Space Explorer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Space Explorer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2015-05-27

300 milyon yıllık cıvata

300 milyon yıllık cıvata, antik uzaylılar, Farklı zaman kavramları, İnsanlık tarihi ne kadar, mars, mars'ta yaşam var mı, rusya, Slayt, Slayt1, Space Explorer, Uzay çöplüğü, Zamanda yolculuk,


Bulunan 300 milyon yıllık cıvata

İçinde cıvata bulunan silisyum taş hızla Rusya'nın bütün büyük bilim akademilerini gezdi. Yapılan analizler, cıvatanın metal özelliğini kaybettiği, çeperini çevreleyen moleküllerin, demir moleküllerinin yerini aldığı ve, asıl önemlisi, cıvatanın ‘‘dinozorlarla neredeyse yaşıt olduğu’’ (Rus bilimadamlarının iddiasına göre) resmen kabul edildi.

Röntgenle yapılan araştırmada ise, taşın sathındaki, cıvata olduğu iddia edilen cismin yanısıra, taşın içinde de düzenli geometrik şekiller ortaya çıktı.

4 farklı teori

Piri Reis'in ve haritasının sırları | Harita aslında Süleyman aleyhisselama mı ait? [video]

Büyük İskender, Evliya Çelebi, Geçmiş teknoloji devirleri, Hazreti Zülkarneyn, İskender, İskender-i Zülkarneyn, Metin Soylu, Piri Reis'in dünya haritası, Space Explorer, Süleyman aleyhisselam,




 -Piri Reis'in haritası ancak uzaydan fotoğraflama tekniği ile mi çizilebilir?

- Piri Reis, Antarktika'da buzulların altında kalana ve havadan bile gözükmeyen kara parçalarını nasıl çizdi?

- Piri Reis'in haritasının aslı elimizde mi, yok ABD haritaya el mi koydu?

- Piri Reis haritası aslında 16 parça mı?

- Piri Reis, bu haritanın çiziminin ermiş işi olduğunu, kendisine de Süleyman peygamberin çizdirdiğini söyledi mi?

Peru'da Yeni Bir "Yıldız çocuk" Kafatası mı bulundu?

Dünyadaki uzaylı izleri, Dünyadaki uzaylılar, Geçmiş teknoloji devirleri, Peru, Space Explorer, Uzaylı kafatasları, Uzaylıların kafası büyük mü, videolar,



Kapak resmi: Sanatçı Marcia K. Moonre tarafından, bu Peru kafatasının canlıyken göründüğü şekli gösteren canlandırma çizim...


1930'larda Meksika'da bir mağarada bulunan ünlü Yıldız çocuk kafatasının, türünün ilk ve tek örneği olduğu düşünülüyordu.

Yıldız çocuk kafatası olarak bilinen bu garip görünümlü kalıntının; fizyolojik, kimyasal ve genetik bir dizi nitelikleri ve şekli, bilinen herhangi bir hastalığın sonucu değildir. Özellikle de hidrosefalinin; yaygın olarak bilinen "beyinde su" hastalığının bir sonucu değildir.

Lloyd Pye, Peru'da benzer görünümlü bir kafatası olduğunun farkında değildi.




Bu kalıntı daha önce hiç fotoğraflanmadı ya da filme alınmadı. Bu kalıntı, anonim kalmak isteyen birine ait.

Şeffaf güneş pili yapıldı.

Güneş enerjisi, Kimya, Space Explorer, Uzay teknolojisi,


Michigan Eyalet Üniversitesi’nden bilim adamları yeni nesil güneş yoğunlaştırıcı bir cam üretti. Bu camın pencerelerde kullanılması ile camlardan güneş enerjisi elde edilebilecek.

Şeffaf ışık veren güneş ışını toplayıcı (transparent luminescent solar concentrator-LSC) adı verilen buluş binaların dışında, cep telefonlarında ya da şeffaf yüzey içeren cihazlarda kullanılabilecek. Tabiki ürünün en büyük özelliği şeffaf olması. Plastik benzeri şeffaf güneş pilleri yeni değil aslında . Fakat öncesinde yapılan denemelerde materyallerin ışık geçirgenliği düşüktü ve verimsizdi. Ayrıca bu materyaller oldukça renkli olduğundan camın şeffaflığını ve berraklığnı sağlamıyordu.



 “Kimse renkli bir camın arkasından dışarıya bakmak istemez. Ancak disko gibi renkli yerlerde işe yarar. Bizim izlediğimiz yaklaşımla şeffaf ve aktif bir tabaka yapılabilir,” diyor Kimya Mühendisliği’nden Yrd. Doç. Dr. Lunt. 

Gökbilimcileri heyecanlandıran keşif; Su yüklü bulutları var.

Güneş sistemimizin dışı, kahverengi cüceler, Space Explorer, su bulunan gezegenler, Wise Kızılötesi Uzay Teleskopu,




Dünya’dan sadece 7,3 ışık yılı(yaklaşık 64 trilyon kilometre) uzaklıkta, su ve buz yüklü bulutlarla çevrili olduğu düşünülen dev bir gök cismi gözlemlendi. Suya dair veriler kesinleşirse, ilk kez Güneş Sistemi’nin ötesinde Dünya’dakine benzer bulutların varlığı kanıtlanmış olacak.

ABD’deki Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nden astronom Kevin Luhman’ın araştırmasına göre, su ve buz yüklü bulutlar, Jüpiter büyüklüğündeki (Dünya’dan 318 kat daha büyük) ‘Wise J0855-0714’ adlı bir kahverengi cücenin etrafını sarıyor. 


"Şizofreni ya da Cin çarpması" | Şizofrenleri meğer cin çarpmış

Beyin kontrolü, Büyü, Cin çarpması, Cinler, GATA, Sihir, Slayt1, Space Explorer, Telegram, Telekinezi, Zihin kontrolü, Şizofreni,



Gülhane Askeri Tıp Akademisi(GATA)'nde görev yapan M. Kemal Irmak isimli profesörün uluslararası hakemli dergi Journal of Religion and Health'ın Haziran sayısında yayınladığı "Şizofreni ya da Cin çarpması" başlıklı makale bilim dünyasında tartışma konusu oldu. 


Profesörün bilimsel makalesinde şizofreni hastalarının cinler tarafından rahatsız edildiğini kabul etmesi ilginç bulundu. 


Prof. Irmak, makalesinde beyne yerleşmiş cinlerin şizofreni semptomları oluşturabileceğini söylerken, bazı üfürükçülerin de hastalıkları tedavi ettiğini iddia etti. Tıp mesleğinin "cin çarpması" olasılığını artık hesaba katması gerektiğini savunan Irmak, doktorların "dini şifacılar" ile birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

Fransa'da gizemli uzun kafatası bulundu.

Antik Mısır, Antik şehirler, Fransa, Geçmiş teknoloji devirleri, Mısır, Piramitler, Space Explorer, Uzun kafatasları, videolar,



Fransız arkeologlar Alsas'ta sürpriz bir keşif yaptılar. 1500 yıl öncesine ait oldukça uzun bir kafatasını açığa çıkardılar.

Bulunana eserlerin bolluğu araştırmacıları, araştırmalarını 7.5 dönüme yaymak için harekete geçirdi. Bulgular arasında NeolotikGalyaGallo-Roman ve Merovenj toplumlarına ait insan ve hayvan kalıntıları yer alıyor.

Açıkça görünen o ki; bu kafatasları "kafatası deformasyonu" olarak bilinen bir uygulama yoluyla kasten uzatılmış. Bu genellikle eski Mezoamerikan kültürleriyle ilişkili; Avrupa, Asya, Afrika ve Güney Amerika'da yaygın olarak kullanılmış.

Kafatası deformasyonu: normal gelişmekte olan bir çocuğun başına tahta parçaları yerleştirilip bu tahta parçalarını bezle bağlayıp kuvvet uygulanması sonucu kafanın biçimi bozma yoluyla elde edilir. Tipik olarak kafatası en esnek olan; bebekler üzerinde uygulanır.

Bu kafatası, 18 defin içeren bir mezarlığın kazısı sırasında bulundu. Yaşadığı toplumda yüksek bir statüye sahip olan bir kadına ait mezarlıkta; altın bir iğne, gümüş bir ayna, cam ve kehribar boncuk, geyik boynuzundan yapılmış tarak gibi geniş bir ürün yelpazesine sahip bir hazine bulundu.

2015-05-26

Dünyanın merkezi tersine dönüyor. Çünkü dünya dev bir elektrik jenaratörü

Dış çekirdek, dünya, elektromanyetik savaş, İç çekirdek, Manyetik alan, Slayt1, Space Explorer, The Core, videolar, Çekirdek, Çekirdek filmi, Şimşekler,



Leeds Üniversitesi bize sürpriz yaptı ve Dünya’nın dış çekirdeğinin gezegenin tersine döndüğünü gösterdi. Evet, herkes gider Mersin’e, çekirdek döner tersine. İç çekirdek ise Dünya ile aynı yönde ama biraz daha hızlı dönüyor.
Dünyanın sıvı dış çekirdeğindeki erimiş demirin dalma-batma hareketleri çok güçlü elektrik akımları üretiyor ve bunlar da Dünya’nın güçlü manyetik alanını oluşturuyor. Manyetik alan aynı zamanda iç ve dış çekirdeğinin dönüşünü etkiliyor.
Leeds Üniversitesi Yer ve Çevrebilimleri Fakültesinden Dr. Philip Livermore olayı şöyle açıklıyor: Gezegenimizin “manyetik alanı, iç çekirdeği Doğuya doğru iterek Dünya’dan daha hızlı dönmesine neden oluyor. Aynı zamanda sıvı dış çekirdeği de ters yöne iterek Doğudan Batıya dönmesine yol açıyor.” Kısacası iç ve dış çekirdeğin torku farklı.


Dünya’nın merkezine yolculuk
Dünya’nın dönüş yönünü sormak kadar gereksiz bir şey olabilir mi diye düşünebilirsiniz: Dünya Batıdan Doğuya dönüyor ve Güneş de Doğudan doğuyor, Batıdan batıyor. Ancak uzay boşluğunda yukarı–aşağı, sağ–sol gibi kavramların anlamı olmadığı için soru o kadar basit değil.
Uzaya çıkıp Dünya’ya Kuzey Kutbundan baktığımızda, gezegenin “saatin ters yönünde” döndüğünü görüyoruz. Dünya’ya Güney Kutbundan baktığımız zaman da saat yönünde döndüğünü görüyoruz. Einstein’ın dediği gibi uzayda yönler göreli ve dönme yönü referans noktasına, yani bakış açısına göre değişiyor.

Dünya’nın içyapısı söz konusu olduğunda işler daha da karışıyor. Dünyanın içi katmanları farklı yönlerde dönüyor.

Casus Microsoft Rusya'dan kovuluyor.

abd, Büyük birader, Echelon, Edward Snowden, İsrail, Masonluk, Microsoft, nsa, rusya, Siber Casusluk, Space Explorer, çin, Şangay Birliği,



Eski NSA ajanı Edward Snowden tarafından yazılım devi Microsoft‘un da dahil tüm ABD teknoloji şirketlerinin NSA ile işbirliği yaptığını ve kullanıcıların tüm verilerini NSA‘ya teslim ettiği iddia edildi. Bu olayın ortaya çıkmasından sonra Rusya Cumhurbaşkanı Putin, “ABD’li dostlarımız zaten her şeyi dinliyor, biliyor,” şeklinde yaptığı açıklamaları ile NSA tarafından yürütülen casusluk girişimlerini önemsemediğini vurguladı.

