2012-06-07

MOSSAD öldürüyor, intihar denilip üzeri örtülüyor. Hayati Kamhi'yi MOSSAD öldürdü

MOSSAD öldürüyor, intihar denilip üzeri örtülüyor. Hayati Kamhi'yi  MOSSAD öldürdü
MOSSAD öldürüyor, intihar denilip üzeri örtülüyor. Hayati Kamhi'yi  MOSSAD öldürdü
Yahudilerin iç hesaplaşması dünya çapında hız kesmeden devam ediyor. Türkiye'nin baronu ve en büyük iş adamı olan Üzeyir Garih de iç hesaplaşma sebebi ile öldürülmüş ve güpegündüz, Müslüman mezarlığında, tek bir koruması olmadan dolaşan Garih masonik işaretler taşıyan bir cinayete kurban gitmişti. iş önce bir ayakkabı boyacısı çocuğun, sonra iki genç kızın, o da tutmayınca Yener Yermez adında firari er bir eroinmanın üzerine ihale edilmişti. Ne tuhaftır ki firari er Yener Yermez bütün Türkiye kendisini ararken memleketine gittiği otobüste yakalanmıştı.


Yahudi ve 33. dereceden Mason olan Üzeyir Garih'in öldürülmesinin sebebi ise daha sonra meydana çıkmıştı. Garih, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)'un gerçekleşmesi ve 1 Mart tezkeresinin geçmesi için üzerine düşenleri yapmamış, bunu sağlamak için uğraşan Yahudive Mason kardeşlerini çok müşkil durumlarda bırakmıştı. Üstelik İsrail'e düzenli olarak ödediği vergiyi de kesmişti... Bu cinayet aslında dünyanın dört bir tarafına yayılmış Yahudilerin ve Kripto (Türk gözüken/şifreli)  Yahudilerin İsrail'in denetiminde olduğunu, onları gerektiğinde koruyan, destekleyen, güçlendiren ve vergi alan İsrail'in gerektiğinde de MOSSAD'ı kullanarak en ağır şekilde cezalandırdığı gerçeğini gözler önüne sermişti.

Aslında işin daha derinine bakıldığında ise, on seneden fazla bir zamandan beri Yahudilerin şahin ve güvercin diye adlandırılan iki gruba ayrıldıkları ve birbirlerine karşı düşmanca bir mücadele içinde oldukları da bilinmekte. Dünya üzerinde el değiştiren sermayenin, holdinglerin, Türkiye'de batık banka patronları hadisesinin, patlayan sinagogların, HSBC'nin, Şaron'un dünya üzerindeki bütün Yahudilerin İsrail'e gelmesi yönündeki sert çıkış ve tehditlerinin, ardından ağır hasta olup meydandan silinmesinin, Sinagog patlamaları ile Türkiye'deki Yahudilerin huzurlarını bozmak, korku vermek ve böylece Şaron'a itaat edip İsrail'e gitmelerini sağlamak amacıyla güdülen siyasete Tayyip Erdoğan'ın çok sert tepki vermesinin, bunun ardından o gurup Yahudier tarafından "Üstün cesaret ödülü" ile ödüllendirilmesinin, aynı gün diğer Yahudi gurubunun da Mehmet Emin Karamehmet'e "Üstün idarecilik ödülü" vermesinin, yine kripto Yahudilerden olan Uzanların elenmesinin, bir anda bölgedeki bir çok ülkenin liderlerinin sahneden silinmesinin (Esad, Arafat, Şaron, Demirel v.d.) ve daha saymakla bitmeyecek bir çok önemli hadisenin arka planında iki Yahudi gurubunun birbirleri ile gayet sert ve kuralsız mücadelesi var. CNN Yahudi sahibinin "İsrail bir terör devletidir." açıklamasını yapmasına da sebep olacak kadar şiddetli olan bu mücadele önümüzdeki günlerde de yaşanacak bir çok önemli hadisenin gerçek sebebi olacak gibi...

Son zamanlar da da Türkiye'de arka planı derin ve karanlık olan ilginç hadiseler oldu. Bakın taşıdığı Ergün Diler ismi, buram buram Sabetayist kriptoloji kokan yazarımız, neler neler yazdı ve Hayati Kamhi cinayetini nerelere bağladı;

****
Ünlü işadamı Jak Kamhi’nin 62 yaşındaki oğlu Hayati Kamhi önceki gün Kandilli’deki villasında ölü bulundu! Hemen hemen her YAHUDİ vatandaşımızın ölümünden sonra ortaya atılan ŞABLON yine piyasaya sürüldü:
BORÇ YÜZÜNDEN İNTİHAR ETTİ!

Belki PARA yüzünden intihar etmişti ama ya bu birine olan BORÇ yüzünden değilse! Bilmiyoruz. Ama kısa yoldan kesip atmayı seviyoruz.
Geriye baktığımızda ne faili meçhuller bırakmışız arkamızda. “Bu da ne ki” diyebiliriz…
Ama gelin biz zor olanı seçip işin arka planına seyahat etmeye devam edelim.
Çünkü seyahat etmek için o kadar çok sebep var ki… Öncelikle resmi makamların sıcağı sıcağına “ihtihar” demesi, Adli Tıp Kurumu’nun “acil” bir sonuca ulaşması bende şüphe uyandırdı. Normalde bu kadar HIZLI olmayan KURUMLARIN bu ve benzeri YAHUDİ ölümlerindeIŞIK HIZIYLA hareket etmesi beni hep kuşkulandırdı.

Hayati Kamhi’ye gelmeden önce gelin Moşe Kohen cinayetine gidelim…
40 yaşındaydı. 12 yıldır İsrail Havayolları EL-AL’ın Türkiye Müdürlüğü’nü yapıyordu. Çok neşeliydi. Umutsuzluğa fırsat tanımazdı.
Güçlüydü. Ancak şirket Türkiye uçuşlarını durdurunca sadece temsilcilik görevini yürütmeye başladı. Bu ona yetmiyordu.
Boş durmaya niyeti de yoktu.
Bir gıda şirketinin ortaklığına soyundu. İşler başlangıçta iyi gidiyordu.
Ancak daha sonraları kimselere anlatmadığı sıkıntıları oldu. Eve DERT götürmek istemiyordu.
16 Aralık 2010 günü saat 10.20 gibi şirketten ayrıldı. Hiç böyle yapmazdı oysa… Eşini arayıp “İyi misin?” diye sordu.
Eşi de şaşırmıştı. Ses tonu normal değildi. Anlam veremedi.
Ama içine KURT düşmüştü.
Genç adam ne yakınlarının ne de sekreterinin telefonlarına cevap verdi. Aileyi bir korku kapladı.
Eşi vakit kaybetmeden hem emniyete, hem de ilgili karakola başvurarak “Eşimi bulun. Başına bir şey gelmesinden korkuyorum” dedi.
Şirketinin çıkışında birileri tarafından tartaklanan genç işadamı zorla bindirildiği araçla BELGRAD ORMANI’na götürüldü.

Saatler 13:00′ı gösterirken güvenlik kapısından ABONMAN KARTINI göstererek girdi.
İçeride ya da yanında kim vardı bilinmiyor.
Çünkü o güne ait KAMERA kayıtlarının büyük bölümü silinmişti.
16 Aralık saat 09:14 ile 17 Aralık saat 00:36 arasındaki bölüm yoktu! Yapılan incelemelerde “silinme yok, kayıt yapılmamış” hükmü veriliyordu!
Neyse…
Yanından hiçbir zaman ayırmadığı NOT DEFTERİ kayıptı.
Daha ilginç olan ise ailesine yazdığı ileri sürülen veda mektubunun iki ay önce yazıldığı anlaşıldı. KAT izi de yoktu üstelik…
Yapılan incelemelerde ÖLÜM getiren atışın tek el olduğu belirtildi. Merminin giriş ve çıkış şekli nedense HAYATİ KAMHİ’nin intiharıyla çok benzeşiyordu!
Acı haber eve geldiğinde aile yıkılmıştı.
Yapacakları bir şey yoktu. Susmak en iyi yoldu onlar için. Hatta susarak kaybolmak!
Ama ağabey Yusuf Kohen savcılığa başvurarak “İşin peşini bırakmayacağını” söyledi.
Acılı eş Mirey Kohen de “Eşimin borcu yoktu. Bu yüzden canına kıymış olamaz” diyerek katillerin bulunması için gereken her adımı attı, her kapıyı çaldı.

YETMEDİ… YETMEYECEKTİ…

Bir süre sonra AİLE geri adım atmak zorunda kaldı. Ağabey Yusuf Kohen işin peşini bıraktığını açıkladı. Kimseye bir şey söylemeden geri çekildi. CEMAATTEN çok sevdiği bir dostu kulağına eğilerek “Ne oldu?” diye sordu…
Ağabey, yenilmişlik hissinin verdiği acıyla, çok güvendiği sırdaşına “İşin ucu karanlık” dedi.
Nefesler tutulmuştu. İkinci soru geliyordu: “MOSSAD mı yaptı yani?”
Başına yere eğen ağabey “Öyle görünüyor” diyerek suskunluğa gömülüyordu. Katil de görüntü de yoktu. Dosyanın kapatılması için her şey hazırdı.
Öyle de oldu zaten…
Hayati Kamhi olayını öğrenince bütün bunlar aklımdan bir film şeridi gibi geçti. Resmi açıklama İNTİHARDI. Kohen gibi mazeret yine PARAYDI.
Sadece TAKVİM bu hikayeye inanmadı.
Aileden dün gelen açıklama bütün şifreleri kırar gibiydi: “Merhum Hayati Kamhi’nin hayatına son vermesi için hiçbir kurumsal ya da kişisel sorunu yoktu!”
Ergün Diler / Takvim

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar