zihin/Beyin Kontrolü - Telegram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zihin/Beyin Kontrolü - Telegram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-05-16

İnsanlık kozmik kontrol altında. Savaş artık cephelerde değil insanların hatta bütün canlıların beyinlerinde...

İnsanlık kozmik kontrol altında. Savaş artık cephelerde değil insanların hatta bütün canlıların beyinlerinde... 


Sosyal Siyaset Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Maranki, insan beyinlerinin çeşitli yöntemlerle kontrol edildiğini ve yönlendirildiğini söyledi.

Takdim
Uzun yıllardır dünyada olduğu gibi Türkiye'de de beyin kontrolü ve yönlendirilmesi konusunda ciddi tartışmalar yaşanıyor. Kamuoyu tarafından da tam olarak anlaşılamayan bu konuyla bağlantılı olarak kozmik bilincin ne olduğu, bu konuda yapılan araştırmalar, deneyler, geliştirilen yöntemler, ulaşılan sonuçlar üzer­ine Prof. Dr. Ahmet Maranki ile söyleştik.

Kozmik Bilinç alanında çalış­maları bulunan, son olarak "Kozmik Bilinç" adında bir kitap yazan ve Azerbaycan'da bu konularda önemli kuruluşlarda görev yapan Prof. Dr. Maranki, kozmik bilincin evrendeki bilim olduğunu belirterek, insanların beyinlerinin kontrol altında tutulabildiğini ve yönlendirilebildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Maranki, 10 yıl BM'nin Rusya'daki kalkınma program­larında (UNDP) uzman olarak çalıştı. Kozmik araştırma merkez­lerinde bulundu. Halen Rus Bilimler Akademisi'nin Bilim ve Buluş Adamları Cemiyeti'nin Genel Sekreterliği'ni yapıyor.



-Son zamanlarda Kozmik bi­linçten çok söz ediliyor, Siz birkaç televizyon programında bahsettiniz. Hatta "Kozmik Bilinç" isimli bir kitap hazırladığınız biliniyor, Nedir "Koz­mik bilinç?"

-Peygamber Efendimiz (sav)'in "İl­min yarısı sormaktır"şeklinde bir hadisi şerifi vardır. Biz de sormaktayız ve bu­nun cevabını kâinatta aramaktayız. Kozmik bilinç de kâinatta olan hadi­selerin nasılını, niçinini, nedenini araş­tırmaktır. Kozmik bilinç, "evrendeki bi­lim" demektir. Felsefeciler Ay'ı, yıldızı, Güneşi, Satürn'ün halkalarını araştırır­lar. Ama Ay'ı, yıldızı, Satürn'ü birbirine bağlayıp onu döndüren ve niçin dön­düğünü izah eden şeyi açıklamazlar. İşte kozmik bilinç kâinatı, hayvanatı, nebatatı idare eden tek bir merkezi güç olduğunu ve merkezin de bize ne­ler bildirdiğini araştırıyor. Yani "kozmik bilinç"kâinat kitabını araştırır.

Bir Kur'an ve bir de kâinat kitabı var­dır. Dünya insanlığı artık şunu bilmeli; yaşananlar ayrıdır. bilinenler ayrı. Bazı şeyler için bilimsel izah gerekir deniyor ama bu, bilimsel değil gerçektir. Çünkü bugün bizim konuştu­ğumuz, duyduğu­muz ses dalgaları bütün ses dal­gaları içerisin­de bir iğne ucu kadar yer tutar. Yi­ne gördüğümüz bütün renkler, renk boyutları içinde iğne ucu kadar yer tu­tar. Bizim algıladığımız renkler sadece kırmızı ile mor arasıdır. Yine algıladığı­mız kokular, hisler, duygular bizim öl­çülerimize göredir. Ama bunun ötesin­de başka âlemler, boyutlar vardır. İşte kozmik bilinç bunu araştırır.

ETRAFIMIZDA KATRİLYONLARCA CANLI VAR

-Gördüğümüz renklerin ötesinde renkler var mı? Duyduğumuz ses dalgalarının Ötesinde ses dalgaları var mı?
- Vardır ve bilim bunu ispat etmiştir. Psikokinezi, yani maddenin mânâ ile izahı. Bilim bugün bunun nasıl olduğu­nu araştırmaktadır. Biz bunun mânâ boyutuna çok fazla girmeyeceğiz. Bu­na binlerce kitapta girilmiş ama bir şey anlaşılmamış ki, insanlık bugünkü zor durumda. Bilimin mevcut yöntemlerinin dışında akıl yürütme, tahayyül dediğimiz ikinci aşaması, sezgi, yoğunlaşma, hissetme yani kozmik boyutu vardır. İşte kozmik bilinç bu "ötelerden" bah­sediyor. O öte de Hablullah (Allah'ın ipi)dediğimiz bir iple merkeze bağlıdır. Bilgisayarlardaki kablo gibi kâinattaki bütün nesneler fiiliyatlarında, hareketle­rinde tek merkeze bağlıdırlar. Kâinatta cansız yoktur. Taş, toprak da canlıdır. Kur'an-ı Kerim'de zîhayat, zîruh ve zî-şuur sahipleri olarak adlandırılan ve ar­tık bugün bunda tereddüt edilmeyen bir yaratık silsilesi var. Ama bu silsile­nin dışında yine ilahi kitaplarda buyurulduğu gibi "sizin görmediğimiz benim görevlilerim vardır dünyada" deniyor.
  
İşte bunu gâvur dediğimiz Rus bi­lim adamları ölçmüş. Gâvur kim, tartı­şılır!.. Her şeyi kabul edip bunların dışı­na çıkmayıp at gözlüğüyle meseleye bakanlar mı, yoksa din, milliyet vs... adına bunları araştırmayıp bizi bu hale düşürenler mi?

Ruslar "insan aurası" dediğimiz enerjisinin etrafında 10 üzeri 16 milyon canlının yaşadığını görüntülemiş. Yani her an bir santimle bir metre kadar et­rafımızda bizi kalkan gibi "koruyan ve­ya zarar veren" yani hayatımıza, fiiliya­tımıza, halet-i ruhiyemize bağlı olarak katrilyonlarca canlı var. Bunlara "nariler, nuriler"de denilebilir. Biriyle tokalaştığınız zaman halsizleşirsiniz veya birisi size baktığı zaman yıkılırsınız. Ya da ilim meclislerinde bulunduğunuz za­man müsbet enerji yüklenirsiniz. Kötü meclislerde, kötü insanların yanında bulunduğunuz, kötü fikirlerle beslendi­ğiniz zaman fiziki olarak da bir şeyler kaybedersiniz. İşte kozmik bilinç bütün bunları araştırıyor ve akılları gözlerine veya mi­delerine inenlere anlatmaya çalışıyor.

İNSANLARIN BEYNİ KONTROL ALTINDA


- Beyin kontrolü ve zihinlerin yön­lendirilmesi konusunda yoğun tartış­malar var? Böyle bir yönlendirme veya kontrol var mı?
- Dünyada FM dediğimiz akustik fre­kansları olan mikrodalgalar, nöroelektomanyetik dalgalar, uzaktan da olsa beyinlere tesir edebilmekte, davranışlar kontrol edilebilmektedir. İki yıldır kozmik bilinci insanlara, konferanslarda, televizyonlarda, gazetelerde anlatmaya çalışıyoruz. Bunları duyan insanlar garip garip bakıyorlar. "Böyle bir şey var mı?” diye soruyorlar. Çünkü dünya insanlığının beyni kontrol altına alınmış durumda. İnsan düşünen bir varlıktır ama bugün çeşitli yöntemlerle düşündürürülmüyor.
- Peki, nedir bu yöntemler?
- Öncelikle aldığımız gıdaların içinde hormon denilen menfi/olumsuz/zararlı maddeler yüklü­dür. İçtiğimiz coladan, yediğimiz don­durmalardan tutun da bütün ilaçlar, et­ler, sütlerde mevcuttur bunlar. Siz, ta­vukların bugün nasıl yetiştirildiğini gör­seniz, yiyemezsiniz.

- İnsanların düşünmemesi için o gıdaların içine maddeler mi karıştırı­lıyor?

