sonuç şu:
Tarımsal işbirliği, Mossad'ın üçüncü ülkelerle kurduğu bağlantıların kamuflajıdır.


MGK İŞİN FARKINDA

Haberde, "MGK'nın, Güneydoğu'daki gizli ajan trafiğinin yoğunlaştığına dikkat çekmesi ve Güneydoğu'yu çok sayıda İsrailli turistin ziyaret etmesi, ister istemez mîde bulandırıyor" deniliyor.
Araştırmaya göre, bölge sadece turistik gezilere sahne olmuyor.
Türkiye'den İsrail'e göç etmiş olan Yahudilerden bir kısmı geri dönerek Urfa bölgesine yerleşmişlerdi.
Bu Yahudilerin, eski yerleri olan İstanbul'a yerleşmeleri beklenirdi. Urfa gibi, İstanbul'a göre pek cazip olmayan bir bölgeyi seçmeleri ancak bir direktifle olabilir.
SAYIN ŞANLIURFALILARA

Bu yazı herkesten önce sizi ilgilendiriyor. Caminin yanında kilise ve havranın da bulunacağı Temalı Park, asla ve asla Şanlıurfa'nın hayrına olmayacaktır.
Bunun gerçekleşmesini savunanlar, hoşgörü, maddi gelir gibi cilâlı sözlerden önce, İsrail'in kaç bin yıllık idealini iyi öğrenmelidirler.
Bir kere şu gerçek hiç mi hiç unutulmamalıdır:
Her Yahudinin zihninde, "vaadedilmiş topraklara kavuşmak"' ideali kemikleşmiştir. Bu ideal uğruna, Yahudi zihni her engeli yıkmaya programlanmıştır.
Buna rağmen, Temalı Park'ın faide getireceğini söyleyene sadece şaşılır.
Hâlâ ikna olmayanlar, yukarıdan beri yazdıklarımı lütfen bir daha okusunlar. -

Ali Eren
Gazeteci-Yazar
12 Mart 2001
ali eren@hotmail.com


2012-02-17

Adana'lı Kardeşler Düşünce Gücü İle Komut Alan Robot Geliştirdiler

Adana'lı Kardeşler Düşünce Gücü İle Komut Alan Robot Geliştirdiler


Düşünce gücü ile çalışan robot yaptılar

Adana'da biri makine, diğeri bilgisayar mühendisi olan iki genç, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından sağlanan 100 bin lira ve KOSGEB'den aldıkları 75 bin liralık hibe desteğiyle düşünce gücüyle hareket edebilen servis robotu geliştirdi
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Makine Mühendisliği Bölümü mezunu Ali Özgün Hırlak, yaptığı açıklamada, Atılım Üniversitesi BilgisayarMühendisliği mezunu çocukluk arkadaşı Burak Özdemir (27) ileGaziantep'te geçirdikleri çocukluk yıllarında robot yapmak için elektronik malzemelerle uğraştıklarını söyledi.
Yıllar sonra çocukluk hayallerini gerçekleştirmek için arkadaşı Özdemir ile bir araya geldiklerini ve bir şirket kurup, robot üretimi için ÇukurovaTeknoloji Geliştirme Merkezi'nde çalışmaya başladıklarını anlatan Hırlak, ilk etapta Sanayi ve Ticaret Bakanlığından 100 bin lira destek aldıklarını ifade etti.

Servis Robotu çalışmalarının olgunlaşması üzerine Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı'ndan da (KOSGEB) 75 bin liralık hibe desteği aldıklarını kaydeden Hırlak, şöyle devam etti: “Üzerinde çalışmamızı sürdürdüğümüz robot alışveriş merkezleri, kafeler, okullar, oteller ve lokanta gibi işletmelerde kullanılabilir. Gelen müşterilerle ilgilenebilecek, müşterileri kapıda karşılayıp, siparişlerini alabilecek kapasitedeki robot, 1.5 saatlik şarj süresine sahip ve bir kilograma kadar hassas yük taşıyabiliyor. Müşteriler robotun gövde kısmındaki dokunmatik ekrandan yemek menüsü hakkında bilgi alabilecek. Elinde tepsi ile yemek taşıyabilecek. Çocukları eğlendirmek için de yardımcı olabilir.

DÜŞÜNCE GÜCÜ İLE ÇALIŞIYOR

Bu robotun en önemli özelliği düşünce gücüyle komut alabilmesi. Kafama takılı olan elektronik kit ile beynimdeki nöron aktivitelerini, yani sinir hücrelerimdeki aktiviteyi ölçerek bunu robotun bilgisayarına yönlendiriyorum. Bu bilgi robotun bilgisayarında işlendikten sonra hareket ünitesinde yönlendirilerek istediğim komutu yapmasını sağlıyor. Yani robot düşünce gücüyle hareket edebilme özelliğine sahip. Bu özellik gelişmiş ülkelerde de robotlarda kullanılıyor.”

Hırlak, geliştirdikleri prototipin rekabet gücü yüksek ve teknolojik gelişmeye katkı sağlayacak bir servis robotu olduğuna işaret ederek, “Robotu wireless kamera, sensör ve hoparlör taşıyacak şekilde tasarlıyoruz. Ayak kısmındaki tekerleklerle ilerleyen robot kendi etrafında da dönebiliyor” dedi.

Robotun insana benzeyen ilgi çekici ve uygun bir dış görünüşe sahip olmasına da önem verdiklerini vurgulayan Hırlak, Latincede “Arabacı Takım Yıldızı” anlamına gelen “Auriga” adını verdikleri robotun ses, ışık ve hareket dizileri iyi algıladığını kaydetti. Hırlak, şöyle devam etti: “Robot aynı zamanda bilgisayardan wireless kontrol, sesle kontrol, internet üzerinden kontrol, görüntü işleme aracılığıyla hareketle kontrol de edilebiliyor. Bu robot istenmesi halinde bomba imha, casus robot, robotik kol olarak da (uzuvsuz insanlar için) tasarlanabilir.”

Servis robotlarının en fazla Japonya'da üretildiğine dikkati çeken Hırlak, proje sonucunda çocuklara yönelik modeller de geliştirebileceklerini kaydetti.
Çalışmaları süren robot üzerinde kendi kendine şarj edebilme özeliği üzerinde durduklarını vurgulayan Hırlak, sesle komutta daha hızlı hareket edebilme ile ve multimedya özellikleri konusunda da çalışma yürüttüklerini kaydetti.

SERİ ÜRETİM YAPACAKLAR

Hırlak, prototipi hazır olan robotun eksikliklerinin giderilmesinin ardından seri üretime geçeceklerini söyledi.

Robotların bütün yaş grupları ve eğitim seviyesindeki insanlar tarafından oldukça ilgi ve merakla karşılandığını belirten Hırlak, şunları kaydetti: “Servis robot pazarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde 30 kat artarak büyümesini bekliyoruz. Böylece projemiz daha da değerlenecek. Veriler gösteriyor ki yakın geleceğin en önemli sektörlerinden birisi robotik teknoloji olacak. Bu sektöre ayrılan Ar-Ge payı artırılmalı. Ülkemizin şirketleri bu sektöre zamanında giremezse tüketici konumuna düşebiliriz.”

A.A.
14 Ocak 2012

ABD havaalanlarında zihin okuyan cihaz - Teröristler niyetleri/zihinleri okunarak belirlenecek

ABD havaalanlarında zihin okuyan cihaz - Teröristler niyetleri/zihinleri okunarak belirlenecek


ABD havaalanlarına terör şüphelilerini "niyetlerini okuyarak" belirleyecek yeni bir güvenlik sistemi yerleştirileceği bildirildi. "Kötü niyeti" saptayacak yeni teknolojinin ABD İç Güvenlik Bakanlığı tarafından test edildiğini belirten Daily Telegraph'a göre, yeni vücut tarayıcısı, bir kişinin suç işlemeye yönelik niyetini açığa vuran ancak gözle görülmeyen ip uçlarını algılama yeteneğine sahip. Tarayıcı, şüphelinin vücut sıcaklığı, nefes alma sıklığı ve kalp ritmini belirleyebiliyor. MALINTENT adı verilen sistemde söz konusu verileri uzaktan algılayabilen sensör ve görüntüleyiciler yer alıyor. Tarayıcı ayrıca kişinin yüz ifadesini de analiz ederek bir saldırı hazırlığı içinde olup olmadığına karar verebiliyor.

İç Güvenlik Bakanlığı İnsan Faktörleri'ne bağlı Bilim ve Teknoloji bölümü tarafından geliştirilen yeni sistem, sınır bölgelerindeki kontrol noktaları, havaalanları ve özel güvenlik önlemi gerektiren öteki yerlere konacak. Yeni sistem, silah ve patlayıcıları saptamaya odaklı eski sistemin aksine insana odaklanıyor. İnsanın psikolojik ve davranışsal özelliklerini göz önüne alarak geliştirilen yeni sistemin suç işlemeye hazırlanan bir kişi ile bağlantı uçağını kaçırma endişesi içindeki masum bir yolcuyu ayırt edebilecek hassasiyette olacağı kaydedildi. Yeni sistem, geçen hafta Maryland'de 140 gönüllü üzerinde test edildi ve yüzde 78-80 oranında başarılı oldu.
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=995617

IBM: "İnsan beyni gibi çalışan çip yaptık"

IBM: "İnsan beyni gibi çalışan çip yaptık"

Amerikan bilişim devi IBM, bilgisayarların deneyimlerinden öğrenmelerini, kuramlar geliştirmelerini ve sonuçlardan ders çıkarmalarını sağlayacak insan beyninin çalışmasını taklit eden devrim niteliğinde bir yonga geliştirdiğini açıkladı.

IBM şirketi yaptığı açıklamada, bu yongalarla yapılacak ”düşünen” bilgisayarların bugünün geleneksel bilgisayarlarıyla aynı şekilde programlanmayacağını belirterek, bu bilgisayarların deneyimlerinden öğreneceklerini, bağlantı kuracaklarını, kuramlar geliştireceklerini, anımsayacaklarını ve sonuçlardan ders çıkaracaklarını kaydetti.

Bu tip iki yonganın üretildiğini ve şu anda test edildiğini belirten şirket, her iki yonganın da silisyum yalıtkan üzerinde 45 nanometre kalınlığında olduğunu ve 254 nörona (sinir hücresi) eşdeğer kapasiteleri bulunduğuna işaret etti.

Uzun vadede hedeflerinin 10 milyar nöron kapasitesine (insan beyni 100 milyar kapasiteli) ulaşan bileşenlerden bir kompleks geliştirmek olduğunun altını çizen IBM, amaçlarının 2 litreden az bir alanda bir kilovat elektrik tüketen 1 katrilyon sinapsis (iki nöronun birleştiği yer) yaratmak olduğunu kaydetti.

Şirket, bu yongaları kullanan bilgisayarların daha az enerji tüketeceğini ve günümüz makinelerinden çok daha küçük olacağını belirterek, düşünen bir bilgisayarın, örneğin sıcaklık, basınç ve dalgaların yüksekliğiyle ilgili verileri derleyip, farklı tipteki deniz sensörlerinden sağlanan verileri analiz edip tsunami alarmı verebileceğini ya da koku alma hassasiyeti sayesinde toptancıları taze ürün stoklarını idare etmelerinde yardım edebileceğini bildirdi.

SyNAPSE adı verilen projenin ikinci aşamasında IBM, Columbia, Cornell, California ve Wisconsin gibi ABD’nin önde gelen üniversiteleriyle işbirliği yapacak. Projeye, ABD silahlı kuvvetlerinin yüksek teknoloji projelerini finanse eden DARPA adlı kuruluş 21 milyon dolar kaynak sağladı.

IBM’in bu başarısı konusunda Endpoit Technologies Associates’den Roger Kay, ”Bu yeni bir ufuk, kimse böyle araştırmalar yapmamıştı” derken, New York Üniversitesinden nöroloji profesörü Anthony Movshon, IBM mühendislerinin yapmaya çalıştıklarının, beynin uyum sağlamak için yaptığı ”plastisitenin” aynısını yongaya yerleştirmek olduğunun altını çizdi.

Teknoloji alanında uzun yıllardır elektronik cihazlar kapasitelerini her 1,5 yılda bir ikiye katlarken, transistörlerin yeni yongalar üzerindeki aşırı yoğunlaşması nedeniyle ortaya çıkan aşırı sıcaklığın kontrol altına alınmasındaki zorluk nedeniyle bu gelişim artık sonuna gelmiş gibi görünüyor. 
(AA)

Bu ay öne çıkanlar