akp'nin gerçek yüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akp'nin gerçek yüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017-06-20

AK parti gerçekten bir parti mi? Yoksa..? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, akp'nin gerçek yüzü, asker, bakanlar, gıda zehirlenmesi, ihaneti zina, manisa, sertkaya, suç, terör,

➥ Zina değil, seviyeli beraberlik
 Orman değil, 2B arazisi
 Zam değil, güncelleme
 Fesih değil, yenileme
 Zehirlenme değil, etkilenme
 Parti değil, organize suç, terör ve ihanet örgütü...


 Dikkat!  Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi 

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

2017-06-16

'Hollanda İmamı' haberine mahkemeden yalan cezası | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, akp'nin gerçek yüzü, rotterdam mahkemesi, sabah gazetesi, fetö, turan yazır, Recep Tayyip Erdoğan, gerçek yüzü,
Rotterdam Mahkemesi, yalan haber yayımladığına hükmettiği AKPKK suç, terör ve ihanet örgütüne yardım ve yataklık suçları işlemesi ile bilinen Sabah gazetesine tekzip gönderdi.

Mahkeme, gazetenin tekzibi yayımlamaması halinde para cezasına çarptırılacağını açıkladı. Davanın avukatı bu para cezasının tekzip yayınlanmayan her bir gün için 10 bin Euro’dan başlayıp 1 milyon Euro’ya kadar çıkabileceğini söyledi.

Rotterdam Belediyesi ve Rotterdam Merkez Belediye Meclis Üyesi Turan Yazır’ın Sabah gazetesine açtığı iftira ve yalan haber davasında ara karar çıktı.

Sabah yayımladığı haberde Turan Yazır için, FETÖ’nün Hollanda imamı yakıştırmasında bulunmuştu. Yazır’ı, ırkçı PVV Parti Lideri Wilders ile beraber çalışarak Türkiye hükümetinin bakanlarının Hollanda’da kampanya yapmasını engellemeye çalışmakla suçlamıştı. Yazır’ın, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yanlısı Sabah hakkında açtığı davaya Rotterdam belediyesi de dahil olmuştu.

Rotterdam adliye sarayında görülen davada Meclis Üyesi Turan Yazır ve Rotterdam Belediyesi katibini dinleyen mahkeme heyeti, Sabah’ın yalan haberini düzeltmesi için gazete yönetimine tekzip gönderdi.


Gerçek sahibi CIA olan Facebook ve benzeri sosyal ağlar bizi sansürlüyor. Bizi Telegram kanalımızdan takip edin: www.t.me/AkademiDergisi (Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

2014-03-31

Ankara'da neler dönmüş neler. Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimini aslında CHP mi kazandı?

Ankara'da neler dönmüş neler. Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimini aslında CHP mi kazandı?
Ankara'da neler dönmüş neler. Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimini aslında CHP mi kazandı?

Ankara’da seçim tarihinin en çekişmeli rekabeti yaşandı. Sabahın ilk saatlerine kadar Mansur Yavaş ile Melih Gökçek arasındaki mücadele devam etti. Resmi olmayan sonuçlara göre AKP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Melih Gökçek seçimi kazandı. Ancak oyların doğru sayılmadığı yönünde yoğun tartışmalar var. 
Konuyla ilgili Ekşi Sözlük’te “10 kere dedim anlamadınız” rumuzlu bir yorumcunun izlenimlerini yayınlıyoruz:
“Oylar ilk sayılmaya başlandığında başkanlık bir ara Melih Gökçek'e, bir ara Mansur Yavaş'a geldi. Bir yerden sonra Melih Gökçek uzak ilçelerden yapılan sayımlarla oy farkını 70 bine kadar çıkardı (Toplam sayımın %50'sine kadar). Bu saate kadar CHP ve AKP'nin yakınlaşması zor gözüküyordu. Ancak CHP'nin kalesi olan Çankaya'da henüz %10 sayılmıştı ve %60'a - %20 civarı CHP önde götürüyordu. Çankaya'da oylar sayılmaya başlandığında, 70 bin olan fark önce 60'a, daha sonra 50-40-30-20 derken saat 1 sularında 3 bine kadar düştü.
Evet ne olduysa burada oldu. O saatte Melih Gökçek'in karayolları müdürlüğüne (YSK ilgili kurum) gittiği bilgisi geldi. Hemen ardında İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın Nazım Hikmet Kültür Merkezi'ndeki seçim merkezine... Orada olan arkadaşlarım iki saat boyunca içeriye kimsenin alınmadığını ve bakanın içeride olduğunu söylüyor
Ankara'da neler dönmüş neler. Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimini aslında CHP mi kazandı?
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın!

Herkes ne oluyor ne bitiyor derken o 3 bin oy yaklaşık bir saat boyunca aynı kaldı. Hiçbir veri girilmedi sisteme. Daha sonra bir saatin ardından sistem geri geldiğinde, toplam 20 dakikada 3 bin olan oy farkı tekrar 20 bine çıktı. Bundan sonra oylar yavaş yavaş sayılmaya başladı. AKP’nin kalesi sayılacak Altındağ, Keçiören'de oy sayımları sona ermek üzereydi ve Çankaya'da hala sayılacak 200'e yakın sandık vardı (56 bin oy ediyor). Bu 20 binlik oy farkı bir ara tekrar 10 bine kadar düştü ve Çankaya'da sayılmayan 200 sandık vardı hala (toplamda %87.85). 56 bin oyu o ana kadar %72 CHP aldığını düşünürsek, 35-40 binini CHP alması gerekiyordu ve AKP'nin alacağı 10 bin oyla büyükşehir Mansur Yavaş'a geliyordu. O anda sistem yine durdu ve çalışmaya başladığında şöyle bir usulsüzlük görüldü

Suriye uçaksavar bataryalarını Türkiye sınırına konuşlandırdı



Kuveytli yayın kuruluşu Al Rai tarafından geçilen haberde, Suriye Ordusu’nun uçaksavar bataryalarını Türkiye sınırına konuşlandırıldığı bildirildi.

2014-03-30

Erdoğan'ın sandık arkadaşları bile Suriye'li mülteciler çıktı.

Erdoğan'ın sandık arkadaşları bile Suriye'li mülteciler çıktı.
Erdoğan'ın sandık arkadaşları bile Suriye'li mülteciler çıktı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oyunu kullandığı Saffet Çebi İlkokulunun 3307 numaralı sandıkta Suriye Şam doğumlu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 3 kişinin olması dikkat çekti.
Ankara Altındağ nüfusuna kayıtlı ve Küçük Çamlıca Ahu sokakta ikamet eden Myssoun Hocazade, Nur Hocazade ve Muhammet Numan Hocazade seçmen listesinde yer aldı.