- Bunların planlı yapılanı var, bir de hileye kaçarak yapanlar vardır. Özel olarak bu gıdalar ülkemize gönderilir. Birçok yabancı sigara dünyada çok çe­şitli üretilir. Türkiye'ye ise ayrı sigaralar gönderilir. Onun içine ayrı katkı madde­leri enjekte edilir. O insanların doğacak çocukları, düşük ağırlıklı, hırıltılı, hasta­lıklı, ince kemikli, geri zekalı, şaşı olsun diye. Bunu ben demiyorum, yapılan araştırmalar söylüyor. Demek ki, her şeyde bu sıkıntıyı duyuyoruz. Niçin yüz­yıl önce bu kadar hastalık yoktu? Bir­çok hastalığın virüsle bulaştığı bugün artık ortaya çıkmaktadır. Demek ki has­talıklar ağzımızla aldığımız, bedenimize giren bu gibi şeylerle bilinçli olarak oluşturulmaktadır denilebilir.

İkinci yöntem olarak; radyo dalgala­rı ile yapılan tahribatlardır. Uzaktan radyo dalgaları ile beyinler yönlendiri­lip etkilenmektedir. Mesela elimizde bulunan cep telefonu... Telefonda artı­ya bastıktan sonra bire basarsanız çevrilen numara Amerika ile konuştu­rur, yediye basarsanız Rusya ile... 1'le 7 arasındaki tuş sesi farklıdır. Aynı piyanonun tuşları gi­bi. Dalga boyları farklıdır, onun için sesleri farklı algıla­rız. Bir tuşa bastıktan sonar bizim sesimizi Amerika'ya ulaştıran nedir? İlahi metodla baktığımızda bunu taşıyanlar var. Bediüzzaman Hazretleri; "Sesler hava zerreleri üzerinde taşınır" diyor. Bunun bir ileri boyutu daha var. Hava nedir? Sadece bizim bildiğimiz hava mıdır? Seslerle, kokularla, ateşle, ışıkla, elektrikle, ka­ranlıkla taşınır bunlar. Demek ki bunla­rın hepsi bir yaratık. Karanlık, güneşin batması değil. Bugün karanlıkta bir gözlük takıyorsunuz, insanı görüyor­sunuz. Bu yeni bir boyuttur. İnsanlık bunlardan bilgisiz. Bunlar bugün mut­laka araştırılmalıdır.


Güneşin ışığıyla ısısını getiren aynı olamaz. Işığını getiren ayrı bir çeşit varlıktır, ısısını getiren ayrı... Yağmur damlasını alıp getiren ayrıdır, gecenin karanlığında yıldızları görmemizi sağlayan ayrı bir çeşittir. Demek ki etrafımızda farklı dal­ga boylarında farklı boyutlarda göre­mediğimiz o kadar yaratılmış varlıklar var ki... Mesela kozmik bilince göre virüs, bakteri, cin, şeytan, melek gibi varlıklar İzafi tabirlerdir ve bunlar enerji­nin farklı boyutlarıdır. Nariler ve Nuriler gibi... Nazar olayı; mesela bir öküze bakıyorsunuz ne kadar güçlü diyorsu­nuz hayvan ölebiliyor. Onu öldüren bi­zim menfi bakışımız, öküzün enerjisinin buna yetmemesidir.

IRAK ASKERLERİ MANGURTLAŞTIRILDI
- Peki, Irak'ın işgalinde Amerika bahsettiğiniz yöntemlerden fayda­landı mı?
- Sayko akustik ve sayko nörotik de­diğimiz ses dalgaları vardır. Yani sıfırla sonsuz arasında. Bugün bilinen dalga boyları 1 ila 36 hertz arasında olup, alfa, beta, teta ve delta olarak adlandırılır. Bunlar o kadar aralıklıdır ki, mesela bir radyoyu düşünün. Radyonun düğmesini bir milimetre çeviriyorsunuz, başka bir kanal çıkıyor. Yani bu kadar yoğunluklu dalga aralıkları var. Her dalga aralığında da bir ses, bir komut var. Biri Çin'e gi­derken, diğeri Maçin'e gidiyor. Bu ses dalgalarını ne kadar yakından insanlara yönlendirirseniz, tahrip gücü o kadar yüksek olur. Amerika, Irak'ta Apachi he­likopterleri ile sayko akustik ve sayko nörotik dalgalar yayarak Irak'ın yüz elli bin Cumhuriyet Muhafızını -ki, bunların özelliği sarayı ve Saddam'ı korumaktı-mançurya kobayı dediğimiz, robot as­kerlere çevirip şuursuzlaştırdı. Tabii bu dalgalar bizim kulaklarımızla duyamaya­cağımız dalgalardı.


Mesela; Amerika'da alışveriş merkez­lerine girdiğinizde fonda bir müzik var­dır. O müzikteki bir ses, sizi devamlı alışverişe yöneltir. Bunlar artık belgeli­dir. Apachi helikopterlerinin verdiği dal­ga boylarıyla o sığınaklardaki insanların bir anda beyni bulandı. Ne yapacakları­nı unuttular. Mangurtlaştılar. "Biz bura­da niye bekliyoruz?" dediler. Dışarıya çıktılar ve sokaklarda gezen insanlar ol­dular. Apaçiler günlerce önceden Bağ­dat'ın üzerinde belli yerlerde uçtular ve bunlara ateş açılmadı. Bunların sebep­leri var. Bunun yanında buralara atılan gıdalar oldu. İncelemelerde bulunmak için gidildiğinde bırakılan maddeler, ko­kular oldu. İşte bunlarla insanlar tesir altına alınarak, düşünemeyen, fikirsiz bir mahluk, mançurya kobayı oldular.


Bunun tam tersi, yani insanları sa­vaştırmak için de farklı yöntemler var­dır. Yatakhanelerde LSD denilen gaz­larla ve vitamin hapları gibi haplarla in­sanlar savaşçı haline getiriliyor. Mesela Rus ordularının Afganistan'daki binler­ce insanı katletmeleri, testere ile kes­meleri, bir kişiye yüzlerce kurşun sıkıl­ması gibi. Kızılordunun Bakü'ye girdiği sıralarda binlerce kişi tank paletleri altı­na yattı ve "Ruslar bizi öldürmez" dedi­ler. "Biz sizden kız aldık, sen benim eniştemsin, ben senin kayınbiraderi­nim" dediler. Ama bir anda bir düğme­ye basılmış gibi o askerler komut almışçasına tanklarına bindi ve binlerce kişiyi paletlerin altında ezdi, arkasından kepçelerle toplayıp Hazar Denizi'ne at­tılar. Biz bu olayları yerinde gören canlı şahitleriz.

Rusya'da Amon dediğimiz özel bir­likler yetiştirilmiştir. Moskova'da bir toplantıdayız. Yer Glasnost Vakfı, Ko­nuşmacı Valeriko Konivka. Bu adam Beyin Kontrol Merkezinin başuzmanı. Uzmanlık alanı KGB'nin tesiriyle Amonların ölüm makinesi yapılması. Sonuç başarılı. Orada şu itirafta bulunuyor; "Pişmanlık duyuyorum ve açıklıyorum ki bu beyni yıkanmış insanlar (Amon birliklerinden bahsediyor) bir daha top­luma kazandırılamaz, enkaz haline gel­miş, ölümü bekleyen et yığınlarıdır." Sovyetler Birliği yıkıldı da bunlar ortaya çıktı. Artık dünyanın diğer ülkelerinde neler olduğunu okuyucuların takdirine bırakıyorum.


- Sinemanın, özellikle de Hollywood'un beyin kontrolünde rolü var mı?
- Bugün Hollywood özel olarak ku­rulmuştur, çeşitli istihbarat birimleri ta­rafından özel olarak finanse edilmekte­dir. Zamanı geldiğinde belli filmler yap­tırılarak dünya insanlığı, sinemalarla, filmlerle, radyolarla, televizyonlarla uyu­tulmakta, yönlendirilmektedir. Belli yer­lere kanalize edilmektedir. Harry Potter, Matrix'ler ile neler yapıldı? Yüzbinlerce film, kitap, oyuncak sattırıldı. Bir Matrix filmi haftalarca gündemi meşgul etti. Burada verilen mesajlar bellidir. Bi­rileri bunları yapmaktadır. Biz bunları kınamaktan öte bir şeyler yapmalıyız.

DÜŞÜNCELER SİSTEMLİ BİR ŞEKİLDE YÖNLENDİRİLİYOR

- Bu yöntemlerin çalışma mantığı nasıl?
- Radyo dalgaları patolojik olarak beynin normal çalışmasını bozar, etki­ler, algılamalarda eksiklik oluşturur. Bu bilimsel olarak da izah edilmiştir. Bunlar manyetometre denilen aletlerle öl­çülebiliyor artık. Radyo hipnotik dalga­ların parazitel etkileriyle beynin yönlen­dirilmesi, beyin odaklanmasıyla hafıza­ların ve duyguların etkilenmesi bugün manyetometrelerle ölçülebilmektedir. Beyin nöronları davranış gösterirler. Bu sayko akustik ve sayko nörotik dalga­lar, beyinleri etkileyip, bulandırarak en azından vazifelerini unutturuyor. 1996 yılında Kafkaslar'daki bir devletin Ba­kanlar Kurulu'na yönlendirilmiş iki tane sayko akustik dalga boyu veren maki­neler bulunmuştur. Ve o ülkenin Cum­hurbaşkanı bir gün sonra bunu kamu­oyuna açıklamıştır.

Şimdi yurtdışına giden üst düzey gö­revlilerimiz var. Bakıyorsunuz oraya va­tan, millet, bayrak diye gidiyorlar ama, istisnalar hariç dönüşte vatana, millete, bayrağa ihanet ediyorlar. Şark insanın­da bir hastalık var. Rahatsızlandı mı gi­dip ameliyatını Amerika'da yaptırıyor. Nörocerrahi denen bir yöntem var. Ar­tık dünya çiplerle idare ediliyor. Mili­metrenin kaç katı küçüklüğünde bir çi­pi bedene yerleştirdiğinizde o çip nö­ronlara tesir edebiliyor artık. Belki o in­sanlar hasta edilebiliyor ve ölebiliyorlar. Bunlar vakıadır ve uygulanmaktadır.

- Peki, beyinlerin yönlendirildiğine, kontrol altında tutulduğuna dair mü­şahhas deliller var mı?
- Son dönemde Fransa'da zihni yön­lendirme ile ilgili bir yasa tasarısı kabul edildi. Yani devlet yıllardır uyguluyor ama artık açığa çıktığından yasalaştırıyor. ABD'de ise dahili yıkıcılara karşı kullanılması için kanuni olarak telepatik yönlendirme yapma yasasını kanunlaştırıyorlar. Bugün Filistin'de, Çeçenistan'da, Bosna Hersek'te, İslâm'ın hü­kümlerine göre kardeş hukukunda olan insanlar katledilirken, 90 Müslüman ül­kenin hiçbirinden ses çıkmamakta, hatta el altından destek verilmektedir. Siz bu insanların bu hale nasıl getirildi­ğini sanıyorsunuz? Bakıyorsunuz Irak, İran'a saldırıyor. Dini hükümde iki Müs­lüman birbirine saldırdığında ikisinin de yeri cehennemdir. O zaman bizim bun­ların arkasında bir şey aramamız lazım. Son 50 yılda İngiltere'nin Fransa'yla veya Amerika'nın İngiltere'yle savaştığı görülmüş mü? Bu kimlere yaptırılmaktadır? İslâm ülkelerine....Bilhassa direnç noktası en yüksek olan Türk insanı üzerinde oyunlar oynanmaktadır? Tek kale burasıdır. Bu kale de yıkılırsa dünyada asimile edilemeyecek başka bir millet kalmayacaktır. Onun için Tür­kiye ile uğraşılmaktadır.

AMAÇ, GİZLİ DÜNYA DEVLETİ KURMAK
- Nihai hedefi nedir bu faaliyetle­rin?
- Bizim Allah'ımız bir, Peygamberi­miz bir, kıblemiz bir, örfümüz bir, âdeti­miz bir... Bu ülkede yaşayan birisiyle bin tane bir nokta sayabiliriz. Ama ba­kıyoruz ki; Türklük adına 2 bin cemiyet,İslâmiyet adına 3 bin cemiyet, vakıf, dernek kurulmuş. Bu oyundur, yönlen­dirmedir, planlı, nizamlı ve intizamlı bir tahriptir. Bu dernek, vakıf ve kuruluşla­rın başındaki insanlar düşünmelidir. Dünyada ise gizli dünya devleti kurul­maya çalışılıyor. Hedef budur. "Project Freedom Network" adlı sitede bu ya­yınlanmıştır. Biz Amerika'yı yeniden keşfetmiyoruz.


Zikredilen projenin beş ana maddesi vardır. Birincisi; merkezileştirilmiş bir dünya yönetimi kurmak. Bugün için BM buna örnek gösterilebilir. İkincisi; tek dünya ordusu. NATO ordusu buna örnek gösterilebilir. Üçüncüsü; merke­zileştirilmiş para. Tek banka tek para sistemi. Şu anda da dünya buraya doğru gidiyor zaten. Dördüncüsü; mikroçip taşıyan insanlık. Dünya Sağlık Örgütü ve diğer kuruluşlar sağlık se­bepleriyle insanlara mikroçip takılması gerektiğini belirtiyorlar. Beşincisi; elekt­ronik pasaport. İşte gizli dünya devleti­nin hedefinde bunlar vardır. Bunu ya­panlar bizleri televizyon, bilgisayar, cep telefonları, kredi kartlarıyla kontrol altı­na almıştır.


ANLATILANLAR GÖRÜNEN YÜZÜ
- Bu tür faaliyetlere karşı önlem alınması mümkün mü?
- İnsanlara hep olumsuzluk verme­yelim. Bunlar düzeltilebilir. Bugün pa­tenti elimizde olan ve bilgisayarlardan, telefonlardan, televizyonlardan yansı­yan zararlı dalgaları, gıdalardaki zararlı maddeleri absorblayan, etkisiz kılan çipler geliştirildi, kozmik tozlar üzerinde de çalışmalar devam ediyor. Bizler ya­kında maddi ve manevi destek bulabi­lirsek bir "Kozmik Center" açarak bun­ları milletimizin istifadesine sunmayı düşünüyoruz.


Bu anlattıklarımız Aysbergin su üs­tünde görünen yüzü. Bu işe gönül ver­miş dernekler, vakıflar, sivil toplum ku­ruluşları varsa oturalım, beyin cimnastiği yapalım, insanlarımızı değişik yönle­re yönlendirelim. Artık bir araya gelme zamanıdır. Suni gündemlerle meşgul olmak da ayrı bir beyin kontrolüdür. Dünya neler üretiyor ama Türk insanı nelerle uğraştırılıyor. Hâlâ televolelerle, başörtüsü yasağı ile uğraştırılmakta, suni gündemler oluşturulmakta. Bu da bir propaganda aletidir. Maalesef bu­günümüzün idarecileri, yöneticileri bunlara alet olmaktadır. Artık güç sa­hipleri bir araya gelmeli ve insanımız adına müspet şeyler yapmalıdır. Çünkü dünyayı ellerinde tutan güç odaklan ülkemizle ilgili çok ciddi senaryoİâr hayata geçirmek için çalışmaktadırlar. Neticede ülkemizde çok kritik kırılmalar beklenmektedir. Bu astrolojik ve meta­fizik boyutlardaki ilmi bilgilerle de doğ­rulanmaktadır.

- Renklerin etkilerinden de bah­settiniz. Bunların insan beyni üzerin­deki etkileri nelerdir?
- Ses dalgala gibi, renklerin de in­san üzerinde etkileri vardır. Bizim bil­diğimiz renkler, kırmızı ile mor arası renklerdir. Bedenimiz bir anten vazife­si gördüğü için, dışarıdan gelen her türlü akıma karşı duyarlıdır. Renge, sese, kokuya... Giydiğiniz elbiselerin, yattığımız odanın rengi çok önemlidir. Kırmızı, cinsel uzuvların rengidir ve tahrik edicidir. Bunun için olsa gerek, dinimizde bazen yasak görülmüştür. Turuncu, pankreas gibi kalın bağırsak vs. rengidir. Midenin rengi sarıdır. Kal­bin rengi yeşil ve tonlarıdır. Kalp ve verem hastalarını sanatoryuma yollar­lar, çünkü orada ağaçlık, yeşillik var­dır. Onların yaydığı elektromanyetik -dalgalarla tedavi olursunuz. Boğaz şakrası vardır, bunun rengi mavinin tonlarıdır. Mesela; yazarlar daha çok deniz kenarlarında mavi tonlar ve laci­vert bir odada çalışırlar. Sarı odada bu gün sizin bir kitap yazmanız mümkün değildir. Üçüncü göz şakrası dediğimiz iki göz arasındaki yerin rengi laciverttir. Mesela; gökyüzüne baktığı­nızda değişik dünyalara gidersiniz. Te­pe noktanız da mordur. Bunların hepsi bir renk tayfıdır ve ilahidir.


CEP TELEFONU BEYNİ ÖLDÜRÜYOR

- Cep telefonlarının zararlı olup ol­madığı konusunda çokça tartışma yapıldı. Cep telefonları gerçekten zararlı mı?
- Bir insanın cep telefonuyla dört da­kikalık konuşmasında -bunların hepsi­nin görüntüleri mevcuttur- beynin sinir sistemi, yani lenfa dediğimiz noktala­rında bir derecelik ısınma olur. Vücut alarm vermeye başlar. Bedenin diğer uzuvlarından enerji yüklenmesiyle tak­viye gönderilir. Vücut bu bir derecelik ısınmayı absorblamak isterken 18 kat enerji harcıyor. Bu 18 kat enerji de or­talama ömrü 60 yıl olan bir insanın ha­yatından 2 ay 10 günlük bir süreyi alıp götürüyor. Şayet vücut kendini yenile­memiş olsaydı, 10 saatlik bir konuşmada însan ömrü sona erecekti. Aynı şe­kilde, sigarada, içkide, hormonlu gıda­larda da bu tahribatlar yapılmakta. Vü­cut kendini yeniliyorsa da, yine de be­den kendinden harcıyor. Siz buna göre artı enerji almanız lazım ki, normal bir insan vasfını sağlayasınız. Artı bir enerji almazsanız, saçınız dökülür, cildinizde lekelenmeler, karaciğerinizde arızalar başgösterir. Yani birtakım rahatsızlıklar ortaya çıkar.


İBADET VÜCUDA MÜSPET ENERJİ TOPLUYOR

- Davranışların İnsan vücuduna et­kileri konusunda da çalışmalar ya­pıldığından söz edildi. İbadetlerin vücuda ne gibi yansıması oluyor?

- Mesela; Rus bilim adamları araş­tırmış, namaz kılanın aura dediğimiz enerjisinin çok sağlamlaştığını, parladığını ve kortizon değerlerinin arttığını görmüşler. Abdest alırken kolun yı­kandığında kolların damarlarının açıl­dığı görülmüş. Yüzünü yıkadığında çevremizden alınan olumsuz enerjile­rin suyla temizlendiğini görmüşler. Eli­nizi kaldırıp enerji menbaı olan güney cihetine dönüp "Döndüm kıbleye" de­diğinizde bir anda kilitleniyorsunuz, yani şarteli açıyorsunuz. Elinizi bağla­dığınızda etrafınızdaki bütün canlılar bu enerji kalkanından bedeninize gir­meye başlıyor. Sonra, "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" diye kapıyı açıyorsunuz. İçeriye girdiğiniz an açı­lan kapıdan bütün müsbet enerjiler bedeninize geliyor, bedende bir ısın­ma oluşuyor.


Minareler sivridir, enerji kabul eder, enerji bırakır. İnsan bedeni de bir an­tendir. Kainattan, kozmozdan gelen müsbetleri kabul eder, aynı zamanda da düşüncelerimizle onu kozmoza ilahi menbaa, yani kompitür merkezine, Hablullah ipiyle gönderir. Namazda eğilirken de alın, burun, on tane sivri parmak, iki diz ve yine on ayak parma­ğını bir vakitte 35 kere yere vurduğu­muz zaman topraktaki müsbetleri alı­yoruz, bedendeki menfileri topraklıyo­ruz. "Esselamüaleyküm" deyip anahtarı kapattığımızda da rahatlıyoruz.


Bunun için ibadet edenlerde fiziki  ve ruhi mutluluk mevcuttur. Mesela, 1140 tane nas ve sahih rivayeti ölçtük. İncil'de, Tevrat'ta, Zebur'da olan­ların Kur'an'da olanlarını ölçtük. Bir hadiste, "Sadaka belayı defeder" de­niyor. Markette alışveriş yaptığınızda para öderken kolun resmi çekiliyor, hiçbir değişiklik yok. Birisine sadaka verdiğinizde ise, elinizdeki aort da­marlarının düzeldiği, prostatın iyileşti­ği, kalp damarının açıldığı görülüyor. İlim artık termoskopi veya kirlian fo­toğrafı ile dediğimiz aletlerle bunu görüntülüyor. Bedende manyetik rezo­nans, yani hücrelerin kasılıp, gevşemesiyle bir enerji oluşur. Filmdeki gö­rüntü budur. İnsan hücresi kasılıp gevşer. Bu çalışmada kinetik bir ener­ji oluşturur. Bu enerji ile biz hareket
eder, güler, ağlar, dinç kalırız. Bu hücreleriniz bloke edilirse, sıkıntılı, bitkin, yorgun insanlar olursunuz. İşte insan hücresinin bloke edilmesi, daha önce söylediğimiz gibi dört yolla olu­yor. Gıdalarla, telefon, radyo dalgala­rı, evimizde seyrettiğimiz televizyonlar ve bilgisiyarlarla, belli merkezlerden radyo dalgalarıyla insan beynine yapılan tahribatlarla... Bunlar sadece  radyo dalgaları ile olmuyor. Yazılan bir yazı, görüntü-veya mesajlarla (mesela televizyondaki 25. karelerde beyne gönderilen mesajlar gibi) Bun­larla insanın beyin hücreleri kapatılır ve rahatsızlıklar hasıl olur. Dolayısıyla insanlarımız bugünkü düşünemeyen, bir şey üretemeyen hale getirilir ve taklitten öteye gidemez.

2012-02-20

İstenilen kişi biyonik bir robota dönüştürülebiliyor. İnsanların zihinleri, düşünceleri, duyguları, rüyaları ve hareketleri kontrol edilebiliyor

İstenilen kişi biyonik bir robota dönüştürülebiliyor. İnsanların zihinleri, düşünceleri, duyguları, rüyaları ve hareketleri kontrol edilebiliyor. Zihin kontrolü


Alanı insan zihinleri olan savaş!

9/11 saldırıları bugüne kadar kullanılan; ancak açıklanmayan bir kısım bilimsel tekniklerin de birer birer açıklanmasına yol açıyor. Bugüne kadar “komplo teorisi” olarak adlandırdığımız bir kısım teknikler artık terör hareketlerinin önceden haber alınabilmesi amacıyla kamuya açık alanlarda da kullanılmaya başlandı!

Washington Times’ın dünkü nüshasında havaalanlarına yerleştirilecek güvenlik tarayıcılarıyla yolcuların beyinlerinin okunacağı ve teröristlerin bu şekilde deşifre edileceği belirtiliyor. Sistem şöyle işleyecek:

Sistem, beyin dalgalarını ve kalp atış ritimlerini alacak, analiz edecek ve böylece tehdit olabilecek yolcular ortaya çıkarılacak.

Bu haberi okuyunca beyin dalgalarım otomatik olarak Aydoğan Vatandaş adına kilitlendi. Onun bu konularda yazdığı kitaplara Türk halkının ilgisi çok yüksek. Özellikle “Agharta– Elektromanyetik savaş başladı” (Timaş Yayınları) adlı kitabı altı baskı yaptı. Bu kitap 11 Eylül saldırılarından önce yazılmıştı. Ama yayınlanması 11 Eylül saldırısından bir hafta sonraya tekabül etti.

Bir kere beyin dalgalarının frekanslarının da tıpkı parmak izleri gibi her insanda farklı olduğu ve birbirine asla benzemediğini, bunun da işleri çok kolaylaştırdığını belirtelim. Beyin dalgalarının görüntü haline dönüştürülmesi ile insanların ne düşündüğünü görme çabası bu tekniğin varacağı son nokta.

Yalnız bu sistem sadece terör eylemlerini ortaya çıkarmak için değil, bizzat teröre de hizmet edebilme potansiyelini taşıyor. Hatta 11 Eylül saldırılarının beyin kontrolü yoluyla yapıldığı bile iddia ediliyor.

Bize çok uçuk geliyor; ama bu konudaki çalışmalar her geçen gün hayatımıza daha fazla girmeye başladı. Tehlikesi şu: Elektromanyetik dalgalar gönderilerek insanlara rüya gördürülebiliyor, olmayan bir şey varmış gibi hayal gördürülebiliyor, sanal bir kısım görüntüler sürekli insan beynine gönderilebiliyor ve insan istem dışı bir kısım eylemlere yönlendirilebiliyor vs.


İBDA–C lideri Salih Mirzabeyoğlu, DGM’de kendisine elektromanyetik dalgaların kullanımı ile beyin kontrolü operasyonu yapıldığını iddia etmişti!

Bu proje, dünyada elektrik taşıyan her şeyin çevresinde bir manyetik alan olduğu ve bu alanların elektromanyetik dalgalar yaydığı teorisine dayanıyor. NSA, geliştirdiği elektronik aygıtlar ve ajanları sayesinde her insanda farklı olan ve 3–50 Hertz arasında değişen dalga boyutunu tespit edebiliyor. Hedef kişinin yaydığı elektromanyetik dalga boyutları tespit edildikten sonra bu veri NSA’nın bilgisayarlarına veriliyor ve bu bilgisayarlar ve uydular aracılığı ile o kişi 24 saat izleniyor. O kişi tam bir denetim altına alınıyor, yönlendirilebiliyor, düşünceleri okunabiliyor. Konuşmaları dinlenebiliyor, gördükleri seyredilebiliyor, sadece onun duyabileceği sesler yayınlanabiliyor, sadece onun görebileceği görüntüler gösteriliyor, ona her türlü bedeni acı verilebiliyor. Yani kişi NSA’nın canlı bir robotu haline getiriliyor. 



Bu robot söz dinlemezse karşılığını, her türlü bedeni acı çektirilerek ödüyor. Bu işkenceciler, bizimkiler gibi ‘as Filistin askısına, çevir manyetoyu, sık tazyikli suyu, yatır falakaya, sok copu’ gibi gürültülü patırtılı, zahmetli külfetli olarak yapmıyor, sadece önlerindeki bilgisayarın tuşlarına dokunarak bunu yapıyor. Dokunuyorlar tuşa, hafıza kaybı ve davranış bozuklukları oluşuyor. Dokunuyorlar, göz kapaklarında ani ve şiddetli kaşınmalar oluşuyor. Dokunuyorlar, duyulan sesin yönü, şiddeti ve içeriği değişiyor. Solunum yollarını denetleyerek konuşmanızı bozuyorlar. Genital bölgede kaşınma, beklenmedik orgazm veya yoğun acı hasıl ediyorlar. Rüyalarınızı denetliyorlar. Birkaç dakika boyunca ayak parmaklarını istem dışı olarak 90 derece döndürebiliyorlar.

Aslında bu çalışmalar yeni değil. 50 yıl öncesine dayanıyor. 1996 yılında yayımlanan “Beyin Kontrolü ve Tanımlanamayan Gizli Hükümetler” adlı kitabında Daniel Brandt, bir insana hipnozla bir cinayet işletilebileceğini iddia ediyor. Bazı uyuşturucu maddeler de insanların beyinlerinin kontrol altına alınmasında kullanılabiliyor.

New York Times gazetesinin l6 Temmuz l977 sayısında şöyle bir haber yayınlandı: “ABD, insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor.”

CIA, psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırdı. Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harp görünmez, muharebe sahası ise insan zihinleridir!

Bu yazının uçuk kaçık bir yazı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!


Nuh Gönültaş
Gazeteci-Yazar
19.08.2002

Düşünceler ve Rüyalar Bilgisayara kayıt edilebiliyor. Düşüncelere ve rüyalara müdahale edilebiliyor

Düşünceler ve Rüyalar Bilgisayara kayıt edilebiliyor. Düşüncelere ve rüyalara müdahale edilebiliyor. Zihin/Beyin Kontrolü



Uzaktan Nöral Denetim

Bir süre önce NASA tarafından uzaydaki astronotlar için DÜŞÜNCELERİN BİLGİSAYARA KAYDEDİLMESİ ile ilgili bir makale yayınlandı. Merak edenler bu makaleye göz atabilirler. (Makale adı : SUBSPEECHES)

Bu teknoloji ile ilgili ayrıntıları web üzerinde bir çok kaynakta bulabilirsiniz. Ancak en bilinenleri GEORGE FARQUAR ve PROJECT FREEDOM, Prof.Dr. Jose DELGADO ve Zihin Kontrolü çalışmalarıdır.

Projenin başlangıcı 2.Dünya Savaşında Yahudi Bilim adamları tarafından BERGSTRASSE denilen bölgedeki labaratuarlarda başlatılmış, savaşın sona ermesi ile proje ABD Askeri
Laboratuarlarına taşınmıştır. Şu an için bu projenin 250 farklı versiyonu üzerinde dünya üzerine yayılmış bir çok tıbbi ve teknolojik laboratuarlarda devam ettirilmektedir.

Hatta proje bir ara o kadar ses getirdi ki, MEL GIBSON ve JULIA ROBERTS"ın oynadığı CONSPIRACY THOERY – KOMPLO TEORİSİ filmine konu oldu.

Ancak, ZİHİN KONTROLÜ projesi ile HASSAS TAKİP konusunu birbirinden
kesinlikle ayırmakta yarar görüyoruz.

İlkinde duruma göre kişi yada gruplara yönelik ağır ve şiddetli bir psikolojik baskı, psikolojik faktörler kullanılarak bilinen sorgu metodları uygulanmaktadır. Bu şekilde ağır psiko-şiddete uğrayan kişi yada gruplara her an “SENİ İZLİYORUZ” mesajı değişik obje,
ekipman ve personel kullanımıyla devam ettirilmektedir.

İkincisinde kaynaklara göre, kişi yada grupların zihinleri nano-teknolojik cihazlarla incelenebilir ve görülebilir. Oto kontrolü ve tüm psikolojik ve fiziksel yapısı yönlendirilebilir. Verimli bir sorgulama metodudur.

Tüm bu teknolojilerin, İNSAN HAKLARI yada BİREYSEL HAYATIN MAHREMİYETİ gibi konularla nasıl bir uyum içerisinde olduğunu da sizlerin ve okuyucuların takdir ve görüşlerinize bırakıyoruz.

Şimdi gelelim projenin sistematiğine...

Bir cismin bioelektrik alanı uzaktan algılanabilir, böylece cisimler bulundukları herhangi bir yerde denetlenebilirler. Özel EMF cihazıyla sistem operatörleri, kripto-şifre çözücüleri (EEG"lerden) üretilen potansiyelleri uzaktan okuyabilirler. Bunlar bir kişinin beyin durumlarina ve düşüncelerine kodlanabilir. Bu durumda kişi, uzak bir mesafeden mükemmel olarak denetlenir. İstihbarat personeli, “İşaret İstihbaratı”nın elektromanyetik tarama ağının kadranında çevirerek, ülkedeki herhangi bir şahsa çevirir ve İstihbarat teşkilatı"nın bilgisayarları o şahsı belirler ve günde 24 saat takip eder. İstihbarat Teşkilatı, Türkiye"deki herhangi bir şahsı seçebilir ve onu izleyebilir.

İstihbarat Teşkilatı “İşaret İstihbarat”, “Uzaktan Nöral(Sinir) Denetimi ve Elektronik Beyin Bağlantısı” için, “Elektro Manyetik Beyin Uyarılması”nı kullanmaktadır. (İonlaşamayan elektro manyetik alan) radyasyonu üzerine, nörolojik araştırmayı ve bioelektirik araştırma ve gelişmeyi içeren 1950"li yılların MKULTRA programından beri, “Beyin Uygulaması” gelişme hâlindedir.

Elde edilen gizli teknoloji, Ulusal Güvenlik Arşivlerinde, “Radyoaktifliği ve nükleer patlamaları içermeyen ve çevrede bulunan bir kaynaktan istemeyerek (kasıtlı olmayan bir
şekilde) yayılan elektromanyetik dalgalardan oluşan bilgi” olarak tanımlanır ve “Işinim İstihbaratı” olarak sınıflandırılır. İşaret İstihbaratı, Amerika ve dost ülkeler yönetiminin diğer elektronik mücadele programları gibi, bu teknolojiyi de, gizli olarak yürütmekte ve muhafaza etmektedir. İstihbarat Teşkilatı, bu teknoloji ile ilgili mevcut bilgileri denetlemekte ve bilimsel araştirmalari halktan gizlemektedir. Aynı zamanda bu teknolojiyi
gizli tutmak için uluslar arası istihbarat anlaşmalari da vardir.

İstihbarat teşkilatı bilgisayarında üretilen beyin planlaması, beyindeki elektriksel faaliyetleri sürekli olarak denetlemektedir. Ulusal Güvenlik gayesiyle istihbarat teşkilatı, binlerce insanın ferdî beyin haritalarını kaydetmekte ve şifrelemektedir. Elektro
manyetik alanla “Beynin Uyarılması”, beyin-bilgisayar bağlantısını sağlamak için, meselâ, askerî savaş uçaginda ordu tarafindan gizlice kullanılmaktadır.

Elektronik gözetim amacıyla, beynin konuşma merkezindeki elektrik faaliyetleri, kurbanın sözlü düşüncelerine çevrilebilir. Kulağı devre dışı bırakarak, ses haberleşmesinin dogrudan beyne gitmesini saglayarak, Uzaktan Nöral Denetim, şifrelenmiş işaretleri, beynin
işitme korteksine gönderebilir. İstihbarat ajanları bunu, paranoid şizofreninin karakteristiği olan işitsel halisünasyoları taklid ederek, kurbanların gizli olarak takatini kesmek için
kullanabilirler.

Kurbanla herhangi bir temas olmaksızın, Uzaktan Nöral Denetim, bir kurbanın beynindeki görsel korteksteki elektirik faaliyetlerini planlayabilir ve kurbanın beynindeki tasvirleri (görüntüleri) bir videonun monitöründe gösterebilir. İstihbarat ajanları kurbanın
gözlerinin gördüğü her şeyi görürler. Görsel hafıza da görülebilir. Uzaktan Nöral Denetim gözleri ve optik sinirleri atlayarak (devre dışı bırakarak), doğrudan görsel kortekse görüntü gönderebilir. İstihbarat ajanları, beynin programlama gayesi için, gözetim altındaki kişi REM uykusunda iken, onun beynine gizlice görüntü yerleştirmek için bunu kullanabilirler.

Birleşik Devletlerde, 1940"lı yıllardan beri, İşaret İstihbaratı ağı vardır. NSA"nın Ft. Meade"de kişileri izlemek ve bunların beyinlerindeki işitsel-görsel bilgileri -tecavüzkar olmayan bir biçimde- denetlemek için kullanılan iki yönlü geniş bir, Uzaktan Nöral Denetim sistemi vardır. Bu işlerin tümü, kişiyle fizikî bir temas olmadan yapilir. Uzaktan Nöral Denetim metodu, gözetim ve yurt içi istihbarat için esas metodtur. Konuşma, üç boyutlu ses ve şuuralti ses, kişinin beyninin işitme korteksine (kulaklari by pass edilerek) gönderilebilir ve görntüler görsel korteksin içine gönderilebilir. Uzaktan Nöral Denetim, kişinin algılarını, ruh durumunu ve motor kontrolünü degiştirebilir.

Konuşma korteksi / işitsel korteks baglantısı, istihbarat toplumu için esas haberleşme sistemi oldu. Uzaktan Nöral Denetim, görsel- işitsel beyin ile beyin arasında veya beyin ile bilgisayar arasında tam bir bağlantıya izin verir

NSA-SIGINT (Ulusal Güvenlik Teşkilatı İşaret İstihbaratı) insan beyninden yayılan 5 miliwottluk ve 30-50 Hz"lik uyandırılmış potansiyellerin şifrelerini digital olarak çözerek, insan beynindeki bilgileri uzaktan ve (tecavüzkar olmayacak bir biçimde) denetlemek için hususi yeteneklere sahibtir.

Beyindeki nöral hareketlilik değişen bir manyetik akıya sahib olan değişen bir elektirik özellik yaratır. Bu manyetik akı 30-50 Hz"lik ve 5 milimetrelik sürekli bir elektromanyetik dalga çıkarır. Beyinden gelen elektromanyetik emisyonda ihtiva edilen şeyler “uyandırılan potansiyeller” olarak adlandırılan (enserler ve desenlerdir.). Her düşünce, reaksiyon, motor kumandası, işitsel olaylar ve görsel görüntü için beyindeki bir “uyandırılmış potansiyel” veya “uyandırılmış potansiyeller kümesi” karşiligi vardir. Beyinden yapilan EMF emisyonunun şifreleri, beyninde geçerli fikirler, düşünceler, görüntüler ve sesler haline gelmesi için, çözülür.

NSA SIGINT, bilgileri (sinir sistemi mesajları gibi) istihbarat ajanlarına aktarmak ve gizli operasyon yapılacak kişilerin beyinlerine (onlar tarafından farkedilemeyecek bir şekilde) aktarmak için, bir haberleşme sistemi olarak EMF ile aktarılan Beyin Uyarılması"nı kullanmaktadır.

EMF ile Beynin Uyarılması, sonuçta beynin nöral devrelerinde ses ve görsel olayların oluşması için beyindeki uyarılacak potansiyelleri, kobayları tetiklemek için şifrelenmiş ve pulslanmış karmaşık elektromanyetik işaretler göndererek çalışır. EMF ile Beyin Uyarılması kişinin beyin hallerini değiştirebilir ve motor kontrolünü etkileyebilir.

İki yönlü elektronik Beyin Bağlantısı, sesi (kulakları by pass ederek) işitsel kortekse aktarırken ve donuk (belirsiz) görüntüleri, (optik sinirleri ve gözleri by pass ederek), görsel kortekse aktarırken, nöral görsel-işitsel bilgileri uzaktan kumanda ederek,
yapılır. Görüntüler beyinde sabit olmayan iki boyutlu ekrandaki gibi zuhur eder.

İki yönlü elektronik Beyin bağlantısı gelişmiş tüm istihbarat servisleri personeli için esas haberleşme sistemi haline gelmiştir. (Bu servislere ülkemiz serevislerini de ekleyebiliriz) Uzaktan Nöral Denetim (RNM, insan beynindeki bioelektirik bilginin uzaktan denetimi) esas gözetim sistemi hâlini almıştır. Bu Batılı Devletler İstihbarat Topluluğu"nda sınırlı sayıdaki ajan tarafından kullanılmaktadır.

2012-02-19

ABD robot ordusunu kuruyor. Pentagon, zihin gücüyle yönetilen robot ordusu için kolları sıvadı

ABD robot ordusunu kuruyor. Pentagon, zihin gücüyle yönetilen robot ordusu için kolları sıvadı



ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yakın gelecekte asker kayıplarını minimuma 
indirmekiçin, Hollywood filmlerinden ilham alıyor. Pentagon'un teknoloji geliştirme birimi olan "Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı" (DARPA), askerlerin düşünce gücüyle istedikleri görevi yaptırabilecekleri insansı robotlar geliştirilmesi için çalışmalarına başladı.

ÇALIŞMALAR BAŞLADI

Hedefi itibarıyla James Cameron'ın gişe rekortmeni filmi 'Avatar'da kullanılan uzaylı-insan melezi bedenleri hatırlatan projenin araştırma-geliştirme çalışmaları için DARPA'nın 7 milyon dolar bütçe ayırdığı belirtiliyor.

Proje ile geliştirilecek robotların, temizlik, devriye, tıbbi müdahale gibi görevleri de üstlenmesi öngörülüyor.

4 BACAKLI ASKERLER

ABD'li uzmanlar, bir süredir zihin gücüyle çalışan yeni nesil insansız hava araçlarının geliştirilmesi için çalışmalarda bulunuyor. DARPA'nın cephede askerlerin teçhizatlarını taşımalarına yardımcı olmak amacıyla "AlpaDog" adını taşıyan 4 bacaklı bir robot üzerinde çalıştığı açıklanmıştı.

ABD robot ordusunu kuruyor. Robotlar zihin gücü ile kontrol ediliyor

ABD robot ordusunu kuruyor. Robotlar zihin gücü ile kontrol ediliyor

ABD robot ordusunu kuruyor. Robotlar zihin gücü ile kontrol ediliyor

ABD robot ordusunu kuruyor. Robotlar zihin gücü ile kontrol ediliyor


ABD robot ordusunu kuruyor. Robotlar zihin gücü ile kontrol ediliyor

STAR  19 Şubat 2012 Pazar

2012-02-17

Adana'lı Kardeşler Düşünce Gücü İle Komut Alan Robot Geliştirdiler

Adana'lı Kardeşler Düşünce Gücü İle Komut Alan Robot Geliştirdiler


Düşünce gücü ile çalışan robot yaptılar

Adana'da biri makine, diğeri bilgisayar mühendisi olan iki genç, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından sağlanan 100 bin lira ve KOSGEB'den aldıkları 75 bin liralık hibe desteğiyle düşünce gücüyle hareket edebilen servis robotu geliştirdi
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Makine Mühendisliği Bölümü mezunu Ali Özgün Hırlak, yaptığı açıklamada, Atılım Üniversitesi BilgisayarMühendisliği mezunu çocukluk arkadaşı Burak Özdemir (27) ileGaziantep'te geçirdikleri çocukluk yıllarında robot yapmak için elektronik malzemelerle uğraştıklarını söyledi.
Yıllar sonra çocukluk hayallerini gerçekleştirmek için arkadaşı Özdemir ile bir araya geldiklerini ve bir şirket kurup, robot üretimi için ÇukurovaTeknoloji Geliştirme Merkezi'nde çalışmaya başladıklarını anlatan Hırlak, ilk etapta Sanayi ve Ticaret Bakanlığından 100 bin lira destek aldıklarını ifade etti.

Servis Robotu çalışmalarının olgunlaşması üzerine Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı'ndan da (KOSGEB) 75 bin liralık hibe desteği aldıklarını kaydeden Hırlak, şöyle devam etti: “Üzerinde çalışmamızı sürdürdüğümüz robot alışveriş merkezleri, kafeler, okullar, oteller ve lokanta gibi işletmelerde kullanılabilir. Gelen müşterilerle ilgilenebilecek, müşterileri kapıda karşılayıp, siparişlerini alabilecek kapasitedeki robot, 1.5 saatlik şarj süresine sahip ve bir kilograma kadar hassas yük taşıyabiliyor. Müşteriler robotun gövde kısmındaki dokunmatik ekrandan yemek menüsü hakkında bilgi alabilecek. Elinde tepsi ile yemek taşıyabilecek. Çocukları eğlendirmek için de yardımcı olabilir.

DÜŞÜNCE GÜCÜ İLE ÇALIŞIYOR

Bu robotun en önemli özelliği düşünce gücüyle komut alabilmesi. Kafama takılı olan elektronik kit ile beynimdeki nöron aktivitelerini, yani sinir hücrelerimdeki aktiviteyi ölçerek bunu robotun bilgisayarına yönlendiriyorum. Bu bilgi robotun bilgisayarında işlendikten sonra hareket ünitesinde yönlendirilerek istediğim komutu yapmasını sağlıyor. Yani robot düşünce gücüyle hareket edebilme özelliğine sahip. Bu özellik gelişmiş ülkelerde de robotlarda kullanılıyor.”

Hırlak, geliştirdikleri prototipin rekabet gücü yüksek ve teknolojik gelişmeye katkı sağlayacak bir servis robotu olduğuna işaret ederek, “Robotu wireless kamera, sensör ve hoparlör taşıyacak şekilde tasarlıyoruz. Ayak kısmındaki tekerleklerle ilerleyen robot kendi etrafında da dönebiliyor” dedi.

Robotun insana benzeyen ilgi çekici ve uygun bir dış görünüşe sahip olmasına da önem verdiklerini vurgulayan Hırlak, Latincede “Arabacı Takım Yıldızı” anlamına gelen “Auriga” adını verdikleri robotun ses, ışık ve hareket dizileri iyi algıladığını kaydetti. Hırlak, şöyle devam etti: “Robot aynı zamanda bilgisayardan wireless kontrol, sesle kontrol, internet üzerinden kontrol, görüntü işleme aracılığıyla hareketle kontrol de edilebiliyor. Bu robot istenmesi halinde bomba imha, casus robot, robotik kol olarak da (uzuvsuz insanlar için) tasarlanabilir.”

Servis robotlarının en fazla Japonya'da üretildiğine dikkati çeken Hırlak, proje sonucunda çocuklara yönelik modeller de geliştirebileceklerini kaydetti.
Çalışmaları süren robot üzerinde kendi kendine şarj edebilme özeliği üzerinde durduklarını vurgulayan Hırlak, sesle komutta daha hızlı hareket edebilme ile ve multimedya özellikleri konusunda da çalışma yürüttüklerini kaydetti.

SERİ ÜRETİM YAPACAKLAR

Hırlak, prototipi hazır olan robotun eksikliklerinin giderilmesinin ardından seri üretime geçeceklerini söyledi.

Robotların bütün yaş grupları ve eğitim seviyesindeki insanlar tarafından oldukça ilgi ve merakla karşılandığını belirten Hırlak, şunları kaydetti: “Servis robot pazarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde 30 kat artarak büyümesini bekliyoruz. Böylece projemiz daha da değerlenecek. Veriler gösteriyor ki yakın geleceğin en önemli sektörlerinden birisi robotik teknoloji olacak. Bu sektöre ayrılan Ar-Ge payı artırılmalı. Ülkemizin şirketleri bu sektöre zamanında giremezse tüketici konumuna düşebiliriz.”

A.A.
14 Ocak 2012

ABD havaalanlarında zihin okuyan cihaz - Teröristler niyetleri/zihinleri okunarak belirlenecek

ABD havaalanlarında zihin okuyan cihaz - Teröristler niyetleri/zihinleri okunarak belirlenecek


ABD havaalanlarına terör şüphelilerini "niyetlerini okuyarak" belirleyecek yeni bir güvenlik sistemi yerleştirileceği bildirildi. "Kötü niyeti" saptayacak yeni teknolojinin ABD İç Güvenlik Bakanlığı tarafından test edildiğini belirten Daily Telegraph'a göre, yeni vücut tarayıcısı, bir kişinin suç işlemeye yönelik niyetini açığa vuran ancak gözle görülmeyen ip uçlarını algılama yeteneğine sahip. Tarayıcı, şüphelinin vücut sıcaklığı, nefes alma sıklığı ve kalp ritmini belirleyebiliyor. MALINTENT adı verilen sistemde söz konusu verileri uzaktan algılayabilen sensör ve görüntüleyiciler yer alıyor. Tarayıcı ayrıca kişinin yüz ifadesini de analiz ederek bir saldırı hazırlığı içinde olup olmadığına karar verebiliyor.

İç Güvenlik Bakanlığı İnsan Faktörleri'ne bağlı Bilim ve Teknoloji bölümü tarafından geliştirilen yeni sistem, sınır bölgelerindeki kontrol noktaları, havaalanları ve özel güvenlik önlemi gerektiren öteki yerlere konacak. Yeni sistem, silah ve patlayıcıları saptamaya odaklı eski sistemin aksine insana odaklanıyor. İnsanın psikolojik ve davranışsal özelliklerini göz önüne alarak geliştirilen yeni sistemin suç işlemeye hazırlanan bir kişi ile bağlantı uçağını kaçırma endişesi içindeki masum bir yolcuyu ayırt edebilecek hassasiyette olacağı kaydedildi. Yeni sistem, geçen hafta Maryland'de 140 gönüllü üzerinde test edildi ve yüzde 78-80 oranında başarılı oldu.
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=995617

IBM: "İnsan beyni gibi çalışan çip yaptık"

IBM: "İnsan beyni gibi çalışan çip yaptık"

Amerikan bilişim devi IBM, bilgisayarların deneyimlerinden öğrenmelerini, kuramlar geliştirmelerini ve sonuçlardan ders çıkarmalarını sağlayacak insan beyninin çalışmasını taklit eden devrim niteliğinde bir yonga geliştirdiğini açıkladı.

IBM şirketi yaptığı açıklamada, bu yongalarla yapılacak ”düşünen” bilgisayarların bugünün geleneksel bilgisayarlarıyla aynı şekilde programlanmayacağını belirterek, bu bilgisayarların deneyimlerinden öğreneceklerini, bağlantı kuracaklarını, kuramlar geliştireceklerini, anımsayacaklarını ve sonuçlardan ders çıkaracaklarını kaydetti.

Bu tip iki yonganın üretildiğini ve şu anda test edildiğini belirten şirket, her iki yonganın da silisyum yalıtkan üzerinde 45 nanometre kalınlığında olduğunu ve 254 nörona (sinir hücresi) eşdeğer kapasiteleri bulunduğuna işaret etti.

Uzun vadede hedeflerinin 10 milyar nöron kapasitesine (insan beyni 100 milyar kapasiteli) ulaşan bileşenlerden bir kompleks geliştirmek olduğunun altını çizen IBM, amaçlarının 2 litreden az bir alanda bir kilovat elektrik tüketen 1 katrilyon sinapsis (iki nöronun birleştiği yer) yaratmak olduğunu kaydetti.

Şirket, bu yongaları kullanan bilgisayarların daha az enerji tüketeceğini ve günümüz makinelerinden çok daha küçük olacağını belirterek, düşünen bir bilgisayarın, örneğin sıcaklık, basınç ve dalgaların yüksekliğiyle ilgili verileri derleyip, farklı tipteki deniz sensörlerinden sağlanan verileri analiz edip tsunami alarmı verebileceğini ya da koku alma hassasiyeti sayesinde toptancıları taze ürün stoklarını idare etmelerinde yardım edebileceğini bildirdi.

SyNAPSE adı verilen projenin ikinci aşamasında IBM, Columbia, Cornell, California ve Wisconsin gibi ABD’nin önde gelen üniversiteleriyle işbirliği yapacak. Projeye, ABD silahlı kuvvetlerinin yüksek teknoloji projelerini finanse eden DARPA adlı kuruluş 21 milyon dolar kaynak sağladı.

IBM’in bu başarısı konusunda Endpoit Technologies Associates’den Roger Kay, ”Bu yeni bir ufuk, kimse böyle araştırmalar yapmamıştı” derken, New York Üniversitesinden nöroloji profesörü Anthony Movshon, IBM mühendislerinin yapmaya çalıştıklarının, beynin uyum sağlamak için yaptığı ”plastisitenin” aynısını yongaya yerleştirmek olduğunun altını çizdi.

