Hıristiyan Mezhepleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hıristiyan Mezhepleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-02-13

Sevgililer Günü diye bilinen 14 Şubat Katolik dünyasının dini bayramlarından biridir

Sevgililer Günü diye bilinen 14 Şubat Katolik dünyasının dini bayramlarından biridir


Sevgililer Günü diye bilinen 14 Şubat Katolik dünyasının dini bayramlarından biridir

Sevgililer Günü (Valentine's Day)

14 Şubat 2004 tarihinde yazdığım yazıyı okuyunca yeni bir şey ilave etme ihtiyacı hissetmedim. O yüzden 14 Şubat 2004 tarihindeki yazıyı günün önemine binaen tekrar yayınlıyorum. O gün şunları yazmıştım:

Bugün "Sevgililer Günü"yle ilgili birkaç kelime yazmak istiyorum. Malum, Katolikler'de Valentine's Day diye bilinen 14 Şubat günü küreselleşmenin bir başka boyutu olsa gerek, Müslüman ülkelerde de "Sevgililer Günü" olarak kutlanmaya başladı, gittikçe de yaygınlaşıyor.

14 Şubat günü Türkiye genelinde geçen sene 1,2 milyonun üzerinde kırmızı gül satıldığını duyduğumda yadırgamadım. Çiçekçiler adına sevindim de. Ama bastıran kış şartlarının çiçekçileri olumsuz etkilediği için üzüldüm. Çünkü bir yıldır bugüne hazırlanıyorlardı.

Hayretimi mucip olan bir diğer husus da, aynı gün Ortodoks mezhebine mensup tanıdığım bir Hıristiyan'a, Valentine's Day'da ne yaptığını sorduğumda, "14 Şubat bizim günümüz değil, o Katolikler'in günüdür" diyerek 14 Şubat'ı kutlamadığını söylemesiydi. Hayretimi mucip olmuştu çünkü 14 Şubat'ı Hıristiyan olduğu halde mezhep ayrılığından dolayı Ortodokslar bile kutlamazken, çok sayıda, Müslüman o gün elinde kırmızı güllerle günün gereğini yerine getiriyordu!

Ben bugüne rağbet eden Müslümanlar'ın büyük çoğunluğunun, 14 Şubat'ın bir Hıristiyan bayramı olduğunu bilmediklerini düşünüyorum. Medyadaki yayınların etkisinde kalarak sadece Sevgililer Günü olduğu için sevdiklerini hatırlama adına bir şeyler yaptıklarını tahmin ediyorum.


* * *

Dînî bir gün olması ve kişinin inancını ilgilendirmesi sebebiyle "Ortodokslar'ın bile kutlamadıkları bir gün hakkında bir Müslüman olarak bizim de bir görüşümüzün ve bakışımızın olması gerekmez mi?" diye düşündüm ve biraz araştırdım.

Tarihçesine baktığımda, putperest Romalılar'ın sürülerini kurtlardan korumaları için tanrılarına kurbanlar kestikleri 15 Şubat Lupercalia Bayramı'nın sonraları sevgililer bayramına dönüştüğünü gördüm..

Rivayete göre, İmparator 2. Claudius savaşı olumsuz etkilemesin diye askerlere evlenmeyi yasaklar. Fakat Rahip Valentine bu yasağa uymaz ve sevgililer arasında gizliden gizliye nikah kıyar. Tabii çok geçmeden yasağı deldiği ortayla çıkar ve idama mahkum edilerek hapse atılır.

İmparator bir putperesttir. Valentine ise tevhid inancı üzere bir mümindir. İmparator, Aziz Valentine'e Hristiyanlığı bırakıp Roma'nın tanrılarına tapması karşılığında kendisini affedeceğini teklif eder. Valentine dininde kalmakta ısrar edince, miladi 270 yılında 14 Şubat'ı 15 Şubat'a bağlayan gece idam edilir.


* * *
Hıristiyanlık yayılıp Avrupa'da kabul gördükten sonra 496 yılında da Papa Gelasius, Aziz Valentine'i onurlandırdmak için 14 Şubat'ı Valentine Günü ilan eder.

Ancak Valentine gençleri günahtan kurtarmak için nikah kıyarak ilişkileri meşrulaştırırken sonraları onun adına kutlanan günde ilişkilerin gayri meşru (kızların isimlerini birer kağıda yazıp masa üzerindeki bir sepete koymaları, delikanlıların da kura çekerek paylarına düşen kızlarla birlikte olmaları gibi) mecralara aktığı görülür hatta bir ara gençlerin ahlakını ifsad ettiği gerekçesiyle din adamlarının teklifiyle İtalya'da yasaklanır..

Fakat 14 Şubat, 1800'lü yıllardan sonra da "Sevgililer Günü" olarak Batı'nın toplumsal bir olayı haline gelir. Sevgililer birbirlerine kırmızı güller hediye ederler ve kutlama kartları gönderirler.

Hülasa Sevgililer Günü diye bilinen 14 Şubat Katolik dünyasının dini bayramlarından biridir.


* * *
Allah katında hak din İslam'dır (âl-i İmran,19) ve Allah katında İslam'dan başka hiçbir din makbul değildir (âl-i İmran, 85). Dolayısıyla hak din mensupları başka dinlere ait bayramları kutlayarak onlara dînî konularda benzemekten kaçınmak durumundadır. Hz. Peygamber de dini inanç, örf, dini kisve, dînî davranış, ibadet ve dini adetlerde başka din mensuplarına benzemekten bizleri sakındırmıştır.

Tevhit inancına sahip bir Müslüman'ın hak katında makbul olmayan inançlara simge olmuş her şeyden uzak durması, inancının duruluğunu koruması için gereklidir.

Tabii ki, benzemekten kaçınmak sadece dînî konulardadır, yoksa hiçbir zaman ilim ve teknolojinin ve diğer çağdaş gelişmelerin reddi anlamında değildir.


* * *
Hıristiyan olduğu halde bir Ortodoks dahi kendisine ait olmayan bir günü kutlamayarak duyarlılık gösterirken bir Müslüman neden aynı duyarlılığı göstermesin ki?!

Ayrıca inancımıza göre kadın ile erkek arasındaki sevgi ve aşka dayalı ilişkiler nikah varsa meşrudur. Sevgililer Günü'nde daha ziyade nikahsız ilişkiler öne çıkmaktadır. (İtalya'da bir zaman yasaklanmasının temelinde de nikahsız ilişki yatmaktadır.) Valentine's Day'de hatırlanan sevgi, eşler arasındaki meşru sevgi ise bu bir Katolik için gayet normaldir. Ama Müslüman çiftlerin birbirilerine gül veya hediye vermeleri için Katolikler'e ait Valentine's Day'i beklemeleri gerekmez ki! Hediyeleşmek için özel bir gün beklemek gerekmiyor. !

Yazar: Resul Tosun

2011-12-24

Maruni mektebine Osmanlı yardımı

Maruni mektebine Osmanlı yardımı


Osmanlı Devleti'nin gayri müslim tebaaya olan hoşgörülü yaklaşımı çok bilinen bir husustur ve buna dair sayısız örnek mevcuttur. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Meclis-i Mahsus İradeleri 5242 numarada tesbit ettiğimiz bir belgede bu hoşgörünün değişik ve Çarpıcı bir misâli ile karşılaşıyoruz.

Konumuz Marunilerle ilgili. Bilindiği üzere Maruniler daha çok Lübnan'da yerleşik olup, Suriye âyin usulüne bağlı bir Katolik mezhebinin mensuplarıdır. İşle bu Maruniler, 1891 yılında patriklerinin Önderliğinde Roma'da bir mektep yaptırmak isterler. Mektebin yapılış amacı Maruni din adamı yetiştirmektir.

Şimdi konu ile ilgili belgemize dönelim. Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı 18 Şevval 1308 - 22 Mayıs 1891 tarihinde Sadarete bir yazı göndermiştir. Bu yazıda Özetle şöyle denmektedir: "Maruni Patriği Yuhanna Efendi'nin beyanına göre, Roma'da, Osmanlı müessesesi sayılmak üzere Maruni din adamları yetiştirecek bir mektep İnşaa edilmek İstenmektedir. Mektebin inşaası İçin Papa 300 bin franklık bir yardımda bulunmuştur. Bu para mektep için yetersiz kaldığından, Maruniler Katoliklerin geleneksel hamisi Fransa'dan yardım talep etmişlerdir. Fakat Fransa, beklenenin ve ötedenberi uyguladığı Ortadoğu Katoliklerine sahip çıkma politikasının aksine, hiç bir yardımda bulunmamıştır. Bu durum karşısında Fransa'ya büyük bir kızgınlık duyan Patrik, Osmanlı Devleti'ne sığınıp ondan yardım alma arayışı içine girmiştir. Öncelikle de Lübnan'da açılan kampanyada 6 bin franklık bağış toplanmıştır." 


Roma'da yapılacak Maruni Mektebine Osmanlı Devleti'nin on bin Frank yardım yapmasının uygun olacağını beyan eden Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığının yazısı. BOA. İMM, No: 5242 Lef3




Hiçbir kompleks duymadan

Bu bilgileri İstanbul'a ulaştıran Cebell-i Lübnan Mutasarrıflığı, 2 Zilhicce 1308 - 9 Temmuz 1891 tarihli yazısında konuya yeniden değinmiştir. Buna göre; Roma'da açılacak mektebin Maruni papazlarının yetişmelerine hizmet edeceği vurgulanarak, yabancı bir ülkede Osmanlı himayesinde bulunan bir mektepte Maruni din adamlarının İlim tahsil etmelerinin gelecekte bir takım faydalar sağlayacağı İfade edilmiştir. Mutasarrıflıktan gelen yazının bundan sonraki bölümünde, Fransa'dan yüz çevirerek Osmanlı Devleti'nden yardım talep eden Maruni patriğinin bu isteğine karşılık olarak, mektep inşaatında kullanılmak üzere 10 bin franklık bir yardım yapılmasının uygun olacağı beyan edilmiştir.

Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığının bu iki yazısı 27 Zilhicce 1308 - 3 Ağustos 1891 tarihinde Osmanlı hükümetince değerlendirilmiş ve Maruni mektebinin inşaatı için 10 bin frank verilmesi kararlaştırılmıştır.

Hükümetin bu karan Sadrâzam Kâmil Paşa tarafından Sultan II. Abdülhamid'e sunulmuş ve Padişahın 28 Zilhicce 1308 - 4 Ağustos 1891 tarihli onayı ile yardım gerçekleştirilmiştir.

Osmanlının hoşgörü sınırlan bugün bizim bildiğimiz sahanın hayli dışına taşmaktadır. Bu müsamahalı bakışı zaman zaman yabancılar da itiraf ediyorlar. Oysa bu konuda asıl kaynak bizim elimizdedir. Arşiv belgeleri birçok konuda olduğu gibi, bu hususta da rehberlik etmektedir. Osmanlının Maruni Mektebine yaptığı yardım oldukça ilgi çekicidir.

Görüldüğü üzere, Ortadoğu'daki Hıristiyan unsurları himaye gerekçesiyle yıllardır onları istismar ve çıkarlarına alet eden Fransa, gerektiğinde çok ince hesaplarla hareket edip onları yüz üstü bırakabilmektedir. Buna karşılık Osmanlı Devleti, papaz yetiştirecek bir mektebe hiç bir kompleks duymadan yardım etmektedir. Osmanlı Devleti'nin icraatlarından alacağımız çok ders var...        


Mektebe on bin Frank yardım yapılmasına dair Suttan II. Abdülbamid'in irade i şahanesi BOA, İMM, No: 5242



Ve yardımın tahakkukunu öngören hükümet kararı. BOA, İMM, No: 5242 Lef 1



Roma'da yapılacak Marunı Mektebine Fransızların yardım etmediğine dair Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığının yazısı. BOA, İMM, No 5242 lef2

Doç. Dr. Vahdettin Engin
Marmara Ü. A. Eğt. Fak. Öğretim Üyesi
Tarih ve Düşünce dergisi  
Kasım 1999

Bu ay öne çıkanlar