karakaşzade rüştü hadisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karakaşzade rüştü hadisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2011-12-24

Evet Ben Selanikliyim! (Sabetaycıyım!)

Evet Ben Selanikliyim! (Sabetaycıyım!)


Selanikli deyince ne gelir aklınıza? 1) Selanikli Yunanlılar. 2) Nazilerin katlettiği Selanikli yahudiler. 3) 1924'te mübadeleyle Türkiye'ye göç eden Selanikli müslümanlar. 4) Aynı mübadeleyle gelen ‘‘dönmeler.’’ İşte ‘‘Selanikli’’ denildiğinde, özellikle son kategoride olanlar kastedilir. 17. yüzyılda mesihliğini ilan edip, sonra müslümanlığı kabul etmek zorunda kalan İzmirli yahudi Sabetay Sevi'nin yandaşı birkaç ailenin soyundan gelen ‘‘Selanikliler’’, daha doğrusu ‘‘sabetaycılar’’, 350 yıl cemaatleri hakkında ser verip, sır vermediler. Ama 1990'larda içlerinden biri yazmaya, anlatmaya başladı. Ilgaz Zorlu, 29 yaşında. Annesi sabetaycı, babası dindar müslüman bir aileden. Cemaatinde çok iyi tanınıyor. Kimi ona deli diyor, kimi hain. Prof. Dr. İlber Ortaylı, ondan şöyle söz ediyor: ‘‘Bugün Sabetaycılar kendilerini henüz açıklamaz. Tek istisnanın, ama hakikaten tek istisnanın Ilgaz Zorlu olduğunu takdirle belirtmek gerekir.’’ Belge Yayınları, Ilgaz Zorlu'nun makalelerini ‘‘Evet, Ben Selanikliyim/Türkiye Sabetaycılığı’’ başlıklı bir kitap halinde yayınlandı. Onunla hayatını, sabetaycılığı ve sabetaycı cemaati konuştuk.

Sabetaycılığı ne zaman keşfettiniz?

-Annemle babam çalışıyorlardı, bana anneannem baktı. Anneannem Selanik'te doğmuş ve 24 yaşında mübadeleyle buraya gelmiş. Atatürk'ün ilkokul öğretmeni Şemsi Efendi de dedemin dedesi. Şemsi Efendi yaşadığı dönemde, büyük bir Kabbala bilgini ve sabetaycılar içindeki cemaatleri (Kapancılar, Karakaşlar, Yakubiler) birleştirmeye çalışıyor. Düşünün, üç yüzyıl boyunca müslüman gözüküyorsunuz, içerde yahudiliği uyguluyorsunuz, daha doğrusu yahudiliğin kabbalistik, mistik bir bölümünü. Cemaat tamamen içine kapalı. Ben 19 kuşak boyunca Sabetay Sevi'nin kardeşinin soyundan bir aileden geliyorum. Büyükannemin çok sağlam bir sabetaycı kültürü var, ama korkuyor. Çünkü Varlık Vergisi olayını, ondan önce Karakaş Rüştü olayını yaşamış. Cemaat asimile olma kararı almış.

KARAKAŞ RÜŞTÜ OLAYI

Karakaş Rüştü olayı nedir?

-Sabetaycıların Karakaş grubundan olan bu adam 1924'te bir anlaşmazlık sonucu cemaatin sırlarını gazetelere ifşa ediyor ve Atatürk'e mektup yazıyor. Biz asimile olamıyoruz, bizi ne olur müslüman yapın diyor. Anneannem korkarak anlatırdı. Bu olay olduğu zaman evleri basacaklar şayiası ortaya çıkmış. Birçok aile ellerindeki belgeleri yakmış.

Size de aynı gözle bakanlar var mı cemaat içinde? İkinci Karakaşzade Rüştü olduğunuzu söyleyenler?

-Evet, evet tabii. Benim için önce bu adam kendini Sabetay Sevi sanıyor dediler. Deli olmakla, Karakaşzade Rüştü olmakla, Mesih olmakla suçlandım. ‘‘Allah kahretsin, başımıza dert açacaksın’’ dediler.

Büyükannenizden neler öğrendiniz?


-Ben büyükannemi tanıdığım zaman yaşlanmıştı. Sürekli Sabetay Sevi, Sabetay Sevi diye anlatıyordu. Öğrendiklerimi anneme söylediğim zaman bir temiz sopa yedim. Annem attı beni evden. Hakikaten attı, sekiz yıldır da görmüyor. Annemin çevresinde insanların çok orijinal bir tarih teorisi vardı: Orta Asya'dan İspanya'ya gittik, İspanya'dan Selanik'e geldik! Biz yahudi değiliz! Halbuki bir akarsu düşünün, iki ayrı mecraya gidiyor, ama kaynak aynı. Yani yahudilikle sabetaycılık aynı. Çocukluğumda büyükannemin arkadaş grubuyla beraberim. Büyükannemin grubunda dini ritüeller uygulanıyor. Hanımlar bir araya gelirdi. Fatma Hala dediğimiz bir akrabamız vardı. Birden bir kitap çıkarır ‘‘Sabetay Sevi’’ diye bir dua okumaya başlardı. ‘‘Aman Fatoş kimsecikler duymasın’’ denir, perdeler kapanır, ben yatağa götürülürdüm. Bu insanlar hala Sabetay Sevi'ye inanıyorlardı, ama gizliyorlardı. Büyükannem öldükten sonra onun arkadaşlarıyla birebir konuşmalar yaptım, kasetlere aldım. Bu iş çok hoşuma gitti. Gizli olması ilginçliğini daha da arttırıyor. Unutmuyorum, büyükannem arkadaşlarıyla sokakta yürürken bir hanıma selam verdi, sonra, ‘‘aman selam verdiğimi görmesinler’’ dedi. ‘‘Neden’’ diye sordum. ‘‘O komşulardan’’ dedi. Komşular, sabetaycılar içinde bir grubun diğer grup için söylediği bir söz. Bütün bunları kafama taktım.

SABETAYCILAR YAHUDİDİR

Cemaatin yaşlılarıyla konuştunuz...

-Sözlü tarihi başlattım cemaat içinde. Büyükannemin kuşağındaki 65-70 kişiyle tek tek konuştum. Karşıma ilk şu çıktı: Biz Selanikli değiliz! Ben o yüzden kitabım adını ‘‘Evet, Ben Selanikliyim’’ koydum. Selanikli olmak utanç verici bir şey gibi kabul ediliyordu. İnsanlar, sizin fikirlerinizi eleştirmekle uğraşmıyor, geçmişinizle uğraşıyor. Pis yahudi, pis dönme diyor. Ben buna karşı çıktım. Dedim ki evet ben dönmeyim, Selanikliyim. 1991'de İsrail'e gittim.

Araştırmanızı sürdürmek için mi yoksa sabetaycılığın kökeninin yahudilikte olduğunu görüp yahudi olmam gerekir düşüncesiyle mi gittiniz?

-Evet, bunu düşündüm ve hiçbir zaman gizlemedim. Sabetaycılık yahudiliğin bir parçasıdır.

Eski kuşaktan olan sabetaycılar da kendilerini yahudiliğin bir parçası olarak mı niteliyorlardı?

-Sabetaycılar kendilerinin gerçek yahudiler olduğuna inanıyorlar. İsrail'de inanılmaz bir şey buldum. İkinci Cumhurbaşkanı İzak Ben Zwi, bir sabetaycı. Ailesi Polonyalı ama Osmanlı döneminde Türkiye'de eğitim görmüş. Sonra da Filistin'e gitmiş. Sabetay soyundan geldiğini belgelemek için Ben Zwi (Sabetay'ın soyadı) soyadını almış. Mirasını Ben Zwi Enstitüsü'ne bağışlıyor. Sabetaycıların kaynaklarının İsrail'e getirilmesi için talimat veriyor. Ama Sabetaycılık İsrail'de yoktur. Oradaki görüş şudur: Bunlar 350 yıl önce yahudilikten ayrılmış, müslüman olmuşlardır. Ama burada hep bir açık kapı bırakmak zorundalar. Çünkü yahudilikten insanlar atılamaz. Kökene bağlıdır. 350 sene boyunca bu adamlar yahudilik inancını sürdürdü. Bugün herkes bunu devam ettiriyor demiyorum tabii.

Sizin İslamcı kesimle de diyaloglarınız oldu. Kitabınızda Mehmet Şevket Eygi'ye de teşekkür ediyorsunuz.

-Evet, Mehmet Şevket Eygi'yle tanıştım. Akit Gazetesi'nde de kitapla ilgili yazılar çıktı, kötü yazılar değildi bunlar. Mehmet Şevket Eygi'den çok yardım da gördüm. O da Türkiye'deki bütün etnik grupların tarihinin araştırılması konusunda hemfikir benimle. Neticede bu bir kültür.

Niçin yahudi olmak istediniz?

-Bu sembolik bir olaydı. Örneğin sabetaycı bir genç kız bir yahudi erkekle evlendiği zaman çocukları yahudi kabul edilmiyor. Ben bunun düzeltilmesini istiyorum. Başvurdum. Resmi başvurularımı yok sayıyorlar. Türkiye-İsrail ilişkilerine bakıyorlar.

Cemaatin içinde gerçekten müslüman olup da giden var mı?

-Ben bunu hiç görmedim. Ateist olanlar veya yeni bir akım olarak budizm gibi dinlere ilgi gösterenler var.

Sabetaycılar, kendilerinin genel yahudilik şemsiyesinin bir parçası olduğu yolundaki düşüncenizi paylaşıyor mu?

-Bir sabetaycı ailede kız bir yahudiyle evleniyor. Sabetaycı kızın annesi diyor ki ‘‘kızım aslına döndü.’’

Efsanevi İzmirli
Sabetay Sevi (1622-1676) İzmirli bir yahudiydi. Kabbala mistisizmine büyük ilgi duydu. Mesih olduğunu bildirdi. 1660'larda bu açıklama üzerine Avrupa'nın her yerinden yahudiler heyecanla gözlerini İzmir'e diktiler. Yahudi dünyasının bu müjdeyle altüst oluşunu, Claude Gutman ‘‘İzmir'in Çılgın Dedikoduları’’ (Çev: Meral Gaspıralı, Cep Yay., 1994) adlı romanında anlatıyor. Ancak Osmanlı yönetimi işe el koydu; Sabetay Sevi'yi müslüman olmaya zorladı. Sevi müslümanlığı kabul etti, yahudiler ondan yüz çevirdiler, ancak bazı aileler ona inanmayı sürdürdü ve onunla birlikte sürgüne gitti. O günden sonra ‘‘dönme’’ denilen bu cemaat Selanik'te yüzyıllarca yaşadı. Kapancılar, Yakubiler, Karakaşlar adıyla üç ayrı gruba bölündü. İç evlenmelerle bütünlüğünü korudu. 19. yüzyılda batılılaşmanın etkisinde kaldı, modern okullar (Fevziye, Terakki) açtı, üyeleri arasında çokca mason ve Jöntürk vardı. 1924'te mübadeleyle Türkiye'ye geldi. II. Dünya Savaşı sırasındaki ‘‘Varlık Vergisi’’ uygulamasında, gayrimüslimler gibi çok yüksek vergi ödemek zorunda kaldı. Ilgaz Zorlu, sabetaycıların müslüman gibi gözükmekle birlikte, yüzyıllar boyu evlerde gizlice yahudi geleneklerini ve Sabetay'dan kalma özel ayinlerini sürdürdüklerini belirtiyor.

Hürriyet Gazetesi19.09.1998

Selanik Dönmelerininin Türklükle Ne İlgisi Var? (Karakaşzâde Rüştü olayı)

Selanik Dönmelerininin Türklükle Ne İlgisi Var? (Karakaşzâde Rüştü olayı)

Anadolu milli ananelerimizin değiştirilmesinde her zaman öncülük yapan Selaniklilerin ülkemiz dışında tutulması isteniyor. Ankara 1 Kanunisani 1924 (Özel Muhabirimizden) 

Karakaş Rüştü imzasıyla buraya telgrafla başvuru yapılarak Selanik Dönmelerinin aslen, ırken ve soy bakımından Türklük, Müslümanlıkla ilgisi bulunmadığından bahsedilerek, bunların Türk toplumu dışında tutulması, veya ülkenin her tarafına dağıtılarak Türk nüfusuyla karışmaya meecbur edilmeleri istenmiştir. bu konuda ilgili olanlarla konuştum. Türk toplumuna kabul edilmiyeceklerse, bu esasın evvelce gelenlere uygulanması konusunda fikir belirtiyorlar.

Karakaş Rüştü Bey'in Ankara'daki Girişimi
Meclis içinde önemle karşılanmıştır. Bu konu hakkında önemli konuşmalar olmaktadır. 
Dünkü nüshamızla evvelki gece Ankara muhabiriizden gelen bir telgrafa atfen Selanikli Karakaş Rüştü bey'in kendi mensup olduğu aslen, ırken Türklükle alakası olmadığından söz ederek bunların Türk toplumunun dışında tuttulması veya ülkenin her tarafına dağıtılarak Türklerle kaynaşmaya mecbur edilmesini istediğini yazmıştık. 

Dün bu girişimin Ankara'da yaptığı etkiyle ilgili olarak aşağıdaki telgrafı aldık. 
Ankara 2 Kanunisani 1924 (Özel Muhabirimizden)
Büyük Millet Meclisi Üyeleri Karakaş Rüştü bey'in dün bildirmiş olduğum girişimini büyük bir önemle karşıladılar. Bu konu hakkında meclis kulislerinde önemli konuşmalar olmaktadır. Temaslarım sonucunda öğrendimki, büyük bir kısmı Selanik'ten gelen bu kimselerin memleketimizin büyük iktisadi kaynaklarını kendi ellerine geçirmek istemelerine karşı tedbir almanın gerekli olduğuna işaret etmişlerdir. 

Dün şehrimizde yapmış olduğumuz araştırmalara göre Karakaş Rüştü bey'in Şamlı Mağazasının ilerisinde olduğu bilinen Karakaş Mağazasının sahibi olduğu anlaşılmıştır. Bir süreden beri mağazasını Mehmet Feridun beylere bırakarak kendisi bazı özel teşebbüslere girişmiş, mütareke senelerinde almanya'da bazı şirketlerin idaresinde bulunmuştur. istanbul'a döndükten sonra çeşitli işlerle uğraşmaya başlayan Rüştü bey Almanya'da bazı şirketlerin idaresinde bulunmuştur. İstanbul'a döndükten sonra çeşitli işlerle uğraşmaya başlayan Rüştü bey, on beş günden beri Ankara'da bulunmaktadır.

Rüştü bey, uzun zamandan beri kendi hemşehrilerinin hareketlerine karşı olmakta ve onları tenkit etmekteymiş.

Dün muhtelif muhabirlerimizde Rüştü bey'in birçok hemşehrisiyle konuşmuş bu girişimi nasıl karşıladıklarını ve Rüştü bey'in bu hareketinin sebebinin ne olabileceğini araştırmışlardır.

Burada baş vurunun hangi nedenle yapıldığı bilinmemekle beraber Rüştü bey'in bildiğimiz hisleri ve düşünceleri bunun nedenini açıkça bize gösteriyor. Zaten kendisinin en yakın aile fertleri de Rüştü bey'in bu hareketini hislerine mağlup olmasına ve son senelerde ki bazı olayların kendi üzerinde bıraktığı etkiden kaynaklandığını belirtmektedir. anlaşıldığına göre, Rüştü bey Ankara’da dostlarıyla meydana gelen bir tartışma sonucunda bu işe girişmiştir. 

Dönmeliğin Hurafeleri Nedir veya Neydi? 8 Kanunisani 1924
Karakaşzade Rüştü bey'in Ankara muhabirimize verdiği malumatta, dönmeleri sınıflara ayırmaktadır ve yalnız bir sınıfı neslinin tükenmesi konusunda alakasızlıkla suçlamaktadır. Muhabirimiz diyor ki: Rüştü bey nesline bağlı onun iyiliğine çalışan samimi bir Dönmedir.

Dönme tabiri İslam aleminde bir mühtedinin ömrünün sonuna kadar devam ederken, Sabatay Sevi ve kabilesi her nedense iki buçuk asırdan beri bu özelliği kavrayamamıştır.

Dönmelik meselesi etrafında dönen bazı esrarlı rivayetler çeşitli maksatlarla ortaya çıkar ve ara sıra tüm toplumun ilgisini çeker. Bunlar kakkında benim fazla bilgim yoktur. Yalnız Avrupa'dan kovuldukları ve Osmanlı İmparatorluğunun şefkat ve merhametine sığındıktan sonra padişahın gazabı üzerine korkarak yandaşlarıyla birlikte ihtida ettiğini fakat bu ihtidanın tatmin edici bir derecede olmadığı aklımda kalmıştı. Bir müddet sonra bu isimle anılan bazı kimselerle karşılaştım. Fakat görünüşlerinde bir tuhaflık görmedim.

Karakaşzade İle Karşılaşma
Geçen gün yanımda Tanin muhabiriyle mecli s önünde dururken bir zat gelerek kendisini takdim ettii:
- Selanik Dönmelerinden Karakaşzade Rüştü.


Tabii olarak biz de kendimizi tanıttık. Durup dururken bu şekilde birtanışma tuhafıma gitmişti. Meğer sebpsiz değilmiş. Dönmelik meselesini çözmek için Ankara'daymış. Hem Tanin muhabirine hem de bana yazılı bir dilekçe verdi. Meclise hitap ediyordu. Özetimi alarak gönderdim. Haber Vakit'in 2 Kanunisani 1924 tarihli nüshasında yayınlanmıştı. Altındaki imza éDönme Aydınları" adına atılmıştı. Haberin İstanbul'da büyük alaka gördüğünü diğer gazetelerin haberi Vakitten alarak okuyucularına verdiğini ancak, mensup olduğu ailelerin gazetecilere yaptığı açıklamalarda böyle bir müracattan haberleri olmadıklarını yine İstanbul gazetelerinden öğrendim.

Bu girişim Ankara'da az çok ilgi görmüştür. Çünkü Rüştü bey'in bir başka dilekçeyle de Cumhurbaşkanlığına baş vurmuş olduğunu ve dilekçenin Başbakanlığa havale edildiğini öğrendim.

Rüştü Bey Memnun
Bu gün postahane de Milletvekillerimizden Kazım bey ve dış işlerinden bir zat ile bir araya geldik. Karakaşzade yanımıza geldi. Gülüyordu. Memnundu: Tanin yazmamış, dedi.

Özel İbadet Salonları
Rüştü bey gerçekten hoş ve tatlı sohbetli biriydi. Biz dönmelik hakkında uzun uzun bilgiler verdi. Henüz küçükken annesinin kolundan tutarak babasıyla Dönmelerin ibadet ettikleri salona götürdüğünü söyledi ve ibadetlerin şeklini anlattı.

Kuzu Eti Yeme
Annem bana: Kesinlikle kuzu eti yeme senesinde ölürsün. Dönmelerden başka herhangi bir kadınla olursan kesinlikle cehenneme geidersin. Bu ibadetler hakkında sakın türklere bir şey söyleme; Türkler soğan gibidir. Sen hiç acı olmayan soğan gördün mü? Derdi. Halbuki Selanikte Arnavutlar vardı. Çok güzel kuzu pişirirlerdi. Çocukluk imrenirdim. Sonunda gidip yemeye karar vrerdim. Bir taraftan da korkuyordum. O heyeceanla yediğim kuzuyu unutmadım. aklımda yer eden telkinlerle o sene hep ölümü belkledim. Ölmedim. Tekrar yedim. Yine ölmedim. anneme anlattım. Bütün söylediklerinin doğru olmadığını kuzu eti yemekle insanın ölmediğini iddia ettim. Kızdı.

Dört Gönül Meselesi
Merak ederek sordum:
- Niçin kuzu eti yemiyordunuz?
- Kuzu yiyorduk fakat törenle. Siz dört gönül meselesini biir misiniz?
- Hayır.
Benim için şmdiye kadar meçhul olan ve çok tuhafıma giden bu açıklamayı ilginç gördüm. Rüştü bey analattı.

Kuzu yemenin mevsimi vardır. Sene de bir gün iki arkadaş anlaşır. Kuzu ziyafeti yaparlar. Tab ieşleriyle beraber. O akşam kuzu yenir. (Yazı kurulu buradan bir cümleyi çıkarmıştır). bunun sevabı çoktur. O gece ne kadar çok sevap yapılırsa, bu sevapla insan cennet yolunda o kadar fazla yol almış olur.

Rüştü bey'in söylediği "Cennet Yolcuları" belki de ceza gününe ulaşmış kimselerdi. Anladığım kadarrıyla da Rüştü bey bu zümredendi. Bende kendilerini kendi yollarında bırakarak, şu dört gönül meselesini anlamak istedim.

İşte bu ya dedi. Kuzu başında buluşan dört kişi.

Anladım. Anladım. Dört kişi gönüllerini birleştiriyor. Evet bazen dört gönülün birleşmesi yeterli olmayabilir. bu duurmda birleşen gönüllerin otuza kadar çıktığı olmuştur. 

Allah'ın Evi Yanar mı?
Hurafeler bu kadar da değildir. Selanik'te Dönmeler arasında haşa Allah olarak tanınmış biri vardı. Şehirde bir yangın meydana geldi. Bir çok ailelelr mücehverlerini, kıymetli eşyalarını onun evine götürdü. Sanıyorklardı ki alevler oraya gelemez. Halbu ki pekala geldi ve orasını da yaktı. Bu benim elimde propaganda silahım oldu. Fakat onlar bu durumu hemen tevil ettiler:
"Elbette yanacaktı. Biz çok günah işlemiştik."

Azizler Başında Mum
Sonra azizlerin başında mum yakma merasimi vardı.

İçişleri Bakanı Nasıl Karşılamış?
Bir gün bunları içişleri bakanı Fethi bey'e de anlattım. Kahkalarla güldü. Elimi sıktı. Beni tebrik ederek: "Ben dönmeleri zeki ve akıllı bilirdim; meğer çok *** insanlarmış." Dedi. Gerçekten bizde çok gülerek Rüştü bey'i tebrik ettik.

Rüştü bey Ayastefonasta
Rüştü bey onbeş yaşından beri bu hurafelere isyan etmiş. İlk eşi başlangıçta bu hurafelere inanırken onun telkinleriyle bunlara önem vermez olmuştur. Ayastefonasdta oturdukları sürede oradaki Türkler tarafından daima takdir edilmiş ve halk kendilerini diğer dönmelerden tamamen ayrı tutmuştur.

Dönmeler Kaç Kısımdır?
Rüştü bey'in açıklamaları banayeterli gelmedi. Dönmeler arasında benimde tanıdığım ülkemizin de tanıdığı kimseler vardır. Yazacağım noktaları iyice anlamak için bazı sorular daha sordum. Şimdi onları geçerek yalnız aldığım cevapalrı yazıyorum.

Dönmeler Üç Kısımdır
- Dönmeler dedi, üç kısımdır : Karakaşlar, Kapancılar, Hamdi beyler. (Burada Rüştü bey'in her üç kabile ve gruplar hakkında ki hükümler ve sıfatlandırmaları çıkartılmıştır)

Bütün bunları birleştirerek yine üç guruba ayırabiliriz. 

Bir kısmı cahildirler. Tam anlamıyla Yahudidirler. İbranice dua ederler. Dinlerine bağlıdırlar. 
İkinci grup aydındır. Hurafelere pek önem vermezler. Fakat hiç bir zaman Türk unsurları ile karışmak istemezler. Sadece menfaatlerini düşünürler. 
Çok az kısmı Türkler ile karışmışlardır. Bütün dönmeler, 15 bin kadardır. Bu üçüncü kısım ancak 100 kadardır. 
İçinde Olduğum Sınıf

Benim sınıfım ikinci sınıftır. Nesil bozulmuştur. Daima amca, teyze kızı ala ala hep iç içe karışmalar sonucunda yok olmuştur. Bunun sebebi menfaattir. Bir dönme Türk kızı alırsa:
Gençler, tahsil görenler belki Türk kızı alacaklardır. Fakat ihtiyar ve muhazafakarlar babalarındfan ve onlardan kalacak mirası kaybetmekten korktukları için yeni kendilerinden biriyle evlenirler. Mesela ben, Selanikli iyi tahsil görmüş bir genç tanırım. Bir Türk kızı severdi, onunla evlenince, babası redetti, iş yerinden çıkardılar, sonra onu belinde bir ip vapurlarda hamallık ederken gördüm. Hayatını bu yolla kazanmaya çalışıyordu. bu gibileri ne Türkler benimsiyorlar, ne de Dönmeler tekrar içlerine alıyorlar.

Aydınlar Neden Susuyor?
Aydınlara gelince. Onlarda sadece menfaatperestliklerinden dolayı bu durumdan kurtulmaya çalışmıyorlar. Her zaman birbirlerini tutuyorlar. Boykotları da müthiştir. Onların bu menfaat endişesi ve yalnız kendilerini düşünmeleri yüzünden felakete gidiyoruz. Bilirler ki bir mağaza sahibi iseler müşterilerinin, bir müessese iseler satışlarının %80'ni kaybedeceklerdir. Bundan dolayı susuyorlar. 

Çözüm Nedir?
Şimdi ben düşünüyorum ki gelecek göçmenler, ikişer üçer tamamen Anadolu'ya dağıtılmalıdır. Kesinlikle herhangi bir yerde toplu olarak bulunmalarına imkan verilmemelidir. Sonra varsayalım ki 3 bin genç erkek 5 bin genç kızımız var. Bunların mutlaka kendilerinden başkaları ile evlenmeleri zorunlu hale getirilmelidir. 

Kızlarımız tabii olarak Türklere varacaklardır. Gençlerimiz de Türk, Alman, Fransız kızları ile evlenebilirler.

Rüştü bey, samimi bir dönmedir, nesline bağlıdır. Onun iyiliğini istiyor. Normaldir, bu uğurda çalışması onun hakkıdır.

Vakit Gazetesinin 8.Kanunisani 1924 tarihinde yer alan ve Hüseyin Necati tarafından yapılan röportajdan anlaşılmaktadır ki röportajda dönmelerle ilgili olarak çarpıcı bilgiler verilmektedir.

Rüştü Bey'in Halka Açık Mektubu
Ankara'da bulunan Karakaşzade Rüştü Bey'den yine bir mektup aldık. Bu mektubunda da dönmelik meselesi nedeni ile yapılan bazı yayınlara cevap veriyor. Bu mektubu tarihi bir vesika olarak yayınlıyoruz.

Efendiler !
Yanlış düşünüyorsunuz. Tesadüfen Selanik'te Mustafa Arif adında bir dönmenin Gunanasa başvurması ile Dönmeleri mübadeleye tabii tutulmasını rica etmesinden bahsederek sanki benimle Ankara'da bir plan sonucunda aynı amaçla çalıştığımı ileri sürüyor.

Hayır Efendiler! Yanlış düşünüyorsunuz.
Dönmelerin mubadele edilmemesi için ricaya, propagandaya ihtiyaç yoktur. Gelmek istemeyeni hükümet elinden tutup zorla çekip alacak değildir. Bu son derece basit meseleye çocukların bile aklı erer.

Bazı gazetelerin 4 Ocak 1925 tarihli nüshalarında deniliyor ki:
"Rüştü Karakaş sinir hastasıymış. Kadın meselesine kızgınmış. O nedenle bu Dönmelik meselesini kurcalıyormuş diyerek meseleyi önemsiz göstererek örtbas etmeye ve işi sulandırarak meselenin Millet Meclisinde ve basında tartışmaya bile değer olmayacak derecede önemsiz gösterilmeye çalışılması hep İstanbul'daki Dönmelerin basın üzerinde yaptıkları manevralardan kaynaklanmaktadır. 

Yine orada yazıldığı gibi önceAvustralya ve Tanzanya'daki ilkel kabilelerdeki gülünç hurafeler varmış. Şu tarihte bu hurafeleri almışlar ve kendilerini daima samimi Türk ve Müslüman vaziyetinde görmüşler. 

Tüccar ve memur olmuşlar. Tersane Bakanı, Saray Emini gibi meslek makamlara geçmişler. 

Aralarında Bükreş'te Bakiston biraderlere suikast yapan Nursen bey ve akrabasından İzmir'de Yunanlılar tarafından şehit edilen Dr.Şükrü bey gibi şehitler varmış. 

Gittikçe kendi dışlarından evlilikler başlamışmış! Bunlar arasında farklı ahlaklara sahip insanlar varmış. (Her milletten olduğu gibi) 

Şahsi intikam amacı ile millet içinde nifak ve kötü düşünceler uyandırmaya çalışmak büyük bir suçmuş. Amerikalılar bir adamı kendilerine benzetmek için masraflı vasıtalarla misyonerlik yaparlarmış. Dönmeleri Türk toplumunun dışında göstermek büyük bozgunculukmuş." 

Bunun yanında yine bunlar söylendikten sonra millet meclisinin br anket grubu ile meselenin tamamen çözülmesi arzu ediliyor. Bu gazetenin görüşlerini birer birer tahlil edelim.

Kadın meselesinden dolayı sinir hastası değilim, benim ve bütün ailem her Dönme gibidir. Herhalde kendimi bilir yaptığım işlerin mahiyetinin farkındayım. Zaman zaman nükseden gizli bir sevincin kesinlikle tedavisini isteyen samimi bir ruha sahibim. 

Avustralya ve Tanzanya'daki ilkel milletlere layık görülen hurafeler Dönmelerde de vardır. Bugün ilim ve fen sayesinde şüphesiz birçok gençler bu hurafeleri yırtıp atmışlrsa da yarıya yakın bir çoğunluk gizli ananeler ve hurafelere bağlıdır. Bunu her zaman ispatlarım ve ispatlayacağım. 
Dönmelerden tersane bakanı Sarayemini olmuş zaman içinde önemli memurluklarda da bulunmuş olanlar da vardır. Fakat unutmayalım ki Osmanlı hükümeti denilen Nuhun gemisi veya Babil kulesi, nice yabancı paşalar, milletvekilleri ve bürokratlar, vezirler, reisler v.s. vardır. Sonuç oldu, hepsi aleyhimize çalışmadılar mı? Dün bize milletvekili olanlar, bugün Yunanistan'da milletvekili ve parti liderleri değilmidir? Bu örnekler ile Dönmeler, övülmek mi isteniyor? 

Bükreş'te Bakiston kardeşlere suikast yapan Nursen harekatı Dönmelerin kahramanlığı ve vatanseverperliğini mi gösterir? İzmir'de şehit edilen binlerce asker ve subay arasında bir Dönme doktorun bulunmadı Dönmeler için milli bir gurur mudur? Bunlar ve Ermeniler arasında müstesna olarak Türklüğe hizmet etmiş bir takım adamlar yok mudur? 
Dönmeler içinde bazıları Türklerden kız almışlar veya Türklere kız vermişlerdir. Bununla artık kaynaşma başlamıştır mı denilmek isteniyor? Çok safça misaller. Evet Yahudilerden, Ermenilerden, Rumlardan Türklere karışan kızlar hiç şüphesiz Dönmelerin kızlarından yüzlerce binlerce daha fazladır. Ancak onlara karşı karışıp erimişlerdir. Geride kalan Yahudiler, Rumlar, Ermeniler asıl kimliklerini korumuşlardır. Bu milletlere dün olduğu gibi bugünde sen Yahudisin sen Rumsun sen Ermenisin diye kimse saldıramaz. Çünkü onlar, gizli milliyet gizli din taşımazlar. Maddiyat ve maneviyatları herkes tarafından bilinmektedir. 
Şahsi intikam hissi ile memleket içinde yeni bir nifak ve yanlış düşünceler uyandırmıyorum. aksine nifak ve yanlış düşünceleri gidermeye çalışıyorum. Bununla da memlekete büyük hizmetler yapıyorum. Çünkü normal ticaret ve seyahatte bile ortak ve arkadaş olacak adamın güvenilir olması lazımdır. Nerede kaldı ki aynı sınır içinde aynı hükümet idaresi altında kıyamete kadar kader birliği edeceklerden güvenirlilik aranmasın. dönmeler gizli ve ruh amaç taşımadıkça Dönme adını korudukça hiçbir zaman güven vermezler. Tereddüt ortadan kalkmaz. 

Artık işi sulandırmaya, kişileştirmeye ortalığı karıştırmaya çalışılmamalı aksine medeni cesaret ve insanlık göstererek doğru konuşulmalıdır. Bu büüyk ruhu da herkesten bu gerçekleri idrak etmiş ve kendini hakka adamış olanlardan bekliyoruz. Hiç şüphesiz iki buçuk asır önce cahil bir tüccarın oğlu olan birinin (Sabatay Sevi) gittiği yanlış ve sahte yolların nasıl çıkmaz ve arızalara ulaştığını herkesten daha iyi anlamıştır. Bu nedenle Dönmelere çıkar yolu, doğru yolu, mutluluk ve kurtuluş yolunu göstermek bir görevdir. Bu inkilabı geröçek aydınlardan bekleriz. Gaflet ve karanlıkta kalmış bu insanlara yazıktır. 

Vakit Gazetesi, 1924, "Tarihin Esrarengiz Bir Sahifesi "Dönmeler" ve "Dönmelerin Hakikati"

Bu ay öne çıkanlar