İngiltere (Büyük Britanya) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İngiltere (Büyük Britanya) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-03-17

ZEHİRLİ ÇİVİ - İngilizlerin Çanakkale'de işledikleri savaş suçu

Narkoz yok..
Sargı bezi yok...
Ağızlarına bir odun parçası, bir yiğit bir omuzuna, öbür yiğit diğer omuzuna...
En irisi... En irisi dizlerine...
Diri diri topukları kesildi...
Çanakkale başka bir mahşerdi... 

2012-03-16

İngilizler İnsanlık Suçu İşleyip Çanakkale'de kimyasal silah kullandılar

İngilizler İnsanlık Suçu İşleyip Çanakkale'de kimyasal silah kullandılar

Osmanlı Arşivi görevlilerinin gündeme getirdiği "İngilizler Çanakkale Savaşı'nda kimyasal silah kullandı" iddiasına İsrailli akademisyenden destek geldi. Sheffy, İngilizlerin Gelibolu'ya 4 bin 600 tüp kimyasal gaz ve 50 bin gaz maskesi gönderdiğini ileri sürdü

Başbakanlık Osmanlı Arşivi görevlilerinin bir süre önce İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Savaşı'nda kimyasal silah kullanmış olabileceğine dair açıklamalarının ardından İsrail Tel Aviv Üniversitesi Öğretim Üyesi Yigal Sheffy de, İngilizlerin savaşta Gelibolu'ya 4 bin 600 tüp kimyasal gaz sevkiyatı yaptığını iddia etti. Sheffy'e göre İngilizler, askerlerinin kimyasal silahtan korunması için cepheye 50 bin gaz maskesi de gönderdi. Kültür A.Ş'nin geçtiğimiz günlerde yayınlanan "Çanakkale" isimli iki ciltlik kitabında "Gelibolu-Çanakkale Cephesi ve Kimyasal Silahlar" isimli makalesine yer verilen Yigal Sheffy, İngiliz cephesinde kimyasal silah kullanımıyla ilgili tartışmaları ve çıkan kararları inceliyor."İddia ediyorum ki 1915 -1917 seneleri arasında İngilizlerin yaklaşımında ciddi bir değişim oldu" diyen Sheffy, Almanların ilk kez 22 Nisan 1915'te Avrupa'da klorin gazı kullanmasının ardından telaşlanan İngiliz istihbaratının, Rus istihbaratından aldığı bilgilere de dayanarak Berlin'den İstanbul'a kimyasal silah gönderildiği yönünde bazı bilgiler ortaya atıldığını ifade ediyor.

Çanakkale savaşında gaz maskeli ingiliz askerleri  

CHURCHİLL'DEN MİSİLLEME

İsrailli öğretim üyesi, İngiliz devlet adamı Churchill'in konuyu bir adım ileri taşıyarak Almanlara bu silahları kullanmasından dolayı misilleme yapılması için bastırdığını ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral de Robeck ile Amiral Hamilton'a "Türkler muhtemelen kullanacak" teziyle kimyasal silah kullanımını gündemlerine almaları konusunda ısrar ettiğini ifade ediyor. Kısa süre içinde 50 bin gaz maskesi yola çıkarılıyor. İngilizler, Osmanlı ordusunun atak davrandığını ve Alman gaz uzmanlarının İstanbul'da çalışmaya başladığını düşünüyor. Sheffy bunun üzerine İngiliz komitenin 1600 gaz tüpünü Gelibolu'ya doğru yola çıkarma kararı aldığını söylüyor. Sheffy, İngilizlerin 85 bin ton klorinle doldurulmuş 3 bin tüp kimyasal gazın Gelibolu'ya gönderildiğini kaydediyor. Silahların savaşı nasıl etkilediği yönünde bir bilgi ise Sheffy'nin verdiği bilgiler arasında yok.

Yeni Şafak
11.03.2007

2011-11-15

Hangisi Hain? Sultan Vahideddin mi? Yoksa Mustafa Kemal Paşa mı?