Zaten son on beş senedir teknolojide Batı ve İsrail nüfuzundan çıkmak isteyen bir çok devlet gibi Rusya da alternatif işletim sistemleri üzerinde çalışıyordu. Alman ordusu yıllar önce casuslukla suçladığı Microsoft'un hiçbir ürününü kullanmama kararını kamuoyuna açıklamıştı. Rusya da bu alternatif işletim sistemleri ve yazılımlar konusunda iyi mesafe almışken, Ukrayna sebebi ile ABD ve AB Rusya'ya ekonomik yaptırımlar uygularken, Putin hem casusluktan korunmak, hem hazırlanan milli projelere fırsat vermek hem de ABD ve AB'nin ekonomik yaptırımlarına ciddi karşılık vermek adına tam zamanında tuşa basmış oldu. Ve artık Rusya'dan Microsoft'un kovulma vakti geldi. Hiç şüphesiz bunu diğer Şangay Birliği ülkeleri de bir süre sonra yapacaklardır. 


Edward Snowden’e ülkesinde yaşama izni de veren Rusya, Snowden tarafından verilen bilgileri de meydana sürerek, ülkede bulunan bütün kamu kurumlarını, bütün departmanlarıyla birlikte yazılım devine ait ürünlerden arındırmak için çalışmalara başladı. Amerikan rüyası bir derin darbe daha aldı ve öyle gözüküyor ki yıkıma götüren daha derin darbeler art arda gelecek.







Uzay ve dünya dışı yaşam konularında birbirinden dikkat çekici yayınlar www.SpaceExplorer.TV sitemizde

"Uzaylılar aramızda ve bize dostça davranıyorlar."

Aramızdaki uzaylılar, Bulgaristan, Dünyadaki uzaylılar, Evrende yalnız mıyız?, mars'ta yaşam var mı, Space Explorer, ufo, UFO'lar gerçek mi?, Uzayda hayat var mı?, uzaylılar, Uzaylılar var mı,




Bulgaristan Uzay Araştırmaları Enstitüsü bilim adamları, Dünya'da halihazırda uzaylıların olduğunu ileri sürdü.

Daily Telegraph gazetesinin Bulgar basınına dayanarak verdiği habere göre, Enstitünün Başkan Yardımcısı Lachezar Filipov, uzaylıların varlığıyla ilgili araştırmanın, bunların gerçekten Dünya'da var olduklarına işaret ettiğini ve varlıklarını aramızda dostça sürdürdüklerini gösterdiği düşüncesinde olduğunu belirtti.

Enstitü, kendilerine gönderilen birçok karmaşık sembolü çözme çalışmalarına başladığını açıklarken, Dünya'nın dışındaki yaşamla iletişim halinde olduklarını ileri süren Filipov, bilinmeyenlere cevap olacağına inandıkları dünya genelindeki 150 kadar ekin çemberini araştırdıklarını kaydetti.

Filipov, "Uzaylılar halihazırda aramızda yaşıyor, bizi gözlemliyor. Bize düşmanca yaklaşmıyor, aksine yardım etmek istiyorlar. Ancak biz onlarla iletişim kuracak yeterlilikte değiliz" diye konuştu.

Vatikan'ın dahi uzaylıların varlığını kabul ettiğini belirten Filipov, insanoğlunun Dünya dışı yaşamla, radyo dalgalarıyla değil, düşünce gücüyle iletişim kurabileceğini ve bunun 10-15 yıl içinde kesinlikle olacağını savundu 
(Sabah, 26.11.2009)






Uzay ve dünya dışı yaşam konularında birbirinden dikkat çekici yayınlar www.SpaceExplorer.TV sitemizde

Beyin okuyan MOBESE kameraları, kişisel telepatik ağlar ve zihin kontrolünde yeni adımlar

Beyin kontrolü, Beyinden beyine iletişim, Elektrot şapkası, İletişim, Kişisel telepatik ağlar, Space Explorer, telepati, Uzay teknolojisi, Zihin kontrolü,



Washington Üniversitesi’nin geliştirdiği özel “elektrot şapkası” ile internete bağlanan Profesör Rajesh Rao, başka bir laboratuardaki öğrencisi Andrea Stocco’nun elini düşünce komutlarıyla yöneterek klavyenin “space” tuşuna basmasını sağladı.
Beyin-bilgisayar arayüzleri, telepatiyi hayal aleminden gerçek dünyaya taşıyor. İki insan beynini birbirine bağlayan dünyanın ilk bilgisayarı, beynimizi neredeyse kusursuz bir uzaktan kumandaya dönüştürüyor.
Yakında doğrudan beynimizle internete girecek, eşyaları düşüncelerimizle kontrol ederek “telepatik internet” devrimini başlatacağız. Araştırmacılar bunu başarmak için kablosuz telepati özelliğine sahip kontrol çipleri geliştirmeyi hedefliyor.
İlk hedef engellilere yardım, ikinci hedef ise maalesef düşüncelerimizi okuyan MOBESE kameralar ile fikirlerimizi fişlemek ve zihnimizi tarayıp bize özel reklam göstermek. 20 yıl içinde eşyaların internetinin uzaktan beyin yıkamaya dayalı “Matrix” köleliğine dönüşmeyeceğini umalım.

Ay yapay bir uydu mu? Ay'ı dünyamıza kim "uydu"rdu?

Apollo görevleri, ay, Ay UFO'ların üssü kü, Ay uzay aracı mı, Ay yapay mı, Ay yapay uydu mu, Ay'da üs, Ay'daki gizli üsler, nasa, Space Explorer, Uzayda hayat var mı?, Uzaylı Üssü Luna, videolar,





Enteresan sorular:
Sorular çok sayıda ve önemli görünüyor. Şimdi bunları ve bazı açıklamaları alt alta dizelim;
1. Ay, Dünya’dan daha yaşlıdır, öyleyse kökeninin başka bir yer olması mümkündür.
2. Niçin bazı bilim adamları, Ay taşlarının 20 milyar yıllık olduğunu iddia ediyorlar? Yani, Dünya’dan daha eski…
3. NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı. Ama bu, Güneş Sistemi öncesine ait bir tarihti.
4. Önemli bilim adamları ve Ay uzmanları, Ay’dan getirilen elementlerin Dünya’dakilerden daha eski olduğunu belirlediler; ama neden resmen açıklamadılar?
5. 40 Ay taşının en azından 7 milyar yıllık oldukları belirlendi. Bu tarihleme, Dünya’dan ve Güneş’ten iki kez daha eskidir.
6. Buna karşın Ay’ın yüzey toprağı, Ay taşlarından daha eskidir. Farklılık nereden geliyor?
7. Bir grup bilim adamı, Ay’ın yıldızlar arası bir yerde yapıldığı görüşündeler ve Dünya tarafından yakalandığını düşünüyorlar. Peki bu nasıl olabilir?
8. Neden bazı bilimciler, Ay’ın içinin yoğunluğunun yüzeyden farklı olduğu düşüncesindeler? Gerçekten Ay’ın içi boş olabilir mi? Ve bu biliniyor mu?
9. Niçin Ay’ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite var? Bu, elementer olarak doğal mıdır?
10. İlk Amerikan astronotları tarafından Ay’da bırakılan sismograf tarafından, “Appolon-12” ve “Saturn-5” füzelerinden ayrılan kademelerin, Ay’a düşmesinden sonra, bir kaç saat içinde Ay'ın yüzerinde oluşan salınım-titreşim kaydedilmiştir. Darbeden sonra bunca sürekli salınım yalnız içi boş yuvarlakta oluşabilir. Ay, gerçekten tanımadığımız canlı varlıklar tarafından meydana getirilen ve kalın dış tabakası altında araştırma donatımını gizleyen yapma uydu olmasın?

11. Ay’ın çok eskiden sıcak olduğu ileri sürülüyor; ama bunu dünyadaki benzerleri gibi kanıtlayan bir kanıt bulunmuş değil. Bu çelişki, henüz açıklanamadı.
12. Sonuç, Ay’la ilgili neden bu kadar çok cevapsız soru var?

2015-05-08

Ay'daki ilk Rus üssü 2030'dan itibaren faaliyete geçecek

ay, Ay'da bulunan uzaylı mumyası, Ay'da üs, Ay'daki antik şehir, Ay'daki gizli üsler, Ay'daki madenler, rusya, Space Explorer, Uzayda hayat var mı?, Uzaydaki madenler,



Rusya 2030 yılında Ay’ı sömürmeye başlayacak. İzvestiya gazetesi Roskosmos ve çeşitli bilimsel kurumların hazırladığı Rusya Ay Proğramı Konsepti’ne ulaştı. Bu konseptin amacı Dünya’nın uydusunda yararlı minareller bulma olasılığına karşı yüzyılın ortalarına doğru Ay’da ve onun zemininde insanlı bir üs oluşturmak geliyor.


Ay’ın özünde alüminyum, demir, titanyum ve diğer unsurların bulunduğu biliniyor. Belgeye göre, jeolojik çalışmalar sonrasında onun üretimi, işlemesi ve dünyaya sevkiyatı için teknik ve ekonomik fizibilite çalışması yapılacak. Bununla beraber Ay’a özel yatırımcıların çekilmesi olanağı üzerinde de duruluyor.

Konsepti hazırlayanlar 2040 yılına kadar olan Ay’ın gelişimine yönelik çalışmaları üç etaba ayırıyorlar. 2016-2025 yılları arasında gezegenlerarası otomatik istasyonların gönderilmesi planlanıyor. 2028-2030 yıllarında Ay yörü


ngesine onun yüzeyine iniş olmadan insan seferlerinin gerçekleştirilmesi düşünülüyor. 2030-2040 yılları arasında ise astronotlar tarafından Ay’ın düzenli depolama potansiyel alanının ziyaret seferlerine başlanması planlanıyor. Sadece birinci etap tasarısının gerçekleştirilmesinin ücretinin yaklaşık 28.5 milyar ruble olacağı tahmin ediliyor (Rusya'nın Sesi)





Uzay ve dünya dışı yaşam konularında birbirinden dikkat çekici yayınlar www.SpaceExplorer.TV sitemizde

"Beynimi ele geçirerek, katliam yaptırdılar" | Zihin kontrolüne maruz kalmış bir ABD askeri

Beyin kontrolü, CIA, el Kaide, el Nusra, elektromanyetik savaş, İntihar bombacıları, KGB, MOSSAD, nsa, Space Explorer, Telegram, Telekinezi, Zihin kontrolü,




ABD’nin başkenti Washington’da 16 Eylül’de bir donanma üssünü basarak 12 kişinin ölümüne neden olan eski asker Aaron Alexis, saldırı sırasında ABD polisi tarafından öldürülmüştü. FBI, 34 yaşındaki Aaron Alexis’in donanma üssüne yarı otomatik bir tüfekle girdiği anın görüntülerini yayınladı.



Bir güvenlik kamerasından alınan 30 saniyelik görüntülerde, Aaron Alexis, kimsenin olmadığı bir koridorda görünüyor. Bir kapının penceresini kıran saldırgan Alexis elindeki silahla bir duvarın arkasına saklanırken görünüyor.

Amerikan New York Times gazetesi de, eski asker Aaron Alexis’le ilgili ilginç bir iddia ortaya attı. 34 yaşındaki Alexis, 16 Eylül’deki saldırıdan 10 gün önce yazdığı notlarda, ABD hükümetini suçluyor. Alexis, hükümet güçlerinin beynine “oldukça düşük ölçekli” elektromanyetik dalgalarla saldırı düzenlediğini ve saldırganlaşmasına neden olduğunu iddia ediyor.

2015-04-17

5300 yıllık doğal mumya Ötzi, yüksek bir bilgi seviyesinde ve medeniyette yaşamış

Akupunktur, Biyoloji, Buz adam, Evrim aldatmacası, Geçmiş teknoloji devirleri, Mumyalar, Space Explorer, Taş devri yaşandı mı, Ötzi,

5300 yıllık doğal mumya: Ötzi


1991 yılında Avusturya- İtalya sınırındaki Ötzlar Alplerinde keşfedildiği için bu mumyaya "Ötzi" adı verildi.

Onun en ilginç yanı, doğanın elleriyle mumyalanmış ve günümüze kadar gelmiş olması. Ama "Buz Adam" lakaplı bu mumyanın gizemi bununla bitmiyor.

Ötzi'nin vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 57 dövme bulunmaktadır.



Daha da ilginci, bu dövmelerin, günümüzde akupunktur tedavisi açısından önem arz eden noktalar üzerinde veya çok yakınında bulunmasıdır.

Dövmelerin denk geldiği akupunktur noktalarından hareketle, Ötzi'nin sindirim sistemi parazitleri ve osteoartrit gibi sağlık sorunları yaşadığı sonucu oluşturulmuştur.

GİYSİLERİ BU ÇAĞ İÇİN BİLE FAZLA İYİ



Büyütmek için tıklayın
Ötzi'nin giysilerinin (kuru otlardan örülmüş bir pelerin, deri yelek ve ayakkabılar) de büyük bir ustalığın ürünü olduğu görülmüştür.

Ayakkabıları geniş ve su geçirmez niteliktedir, ve karda yürümek için özel olarak tasarlanmıştır; tabanlarında ayı derisi, üst kısımlarında geyik derisi kullanılmış ve bu iki arası ağaç kabuğu parçaları ile birbirlerine bağlanmıştır.

Ayakkabıların etrafı ve içi kuru otlarla kaplanarak, sıcak çorap işlevi görmüştür.





Uzmanlarca Ötzi'nin ayakkabıları esas alınarak üretilen pilot modellerin o kadar iyi ayakkabılar oluşturduğu görülmüştür ki, ticari üretime dönük planlar bulunmaktadır.

tzi ile birlikte bulunan diğer nesneler arasında, sapı porsuk ağacından bir bakır balta, sapı dişbudak ağacından bir çakmaktaşı bıçak, sopaları kartopu çalısı veya kızılcıktan yapılmış ve ucu çakmaktaşlı oklarla dolu bir sadak, ve yapımının henüz tamamlanmadığı anlaşılan ve Ötzi'nin boyundan daha uzun ve yine porsuk ağacından yapılmış bir yaydır.



YANINDA ŞİFALI MANTAR TAŞIYORDU

Ötzi'nin ölümü anında yanında iki tür çok gözenekli mantar taşıdığı görülmüştür.

Bunlardan huş ağacı mantarının antibakteriyel faydaları olduğu bilinmektedir ve tıbbi nedenlerden bulundurulmuş olmalıdır.

Diğer mantar türü ise çıra mantarı olarak bilinen ve karmaşık bir ateş yapma teçhizatının bir parçası olduğu görülen mantardır.

Bu teçhizatta on kadar kolay tutuşma özellikli bitkiden numuneler ve kıvılcımları oluşturmakta kullanıldığı anlaşılan çakmaktaşı ve pirit parçaları bulunmaktaydı.

ET İLE TAHILI BİRLİKTE YEMİŞTİ




Ötzi'nin sindirim sisteminin analizinde, ilki dağkeçisi eti, ikincisi kızıl geyik eti olmak üzere, iki ayrı yemeğin kalıntıları bulunmuştur, ve etlerin tahıl beraberinde yendiği anlaşılmıştır.

İlk yemeğin kalıntılarında yer alan polenler araştırmacıları bu yemeğin orta rakımda bir kozalaklı ağaç ormanında yendiği sonucuna ulaştırmıştır.




ÜSTÜNDE DÖRT KİŞİNİN KANI BULUNDU

DNA analizi Ötzi'nin silahları ve eşyaları üzerinde başkaca dört ayrı kişi kaynaklı kan izleri ortaya koymuştur.

Kan izlerinin ilki bıçağında, ikincisi aynı okun üstünde, sonuncusu ise mantosunda bulunmuştur.
SOYU TÜKENMİŞTİ

Ötzi'nin anneden çocuğa geçen dizimi olan mitokandriyal DNA'sını inceleyen İtalyan ve İngiliz bilim adamları, Ötzi'nin genetik soyunun ya çok nadir görüldüğünü ya da bittiğini buldular.

İngiltere'deki Leeds Üniversitesi'nden Martin Richards, yaptığı açıklamada, Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmalarının, Ötzi'nin soyunun gerçekte tükendiğini ortaya koyduğunu söyledi.İngiltere'deki Leeds Üniversitesi'nden Martin Richards, yaptığı açıklamada, Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmalarının, Ötzi'nin soyunun gerçekte tükendiğini ortaya koyduğunu söyledi.

Richards, kendisinin ve meslektaşlarının incelemelerinin, Ötzi'nin, günümüzdeki Avrupalı nüfuslarda rastlanmayan bir soya ait olduğunu teyit ettiğini bildirdi.



İnanılmaz bir keşif: 50 bin yıllık mağarada gelişmiş bir medeniyetin izleri ve HOLOGRAFİK KÜTÜPHANE bulundu.

Adem aleyhisselamdan öncesi, Antik şehirler, Dünyadaki uzaylı izleri, Geçmiş teknoloji devirleri, Holografik kütüphane, Mayalar, Piramitler, Romanya, Slayt, Space Explorer, videolar, Yer altı tünelleri,


2003 yazında, Bucegi dağlarının ayak basılmamış bir bölgesinde, insanlığın tarihini ve kaderini tamamen değiştirebilecek inanılmaz bir keşif yapıldı.

Romanya'da ki Bucegi dağlarının altında yeryüzünün derinliklerinde gelişmiş bir uygarlık tarafından terk edilmiş holografik bir kütüphane bulundu.

Derin yeraltı odalarına, dev masa ve taş sandalyeleri olan devasa odalara çıkan dört ana tünel ve daha alt tüneller var. Bunlar bizden çok daha büyük insanlar için dizayn edilmişler. Yaklaşık 16 adım uzunluğunda varlıklar için. Dünyadışı kökenli olması da mümkün.

Odaların birinde bir projeksiyon odası var. Bu bütün tarihimizi içeriyor ve görsel olarak oynatılabiliyor.





DNA'nızla holografik deneyimler yaşayabileceğiniz bir masa bulunuyor. İstediğiniz herşeyi karıştırabilir, karşılaştırabilir ve gerçek zamanda ne gibi sonuçlar olabileceğini görebilirsiniz.

Bu antik odalar en az 50.000 yıl önce oluşturulmuş. Herbiri birbirine bağlı olan bu odalar, gizemli bir enerji kaynağından güç alan bir kuvvet alanıyla korunuyor.

Yeni gelişmiş yer radarı icatından bu yana dünyanın çeşitli yerlerinde karmaşık ve labirent yeraltı sistemlerine dair şaşırtıcı veriler elde edilmiştir.

Ülkenin karşı tarafına tam 800 km boyunca uzanan uçsuz bucaksız tüneller, Tikal'de ki Maya piramitleri altında haritalandırılmıştır.






Araştırmacıların demesine göre; bu yarım milyon Hintli Mayaların kendi kültürlerinin katliamından nasıl kaçtıklarının anlaşılmasının mümkün kılıyor.

Ayaklarımızın altında henüz keşfedilmemiş bir koloni mi var? Yoksa bu dünyadışı varlıkların ziyaretinin bir kanıtı mı? Ya da bunun bizim Adem'imizden önceki Adem'lere ve evlatlarına ait olması mümkün mü?

İç dünya, zaman ve uzay boyutunda kesişen bir paralel evren olabilir mi? Ya da henüz anlayamadığımız bir şey? Alttaki büyüleyici anlatımları dinleyin!


(Adguk, Çeviri: Özge Eryağcı )


Bu ay öne çıkanlar