Geçmiş teknoloji devirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geçmiş teknoloji devirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2015-05-27

Dünya tarihi yeniden yazılmalı: Geçmişte bizden daha ileri teknoloji devri yaşandı.[video]

Ad kavmi, Andrey Sklarov, antik uzaylılar, Geçmiş teknoloji devirleri, Hititler, İnkalar, Slayt, Slayt1, Süleyman aleyhisselam, süleyman hilmi tunahan, Sümerler, tarih, Vezir Asaf, videolar, Şeddad bin Ad,




Rusya’da alternatif tarih laboratuvarı çalışmaları yürüten fizikçi Andrey Sklarov ve bilim insanlarından kurulu olan Araştırma Ekibi; İnsan oğlunun tarihi hakkında gerçek olan ancak gerçekliğin getireceği Bilimsel karmaşa ve yeni baştan yazılması gerekli olan Siyasi Tarih ve Dünya Kültür tarihinin sancılı dönemler yaşatacağının bilincine sahip gerçek bilim insanları olarak uzun bir zamandan beri kaydettikleri, insanlık tarihinin gerçeklerini ortaya koyuyorlar…. 

Sklarov, Hitit, Sümer ve İnka kültürleri gibi antik uygarlıkların günümüz teknolojisinden çok daha gelişmiş medeniyet kalıntıları üzerine kurulduğunu bilimsel temellere ve gözlemlere dayanarak iddia ediyor. 

Andrey Sklarov yönetiminde çalışmalar yürüten; Rus tarihçi ,etnolog, jeolog ve daha bir çok bilim dalına mensup bilim adamlarının oluşturduğu ekip, Türkiye dahil Güney Amerika’dan, Japonya’ya kadar ortaya çıkarılan tüm arkeolojik bulguları farklı bilimsel bakış açısıyla inceleyerek tarihin yeniden yazılması gerektiği sonucuna varıyor… Sklarov ‘’Tarih, yakında geçmişin değil, geleceğin bilimi olacak’’ diyerek, çok güçlü teknik imkanların kullanıldığı insanlık uygarlık tarihinin gerçekliğini vurguluyor.. İnsanoğlu tarihi hakkında dikkat çekici çalışmalar yapan ekibin çalışmalarını aslında iki yıldan beri takip eden basın kuruluşları, Araştrma grubunun geçen yıl Türkiye’de gerçekleştirdiği incelemelerden sonra elde ettiği bulguları yayınlaması üzerine onlarla görüşme yapmak isteğinde bulunuyorlar…




Sklarov ve ekibinin ortaya attığı tarihin yeniden yazılması gerektiği temel fikrinin arkasında şu tespit bulunuyor: ’’İnka, Maya, Hitit, Mısır, Sümer ve daha bir dizi güçlü uygarlık bu dünyaya ilk olarak çivi çakan medeniyetler değildirler… Bunlar, varlıklarını, alt yapısı hazırlanmış çok farklı ve çoğu zaman ‘‘Tanrılar Kültürleri’’ olarak tarif edilen günümüz teknolojilerinden çok daha farklı ve ileri düzeyde gelişmiş kültürlerin kalıntıları üzerine kurulmuşlardır….’’ (Cilt 1 Sayfa 66)





Hitit İnka Benzerliği



Sklarov’la Basın Mensubları, Moskova’da bir sanat evinde buluşuyorlar…Görüşmelere ‘’beni daha iyi anlamanız için sizi hemen şoke etmek istiyorum’’ diye başlayan Sklarov Çorum’daki ‘Hitit uygarlığı kalıntıları’ olarak tarif edilen ‘Alacahöyük’ arkeolojik kazı bölgesiyle, Peru’da İnka’lara ait olduğu söylenen ‘Cusco’ antik şehrinin iki fotoğrafını yan yana koyuyor…Birbirinden yaklaşık 12 bin km uzaklıkta bulunan bu iki antik şehrin surlarının, yine yaklaşık M.Ö 10.000 yıllarında buraya dikildikleri varsayılıyor.