Hangisi Hain? Sultan Vahideddin mi? Yoksa Mustafa Kemal Paşa mı?


Resmî tarihin Sultan Vahdettin saplantısı

Kemal Paşa,İstanbul’da kendi parasıyla çıkardığı "Minber" adlı gazetesinde işgalci İngiliz kuvvetlerini tebrik edip, alkışlamış; 17 Kasım 1918’de aynı gazetede çıkan söyleşisinde"İngilizlerden daha hayırhah (iyiliksever) bir dost olmayacağı" mesajını vermiş, ertesi gün çıkan Vakit gazetesinde ise "Britanya hükümetinin Osmanlılara karşı olan iyi niyetlerinden şüphe etmediğini" söylemiş ve dahi "Muhataplarımızla [yani İngilizler, Fransızlar vd.] anlaşmak lazımdır" demiştir.


Karabekir'in hatıratında Vahdettin

Kazım Karabekir’in kitaplarının dahi sansüre uğradığını,yakıldığını bilmeyen yoktur!

Karabekir Paşa’nın Erzurum’a gitmeden önceki 11Nisan 1919 Sultan Vahidettin Han’la görüşmesi sırasında Sultan, "Paşa, ben ve millet sizlerden ümitliyiz... Hayır dualarım ve niyâzlarım sizinle beraberdir"demiş,Karabekir Paşa’da, "Kumandan ve asker evlatlarınızla bütün millet zât-ı şahaneleri etrafında bir kalp ve bir kafa gibi toplanabilir şevket-meâb."Görüşme bitip Karabekir Paşa dışarı çıktığında,Kemal Paşa onu heyecanlı bekliyordu ve sordu: “Neler konuştunuz? “Karabekir, Padişah'ın kendisini hayır dualarla yolculadığını anlatınca Kemal Paşa şu anlamlı tespiti yapar oracıkta: “Sen Erzurum'a yerleşince vatanın üç uç noktasında üç temel dayanak noktası teşekkül ediyor.”

Peki Kemal Paşa yukardaki sözünde ne demek istiyor?Çok açık: Vahdettin ve İstanbul hükümeti daha önce Cafer Tayyar Paşa'yı Edirne'ye, Ali Fuat Paşa'yı Ankara'ya gönderdikten sonra üçüncü büyük kozunu oynamış ve Karabekir Paşa'yı Erzurum'a tayin ettirmeyi başarmıştır. Böylece direnişin Edirne, Ankara ve Erzurum ayakları tamamlanmış, sıra bunları toparlayacak ve organize edecek bir genel müfettişliğe gelmiştir ki, bir ay sonra bu göreve olağanüstü yetkilerle padişahın yaveri olan Kemal Paşa atanacak ve 15 Mayıs 1919 günü yine Vahdettin'le görüştükten sonra dördüncü ve merkezÎ ayağı oluşturmak üzere Samsun'a doğru yola çıkacaktır.Nitekim bu görüşmeyi sonraları Falih Rıfkı Atay'a anlatan Kemal Paşa, Sultanın kendisine; "Şimdiye kadarki başarılarınızı unutun, asıl şimdi yapacağınız hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa, devleti kurtarabilirsin"dediğini nakletmiştir. Öyleyse soralım: Bizzat Karabekir ve Kemal Paşa'nın ağzından yaptıkları anlatılan Vahdettin nasıl hain olabiliyor?
  
İngiliz gizli vesikaları ne diyor?

Kısa tutup daha da sıkmayacağız sizi. 14 Kasım 1918 günü Kemal Paşa, İngilizlerin Daily Mail Gazetesi'nin muhabiri G. Ward Price'ı aracı yaparak General Harrington'la görüşmek ister. Price, bu görüşmeyi şöyle aktarmakta; "Kemal Paşa, yapmak istediği bir teklif için Britanya resmi makamlarıyla nasıl temas edeceğini" bildirmemi rica etti. "Bu harpte yanlış cephede savaştık, dedi, eski dostumuz Britanyalılarla asla kavga etmek istemezdik... Biliyoruz, partiyi kaybettik... Anadolu'nun Müttefik Devletler tarafından işgal edileceğini tamamen biliyordum... Bu topraklar üzerindeki bir Britanya idaresinden o kadar hoşnutsuzluk gösterilmemesi gerektir."

Bu sözler vatanı İngilizlere peşkeş çekmek değil de nedir?

4 Eylül 1936 Mustafa Kemal İngiltere Kralı VIII. Edward ile İstanbul'u gezer iken

Kim kahraman, kim hain?



Kemal Paşa, bu topraklar üzerindeki İngiliz idaresinde bir vali olarak çalışmaya hazır olduğunu gazeteci aracılığıyla işgalci yetkililere şöyle iletecektir: "Eğer İngilizler Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa Britanya idaresinde bulunan tecrübeli Türk valileri ile işbirliği halinde çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir selahiyet dâhilinde hizmetlerimi arzedebileceğim münasip bir yerin mevcut olup olmayacağını bilmek isterim..."(1)

En iyisi son sözü, bir ara bakanlık da yapmış olan Hüseyin Cahit Yalçın'a bırakmak. Bakın yakın tarihimizdeki hain-kahraman düellosu hakkında bu tecrübeli kalem ne ibret-âmiz laflar söylemiş: "İzzet Paşa kabinesinde mütarekeyi [Mondros'u] imza eden Rauf [Orbay] Bey, bugün âdeta vatan haini oluyor. Çünkü Halk Fırkası'ndan çıkmıştır. İzzet Paşa kabinesinde mütarekeyi kabul eden ve imza etmesi için emir verenler arasında bulunan Fethi [Okyar] Bey ise bugün Millet Meclisi Reisi bulunuyor. Çünkü, henüz Halk Fırkası'na mensuptur. Bu ne mantıktır, bu ne ölçüdür, bu ne mutaassıp fırkacılık [particilik] hissidir?"(2) Tarih yalan söylemez; ama ona yalan söyletilebilir. Tabii yatsıya kadar...

(1): Price'ın Extra-Special Correspondent (Çok Özel Yazışmalar) adlı kitabından (1957, sayfa 104) aktaran Gotthard Jaeschke, Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri, Çeviren: Cemal Köprülü, Ankara 1991, Türk Tarih Kurumu Yayınları, s. 98. 
(2): Aktaran: Rauf Orbay, Yakın Tarihimiz, cilt IV, İstanbul 1962, s. 180.


2011-06-26

Büyük Oyun; İngiltere Başbakanının Osmanlı'yı Yıkma Planı

Büyük Oyun; İngiltere Başbakanının Osmanlı'yı Yıkma Planı


Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca’nın kitabında günümüzdeki birçok siyasi sorunun 19. yüzyıldaki köklerini ve Gladston’un uğursuz rolünü görüyorsunuz.

19. yüzyıldaki Liberal Partili İngiliz Başbakanı William Ewart Gladston, sadece Britanya emperyalizminin değil, Osmanlı’da yaşanan Bulgar ve Ermeni isyanlarının da en etkili aktörlerinden biri olduğu halde maalesef hakkında bizde ciddi bir akademik araştırma yapılmamıştı. İlk defa Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca, Türk ve İngiliz arşiv belgelerine dayalı mükemmel eseriyle bu boşluğu doldurdu.

Karaca’nın eseri “Büyük Oyun: İngiltere Başbakanı Gladston’un Osmanlı’yı Yıkma Planı” adını taşıyor. Beş yüz sayfalık eserin kaynakçasında çok sayıda arşiv belgelerinden başka Türkçe ve İngilizce 425 kitap ve 209 makalenin bulunması ve beş bine yakın dipnot gösterilmesi, akademik değerinin bir kanıtıdır.

Prof. Karaca, kitabında “Gladston’u anlamadan 19. yüzyılı ve sorunlarını anlamak mümkün değildir; 19. yüzyılı anlamadan da günümüzü ve sorunlarını anlamak imkânsızdır” diyor. Gerçekten, kitabı okurken günümüzdeki birçok siyasi sorunun 19. yüzyıldaki köklerini ve Gladston’un uğursuz rolünü görüyorsunuz.

İlk Neo-Con: Gladston
Gladston’un azgın ve saldırgan bir Evanjelik olduğunu, yürüyeceği siyasi yolun “Tanrı tarafından çizildiğine” iman ettiğini, kendisini “Tanrı’nın adamı” olarak nitelediği kitabın ilk bölümünde okuyoruz.

“Bütün varlığımın kutup yıldızı Hıristiyanlıktır” sözü Gladston’undur. İngiliz kaynaklarına göre, Gladston “kendisinin dünyaya özel bir görevle gönderildiğini ve amacının dünyada Tanrı devleti kurmak olduğunu” düşünüyordu. (Sf. 77)

Muhafazakâr olarak siyaset yoluna çıkmış, 1868 yılında Liberal Parti’nin Başbakanı olmuştu fakat inanç sisteminde temel bir değişiklik olmamıştı:

“Örneğin muhafazakâr iken köleliği savunuyordu. Liberalizme inandığı dönemde de sömürgeciliği savunuyordu. İkisinde de kullandığı temel düşünce ‘medeni olmayanların medenileştirilmesi’ idi. Muhafazakârken dünyanın Hıristiyan imparatorluğuna dönüştürülmesinde kendisini Tanrı’nın bir savaşçısı olarak görüyordu. Liberal iken de Hıristiyanlara ait topraklardan Müslümanların çıkarılması gerektiğine inanıyordu...” Bu itikatla “yüzünü Balkanlara ve Türklere çevirmişti.” (Sf. 101)

Bulgar ve Ermeni komiteciliğinin baş tahrikçisi olacaktı. İngiliz sömürgeciliğinin kanlı işgallerle yükseldiği bir dönemde ‘Ne-Con’ bir başbakan!

Gladston politikaları
Gladston’a göre “Türkler medeniyetsiz bir ırktır... Kötülüklerini alıp gitmelidirler!” (Sf.172-173) Eline bir Kuran nüshası alarak Avam Kamarası’nda konuşan Gladston’un ünlü cümlesi:

“Bu lanet kitabın takipçileri oldukça Avrupa’ya barış gelmeyecektir!” (As long as there were the followers of that accursed book, Europe would know no peace.) (Sf. 302)

Gladston bu konuşmayı Ermenilerin Sason isyanı için yapıyordu. Bu konuyu Karaca “Sason Ermeni Ayaklanması ve Gladston’un Büyük Ajitasyonu” bölümünde inceliyor. (Sf. 291 vd.) Gladston, bu olaylarda Müslümanların da nasıl katliamlara maruz kaldığını gösteren uluslararası komisyon raporlarını bile görmeyi reddeden kör bir fanatikti. (Mesela sf. 295 vd.)

Prof. Karaca kitabında, Bulgar ve Ermeni isyanlarını “bütün milletlere özgürlük” sloganıyla tahrik eden Gladston’un gaddar İrlanda siyasetini anlatıyor... Sudan’da İngiliz sömürgeciliğine karşı Ahmet Mehdi liderliği’nde çıkan isyanı Gladston’un nasıl kanlı bir şekilde bastırdığını...

Gladston İskenderiye şehrinde sivillere bomba yağdırarak Mısır’ı işgal edecek ve bunu Avam Kamarası’nda “medenilikle barbarlık arasındaki bir mücadele” diye niteleyecek, amacının “Mısır’ı özgürleştirmek” olduğunu söyleyecekti! (Sf. 461 vd.)

Karaca’nın bu kitabını okumadan İngiliz sömürgeciliği ve bizim son yüzyıllık tarihimizi yeterince anlamak mümkün değildir. Kutluyorum Prof. Karaca’yı.

Taha Akyol
(Milliyet, 13.05.2011)

Bu ay öne çıkanlar