Teknoloji alanında uzun yıllardır elektronik cihazlar kapasitelerini her 1,5 yılda bir ikiye katlarken, transistörlerin yeni yongalar üzerindeki aşırı yoğunlaşması nedeniyle ortaya çıkan aşırı sıcaklığın kontrol altına alınmasındaki zorluk nedeniyle bu gelişim artık sonuna gelmiş gibi görünüyor. 
(AA)

Masonik Örgütlerin Bilinçaltı Mesaj Tuzağı - Subliminal Mesaj Yöntemi ve 25. Kare (Video)

Masonik Örgütlerin Bilinçaltı Mesaj Tuzağı - Subliminal Mesaj Yöntemi ve 25. Kare

Videoyu izlemek için "devamı" tuşuna basınız. Ve lütfen paylaşınız...


Matrix filmi gerçek oldu. Eğitimde yeni dönem geliyor. Bilgi, insan beynine topluca ve doğrudan gönderilecek

Matrix filmi gerçek oldu. Eğitimde yeni dönem geliyor. Bilgi, insan beynine topluca ve doğrudan gönderilecek


Matrix mucizesi gerçek oluyor! Beyine çip geliyor!


Beyine dışarıdan bilgi yükleyebilen makine geliyor!

Matrix filminde Neo karakterinin sadece birkaç saniye içerisinde Kung Fu öğrendiği sahne gerçek oluyor. Bilim adamları beyne dışarıdan sinyal göndererek beyin aktivitesini etkilemeyi başaran bir makine geliştirdi

Önce Duke Üniversitesi’nde görevli Amerikalı bilim adamları, beynine mikroçipler takılan bir maymuna istenilen bilgiyi göndermeyi başardıklarını duyurdu. Ardından Rus bilimadamı Vitali Valtsev, düşünme yeteneği olan ve bir bebek gibi eğitilmezse suçluya dönüşebilecek bilgisayar icat ettiklerini öne sürdü. Tüm bu gelişmeler gişe rekorları kıran The Matrix filminde Keanu Reeves’in canlandırdığı Neo karakterinin bir bilgisayara bağlanıp birkaç saniye içinde milyonlarca sayfa bilgiyi ve beceriyi kazandığı o sahneyi akıllara getirdi. Dün Boston Üniversitesi uzmanlarıyla ortak çalışan Kyoto Nörobilim Akademisi’nin Japon bilim adamları bu rüyanın gerçek olmaya çok yakın olduğunu açıklayınca birkez daha bilim dünyasında heyecan yaşandı.

Hafıza hapı da geliyor

Uzmanlar ‘yakın gelecekte’ yeni bir yabancı dilin ya da uçak uçurma becerisinin uyanık olmaya bile gerek duyulmadan insanların beynine kısa sürede yüklenmesinin mümkün olacağını açıkladı. FMRI adlı bir cihaz geliştirdiklerini duyuran bilim adamları, bu cihazın beyne gönderdiği sinyaller ile beyin aktivitesini değiştirmeyi başardıklarını, bunun da teorik olarak beyne yeni bilginin dışarıdan aktarılmasına olanak verdiğini vurguladı. Saygın bilim dergisi Science, bilim adamlarının bu çalışmasını son sayısında geniş bir şekilde yayımladı. Ayrıca uzmanların, hafızayı dinç tutacak ve öğrenilen bilgilerin çok daha uzun süre beyinde zarar görmeden depolanmasını sağlayacak bir hafıza hapı üzerinde de çalıştıkları kaydedildi.

İlk deneme Neo’dan!

Larry ve Andy Wachowski kardeşlerin yazıp-yönettiği bir bilim kurgu filmi, 1999’da gösterime girmişti.. Filmde başrolü oynayan Keanu Reeves (Neo), bir bilgisayara bağlanıp birkaç saniye içerisinde milyonlarca sayfa bilgiyi beynine yüklemişti.

VATAN
11 Aralık 2011

Beyin Kontrolü Nasıl Yapılıyor ? İşin Uzmanı Ahmet Maranki Anlatıyor...

Beyin Kontrolü Nasıl Yapılıyor ? İşin Uzmanı Ahmet Maranki Anlatıyor...

Kozmik bilimler uzmanı Ahmet Maranki dünyadaki çeşitli devletlerin beyin/zihin kontrolünü nasıl yaptıklarını anlatıyor. Saddam'ın 400 bin muhafızına ne olduğunu, Skorsky helikopterlerinin neden bu kadar alçaktan uçtuğunu sorguluyor.
Düşük frekansta ses dalgaları kullanarak sivrisinekleri kovan ve 15 TL'ye satılan sistemlerin daha gelişmişleri ile insan zihnine de müdahale edilebileceğini iddia ediyor.




Beyin Kontrolü Nasıl Yapılıyor? İşin uzmanı Ahmet Maranki Anlatıyor





*****



Beyin gücü ile uzaktan kontrol - Zihin ile alet kontrolü




*****

Robot Gibi Kontrol Edilebilen Fareler (Sadece fareler değil bütün canlıların beyinleri kontrol edilebiliyor)




*****

Zihin Kontrolü felçliler için umut kaynağı oldu

İlluminati itiraf ediyor; asıl amaç dünyadaki her insana çip takmak (Video)





İŞTE HEDEF !

Ve bana şöyle dedi: ‘Asıl amaç dünyadaki herkese çip takmak RFID ÇİPİ yerleştirmek.
___
Aaron Russo bir film yapımcısı ve eski bir siyasetci.
En iyi arkadaşı Nicholas Rockefeller ünlü Rockefeller Bankacılık ve iş hanedanlığının bir ferdi, Aaron çok yakın dostluğunun ardından bir süre sonra görüşmeyi kesti çünkü Rockefeller ailesi ve onların tutkuları hakkında öğrendiği şeyler yüzünden dehşete düştü.
Aaron şunları söylüyor:
Tanıdığım bir avukat bir gün beni aradı ve şöyle dedi :
"Rockfeller ailesinden biriyle tanışmak ister misin? ”


Bende “olur çok sevinirim” dedim sonra dost olduk bana bir çok şey anlatmaya başladı ve bir gece bana şöyle dedi.
”( Nicholas Rockfeller) bir olay olacak aaron ve o olaydan sonra Afganistan’a gireceğiz bu sayede hazar denizine boru hattı döşeyebileceğiz.Irak’a girip petrolü alacağız ve orta doğuda bir üs inşa edeceğiz.Oradan da Venezuella’ya gidip Chavez’den kurtulacağız.”
ilk ikisini bitirdiler, Chavez’i daha bitirmediler.
Ve şöyle dedi :
Asla bulamayacakları biri için mağaraları araştıran bir sürü adam göreceksin.”
Teröre karşı verdiğimiz savaşın aslında gerçek bir düşman olmaması konusunda konuşup gülüyordu.Bu savaşın nasıl asla kazanılmayacak bir savaş haline getirildiğini anlatıyordu.Bunun sonu olmayan savaş olduğunu, bu şekilde insanların özgürlüklerinin ellerinden alındığını söylüyordu.’
Bende şöyle dedim “insanları bu savaşın gerçek olduğuna nasıl inandıracaksın?”
O da : ”medyayla , medya herkesi bunun gerçek olduğuna inandırabilir dedi.Bir şeyler hakkında konuşmaya devam edersen ve aynı şeyleri tekrar tekrar söylersen insanlar buna inanacaktır.” dedi.
Biliyorsunuz, 1913 yılında federal rezervi yalanlar ile kurdular, sonra 11 Eylül sayesinde teröre karşı savaş başladı ve birden Irak’a girdik buda başka bir yalandı ve şimdi aynı şeyi İran’a yapacaklar.Oradan oraya, oradan oraya geçip duruyorlar.
Bende sordum: ”Bunu neden yapıyorsunuz? Amaç nedir ?Dünya’daki bütün paraya sahipsiniz hem de istemeyeceğiniz kadar bütün güce sahipsiniz, insanların canını yakıyorsunuz, bu kötü bir şey.”
Ve bana şöyle dedi:
İnsanları neden umursuyorsunki? Kendini ve aileni düşün yeter.” ve sonra şöyle dedim: “Tamam da asıl amaç ne?
Şöyle dedi!…
Asıl amaç dünyadaki herkese çip takmak RFID ÇİPİ yerleştirmek.Herkesin parası ve sahip oldukları herşey o çiplerde olacak ve eğer birileri bizi protesto ederse yada yaptıklarımızı eleştirir ise çiplerini kapatacağız.”







Bu ay öne çıkanlar