Süleyman aleyhisselam zamanında, insanlık bilim ve teknolojinin zirve noktasındaydı.

antik uzaylılar, Ay'da bulunan uzaylı mumyası, Ay'daki antik şehir, Geçmiş teknoloji devirleri, İnsanlık tarihi ne kadar, Süleyman aleyhisselam, süleyman hilmi tunahan, tarih,




Bilim adamlarından önce bir din adamı söylemişti.

Dünyamızın son mürşid-i kamili olan Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), günümüzde elde edilen son bilgilerden sonra "Dünyada daha önce de yüksek teknoloji kullanan insanlar yaşadı." diyen saygın bilim adamlarından çok daha önce, çok açık ifadeler ile dünyamızda daha önce de teknoloji devri yaşandığını ve bu teknolojinin hep insanlığın zararına kullanılması nedeni ile bir anda kaldırıldığını ifade etmiştir. İşte o sözleri:

Süleyman aleyhisselam, üçyüzbin kişilik ordusunu Taif'den Filistin'e havadan bir günde nakletmiştir.

Ordusuyla bir çiftlik üzerinden geçerken, yerde çift süren fakir bir çiftçi o hali görünce,

"Allah'ım al-i Davud'a ne büyük saltanat verdin" demiş.

Bunu işiten Hazreti Süleyman hemen ordusuyla yanına inip,

Arjantin'de şimdiye kadarkilerin en büyüğü olan dinozor bulundu.

Adem aleyhisselamdan öncesi, Arjantin, arkeoloji, Dinozorlar, Geçmiş teknoloji devirleri,


Bilim adamları Arjantin'de dünyanın en büyük dinozoru olduğuna inanılan bir yaratığın kemiklerini ortaya çıkardı.

Dev uyluk kemiğinin ölçülerine göre bu otobur, 40 metrelik bir en ve 20 metrelik uzun bir boya sahip olmalı.

Paleontologlar bunun bir grup sauropod dinozorunun bir parçası olan titanozorların yeni bir türü olduğunu düşünüyor. Uzun boyunları, uzun kuyrukları ve küçük kafalarıyla karakterize edilen bu türün Kretase döneminden kalma olduğu düşünülüyor.

Bu mega dino, bir önceki rekor sahibi Arjantinozorus'tan 7 ton daha ağır olup 77 ton ( yaklaşık 14 fil ağırlığında ) olduğu düşünülüyor.

Piri Reis'in ve haritasının sırları | Harita aslında Süleyman aleyhisselama mı ait? [video]

Büyük İskender, Evliya Çelebi, Geçmiş teknoloji devirleri, Hazreti Zülkarneyn, İskender, İskender-i Zülkarneyn, Metin Soylu, Piri Reis'in dünya haritası, Space Explorer, Süleyman aleyhisselam,




 -Piri Reis'in haritası ancak uzaydan fotoğraflama tekniği ile mi çizilebilir?

- Piri Reis, Antarktika'da buzulların altında kalana ve havadan bile gözükmeyen kara parçalarını nasıl çizdi?

- Piri Reis'in haritasının aslı elimizde mi, yok ABD haritaya el mi koydu?

- Piri Reis haritası aslında 16 parça mı?

- Piri Reis, bu haritanın çiziminin ermiş işi olduğunu, kendisine de Süleyman peygamberin çizdirdiğini söyledi mi?

Peru'da Yeni Bir "Yıldız çocuk" Kafatası mı bulundu?

Dünyadaki uzaylı izleri, Dünyadaki uzaylılar, Geçmiş teknoloji devirleri, Peru, Space Explorer, Uzaylı kafatasları, Uzaylıların kafası büyük mü, videolar,



Kapak resmi: Sanatçı Marcia K. Moonre tarafından, bu Peru kafatasının canlıyken göründüğü şekli gösteren canlandırma çizim...


1930'larda Meksika'da bir mağarada bulunan ünlü Yıldız çocuk kafatasının, türünün ilk ve tek örneği olduğu düşünülüyordu.

Yıldız çocuk kafatası olarak bilinen bu garip görünümlü kalıntının; fizyolojik, kimyasal ve genetik bir dizi nitelikleri ve şekli, bilinen herhangi bir hastalığın sonucu değildir. Özellikle de hidrosefalinin; yaygın olarak bilinen "beyinde su" hastalığının bir sonucu değildir.