2014-03-28

Baykal'ın kasedini ilk olarak habervaktim.com mu yayınladı?

Baykal'ın kasedini ilk olarak habervaktim.com mu yayınladı?
Baykal'ın kasedini ilk olarak habervaktim.com mu yayınladı? 


"DENİZ Baykal'ın CHP Genel Başkanlığı'ndan istifasına yol açan kaseti 'ilk kim' yayınladı" diye sordum dün.
Aslında birkaç hafta önce, "Kim yayınladı dikkat edin" demiştim, ama dün "Hatırlıyor musunuz?" diye sordum.
Epey bir hatırlayan olmuş.
Ama yanlış hatırlayanlar çoğunluktaydı.
Hatırlayanlardan birisi ise çok önemli bilgiler yolladı.
Buyurun beraber öğrenelim:
"Sayın Altaylı,
'Baykal'ın kasetini ilk kim yayınladı?' diye sormuşsunuz.
Sanırım bu sorunun 1. dereceden muhataplarından biriyim.
Adım Hakan N.
Şu anda aktif olarak hizmet vermeyen TEKLAN internet erişiminin eski sahibiyim.
O günü çok net hatırlıyorum.
Şirketteki 'helpdesk' çocuklar, 5-6 sivil polis geldiğini ve habervaktim.com makinelerini soruyorlar diye haber verdiler.
O günlerde, habervaktim.com'u host eden makineler bizim şirketteydi.
500-600 civarında müşterimiz olduğundan, hangisi kimdir, nedir ve ne değildir bilmezdim.
'Hayrola, dertleri neymiş?' diye sorduğumda net bilgi alamadım, ama mahkeme kararları varsa yardımcı olunması talimatını verdim.
O zaman mahkeme kararlarının anlam ifade ettiğini bilmenizi isterim, özellikle altını çizerim.
Yer sağlayıcı olarak içeriğin ne olduğunu bilmediğimden, çok fazla tepki de göstermedim.
Sayın Altaylı,
Emin olabileceğiniz nokta, bu karar ne Başbakanlık'tan ne de TİB'den geliyordu. 

2014-03-24

25 Mart’ta Youtube’a erişim Engellenecek mi?

25 Mart’ta Youtube’a erişim Engellenecek mi?


Birkaç gün önce bazı yabancı teknoloji haber siteleri, Türkiye’de Twitter’ın kapatılacağını önceden haber vermiş ve Türkiye genelinde Twitter’a erişimin her an engellenebileceğine dair haberler çıkmıştı.

Bu haberlerin doğruluğunu hep birlikte test edip onayladıktan sonra bu sefer de Youtube’un kapatılacağına dair söylentiler çıkmaya başladı.

25 Mart’a girildiği andan itibaren Youtube’un kapatılacağı ve daha sonra sıranın Facebook ve Google’a geleceği söyleniyor.

Ayrıca bu kısıtlamalardan Facebook, Google, Twitter gibi sosyal medya devlerinin şikayetçi olduğu ve sorunu çözebilmek adına yetkililerinin Türkiye’ye gelerek görüşmelerde bulunacağı söyleniyor.

'Twitter'ın kapatılması kanunen mümkün değil'

'Twitter'ın kapatılması kanunen mümkün değil'
'Twitter'ın kapatılması kanunen mümkün değil'

'Twitter'ın kapatılması kanunen mümkün değil'

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hollanda’ya hareketi öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı. Twitter’in kapatılmasını yorumlayan Gül, “
Bu tip platformların kapatılması kanunen mümkün değil” ifadesini kullandı.

“Rusya, Batı’nın yaptırımlarını ciddiye almıyor”

rusya kırım ukrayna ve batı ülkeleri mücadelesinin sonu ne olacak
“Rusya, Batı’nın yaptırımlarını ciddiye almıyor”
Rusya’ya bağlanma kararı alan ve hukuki süreç hızla lehinde işleyen Kırım, Batı’da nasıl değerlendiriliyor, yaptırım kararları ciddiye alınmalı mı? Türkiye, Kırım Tatarları politikası nasıl okunmalı? Kırım, Cenevre sürecinin sonu mu olacak? Tüm bu soruları, gazeteci yazar Semih İdiz RS FM’de yanıtladı.


Dünyanın gündeminde Rusya'ya bağlanan Kırım var. Stratejik yarımadanın Rusya ile birleşmesinde hukuki süreç hızlandı.Rusya Parlamentosu alt kanadı Duma, Kırım'ın Rusya'ya bağlanmasını öngören anlaşmayı imzaladı. Kırım'daki entegrasyon süreci Ukrayna ve Batı'nın tepkisini çekerken, bazı uzmanlar Rusya'nın yanı başında yeni bir Kıbrıs'ın doğduğunu söylüyor. Ya da Semih İdiz'in söylemiyle Karadeniz'de bir "Bosnalaşma Süreci"ne mi tanıklık ediyoruz? Kırım sürecini gazeteci-yuazar Semih İdiz, RS FM’de değerlendirdi.


“BLOKLAR ARASI ASKERİ ÇATIŞMA OLASILIĞI ZAYIF”


Yeni bir kırılma noktasının kesin olarak ortaya çıktığını ifade eden İdiz, “Yani, şu anda bir soğuk savaş söylemi var, yaptırımlar uygulanıyor ve daha sert yaptırımların olacağı söyleniyor. Rusya ise tamamen meydan okuyan bir konumda olsa da şu an için askeri bir opsiyon gündemde değil. Bu durumun en mutlu edici haberi o. Tabi sadece bloklar arası askeri opsiyon gündemde değil” dedi. Bunun Ukrayna’nın içinde Bosnavari durumların ortaya çıkmayacağı anlamına gelmediğini söyleyen yazar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerçi Ukrayna’da yaşanacak bir askeri operasyon uluslararası değil, iç savaş mahiyetinde olacak. Dış güçler buna dolaylı yoldan, vekaleten iştirak edecek. Yaptırımların nereye kadar gideceğini konuşmaya kalkışırsak, zaten ilk etaptaki yaptırımlar çok ciddi değil. Rusya da çok ciddiye almıyor. Fakat bunun içinde ‘ikinci etap daha ciddi olabilir’ şeklinde gizli bir mesaj var. Batı da burada kendi söylemi icabı kararlı durmak zorunda ama bloklar arası bir askeri çatışma olasılığını beklemiyorum.”


  


“TÜRKİYE KIRIM İLE SURİYE ARASINA SIKIŞTI”

Durdurulan MİT TIR'ları olayının arkasından 35 milyar dolarlık kaçak akaryakıt soruşturması çıktı

Durdurulan MİT TIR'ları olayının arkasından 35 milyar dolarlık kaçak akaryakıt soruşturması çıktı
Durdurulan MİT TIR'ları olayının arkasından 35 milyar dolarlık kaçak akaryakıt soruşturması çıktı


MİT’in TIR’larını durdurduğu için görevden alınan Savcı Şişman’ın, asker, bürokrat ve AKP’lilere uzanan 35 milyar dolarlık bir kaçak akaryakıt soruşturması yürüttüğü ortaya çıktı.
MİT’e ait TIR’ları durdurduğu için başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, hükümet üyelerinin adeta hedefi haline gelen Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman’ın, aynı zamanda bölgedeki kaçak akaryakıt dosyasının soruşturmasını da yürüttüğü ortaya çıktı. TIR olayı ile birlikte kaçak akaryakıt dosyası da Savcı Şişman’dan alınırken, soruşturma kapsamında tutuklanan aralarında AKP’li başkanın da bulunduğu sanıklar ise serbest bırakıldı. Savcı Şişman’ın, Hatay merkezli 35 milyar dolarlık bir kaçak akaryakıt rantını soruşturduğu bildirildi.

Taraf’tan Hüseyin Özay'ın haberine göre, soruşturma kapsamında hazırlanan Gümrük Müsteşarlığı raporunda ise, milyarlarca dolarlık kaçak akaryakıt ile ilgili olarak, asker, bürokrat ve AKP’li yöneticiler hakkında dava açılması istendi. “TIR skandalının” altından çıkan kaçak akaryakıt dosyasının ayrıntıları şöyle:

8 SAVCI DEĞİŞTİ

Düşürülen uçağın pilotu konuştu: Kendi hava sahamızdaydım

Düşürülen uçağın pilotu konuştu: Kendi hava sahamızdaydım
Düşürülen uçağın pilotu konuştu: Kendi hava sahamızdaydım


Suriye, Türk jetlerince düşürülen uçakla ilgili "Türk hükümeti saldırganlığa son vermeli" açıklamasını yaptı. Hayatta olduğu öğrenilen pilot ise uçağın Suriye hava sahasında düşürüldüğünü öne sürdü.

Suriye Haber Ajansı SANA, paraşütle atlayarak kurtulan pilotun görüntüsünü yayınladı. Pilotun ismi ise belirtilmedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait F-16’ların, Türkiye hava sahasını ihlal ettiği belirtilen Suriye uçağını düşürmesine Esad yönetiminden tepki geldi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Türk hükümeti saldırganlığa son vermeli. Ankara, Türk ordusunu maceraya sürüklememeli” denildi.

Bölgede çatışmaların bir süredir devam ettiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi: "Teröristlerin Suriye topraklarına girmesi için Türk topraklarından tank desteği verildi. Türkiye'den yapılan düşmanlık ve terör desteği kesilmeli."
Öte yandan Suriye devlet televizyonu, düşürülen uçağın paraşütle atlayarak kurtulan pilotunun görüntülerini yayınladı.

2013-08-27

AKP ABD İşbirliği: Amerikayı Kalkındırma Partisi

AKP ABD
AKP ABD


Allah’la Kandırma Partisi ya da Amerika’yı Kalkındırma Partisi!


İşte Ak Gerçekler Size:

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
1 ▬ Başbakan Erdoğan bir Amerikan gazetesine yazdığı makalede Irak’a savaşmaya giden ABD’li askerlere dua etti ve:

“Irak’ta savaşan ABD’li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusuyla dua ediyoruz.” şeklinde konuştu...

“We further hope and pray that the brave young men and women return home with the lowest possible casualties, and the suffering in Iraq ends as soon as possible.”

[By Recep Tayyip Erdogan – The Wall Street Journal (March 31st, 2003)]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
2 ▬ Dışişleri Bakanı Gül:

“Dünya barışı için, barışı korumak için, son 50 senede dünyada en çok Amerikalılar kendi çocuklarını feda etmişlerdir.” dedi.

[http://www.milliyet.com/2006/05/16/siyaset/siy03.html]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
3 ▬ Yirmi beş İslam ülkesinin sınırlarını değiştirip hepsini Irak gibi yapma projesi olan ABD kaynaklı BOP’la ilgili Sayın Gül’ün görüşü:

“Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye’nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek.” Şeklinde konuştu.

[http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=181295]

Not: Vatandaşlarımızın % 72’si BOP’u tehlikeli görüyor. (25.07.2004 – Yeni Şafak)

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
4 ▬ Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın diyor ki:

“Ben Avrupa’ya gittiğimde kiliseye çok giderim, büyük zevk duyuyorum.”

[II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt: 2 sayfa: 375]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
5 ▬ Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı yapılan Sayın Mehmet Aydın, İslam dinini Müslüman olmayanlara tebliğ etmeye ‘En DİNSİZCE Hakarettir’ dedi; şöyle ki:

Bazı Müslüman kardeşlerimiz diyor ki yahu bir fırsat düştü, Müslümanlığı anlatalım Hıristiyanlara; Allah belki hidayetini gösterir. (Diyalog çalışmalarında)...

İşin ucunda bilmem adam kazanmak, üye kazanmak varsa, açıkçası bu bir din mensubuna yapılacak en DİNSİZCE bir hakarettir.”
[II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt: 2 sayfa: 322]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
6 ▬ ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz:

“Biz Irak’a müdahale konusunda tereddüt ediyorduk, Tayyip Erdoğan bize cesaret vermiştir.” 

