ırkçılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ırkçılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-05-01

Irkçılık / Kavmiyetçilik Haramdır

ırçılık, kavmiyetçilik, asabiye cahiliye adetidir haramdır
Irkçılık / Kavmiyetçilik Haramdır

"Irkçılığa (asabiyyeye) çağıran Bizden değildir; ırkçılık için savaşan Bizden değildir; ırkçılık üzere, asabiyye uğruna ölen Bizden değildir." (Müslim, İmâre 53, 57, hadis no: 1850; Ebû Dâvud, Edeb 121; İbn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3948; Nesâî, Tahrim 27, 28)

"Asabiyet (kavmiyetçilik) dâvâsına kalkan, onu yaymaya çalışan, bu dâvâ yolunda mücâdeleye girişen Bizden değildir." (Ebû Dâvud, Edeb 112)

"Kim kâfir olan dokuz atasını onlarla izzet ve şeref kazanmak düşüncesiyle sayarsa, cehennemde onların onuncusu olur." (Ahmed bin Hanbel, 5/128)

"Bir kısım insanlar vardır ki, cehennem kömüründen başka bir şey olmayan adamlarla iftihar ederler, övünürler. İşte bunlar ya bu övünmeden vazgeçerler, ya da Allah nezdinde, pisliği burunlarıyla yuvarlayan pislik böceklerinden daha değersiz olurlar." (Ahmed bin Hanbel, 2/524; Ebû Dâvud, Edeb 111)

"Kim hevâsına uyarak bâtıl yolda cenkeder, kavmiyetçiliğe (asabiyet) çağrıda bulunur veya kavmiyetçiliğin sevkiyle öfke ve tehevvüre kapılırsa, câhiliyye ölümü üzere (kâfir olarak) ölür." (İbn Mâce, Fiten 7)

2012-03-17

Çanakkale Sadece Türk'ün Zaferi Değildi. Tek Bir Millet Vardı, O da İslam Milletiydi

Çanakkale Sadece Türk'ün Zaferi Değildi. Tek Bir Millet Vardı, O da İslam Milletiydi
Hangi Türk ordusu.. Osmanlı ordusu, hiçbir zaman sadece Türklerden oluşmadı.. İslam ümmetinin ordusu idi o ve içinde bütün Müslüman unsurlar vardı. Çanakkale savaşında ise işin garib tarafı başımızda bir Alman generali olan Liman Von Sanders vardı.

... ... ... 

Savaş, İttihat Terakki cuntasının ihaneti sonucu, Braslav ve Goben gemilerindeki askerlere fes, gemi gönderine Osmanlı bayrağı asarak bizim adımıza Almanların Rusya’ya saldırması ile başladı..

Yani savaşı başlatan taraf biz olmuş olduk. Bir oyunla saldırgan ülke konumuna düşürüldük..

Osmanlı’nın “Türklük ve vatan müdafası” diye bir derdi yoktu. “Cihad-ı fillah oluptur niyyetüm” derlerdi.. Namık Kemal, “Vatan yahud Silistre” kitabını yazınca, “Vatan” dediği için hapse atılmıştı.. 1900’lerin başında Osmanlı’da Türkleşme, İslamlaşma, Muasırlaşma tartışmaları başlamıştı bir yandan.

Bir yandan da Mehmet Akif milliyetçiliğe, ırkçılığa karşı çıkan şiirler yazıyordu:

“Hani milliyetin İslâm idi... Kavmiyet de ne! 
Sımsıkı sarılıp dursaydın a milliyetine. 
‘Arnavutluk’ ne demek, var mı şeriatta yeri? 
Küfr olur başka değil, kavmini sürmek ileri. 
Arabın Türke, Lazın Çerkese yahut Kürd’e; 
Acem’in Çinli’ye rüchanı mı varmış? Nerde.. 
Müslümanlıkta “anasır” mı olurmuş? Ne gezer! 
Fikr-i Kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır ruh-ı nebi tefrikanın 
Adı batsın onu İslâma sokan kaltabanın!..”

Hangi “Türklük davası”. İstiklal Marşı’nın şairi Arnavut ya hu. Tek bir Millet vardı, o da İslam milletiydi. Yeryüzü bize mescid kılınmıştı.. Allah’ın arzından bir parçasını diğer insanlardan koparıp almak ya da kendini bir toprak parçasına hapsetmek.

Arz Allah’ındı. Ve biz O’nun halifesi idik. Ulaşabildiğimiz her yerde O’nun rızasının gereğini yerine getirecektik. Çünki yeryüzü bize mescid kılınmıştı.. Bakmayın daha sonra “Hubbul vatan, minel iman” diye “milliyetçi bir din algısı”nın geliştirilmesine..

Asıl sormak istediğim soru şu: TÜRK ORDUSU TÜRKLERDEN OLUŞMUYORDU DA, İNGİLİZ ORDUSU İNGİLİZLERDEN, FRANSIZ ORDUSU FRANSIZLARDAN MI OLUŞUYORDU?

Mehmet Akif ilk başlarda İttihat Terakkici idi.. “Çanakkale savaşı”nı anlatırken “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” der.

Oysa Osmanlı aydını da kandırılmıştı, Mısırlı, Hindistanlı, Senagalli Müslümanlar da. İngilizler, Müslümanları Hindistan’dan ayrılmaya kandırıp ikna etmemiş, Pakistan ve Bengaldeş kurulmamıştı o zaman..

Avustralya ve Yeni Zellanda’daki İngilizler sağlam bir plan yapmışlardı.. Hindistan ve Mısır’da Cuma namazından sonra halka beyanname dağıtacaklar ve “Hilafet merkezi Almanlar tarafından işgal edildi. İngiltere halifeyi kurtarmak için seferberlik düzenledi” diye gönüllü toplayacaklardı..

İngiliz gemilerinde gelenler Müslüman gönüllülerdi aslında. Fransızlar da Senagal’de aynı kirli yalanı uydurdular. Oradan gelenler de Senagalli Müslümanlardı. Şimdi Anzak ayinlerinin yapıldığı topraklarda bizi bize kırdırdılar..

Şafak ayinleri kirli ve kanlı bir oyunun üzerine, gerçekleri gizlemek için örtülen “kutsal bir örtü” (!) sadece! Oysa orası bir hilal uğruna nice güneşlerin battığı yerdir.

Orada şafak ayini, değil, gece namazı kılmak gerekir..

Ah İngiliz ah! Hem “halifeyi kurtaracağım” diyeceksin, hem halifeyi Selanik’e Alatini efendinin evine süreceksin. Hindistanlı Müslümanlardan para toplatıp, onu yandaşlarına peşkeş çekeceksin.

O parayla İş Bankası’nı kurduracaksın, Osmanlı Bankası’nda işler çevireceksin.. Lozan’ı tezgahlayacaksın..

Bir yandan Arap düşmanı Türk milliyetçiliği örgütlerken, öte yandan, Türk düşmanı Arap milliyetçiliğini fonlayacaksın..

Kudüs’ü Yahudilere satarak, Müslümanlara yeni bir halife yutturmaya çalışacaksın.. Bir yandan da laik bir Türkiye icad etmek için onları batılılaştıracaksın.. İslam coğrafyasını 40 parçaya böleceksin..

Churchill, “Bir damla kan, bir damla petrol” diyordu da, gerçekten bütün bunlar petrol için mi idi, yoksa Müslümanlara duyulan kin ve nefretten mi kaynaklanıyordu?

Dostlarım “Çanakkale geçilmez” diye bir slogan tutturmuş gidiyorlar. Öyle ya “Bedr’in arslanları ancak o kadar şanlı idi” değil mi? Ben onları anlıyorum. Onlar da beni anlıyorlardır umarım..

“Bir deli de lazım ocak”ta diye düşünüyordurlar belki de.. Ben “ocak delisi” bir “gezici vaiz” olarak yoluma devam edeyim..

Birileri “Çanakkale geçilmez” diye, çizgi filmler yapsın, kitaplar yayınlasın, konferanslar versin, geziler düzenlesin. Bırakın ben “Çanakkale geçildi” diyeyim..

O savaşa katılan kahramanca savaşan tüm Müslüman kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyorum. Öte yandan Almanların gemisinde bizim Osmanlı, İngiliz gemisinde Arap ve Hintli, Fransız gemisindeki Senagalli kardeşlerimin acısı yüreğimi dağlıyor.

3 yıl 2 ayda bir imparatorluk tasfiye edildi, sonunda teslim olduk ya hu! Mondros mütarekesi imzalandı.. 3 cephede birden çöktük, Allahuekber dağlarında, Filistin cephesinde ve sonunda Çanakkale’de.. 3 yıl 2 ayda biz Etibank’ı tasfiye edemedik ya hu! Çanakkale geçilmezmiş :).

Sahi şu fethin dışında kutlanan İstanbul’un kurtuluş hikayesi nedir? İngilizler iyi düşünmüşler, bir de yenilen bir millete zafer armağan etmediler mi! Ama isteyen kaybettiği bir savaşın belli cephelerdeki mevzi kazanımları ile övünmeye ve zaferini coşkuyla kutlamaya devam edebilir..

Abdurrahman Dilipak

Selâm ve dua ile

2012-03-16

Çanakkale Savaşında Filistinli Araplarla Omuz Omuza Çarpıştık. Türk-Arap kardeşliği


Çanakkale Savaşında Filistinli Araplarla Omuz Omuza Çarpıştık. Türk-Arap kardeşliği


Çanakkale Savaşları'ndaTürk ve Araplardan oluşan yaklaşık 500 Filistinli asker, vatanları için savaştı ve şehit düştü. Yıllardır savaşın sürdüğü bir toprak parçasında yaşayan Filistinliler, Gelibolu Yarımadası'nda Boğazı geçmek isteyen İtilaf devletlerine karşı savaşta görev aldı.

Bugün, İsrail'in topraklarını işgal etmesine karşı mücadele eden Filistinliler, 1915 yılında da emperyalist devletlerin Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'a ulaşma hayallerinin Boğazın karanlık sularına gömülmesinde önemli rol oynadı. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun toprağı olan Filistin'de yaşayan ve içleri vatan sevgisi dolu herkes gibi hiç düşünmeden ailelerinden ve sevdiklerinden ayrılıp Gelibolu'ya koşan yaklaşık 500 Türk ve Arap askeri, vatan toprağı için canlarını hiçe sayarak, şehitlik mertebesine ulaştı.

Türk kurmay subaylarının gözüyle Çanakkale Savaşı
 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır, 1. Dünya Savaşı'nda diğer Türk cephelerinde olduğu gibi Çanakkale Cephesi'nde de çok sayıda Filistinli askerin savaştığını bildirdi. Türk ve Araplardan oluşan 500'e yakın Filistinli askerden 88'inin Çanakkale Cephesi'nde şehit olduğunu, bir kısmının ise yaralanıp götürüldüğü hastanelerde şehit düştüğünü anlatan Sayılır, savaş süresince yaklaşık 400 askerin de dizanteri, zatürre, tifo gibi hastalıklar nedeniyle tedavi gördükleri Çanakkale ve İstanbul'daki hastanelerde hayatını kaybettiğini ifade etti.

Sayılır, Filistinli şehit askerlerin Gelibolu Yarımadası'nda Seddülbahir, Arıburnu, Anafartalar ve Kireçtepe'deki muharebelere katıldığını ifade ederek, "Filistin'in Nablus, Kudüs, Yafa, Gazze, Halilürrahman, Tulkarim gibi yerlerinden gelen askerler Çanakkale'de başta 57. Alay olmak üzere, 13, 14, 27.64, 72, 77'nci alaylarda diğer Mehmetçiklerle birlikte düşmanın karaya çıkmaması için canla başla mücadele etti" dedi. 1. Dünya Savaşı'nın ardından Filistin'in Osmanlı Devleti'nden koptuğuna işaret eden Sayılır, ülkelerini savunmak için Türk ordusu içinde Çanakkale Savaşı'na katılan Filistinlilerin, bugünkü vatanlarından çok uzakta, ama uğruna şehit oldukları vatan topraklarında huzur içinde yattığını kaydetti.

ÇANAKKALE (A.A)
03.02.2009

2011-11-04

İnsanları dış görünüşlerine göre değerlendirmemeli

İnsanları dış görünüşlerine göre değerlendirmemeli


Ashâb-ı kiram (r.anhüm) hazerâtının ileri gelenlerinden Abdullah ibn-i Mes'ûd (r.a.J, hem kısa boylu, hem çelimsiz, hem de ince bacaklı birisi idi. Günün birinde bir ağaca tırmanmıştı. Orada bulunanlar, onun boyuna ve bacaklarının inceliğine bakarak gülmüşler ve onu küçümser bir tavır içine girmişlerdi.
Bunu gören Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, onlara şu ikazı yaptı:
"Mahşerde sevabı Uhud dağından daha ağır gelecek biri için, neden böyle gülüyorsunuz?" 
Resûlüllah Efendimiz bu sözleriyle;
İnsanları, gûzellik-çirkiniik, beyazlık-siyahlık, zayıflık-şişmanlık gibi dış görünüşlerine göre değerlendirmeyi bırakıp içlerinde taşıdıkları îman ve takva derecelerine göre kıymetlendirmek gerektiğine işaret etmişlerdir. 

Bu ay öne çıkanlar