Lloyd Pye, Peru'da benzer görünümlü bir kafatası olduğunun farkında değildi.




Bu kalıntı daha önce hiç fotoğraflanmadı ya da filme alınmadı. Bu kalıntı, anonim kalmak isteyen birine ait.

Fransa'da gizemli uzun kafatası bulundu.

Antik Mısır, Antik şehirler, Fransa, Geçmiş teknoloji devirleri, Mısır, Piramitler, Space Explorer, Uzun kafatasları, videolar,



Fransız arkeologlar Alsas'ta sürpriz bir keşif yaptılar. 1500 yıl öncesine ait oldukça uzun bir kafatasını açığa çıkardılar.

Bulunana eserlerin bolluğu araştırmacıları, araştırmalarını 7.5 dönüme yaymak için harekete geçirdi. Bulgular arasında NeolotikGalyaGallo-Roman ve Merovenj toplumlarına ait insan ve hayvan kalıntıları yer alıyor.

Açıkça görünen o ki; bu kafatasları "kafatası deformasyonu" olarak bilinen bir uygulama yoluyla kasten uzatılmış. Bu genellikle eski Mezoamerikan kültürleriyle ilişkili; Avrupa, Asya, Afrika ve Güney Amerika'da yaygın olarak kullanılmış.

Kafatası deformasyonu: normal gelişmekte olan bir çocuğun başına tahta parçaları yerleştirilip bu tahta parçalarını bezle bağlayıp kuvvet uygulanması sonucu kafanın biçimi bozma yoluyla elde edilir. Tipik olarak kafatası en esnek olan; bebekler üzerinde uygulanır.

Bu kafatası, 18 defin içeren bir mezarlığın kazısı sırasında bulundu. Yaşadığı toplumda yüksek bir statüye sahip olan bir kadına ait mezarlıkta; altın bir iğne, gümüş bir ayna, cam ve kehribar boncuk, geyik boynuzundan yapılmış tarak gibi geniş bir ürün yelpazesine sahip bir hazine bulundu.

2015-05-26

Eski Mısır kitabelerinde dünya dışı hayat, gökten gelen ve tanrı zan edilen yüksek teknolojili adamlar ve UFO'ları

Antik Mısır, antik uzaylılar, Geçmiş teknoloji devirleri, Mısır, sirius, Süleyman aleyhisselam, ufo, UFO'lar gerçek mi?, Ölüler kitabı, Şi'ra yıldızı,



Eski Mısır kitabelerinde dünya dışı hayat, gökten gelen ve tanrı zan edilen yüksek teknolojili adamlar ve UFO'ları
AKHENATON ‘nun Bebekleri
Eski Mısır tarihiyle ilgili bütün kayıtlar bir zamanlar bu yörenin yoğun olarak "Dünya Dışı insanlar" tarafından ziyaret edilmiş olduğunu göstermektedir… Örneğin Eski Mısırlılar, kendi semalarında ortaya çıkan uzay gemilerini “Gökyüzünde seyreden güneşin kayıkları“ olarak isimlendirmişlerdir.

Konunun ilginç bir başka yanı da, yine eski kayıtlarda açıkça yazıldığına göre; Büyük Piramidin yapımı sırasında bu “Güneş Kayıkları”dan bir tanesi yapının içinde bir yere gömülmüştür.

AKHENATON
Mısır kökenli kaynaklarda dünya dışı astronotlar sorunu daha belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. Menfis’de firavunu ziyaret eden Tanrı PTAH, uçan bir gemi kullanırdı. Güneş Tanrısı RA için , “Yıldızlarla ay arasında dolaşırsın… gökyüzü ile yeryüzü arasında Aton’un gemisini yönetirsin…” der eski bir kitabe...

Yakutlar’ın cenazesinde okunan bir duada “Işıldayan arabalarıyla yıldızlardan inen ruhlar…” dan söz edilir. Çok eski bir geçmişte Nil ülkesine üstün bir varlığın geldiği ve oradaki insanlara medeniyet aşıladığı Mısır’da hala söylenir. Bu üstün varlık, Mısırlılara seslerle, fikirleri kaydedebilmeleri için simgeler gösterdi. Müzik çalabilsinler diye ellerine arp verdi. Yıldızları gözleyip , krokilerini çıkarmasını , rakamlarla sayı saymasını, şifalı otlar ve ilaçlarla hastaları iyi etmelerini öğretti. Mısırlılar bütün bunları öğrenince , yabancı , onlara veda ederek, göklere uçtu gitti. Adı Tanrı THOT’ tu.

1,2 milyon yıl önce yapılmış taş keski, Anadolu'da bulundu.

Adem aleyhisselamdan öncesi, antik uzaylılar, arkeoloji, Dünyanın gerçek tarihi, Geçmiş teknoloji devirleri, İnsanlık tarihi ne kadar, ,



Türkiye’de bugüne kadar yapılan kazılarda bulunan en eski el aleti olan 1,2 milyon yaşındaki taş keski arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarıldı.


Kazıları gerçekleştiren bilim adamlarının hazırladığı rapor Quaternary Science Reviews dergisinde ve Londra Üniversitesi Royal Holloway Koleji’nin internet sitesinde yayımlandı.

Kuvarsitten yapılmış olan ve 1,17 ila 1,24 milyon yaşında olduğu tahmin edilen taş keski, Gediz Nehri civarında kazı yapan arkeologlar tarafından tesadüfen bulundu.

Uzmanlar söz konusu taş keskinin bulunduğu bölgede imal edildiği yönündeki yaklaşımın kabul edilmesi halinde ise Asya’dan Avrupa’ya geçişin 70 bin yıl değil, çok çok daha önce tamamlandığını ileri süren teorinin daha da geçerli hale gelebileceğini söylüyor.





Uzay ve dünya dışı yaşam konularında birbirinden dikkat çekici yayınlar www.SpaceExplorer.TV sitemizde

2015-04-17

ABD Ay’ı atom bombasıyla havaya uçuracakmış

abd, apollo 18, Apollo görevleri, ay, Ay'da bulunan uzaylı mumyası, carl sagan, Geçmiş teknoloji devirleri, nükleer silahlar, Sovyet uzay araştırmaları, Uzayda hayat var mı?,



ABD’nin 1950’li yıllarda yaşanan soğuk savaş döneminde Ay’ı atom bombasıyla havaya uçurarak Rusya’ya gövde gösterisi yapmayı planladığı ortaya çıktı.


Ünlü astronom Carl Sagan’ın da böyle bir patlamanın yaratacağı toz ve gaz etkisini anlamak için aynı yıllarda araştırma yaptığı belirlendi. Korkunç gerçek, o tarihte projenin başında bulunan silah geliştirme uzmanı Leonard Reiffel yıllar sonra basına yaptığı itirafla ortaya çıktı.
Daily Mail’in haberine göre, 50’li yıllarda ABD Silah Geliştirme Dairesi’nin başında bulunan Leonard Reiffel’in başını çektiği proje çerçevesinde, soğuk savaşın en yoğun günlerinin yaşandığı 1950’li yılların sonunda Rusya’nın uzaya gönderdiği Sputnik aracına karşı bir gövde gösterisi yapmanın caydırıcı olacağını düşünen ABD, Ay’a atom başlığı taşıyan bir füze göndermeyi tasarladı.Proje kapsamında füzenin 1959 yılında fırlatılması kararlaştırıldı.
Buna göre Amerikalı uzmanlar Ay’ı önce hidrojen bombalı başlık taşıyan bir füzeyle vurmayı düşündü. Ancak hidrojen bombasının atom bombasına göre daha ağır olması nedeniyle atom başlığında karar kılındı.
Ancak Amerikalı askeri yetkililer, projenin başarısız olması halinde füzenin Dünya’ya düşerek büyük zarar verebileceği ve Ay yüzeyinde kalıcı radyoaktif etki yaparabileceği gerekçesiyle bu plandan vazgeçti.
Bugün 85 yaşında olan bilim adamı Leonard Reiffel, 1996 yılında ölen ve o tarihte genç bir astronom olan ünlü bilim adamı Carl Sagan’ın da proje çerçevesinde atom bombasının Ay’daki patlamayla yaratacağı toz ve gaz etkisi üzerinde araştırma yaptığını bildirdi.



5300 yıllık doğal mumya Ötzi, yüksek bir bilgi seviyesinde ve medeniyette yaşamış

Akupunktur, Biyoloji, Buz adam, Evrim aldatmacası, Geçmiş teknoloji devirleri, Mumyalar, Space Explorer, Taş devri yaşandı mı, Ötzi,

5300 yıllık doğal mumya: Ötzi


1991 yılında Avusturya- İtalya sınırındaki Ötzlar Alplerinde keşfedildiği için bu mumyaya "Ötzi" adı verildi.

Onun en ilginç yanı, doğanın elleriyle mumyalanmış ve günümüze kadar gelmiş olması. Ama "Buz Adam" lakaplı bu mumyanın gizemi bununla bitmiyor.

Ötzi'nin vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 57 dövme bulunmaktadır.



Daha da ilginci, bu dövmelerin, günümüzde akupunktur tedavisi açısından önem arz eden noktalar üzerinde veya çok yakınında bulunmasıdır.

Dövmelerin denk geldiği akupunktur noktalarından hareketle, Ötzi'nin sindirim sistemi parazitleri ve osteoartrit gibi sağlık sorunları yaşadığı sonucu oluşturulmuştur.

GİYSİLERİ BU ÇAĞ İÇİN BİLE FAZLA İYİ



Büyütmek için tıklayın
Ötzi'nin giysilerinin (kuru otlardan örülmüş bir pelerin, deri yelek ve ayakkabılar) de büyük bir ustalığın ürünü olduğu görülmüştür.

Ayakkabıları geniş ve su geçirmez niteliktedir, ve karda yürümek için özel olarak tasarlanmıştır; tabanlarında ayı derisi, üst kısımlarında geyik derisi kullanılmış ve bu iki arası ağaç kabuğu parçaları ile birbirlerine bağlanmıştır.

Ayakkabıların etrafı ve içi kuru otlarla kaplanarak, sıcak çorap işlevi görmüştür.





Uzmanlarca Ötzi'nin ayakkabıları esas alınarak üretilen pilot modellerin o kadar iyi ayakkabılar oluşturduğu görülmüştür ki, ticari üretime dönük planlar bulunmaktadır.

tzi ile birlikte bulunan diğer nesneler arasında, sapı porsuk ağacından bir bakır balta, sapı dişbudak ağacından bir çakmaktaşı bıçak, sopaları kartopu çalısı veya kızılcıktan yapılmış ve ucu çakmaktaşlı oklarla dolu bir sadak, ve yapımının henüz tamamlanmadığı anlaşılan ve Ötzi'nin boyundan daha uzun ve yine porsuk ağacından yapılmış bir yaydır.



YANINDA ŞİFALI MANTAR TAŞIYORDU

Ötzi'nin ölümü anında yanında iki tür çok gözenekli mantar taşıdığı görülmüştür.

Bunlardan huş ağacı mantarının antibakteriyel faydaları olduğu bilinmektedir ve tıbbi nedenlerden bulundurulmuş olmalıdır.

Diğer mantar türü ise çıra mantarı olarak bilinen ve karmaşık bir ateş yapma teçhizatının bir parçası olduğu görülen mantardır.

Bu teçhizatta on kadar kolay tutuşma özellikli bitkiden numuneler ve kıvılcımları oluşturmakta kullanıldığı anlaşılan çakmaktaşı ve pirit parçaları bulunmaktaydı.

ET İLE TAHILI BİRLİKTE YEMİŞTİ




Ötzi'nin sindirim sisteminin analizinde, ilki dağkeçisi eti, ikincisi kızıl geyik eti olmak üzere, iki ayrı yemeğin kalıntıları bulunmuştur, ve etlerin tahıl beraberinde yendiği anlaşılmıştır.

İlk yemeğin kalıntılarında yer alan polenler araştırmacıları bu yemeğin orta rakımda bir kozalaklı ağaç ormanında yendiği sonucuna ulaştırmıştır.




ÜSTÜNDE DÖRT KİŞİNİN KANI BULUNDU

DNA analizi Ötzi'nin silahları ve eşyaları üzerinde başkaca dört ayrı kişi kaynaklı kan izleri ortaya koymuştur.