[Irak işgalinden üç ay önceki Türkiye ziyareti esnasında yaptığı açıklamadan]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
7 ▬ Erdoğan, AJC örgütünden bugüne kadar “Cesaret Ödülü” alan 10 kişi içinde Yahudi olmayan tek kişi. Tayyip Erdoğan’a “Cesaret Ödülü” veren “American Jewish Congress” (AJC) adlı kuruluş, WJC’ye bağlı. Theodore Herzl tarafından Dünya Musevilerini bir “ulusal yurda” kavuşturma amacıyla 19. yüzyıl sonunda kurulan “World Jewish Congress” (WJC) İsrail devletini kurmakla amacını gerçekleştirmiş bir Yahudi teşkilatıdır. Daha önce AJC tarafından 10 kadar kişi ödüle lâyık görülmüştü; bunlar arasında İsrailli veya Musevi olmayan tek kişi Tayyip Erdoğan. Listede İsrail’in önemli bütün başbakanları var. Türkiye başbakanına bu ödülün verilmesi de, verildiği mekân da anlamlı: HSBC bankasının New York merkezi…

[http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/SUBAT/05/tkivanc.html]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
8 ▬ Bush, Erdoğan’a: “Sen ne harika bir adamsın” dedi.

[(You are a great man) Kasım 2004]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
9 ▬ Çeçenler Rusların dilinde terörist. Erdoğan 3 Kasım seçimi sonrası AKP genel başkanı olarak 170 kişilik heyetle ziyaret ettiği Rusya’da teröre karşı işbirliğinden söz etti.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
10 ▬ Erdoğan genel başkan sıfatıyla gittiği Çin’de de şöyle dedi:

“Tek Çin anlayışını destekliyoruz. Çin’in toprak bütünlüğü konusunda Türkiye’nin herhangi bir tereddüdü yok, saygısı vardır. Terörün dini, milleti, ırkı olamaz.”

(Çin, işgal ettiği Doğu Türkistan’ı kendi toprağı sayıyor ve özgürlük mücadelesi veren 30 milyon Uygur Türk’ü kardeşimize de terörist diyor! Tayyip Bey’in sözü bu manada nasıl değerlendirilecek?)

(Tayyip Erdoğan, diline pelesenk olduğu üzere, Pekin’de de “Han, Mançur, Moğol, Doğu Türkistanlı, Tibetlisi ile Çin bir büyük mozaiktir. Bu da büyük zenginliktir” demeliydi (!) alıntı)

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
11 ▬ Yurtdışı turları ve ilginç temasların ardından Erdoğan, milletvekili oldu. Aradan dört buçuk yıl geçmesine rağmen AKP “Acil Eylem Planı”nı bile tatbik edemedi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
12 ▬ Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirildi. Buna ciddi hiçbir tepki gösterilemedi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
13 ▬ Üstelik ağır ve ciddi çuval olayı sonrası “ABD’ye nota verecek misiniz?” sorusuna başbakan şöyle veciz (!) bir cevap verdi:

“Bu müzik notası değil. Öyle aklınıza her estiğinde verilmez. Ağırlığı ve ciddiyeti vardır.” 

[http://www.hurriyet.com.tr/agora/article.asp?sid=1&aid=2257]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
14 ▬ Erdoğan’dan enteresan bir açıklama:

“Amerika’nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi; Diyarbakır işte bu proje içinde bir yıldız, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım!”

[(15 Şubat 2004, Kanal D, Teke Tek Programı) 18.02.2004. Hürriyet Gazetesi, sayfa: 20.]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
15 ▬ Sözde Ermeni Soykırımı meselesinde Dışişleri bakanlığı, yetersiz kaldı. Üstelik Sözde Ermeni soykırım yasasını kabul eden ülkelere yenileri eklendi:

[İsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda (2004), Polonya (2005), Litvanya (2005), Arjantin (2006)...]

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
16 ▬ 1 Mart Tezkeresi reddedilmesine rağmen, bir genelgeyle, ABD’nin savaş araç-gereçleri Türkiye üzerinden nakledildi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
17 ▬ İsrail’in talebiyle ve onun güvenliği için, kamuoyuna rağmen Lübnan’a asker gönderildi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
18 ▬ Başbakan Erdoğan, İspanya Başbakanıyla beraber “Medeniyetler Arası İttifak (!?)” eş başkanı oldu.

(Medeniyetler arası ittifak, Dinler arası diyalogun diğer bir ismidir. Gösterilen tepkiden dolayı, medeniyetler arası ittifak ifadesi kullanılıyor.)

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
19 ▬ Başbakan Erdoğan, BOP’un da (Büyük Ortadoğu Projesi) eş başkanı oldu. İkinci başkan, Bush...

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
20 ▬ Erdoğan, Gül ve bakanların baskısına rağmen 1 Mart tezkeresine ‘hayır’ diyen milletvekilleri, 22 Temmuz seçiminde aday gösterilmediler!

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
21 ▬ Tezkereye ‘evet’ denmesini isteyen Erdoğan:

“Her zaman, ‘hayır’da hayır yoktur. Rahat olun, gelişmeler kontrolümüzde” dedi.

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬
22 ▬ Erdoğan, tezkere geçse de geçmese de ABD’nin harekâtta kararlı olduğunu belirterek, Türkiye’nin 2003 yılı içinde 73 milyar dolar borç ödemesi olduğunu söyledi ve tezkerenin çıkmaması halinde Türkiye’nin ekonomik olarak çok sıkıntıya gireceğini ifade etti.

(Hatta Erdoğan’ın “Tezkereye hayır diyen, bana hayır demiş olur”... “Tezkere geçmezse memur maaşlarını ödeyemeyiz” dediği ifade edildi.)

Arap Baharı mı? Haçlı Seferi mi? Recep Tayyip Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?

Haçlı Seferi
Haçlı Seferi


11 Eylül 2001 Dünya Ticaret Merkezi'ne uçakların çarpması hadisesinden ve ardından kendi de bir Evanjelist olan ABD eski başkanı Bush'un "Bu bir Haçlı seferidir." açıklamasını bir katedralde yapmasından sonra bile hâlâ daha gerekirse gözlerini ve kulaklarını kapatarak gerçekleri görmek istemeyen "adı müslüman"ların bulunuyor olması ve bu sahtekarların sayıca samimi müslümanlardan fazla yekun tutuyor olması, biz samimi ehli sünnet müslümanlarının gerçekleri görmesine mani değildir.

11 Eylül 2001 hadisesi ile birlikte 3. dünya savaşı fiilen başlamış, tam da Şangay Birliği ülkelerinin merkezinde kalan Afganistan işgal edilmiş, oraya devasa askeri üs ve yığınak yapılmış, Şangay kalbinden vurulmuş...
Ardından "22 Ortadoğu/İslam ülkesininin rejimlerini ve haritalarını değiştireceğiz" diye açıkça dünyaya ABD ve müttefikleri tarafından meydan okunmuş...

Irak, kimyasal silah bahanesi ile işgal edilmiş, Irak'ta bir buçuk milyon sivil katledilmiş, beş milyon çocuk yetim kalmış, beş milyon insan evsiz-barksız, işsiz-aşsız kalmış...

Bu süreçte Boşbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Komşuda yangın varken şahsi kanaatim yangına müdahale etmekten yanadır." ve "Her zaman Hayır'da hayır yoktur." açıklamalarını defalarca yaparak, kendi milletvekillerini şiddetli baskı altına alarak, perde arkasından da 24 milyar dolara ABD ile tezkere anlaşması yaparak bizi de bun milyonla masumun katili yapmaya çalışmış...

Yetmemiş ilan ettikleri üzere 22 ülke sıradan geçmeye başlamış, açıktan askeri müdahaleye gücü yetmeyen batı cephesi, Arap Baharı iddiası ile halk ayaklanmaları başlatmış...

Suriye'de Kimyasal silahı yine MUHALİFLER kullanmışlar

Suriye
Suriye

Es-Sefir yazarı Muhammet Blut yazısında Suriye'deki saldırının amacının Suriye ordusunun ilerleyişini durdurmak olduğunu belirtti. medyaşafak.com sitesinden Hasan Sivri'nin çevirdiği bu dikkat çekici makaleyi paylaşıyoruz.
Muhammed Blut
Es-Sefir
Rusya kanıtlarını sundu, Batı ithamdan kaçınıyor, Obama istihbaratın devreye girmesini istedi.
Batılılar ve Amerika, Güvenlik Şurası önünde Suriye rejimini kimyasal silah kullanmakla suçlamaktan neden uzak durdular?
Arap kaynaklar, Batılı ve Amerikalı görevlilerin; kimyasal saldırı ile ilgili, resmi olarak ilan edilmeyen ama savaş sahası ve Guta bölgesini ilgilendiren uydu görüntüleri ve Rus belgeleri destekli bazı şeyler duymuş olabilecekleri üzerinde duruyorlar.
füze kimyasal
Rus heyet, önceki gün Güvenlik Şurasında belgelerle yaşananları aktardı. Toplantı süresince Amerikalılar, uydu görüntülerinde benzer sonuçlara -muhalif taraflardan atılan 2 füzeye- ulaştığından Rusların belgelerine karşılık başka belge sunamamış.

Suriye'nin Birleşmiş Milletler temsilcisi Beşşar Caferi, Rusların belgelerini destekleyecek kanıtlarla süratli bir şekilde Şam'dan New York'a gitti. Batı'nın, Suriye rejimini itham etmesi ve soruşturmaların genişletilmesini talep etmekle yetinmesi, Rusların önceki gün gece saat 01.53'te Duma'dan atılan 2 füzeye ait fotoğrafları, Güvenlik Şurasına teslim etmesine dayanıyor. Ayrıca Batılıların, kendilerine mahsus referanslarına başvurmadan Suriye Muhalif Koalisyonunun, Suriye hükümetine sorumluluk atfettiği yorumlara dayandıkları gözlemlendi.
Ruslar, kimyasal madde taşıyan el yapımı füzelerin, Zehran Alluş yönetimindeki 'İslam Tugayı'nın kontrolü altındaki bölgeden atıldığını söylüyorlar. Zehran Alluş yönetimindeki İslam Tugayı, Guta'daki en güçlü silahlı grup ve 25 bine yakın militana sahip. Arbin, Zemelka, Sekba, Kefbatn, Ayn Terma ve çevre bölgelere dağılmış haldeler. Suriye ordusunun şu ana kadar ki en büyük operasyonu olan ve başkentin eteklerinde gerçekleştirilen ''Kent Kalkanı'' hamlesine cevaben, biri eski mıntıka olan Cobar yakınlarında bir beldeye, diğeri de, Doğu Guta'daki Arbin ve Zemelka ortalarına isabet eden iki füze atıldı.
Suriye ordusunun topçu birlikleri gece saat 1 gibi militanların merkezlerini bombalamaya başlarken, sabah 6 gibi de tank konvoyu ve piyade birlikleri özel bir şekilde Cobar'a, muhalif ''Başkent Fetih Cephesi'' grubuna doğru harekete geçmişti. Bölgede 13 muhalif tabur, Suriye ordusuna karşı savaşmak üzere Nusra Cephesi komutasında bir araya geldi. Bu taburlardan bazıları şunlar: ''Harun Reşid, Hak Kılıçları, Muhacirin ve Ensar, Ebu Zer Gifari, Abbas bin Meryem, Sultan Muhammed El-Fatih, Şam Kalkanları, Cobar Şehitleri, Mecd el-Hilafe''

(video) Bitmiş olan PKK terörünü, AKP hükümeti açık bir şekilde körükledi ve hortlattı

ak parti
ak parti


Emekli bir TSK Albayı ihanetin resmini çiziyor... 

AKP'nin ve Tayyip'in ihanetlerini Milli Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri
EMEKLİ KURMAY ALBAY ÜMİT YALIM anlatıyor.

" AKP iktidara geldiğince terör büyük oranda sıfırlanmıştı.  PKK teröristlerinin büyük çoğunluğu Kuzey Irak'a kaçmak zorunda kalmıştı. Bunlar silahlarını gömerek ya da satarak ortadan kaybolmuşlardı.
Yani bu gün AKP'nin hedef gösterdiği durum AKP iktidara geldiğinde zaten vardı. 

Hatırlarsınız, teröristbaşının kardeşi Osman Öcalan, teröristliği bırakmak zorunda kalmıştı ve Kuzey Irak bölgesinde fırıncılık yapıyordu. Şu anda hala fırıncılık yapıyor. Ne oldu peki? Bakın ABD hemen devreye girdi, bildiğiniz gibi 4 Temmuz 2003 tarihinde maalesef askerimizin başına çuval geçirildi, ondan sonra artık olaylar gelişmeye başladı. Ve 2004 yılında Amerika ısrarla, Kuzey Irak bölgesindeki tampon bölgenin kaldırılmasını istedi.  Tampon bölge sayesinde bütün terörist kampları bomboştu ve bizim kontrolümüz altındaydı. Hatta kandil dağı bile TSK'nın kontrolü altındaydı.Doğal olarak, tampon bölge kaldırılınca teröristlere gün doğdu.Tekrar bütün terörist kampları şimdi terörist kaynıyor.

Bunun sorumlusu tampon bölgeyi kaldıran AKP hükümetidir. Yani bitmiş olan terörü, AKP hükümeti açık bir şekilde körükledi ve hortlattı. Daha önce askerin alan kontrolü ve yol kontrolü hakları vardı. Onlar da ellerinden alındı. Şimdi alan ve yol kontrolünü teröristler yapıyor. Bakın, kepazeliğe bakın.Nereden nereye geldik. Bunun dışında, kimsenin haberi yok şu anda, doğu ve güney doğu bölgelerinde görev yapan birçok subay mahkemelik. Teröristler şikayet ediyor ve bizim subaylarımız sorgulanıyor. Hiçkimsenin haberi yok.Herkes mahkemelik.

Sahi! Biz Kore Savaşı'na neden dahil olduk? Şimdi Suriye'yi neden vuracağız?

kore savaşı
kore savaşı

Kendisi de Sabetayist bir gizli Yahudi olan ve "İçimizdeki İsrail"in stratejileri, ABD'li büyük büyük Masonların onayı ile iktidara getirilen ve o yıllarda Komünizme kayması riski çok yüksek olan Türkiye'yi bu tehlikeden koruyup Batı nüfuzunda tutma görevi verilen  Adnan Menderes,  "Biz yavrularmızı Kore'ye, savaşmaya değil, barışı tesis etmeye gönderiyoruz" diye yalanlar anlatmıştı millete...

Halbuki Menderes'in 
Başbakanlık Başmüşaviri olan Ahmet Salih Korur bile, Türkiye Masonlarının Maşrık-ı Azamıydı. Bağlı olduğu ABD başkanı ve aynı zamanda en üst dereceli Mason olan Herry Truman "Türkiye'nin Kore'de batağa saplanan ABD ve müttefiklerine yardımcı olması ve cephede savaşacak asker temin etmesi" için gerekenlerin yapılmasını emretmişti hem Korur'a, hem Menderes'e hem de Menderes'in kabineleri içinde bulunan çok sayıda Kripto Yahudi ve Masona...

Bizim mahallede bir ihtiyar Hüseyin Amca var. Hala sağ... Kore gazisi.. 4. seferde Amerikan gemisi ile gidenlerdenmiş. Yolculuk gemi ile bir aydan fazla sürmüş anlattığına göre...

Her şeyi güzel güzel anlattı da, bir gün, "İyi de Hüseyin Amca! Siz Kore'ye niye gittiniz? Elin Komünisti ile Hıristiyanının arasına bedenlerinizi niye siper ettiniz?" diye soruverince bir tuhaf oldu. Yeminle söylüyorum ki gık etmedi. Usulden bir bahane bile bulmadı. Bulamadı...

2012-08-11

Devrilmesi gereken ESAD değil, BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir

Devrilmesi gereken ESAD değil, BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir
Devrilmesi gereken ESAD değil, BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir
Büyük İsrail projesi hiç bir zaman gerçekleşemeyecek, 400 senelik toprağımız Filistin tekrar bizim olacak ve üzerinde İsrail diye anılan bir devlet olmayacak. Türkiye'de kendini Türk ve Müslüman kimliğinde gösteren, yada kendilerini Ermeni olarak gösteren, veya kendilerini Alevi olarak gösteren, sayıları milyonları bulan, T.C. kimliği taşıyan çift kimlikli, hain Yahudiler, artık tamamen deşifre olacaklar... Bizim topraklarımız üzerinde, bizim devletimizde, bizim inançlarımızı, bizim fikriyatımızı, bizim ibadetlerimizi, bizden gözükerek yasaklayan bu hain kadrolar, gerçekten bizim olan bu devlette, bizim kanunlarımız ile adilane bir surette muhakeme edilip idam edilecekler... Vatana ihanetin mazareti olamaz...

***

Devrilmesi gereken ESAD değil, BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir
Suriye'deki olayları CIA ve MOSSAD Türkiye ve Suudi Arabistan üzerinden başlattı. Bütün Ortadoğu, Libya ve Mısır'ı karıştıran teröristler Türkiye'de eğitildiler. Bunlara silah da Türkiye üzerinden gönderildi. Esad çok önceden kendini bu günlere hazırlamıştı. Suriye'nin yerli halkından hemen hemen hiç kimse bu isyana destek vermedi. Sünniler de Şiiler de Nusayriler de vermediler. Ve ESAD ın ordusu bunlara dokunmadı. ESAD katildir. zalimdir, bu doğru. Ama bu noktada bu zulmü yapmadı. 

Hal böyle olunca Özgür Suriye Ordusu denilen Suudi, Ürdünlü, Tunuslu, Libya'lı Selefi teröristler herkesi vurdular. Daha taze hadise, 4-5 gün önce bu çatışmalara karışmayan  el-Berri diye anılan en kalabalık sünni aşiretinin liderlerini sokak ortasında silahla tarayarak katl ettiler. Bunun üzerine  el-Berri  ve dört büyük Sünni aşireti daha çatışmalara katılma kararı aldılar, devletten yana taraf oldular ve ilk günde 160 Selefi teröristi öldürdükleri gibi bunların en büyük mevzilerinden birini de ele geçirdiler.

Suriye'ye dair bize anlatılanların en az %99 u yalan...

Şu anda Suriye de olsaydım, Suriye'li olsaydım, Suriye devletini desteklerdim. Ha, Esad iyi biri mi? Değil... Gitmeli mi? Evet... Ama şimdi değil... Büyük İsrail ve BOP planı başarısız olsun, Müslümanlar güçlensin, birlik olsun, siyasi bir otoriteleri olsun, o zaman Esad'ı da, gitmesi gereken diğerlerini de gönderelim. Kendimizi bile bile fitneye, sonuç alınamayacak, kazanılamayacak, kazanılabilse bile küçük kafesten büyük kafese girmek demek olacak bir mücadeleye atmayalım...

Hangi ahmak, orada Esad devrilince kendilerini ABD terörünün içinde bulacaklarını akıl edemez? Saddam gitti de Irak ne oldu? 2 milyon sivil katl edildi? 5 milyon yetim kaldı. Yüzbinlerce Irak'lı sakat kaldı. On binlerce kadının-kızın ırzına geçildi. Bunu Saddam yapabilir miydi? 

Kaddafi gitti ne oldu? Mübarek gitti ne değişti? Söyleyeyim, bu ülkelerde de tam bir Siyonist hakimiyet oldu. Petrolleri, madenleri kapış kapış Siyonist, Avrupalı, ABD'li firmalara gitti... Asıl şimdi sömürülüyorlar...

Başımızdaki hükümet samimi olsaydı, Irak tezkeresi için ABD ile 24 milyar dolara anlaşma yapacağına,"Komşuda yangın varken şahsi kanaatim yangına müdahale etmekten yanadır." diye diplomatik dille müdahale kararı çıkartmaya çalışacağına, tezkere geçirmeye çalışacağına, Libya, BM-NATO kılığındaki Haçlı Seferi ile vurulurken İzmir'i merkez üs yapacağına, İsrail'in güvenliği ve Büyük İsrail in kurulması için çıkarılacaküçüncü dünya savaşında kullanılmak ve Rusya'yı vurmak-Rusya'nın ve İran'ın müdahale gücüne karşı, füze kalkanını Malatya'ya koyacağına, Limanları tezkere ile veremeyince, gayri resmi yollarla ABD'nin kullanımına açacağına, ABD askerlerine "kahraman" diyeceğine, gerekirse hükümetten çekilirlerdi, gerekirse can verirlerdi de bunlara mani olurlardı. Devrilmesi gereken ilk kişi Tayyip Erdoğan'dır. Hükümet meşruiyetini yitirmiştir ve meşru yöntemlerle halk tarafından getirildiği gibi götürülmelidir. Yüce divan'a sevk edilmelidir. 

Bu yapılıdıktan sonra, devlet gücümüz ile, o da belki, bu Siyonist fitneleri ve Büyük İsrail'i önleyebiliriz. Bu şartlarda Müslüman Suriyelilerin, arkalarına ABD ve Siyonizmi alıp, onların silahlarını alıp, İncirlik üssünde eğitim görüp, yayladağı kampında İsrail'lilerden ve İngiliz SAT komandolarından eğitim alıp Esad'a karşı savaşmaları akıl alır şey değildir. Bu hareket tarzı özgürlük mücadelesi değil vatanları Suriye'ye ihanettir. İslami bir hareket değildir. Doğru bir tercih değildir.. Bunu yapanları Esad değil, yerinde kim olsa katl eder... Her devlet kendi siyasi otoritesine baş kaldıranlara idam cezası uygular. Harp eder temizler. Biz PKK'ya karşı neden güç kullanıyoruz?

| İsmini vermek istemeyen bir izleyici - mfs

Başbakan Erdoğan eşbaşkan değil, bir taşerondur. İşi bitince çöplüğe atılır

Başbakan Erdoğan eşbaşkan değil, bir taşerondur. İşi bitince çöplüğe atılır
Başbakan Erdoğan eşbaşkan değil, bir taşerondur. İşi bitince çöplüğe atılır
ESKİ YOL ARKADAŞINDAN İLGİNÇ SÖZLER...

Gazete A24’e yaptığı açıklamada “Erdoğan ‘eş başkan’ değil, taşerondur. İşi bitince çöpe atılır!” diyen Abdüllatif Şener’den çok konuşulacak bir iddia daha. Şener’e göre basın, korktuğu için Başbakan Erdoğan’ın İsviçre hesaplarının üzerine gidemedi!

Abdüllatif Şener’le söyleşimizin üçüncü ve son bölümünde Büyük Ortadoğu Projesi’nden Arap Baharı’na, Türkiye-Suriye ilişkilerinden füze kalkanına, anayasa çalışmalarından PKK konusuna, Dersim konusundan başkanlık sistemine değin pek çok konuda merak edilenleri Gazete A24 okurları için konuştuk.

“Başbakan, Büyük Ortadoğu Projesi’nin taşeronudur” diyen Şener, AKP’nin Türkiye’deki İslami duyarlılığı yok ettiğini de söylüyor. Başbakan Erdoğan’ın, Türkiye’de demokrasinin standardını aşağı çektiğini ifade eden Şener’e göre, basın Erdoğan’dan korktuğu için, Erdoğan’ın WikiLeaks belgelerinde yer alan İsviçre’deki hesaplarının üzerine gitmedi… İşte röportajımızın son bölümü…

Türkiye’nin dış politikası ile devam edelim isterseniz…

Türkiye’de küresel güçler tarafından en önemli karşı çıkışlar, Erbakan hareketi ile ortaya çıkmıştır. O hareket tümüyle tasviye olmuş, bugün mutlak anlamda küresel güçlerin, arzularına, isteklerine göre, hem ülkeyi yöneten hem de çevre ülkelerdeki dönüşümün taşeronluğunu üstlenen bir siyasi iktidar yapısı ortaya çıkmıştır.

Türkiye’nin, Suriye ile karşı karşıya gelmesi gibi…

Evet.

Ve şimdi füze kalkanı gibi bir bela var. Doğru mudur?

Evet. Türkiye’de bir siyasi iktidar var. Bu siyasi iktidar nasıl geldi, düşünebiliyor musun?

“ERDOĞAN NE SÖYLÜYORSA, TERSİNİ YAPIYORDUR”

Nasıl?

2002 öncesi partilerin, küresel güçlerle uyum tutmadığı ihtimali zaten görülmüştü. Çok da kötü bir konjonktüre geldiler tabii… 2001 krizi, 1999 depremi… Kamuoyunda da itibarları tasviyeye uğradı ve meclis dışı kaldılar. Onun yerine AKP geldi. Arkasından Irak işgali yaşandı. Şimdi ise, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da birtakım hadiseler meydana geliyor. Ve Başbakan 30’dan fazla farklı yerde “Ben Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım” demiştir. Kendi ağzından… Hatta bir ara internet sitelerine düştü.

Konuşmalarında var. İki, üç sene önce bilhassa çok kullanıyordu. Sonra bıraktı bu cümleyi söylemeyi. “Bu ne demek acaba? Bu, Büyük Ortadoğu Projesi ne olacak?” diye hepimiz merak ediyorduk. Şimdi öğreniyoruz… Baktık ki, Kuzey Afrika’dan uzanıp giden bir değişim rüzgarı… Nasıl bir değişim bu biliyor musun?Başbakan arada bir İsrail ile ağız kavgası yapıyor ya… Ama yaptığı her iş de İsrail’in işine yarıyor. Ağzı ile kavga ediyor ama icraatlar hep İsrail’in menfaatine… Onun için, Başbakan’ın laflarına değil, icraatlarına bakmamız lazım…

“One minute” halk tarafından alkışlanıyor ama?

