2011-04-28

Mason Locaları Gibi Tekkeler de Açılacaktır

Mason Locaları Gibi Tekkeler de Açılacaktır


ATATÜRK'ün kapatmış olduğu Mason locaları, ondan sonra nasıl açıldıysa, İslâm'ın tasavvuf tarikatları da (er veya geç) açılacaktır. Tasavvuf ve tarikat faaliyetleri İslâmî denetim altında yapılacaktır.

Tarikatların, tekkelerin, dergahların kapalı olması bir insan hakları ihlalidir.

Osmanlıca yazı ile yayın yasağı da insan haklarına aykırıdır. Bu konudaki yasak da kaldırılacak, isteyen vatandaşlar İslâm-Kur'ân alfabesiyle Türkçe gazete, dergi, kitap yayınlayabilecektir. (Grek, Ermeni, Kril ve diğer alfabeleriyle Türkçe yayın yapmak öteden beri serbesttir.

Ülke halkının ezici çoğunluğunu oluşturan Müslümanlar üzerindeki kıyafet, serpuş baskıları da kaldırılacaktır. Herkes istediği kıyafete bürünebilecek, istediği serpuşu başına geçirebilecektir.

Hıristiyan dünyasında hafta tatili pazar günü, İsrail'de cumartesi olduğu gibi bizde de cuma günü olacaktır.
Katoliklere ve Protestanlara Hristiyan ve misyoner okulları açma izni ve ruhsatı verildiği gibi Müslümanlara da bağımsız ve hür İslâm mektepleri açmak izni ve serbestisi verilecektir.

İsteyen Müslüman kadın ve kızlar tesettür kıyafeti ile yani başörtüsü ile öğretmenlik, akademisyenlik, avukatlık, polislik, hakimlik, savcılık, doktorluk, memurelik yapabileceklerdir.

Aileleri öyle isterse yedi yaşındaki kızlar bile okula başörtülü olarak gidebilecektir.

Müslüman çoğunluğa, İslâm dini ile bağdaşmayan ve uyuşmayan hiçbir ideoloji empoze edilmeyecektir.
Diyanet İşleri Başkanlığı özerk olacak ve devlet kesinlikle din ve inanç işlerine karışmayacaktır.

İmam-Hatip okulları ve İlahiyat fakülteleri bağımsız Diyanet'e bağlanacaktır.

İslâm Vakıfları Diyanet'e bağlanacaktır.
Din ve devlet çatışma içinde olmayacak, uyum içinde olacak ve işbirliği yapacaktır.

Türkiye Müslümanları Masonlar, Sabataycılar, Kriptolar, ateistler kadar hür olacaktır.
Hiçbir Müslümana, İslâm'a aykırı olan resmî ideoloji kabul etmesi için baskı yapılmayacaktır.

Müslümanların, başlarına bir ruhanî lider, bir İmam-ı Kebir, bir Emîrülmü'mînin seçmelerine izin verilecektir.
Müslüman ailelerin çocuklarını kendi dinlerine ve inançlarına göre yetiştirme hakkı kabul edilecek ve bu hakkın hayata geçirilmesi için imkan sağlanacaktır.

Mehmet Şevket Eygi
17 Ekim 2010

Gizli BOP dosyaları

Gizli BOP dosyaları

DOSYALAR gizli derin dondurucularda bekletiliyor. Hangi dosyalar?

1. Mısır'ı parçalama dosyası. Uygulama başlamıştır. Mısır'ın bir bölümünde bağımsız bir Kıptî devleti kurmak istiyorlar.

2. Türkiye'yi parçalama dosyası. Uygulama gözlerimizin önünde devam ediyor. Kaça ayrılacak? Üçe sanırım...

3. İran dosyası. Belki üç, belki de beş ayrı devlete ayırmayı düşünüyorlar doğu komşumuzu.

4. Suriye dosyası. Bağımsız bir Dürzi devleti...

5. Sudan dosyası. Ülkenin güneyinde bir Hıristiyan devleti kurulacak. İlk tanıyacak devlet İsrail olacak. Bununla da yetinmeyecekler, yine güneyde ayrı bir devlet daha...

6. Irak dosyası. Ülke üçe ayrıldı.

Daha çok dosyalar var.

BOP'a (Büyük Ortadoğu Projesine) göre İslam ülkeleri bölünecek, parçalanacak, ortaya bir yığın yetersiz devlet çıkartılacak. Hangi bakımdan yetersiz? Bir kere orduları yetersiz olacak. Dehşetli bir silahlanma yarışına girecekler, silah tacirleri ihya olacak.Bu silahlanma, ordu kurma yarışında başta ABD olmak üzere büyük devletler yüz milyarlarca dolar para kazanacak. Yeni devletler birbirlerine düşman edilecek, bitmez tükenmez küçük savaşlar çıkacak, Müslüman halk kırılacak, Müslüman ülkeler viran olacak.

Müslümanlar birbirinin gözünü oyarken İsrail güçlenecek, Eretz İsrail ütopyası gerçek olacak.

Haçlıların, Siyonistlerin, ABD Evangelistlerinin, büyük silah tacirlerinin bu Büyük Ortadoğu Projesi tutar mı dersiniz?.. Hiç sanmıyorum.

Peki ne olabilir?.. Gaybı ancak Allah bilir...

Tahminlerim:

Bir iki yıl içinde Ortadoğu'da büyük bir savaş çıkabilir.

"Ben ev yaptırıyorum aman savaş çıkmasın, işlerim, hesaplarım altüst olmasın..." diyen muhtereme: Savaş çıkacak demedim, çıkabilir dedim. Hem unutma: Sen ev yaptırıyorsun yahut kızını görkemli bir düğünle evlendireceksin diye savaş çıkmaz değil. Patlayacaksa patlar meret...

Teröristler ev yapımı ucuz bir atom bombası tedarik edip patlatırlarsa Üçüncü Dünya Savaşı çıkabilir.

Sen evleneceksin, seneye genç bir kuma getireceksin, sen fink atacaksın, sen vur patlasın çal oynasın keyifli bir hayat süreceksin diye bu savaş dedikleri canavar sakin sakin beklemez. Vakt-i merhunu gelince patlar.

İsrail sıkışırsa elindeki 200 kadar nükleer füze ve bombayı kullanmakta hiç tereddüt etmez. Milyonlarca insan ölür, feci şekilde yaralanır.

Siyonistlerin ve emperyalistlerin gizli planlarında Türkiye ile İran'ı savaştırmak da vardır. Aaaa olur mu öyle şey!.. Öyle bir olur ki... Yakın zamanda İran ile Irak'ı sekiz sene savaştırmadılar mı? İki taraftan milyonlarca insan ölmedi mi?

Peki bu hengamelerin, bu kanlı ve radyasyonlu korkunç savaşların sonunda İsrail ayakta kalabilecek ki? Kalamayacak, yıkılacaktır. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir?

Beklenen Mehdi zuhur edecektir.

Melhame-i Kübra denilen çok kanlı bir savaş yapılacaktır.

Başka korkunç savaşlar da olacaktır.

Fırat kuruyacak, yatağından hazineler çıkacak, gözlerini altın hırsı bürümüş azgınlar onlara koşup helak olacaktır.

Cihan başka bir cihan olacaktır.

Taştan ve tunçtan mamul putlar yıkılacak ve kırılacaktır.

Taşlar, ağaçlar, arkalarına saklanmış olan zalimleri Müslümanlara haber verecektir.

Ankara'da laiklik tartışmaları son bulacaktır.

Haramzade münafıklar için zor günler, kara günler başlayacaktır.

İçine fesat karıştırılacak ihaleler devri bitecektir.

Herifin bir milyon liralık lüks otosu var, binemiyor, gezemiyor. Niçin... Benzin yok a canım benzin yok!

Velhasıl dünyanın çivisi yerinden oynayacaktır... Küfür münhezim olacaktır.

Nereden biliyorsun?

Tarih verilmemiş ama Muhbir-i Sâdık'tan bize ulaşan çok haberler, rivayetler var.

"Ben bunlara inanmam..." Sana zaten inan diyen yok ki... Bunlar sem'iyattır.

1913'te birinci Dünya Savaşının kopacağına inanmayanlar çoktu.

1938'de İkinci Dünya Savaşı'nın kopacağına inanmayanlar da çoktu.

İster inan, ister inanma...

Mehmet Şevket Eygi
09.01.2011

Sıfır Rakamını Müslümanlar Buldu!

Sıfır Rakamını Müslümanlar Buldu!




İslam matematik bilgisinin Batı'ya yayılmasından önce Avrupa kültürü o kadar iptidaidir(ilkeldir) ki,bir rakam sisteminden bile mahrumdur.


Profesör Risler'in "La Civilisation Arabe" adı ile 1955'te yayınlanan eserinin 161-162'nci sayfalarında bir İslam icadı olan sıfırın keşfi işte şöyle izah edilir;"Herhalde hiç tereddüde kapılmadan d...enilebilirki sıfırın icadı insan ırkının en büyük keşiflerinden biridir."

Aynı eserin 161'nci sayfasında rakam sisteminin en zaruri(zorunlu) esası olan sıfırın bir İslam icadı olduğu da şöyle anlatılır:

"...eski insanlar hep parmaklarıyla sayı saydıkları için, Batı aleminde hesap ilmi İbn-i Ahmed'in sıfırı keşfinden ikiyüz elli yıl sonra sıfır kullanıncaya kadar inkişaf edememiştir(gelişememiştir)."

Profesör E.F.Gautier,1955'te yayınlanan "Moeurs et coutumes des Musulmans" adındaki eserinin 238'inci sayfasında şu kesin hükmünü vermektedir:

"Hiçbir itiraza imkan yoktur; her ne kadar Öklid'in ismi büyükse de, bizim rönesansımızın matematik hocaları Yunanlılar değil, Müslümanlardır."


İslam matematik bilgisinin Batıya yayılmasından önce Avrupa Kültürü bir rakam sisteminden bile mahrumdu.
Eski Yunan-Latin Kültürü rakamsız olduğundan sayılar rakamla değil harfle anlatılmıştır. Roma rakamlarında her sayı bir harfle ifade edilir.

Mesela bir (I) harfi "bir" adedini, (V) harfi "beş" adedini, (X) harfi "on" adedini ve (C) harfi de "Yüz" adedini gösterir!

Fakat, bu sistemde en zorunlu rakam olan "sıfır" yoktur. Sıfırsız Roma rakamları ile de matematik ilimler kurulmayacağı doğaldır.

Rakam sisteminin en zorunlu esası olan "sıfır" ın bir İslam icadı olduğu da şöyle anlatılır:

"Miladi 976 tarihinde Mehmet bin Ahmed Mefatihul Ulum adındaki eserinde,"eğer onlar basamağında hiç bir sayı mevcud değilse, sırayı muhafaza için küçük bir daire yani "sıfır" konulması" yazılı idi. İşte bu daire Arapçanın "boş" manasına gelen "sıfır" kelimesinden Latince'ye geçen "Zero" nun kaynağıdır.

Eski Yunanlılar da, Romalılar da sağlam bir rakam sistemi keşfedememişlerdir. Eski insanlar hep parmakları ile sayı saydıkları için, Batı aleminde ilim Mehmed bin Ahmed'in sıfırı keşfinden iki yüz elli yıl sonra "sıfır" kullanılıncaya kadar gelişememiştir.

Riyazi(matematik) ilimlerin Batıya islam dünyasından intikal etmiş olduğunu bir an için bir tarafa bırakalım.Yalnız şu on şeklinden ibaret rakam sistemimizi bugünün dünya kültüründen kaldıracak olursak, acaba ortada şu atom medeniyetinden ne kalır?...

2011-04-27

Milyonlarca Müslümanın İmanları Tehlike Altındadır!

Milyonlarca Müslümanın İmanları Tehlike Altındadır! Vatikan Boş Durmuyor..
Fethullah Gülen eli ile Dinler Arası Diyalog maskesi altında kurulan tuzaklar devam ediyor..

İslam dininin sabiteleri (değişmez hükümleri ve değerleri) vardır. Bunlardan biri de İslam'ın değişmezliği prensibidir.

İslam'da reform, değişiklik, yenilik olmaz, yapılamaz. Böyle bir şey İslam'ı tahrif etmek demektir.

Siyonistler, Haçlılar, Kriptolar büyük paralar ve gayretler harcayarak İslam'da yenilik, reform, değişiklik yapılmasını istiyor.

Ortaya yeni hükümler, yeni değerler çıkartıyorlar.

Kur'ana, Sünnete ve on dört asırlık icma-i ümmete göre, Allah katında tek hak din İslam'dır. Onlar bunu değiştirmek ve yerine "Yahudilik ve Hıristiyanlık da haktır" hükmünü getirmek istiyorlar.

İslam, zuhurundan bu yana tek "İbrahimi dindir". Onlar bunu da değiştirmek, yerine "Üç ibrahimi din vardır" inancını ve hükmünü koymak istiyorlar.

İslam dininin ana hükümlerinden biri şudur: Bir insan Hz. Peygamber'in (Salat ve selam olsun ona) davetini ve tebliğini duymuşsa, bu daveti red, tekzib ve inkar ettiği takdirde ehl-i necat ve ehl-i Cennet olmaz. Siyonistlerin ve Haçlıların safında yer alan reformcular, değişimciler, yenilikçiler ise bunun tam tersini söylüyor, "Ehl-i Kitab da ehl-i necat ve ehl-i Cennet'tir" yeni inancını ortaya koyuyor.

Bugün İslam dininin saflığı tehdit eden büyük tehlikelerden biri de dinde yenilik, dinde değişim, dinde reform hareketidir.

Milyonlarca saf ve cahil Müslümanın imanları bu hareketin yanlış inançları yüzünden tehlike altındadır.

Onların iddialarından biri de şudur: "Müslümanlar Allah inancında Ehl-i Kitab ile ittifak halindedir."

Bu büyük bir yalandır.

İslam'ın Allah inancı özeti "Alemlerin Rabbi olan Allahü Teala ve Tekaddes hazretlerinin kemal sıfatlarla sıfatlı ve noksan sıfatlardan münezzeh olduğu" inancıdır. İslam'ın bu konuda Ehl-i Kitab ile ittifak halinde olduğu büyük bir iftiradır.

Kur'an çok açık ve seçik olarak Allah'ın oğlu olmadığını beyan ederken, değişimciler hiç haya etmeden Teslise inanan, İsa İbnullahtır (Allah'ın oğludur) diyenlerle Allah inancında ittifak ettiğimizi söyleyebiliyorlar.

İslam'ın temellerinden biri de La ilahe illallah dedikten sonra, bunun akabinde Muhammed Resulullah demek ve buna kalben hiç şüphesiz şekilde iman etmektir.

Değişimciler bir bütün olan Kelime-i Şehadeti iki parçaya ayırıyor ve gayr-i müslimlerin hatırı için ikinci kısmını söylemeyiverelim diyorlar.

Hz. Muhammed zuhur ettikten sonra, onun davetini işitip de red, inkar ve tekzib edenler kesinlikle kurtulamazlar.

Din-i Mübin-i İslam'da değişim, yenilik, reform, diyalog yoktur, olamaz.

İslam'da tebliğ ve davet vardır.

Kur'anla, Sünnetle, icma-i ümmetle sabittir ki, Allah katında tek makbul ve geçerli hak din İslam'dır. İslam'dan başka, İslam'ın dışında hak din yoktur.

Onlar bizim dinimizi inkar ediyor, İslam ilahi bir din değildir, uydurma bir dindir diyorlar.

Onlar Peygamberimizi inkar ediyorlar.

Onlar Kur'anı inkar ediyorlar, o ilahi kitap değildir, kul sözüdür diyorlar.

Sonra Müslüman Değişimciler, Diyalogçular, Yenilikçiler, Reformcular "onlar da ehl-i necattır, onlar da ehl-i Cennettir, onlar da ibrahimi dindir" iddiasını ortaya atıyorlar. Onların bu iddia ve inançları batıldır; Kur'ana, Sünnete, icma-i ümmete, mantığa aykırıdır.

Yenilikçiler ve reformcular Kur'anın Yahudileri ve Hıristiyanları İslama çağırmadığını iddia ediyorlar. Bu iddia da batıldır, yalandır, iftiradır. Kur'an öncelikle Ehl-i Kitab'ı İslam'a çağırmaktadır.

Teklif ediyorum:

İcazetli Ehl-i Sünnet ulema ve fukahasından üç kişilik bir heyet ile Reformcu, Değişimci, Diyalogçu, Yenilikçi cereyanın üç hocası arasında büyük bir tv kanalında bir açık oturum yapılsın. Bu oturumu adil bir noter idare etsin (Noter'in İslami adı "katib-i adldir). Bu açık oturumda dinde değişim, yenilik, diyalog taraftarları eteklerindeki bütün taşları ortaya döksünler. Milyonlarca halk gerçekleri öğrensin.

Müslüman kardeşlerimi uyarmak istiyorum:

İslam dini tek hak dindir. Tek hak ve geçerli din oluşunda müşareket (ortaklık) kabul etmez.

BOP, ılımlı İslam gibi cereyanlar batıldır.

Dinimizde diyalog diye bir kurum, değer yoktur.

İslam'da davet ve tebliğ vardır.

Tevhid ve Teslis birbiriyle bağdaşmayan iki zıt inançtır.

Din eğitimi almamış, din bilgi ve kültürleri zayıf Müslümanların imanları değişimci propaganda yüzünden büyük tehlike altındadır.

Reformcu, yenilikçi, değişimci, diyalogçu bir kimsenin ardında kılınan namaz sahih olmaz.

İslam Allah'ın koruması altındadır. İslam'a bir şey olmaz ama vahim bid'atlere inanan Müslümanlara yazık olur.

Siyonistlerle, Haçlılarla, Kafirlerle, Münafıklarla işbirliği yaparak; Reform, yenilik, değişim, diyalog, ılımlı İslam gibi öldürücü bid'atleri çıkartanlar büyük vebal altındadır.

Mehmet Şevket Eygi
17 Mart 2011

Bu ay öne çıkanlar