Kan izlerinin ilki bıçağında, ikincisi aynı okun üstünde, sonuncusu ise mantosunda bulunmuştur.
SOYU TÜKENMİŞTİ

Ötzi'nin anneden çocuğa geçen dizimi olan mitokandriyal DNA'sını inceleyen İtalyan ve İngiliz bilim adamları, Ötzi'nin genetik soyunun ya çok nadir görüldüğünü ya da bittiğini buldular.

İngiltere'deki Leeds Üniversitesi'nden Martin Richards, yaptığı açıklamada, Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmalarının, Ötzi'nin soyunun gerçekte tükendiğini ortaya koyduğunu söyledi.İngiltere'deki Leeds Üniversitesi'nden Martin Richards, yaptığı açıklamada, Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmalarının, Ötzi'nin soyunun gerçekte tükendiğini ortaya koyduğunu söyledi.

Richards, kendisinin ve meslektaşlarının incelemelerinin, Ötzi'nin, günümüzdeki Avrupalı nüfuslarda rastlanmayan bir soya ait olduğunu teyit ettiğini bildirdi.



İnanılmaz bir keşif: 50 bin yıllık mağarada gelişmiş bir medeniyetin izleri ve HOLOGRAFİK KÜTÜPHANE bulundu.

Adem aleyhisselamdan öncesi, Antik şehirler, Dünyadaki uzaylı izleri, Geçmiş teknoloji devirleri, Holografik kütüphane, Mayalar, Piramitler, Romanya, Slayt, Space Explorer, videolar, Yer altı tünelleri,


2003 yazında, Bucegi dağlarının ayak basılmamış bir bölgesinde, insanlığın tarihini ve kaderini tamamen değiştirebilecek inanılmaz bir keşif yapıldı.

Romanya'da ki Bucegi dağlarının altında yeryüzünün derinliklerinde gelişmiş bir uygarlık tarafından terk edilmiş holografik bir kütüphane bulundu.

Derin yeraltı odalarına, dev masa ve taş sandalyeleri olan devasa odalara çıkan dört ana tünel ve daha alt tüneller var. Bunlar bizden çok daha büyük insanlar için dizayn edilmişler. Yaklaşık 16 adım uzunluğunda varlıklar için. Dünyadışı kökenli olması da mümkün.

Odaların birinde bir projeksiyon odası var. Bu bütün tarihimizi içeriyor ve görsel olarak oynatılabiliyor.





DNA'nızla holografik deneyimler yaşayabileceğiniz bir masa bulunuyor. İstediğiniz herşeyi karıştırabilir, karşılaştırabilir ve gerçek zamanda ne gibi sonuçlar olabileceğini görebilirsiniz.

Bu antik odalar en az 50.000 yıl önce oluşturulmuş. Herbiri birbirine bağlı olan bu odalar, gizemli bir enerji kaynağından güç alan bir kuvvet alanıyla korunuyor.

Yeni gelişmiş yer radarı icatından bu yana dünyanın çeşitli yerlerinde karmaşık ve labirent yeraltı sistemlerine dair şaşırtıcı veriler elde edilmiştir.

Ülkenin karşı tarafına tam 800 km boyunca uzanan uçsuz bucaksız tüneller, Tikal'de ki Maya piramitleri altında haritalandırılmıştır.






Araştırmacıların demesine göre; bu yarım milyon Hintli Mayaların kendi kültürlerinin katliamından nasıl kaçtıklarının anlaşılmasının mümkün kılıyor.

Ayaklarımızın altında henüz keşfedilmemiş bir koloni mi var? Yoksa bu dünyadışı varlıkların ziyaretinin bir kanıtı mı? Ya da bunun bizim Adem'imizden önceki Adem'lere ve evlatlarına ait olması mümkün mü?

İç dünya, zaman ve uzay boyutunda kesişen bir paralel evren olabilir mi? Ya da henüz anlayamadığımız bir şey? Alttaki büyüleyici anlatımları dinleyin!


(Adguk, Çeviri: Özge Eryağcı )


Bu ay öne çıkanlar