O ağızdan çıkan kavga kelimelerin amacı, halkın görmesini, anlamasını zorlaştırmak… Başbakan, ne söylüyorsa, yaptıklarının tersini söylüyor. Böyle bileceksiniz Başbakan’ı…

“DERSİM DE ÖZÜR VARSA, TAZMİNAT DA VAR”

Dersim Özrü…

Bir başbakanın özrü “Dersim’den özür diliyorum” diye olmaz. O zaman orada mağdurlar var. Tazminatlar ödenecekse ödeyeceksin, yükümlülüklerin varsa yerine getireceksin. Devlet adına ne kadar sorumluluğun varsa, hepsini gidereceksin. Bunu ortaya atarak, ortalığı karıştırmanın anlamı yok. Ortalığı dağıtmak için kullanılmaz bunlar…

Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olarak, Erdoğan’ın niyeti bölgede tek adam olmak mı?

Hayır. Görevini yapıyor. Ne tek adam olacakmış… Oradan bir kahraman çıkmaz. Görev bittiği zaman atarlar insanı çöpe… Kahraman olamayacağı bir yerde, taşeronluk üstleniyor. Onun ‘eş başkanlık’ dediğine ben‘taşeronluk’ diyorum. Nedir bu değişim rüzgârları? Küresel güçlerin çıkarları ile özellikle de İsrail ile uyumlu politika, uygulamayan ülkelerin yönetimleri tasviye oluyor.

Birincisi bu. Libya… Suriye… Ve İran’a sıçramayı düşünüyorlar. İkincisi, küresel güçlerin politikalarına ve özellikle de İsrail’in politikalarına uyumlu politika uygulayan yönetimler de, halka yabancılaşmış olmaları, diktatörvari yönetimleri nedeniyle, önümüzdeki yeni süreçleri yönetebilecek yetenekleri, ve güçleri olmadığından, değiştiriliyor.

Yani, uyum sağlamayanlar ve uyum sağladığı halde yeni süreçleri kaldıramayacak olanlar değiştiriliyor. Mısır, bunun en tipik örneğidir. Eskiden, küresel güçler laik liderler arardı, işbirliği için… Şimdi bundan vazgeçti. Kullanabileceği, kendi çıkarlarını sürdürebileceği, dindar görünümlüler daha makbul hale geldi. Bu da, bölgemizde olup biten olayları yorumlamak açısından önemlidir. Ana çizgi değişimidir. Bunun altını çizmeniz gerekir.

Eskiden ‘eş başkanlar’ laik olanlar mıydı, bunu mu anlayalım?

Arakan için toplanan yardımlar Budistlere dağıtılıyor

Arakan için toplanan yardımlar Budistlere dağıtılıyor
Arakan için toplanan yardımlar Budistlere dağıtılıyor
Arakan'da yaşanan Budist vahşeti tüm hızıyla sürerken, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Myanmar'a yaptığı skandallarla dolu ziyaretin yankıları sürüyor. Müslümanlar için toplanan yardımları Kızılhaç'a teslim ederek, katil Budistlere dağıtan bakanlığın, son ve hak din olan İslam'la Budizmi yan yana getirerek; "İslam ve Budizm barışın dinidir" demesi, bardağı taşıran son damla oldu. 

Budizm barış diniymiş

Myanmar'a yaptığı ziyaret sırasında Müslümanları katleden hükümetin ağırlamasından son derece memnun kaldığını ifade eden Davutoğlu ardından Budist kampları ziyaret etti. Kampta bulunan Budist rahibi de ziyaret eden Davutoğlu, Budist rahibe; "Sizin liderliğinizde Budistlerle Müslümanların barış içinde yaşayacaklarına inanıyorum" dedi. Bakan Davutoğlu'nun "İslam ve Budizm barışın dinidir" demesi "Bu kadar da olmaz" dedirtti.

Fitre ve Zekâtlar Budistlere

Arakan için başlatılan yardım kampanyası sürecinde gazete ve  televizyonlarda yer alan reklamlarda yardımların Arakanlı Müslümanlar için toplandığı belirtilse de durum bunun tam tersi. Müslümanlardan toplanan yardımlar katil Budistlere de dağıtılıyor. Mübarek Ramazan ayında fitre ve zekatını Arakanlılara gönderen vatandaşlar, verdikleri zekat, fitre ve bağışların Budistlere dağıtılmasından oldukça rahatsız.

Bu ziyaretin amacı neydi?

Davutoğlu'nun ziyaretinin ardından Arakan'da değişen herhangi bir şey olmadı. Katliamlar devam ederken dünyanın yaşananlara ilgisizliği sürüyor. Arakanlı Müslümanlar için değişen bir şey yoksa, bu ziyaretin neden gerçekleştirildiği merak ediliyor.
Uzun yıllardır Myanmar devleti ile devletin desteklediği Budist çetelerin zulmü altında inleyen Arakan Müslümanlarına bir darbe de Türkiye'nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'ndan geldi.

Bu neyin teşekkürü

Arakan'da yaşanan zulmün dünya gündemine gelmesiyle yanına gazetecileri alarak Myanmar koşan Davutoğlu ilk olarak Mynamar Dışişleri Bakanı Wunna Maung Lwin, sonra da Devlet Başkanı Thein Sein'i ziyaret etti. Arakan'lı Müslümanları katleden hükümetin ağırlamasından son derece memnun kaldığını ifade eden Davudoğlu'nun açıklamalarının tonajı hayret uyandırdı. Özellikle Libya ve Suriye'de yaşanların ardından şahin kesilen Davudoğlu katliamcı yönetim hakkında en ufak bir serzenişte bulunmadı. Arakan'lı Müslümanları katleden Mynamar hükümeti ve Budist çeteler değilmiş gibi konuşan Davudoğlu, daha da ileri giderek konukseverliğinden dolayı Myanmar'lı muhatabına teşekkür etti.

İslam ve Budizm barışın diniymiş

Türkiye'den giden yardımı BM'ye teslim eden Davuduoğlu ve beraberindeki heyet Budist kamplarını da ziyaret etti. Davudoğlu'nun bu kampları gezerken yaptığı açıklamalar ise şaşırttı. Kampta bulunan Budist rahibi de ziyaret eden Davudoğlu, sanki olayları Müslümanlar başlatmış gibi Budist rahibe, "Sizin liderliğinizde Budistlerle Müslümanların barış içinde yaşayacaklarına inanıyorum" dedi. Bakan Davutoğlu, "İslam ve Budizm barışın dinidir" demeyi de ihmal etmedi.

Yardım skandalı

Bu ay öne çıkanlar