2014-04-01

Amerika, kendini dünyanın hakimi sanmaya artık son vermeli


Washington’un Ukrayna politikasına aktif ve son derece başarısız karışması ve bunu takip eden Rusya karşıtı yaptırımlar şunu ifade etti: ABD, eskisi gibi kendini “dünyanın hakimi” sanıyor.

Amerikalı stratejler, küresel güç degesinde yer alan değişiklikleri görmek istemiyor. Onlar bundan sonra da kıta ve devletlere gündemlerini dikta etmek niyetinde. Fakat Amerika’nın dış politikasını, sonucunda tam ülkelerin kaos ve anarşi topraklarına dönüştüğü kaba hatalar ve açıktan açık kanunsuz eylemler ayırt ediyor. Aceba, ABD’nin başlıca dünya polisi, hakem ve yargıç sorumluluğunu üstünden atmak zamanı gelmedi mi? Üstelik hiç kimse onlara bu sorumluluğu yüklememiş ise? Bu soru ritorikten çok sırf pratik nitelik taşımaya başlıyor.

Amerika’nın Rusya ve Kırım’ın birleşmesine gösterdiği eşit olmayan tepki, net bir şekilde şunu sergiledi: Washington, son onlarca yıl içinde böyle güçlüklerle yarattığı tek kutuplu dünyanın çok kutupluluk formatına dönüşmesinden çok korkuyor. Dünya düzeni modellerine, birinin, üstelik bunun Rusya olduğu birinin, ABD çıkarlarına uygun olmayan ve onun izin vermediği, insanların iradesini kapsamlı jeopolitik bir olaya dönüştürmeye cesaret etmesi hiç sığmıyor. Rusya’yı rahatsız etmek için ABD, Avrupa’nın bir nevi hammadde uzantısı olmayı bile gözüne almaya hazırlık gösteriyor. Çünkü AB’ne Rus gazının Amerikan gazına değişitirilmesine ilişkin teklifi nasıl değerlendirilebilir? Bu planların çok fantastik olması, başka bir konudur.

Amerika’nın iddialı “buldozer” dış politikası gerçekten de mi bu kadar etkili? Yakından bakılırsa, Washington’un son zamanlarda gerçekleştirdiği birçok jeopolitik proje suya düşmek veya çıkarları bölgesinde bulunanların zarar görmesiyle sonuçlandı. Dahası da var. Alenen ilan edilen ve reel olan amaçlar, çoğu hallerde uyuşmuyor. Rusya Bilimler Akademisi danışmanı Vilen İvanov anlatıyor.

Bir yerde demokrasinin gelişmesini, insan haklarına uyulmasını sözüm ona istedikleri zaman, bu bahaneyle ABD herhangi pratik adımlar atarken, bunun amaçlarına ulaşmak için bir yafta olduğu apaçık şekilde anlaşılıyor. Bu amaçlar ise odukça pragmacı ve her şeyden önce ABD’nin ekonomik çıkarları ve kendilerine destek gösterecek peykleri oluşturmak çabalarıyla bağlı. Bu amaçla onlar, doğrudan güç kullanma başta olmak üzere, faydalanacakları araç türlerinden hiç çekinmiyor. Çoğu hallerde Amerika amaçlarına ulaşıyor, fakat kendisine ve politikasına bumerang olarak darbe indiren sonuçları tahmin edemiyor.

Hiç olmazsa üç adım ileri olsun, politikayı hesaplamaya Amerikalı politikacılar gerçekten de yetenekli değil. Rusya’nın Kırım’ı terkibine alması, ABD’nin böyle aşırı ve rasyonel olmayan hiddetine neden olmasın mı? Kaosa yol açan Ukrayna devrimine 5 milyar dolar yatırırken ABD işin Rusya’nın pekişmesiyle sonuçlanacağını her halde tahmin etmemiştir.

Waşington’un Irak politikası, bu ülke için trajik olan sonuçlara neden oldu ve dünyadaki terör tehdidini hiç azaltmadı. Sırada Amerika’nın terkedeceği Afganistan var. Amerikalıların bu ülkede bulundukları süre içinde sosyo-ekonomik durum radikal şekilde kötüleşti, uyuşturucu üretimi ise aksine onlarca kat artış gösterdi. Afganistan devletinin dinci radikaller ile başbaşa kalmasından sonra, bölgeyi yeni sarsıntılar bekliyebilecek.

Libya ile ilgili tarih te çok ilgi çekicidir. Albay Kaddafi yokedildi, Amerika’nın o andaki konjonktürel anlayışına göre kötülük cezalandırılmıştır. Fakat bu devlette barış ve uyum yakında görünmüyor. Üstelik devletin kendisi yokolma kenarına gelmiş bulunuyor.Washington’un destek gösterdiği “Arap baharı” Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan başka, ABD’ye de hiç iyilik getirmedi. Başkasının iç işlerine kabaca ve çoğu hallerde manasızca şekilde karışması dolayısıyla ondan nefret eden ve yerenlerin sayısı kat kat artmış bulunuyor.

Şimdi Washington, Merkez Asya’da sağlamlaşmak çabasında. Öyle görünüyor ki, buradaki başarıları da şüpheli olacak. Özbekistan Amerika ile olan işbirliğini sınırladı, Kırgızıstan’ı yakınlarda terketmesi gerekiyor. ABD’nin bunu çok istemesine rağmen, Tacikistan’ın topraklarında askeri üslerin veya altyapı tesislerinin kurulmasına izin vereceği de çok şüpheli görünüyor.

Fakat Amerika’nın kendi toprakları yakınında bulunan mekana bir göz atarsak, Amerikan demokrasısının ateşli destekçisi sayısının da çok olmadığını görmek mümkün. Dahası da var, Venezüella gibi prensip karşıtları var. Amerika makamları, yakın komşularını bile yabancılaştırmak için çok şey yapmışlar. Böyle koşullarda eskisi gibi güç ve nüfuz sahibi olan ABD, dünyada Rusya ve Çin gibi kararların alındığı yeni merkezlerin meydana geldiğini itiraf etmek hiç istemiyor (Rusya'nın Sesi)

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar