Partinin adı ne olur bilemeyiz de amacı belli: Ortadoğunun ve Asya'nın tamamen Hıristiyanlaştırılması yolunda Türkiye'nin azami yardımı sergilemesi ve ABD-İsrail menfaatlerini gözetmesi. Bunları yaparken de İslami bir hüviyeti sergileyerek bağlılarını aldatabilmesi... Dinler arası diyaloğun daha etkin hale getirilmesi ve gelecek kuşakların Türklerinin tamamen Hıristiyanlaştırılması...
Misyoner MOON Tarikatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Misyoner MOON Tarikatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2012-03-15
"Fethullah Gülen parti kuracak." Kadir Mısıroğlu
Partinin adı ne olur bilemeyiz de amacı belli: Ortadoğunun ve Asya'nın tamamen Hıristiyanlaştırılması yolunda Türkiye'nin azami yardımı sergilemesi ve ABD-İsrail menfaatlerini gözetmesi. Bunları yaparken de İslami bir hüviyeti sergileyerek bağlılarını aldatabilmesi... Dinler arası diyaloğun daha etkin hale getirilmesi ve gelecek kuşakların Türklerinin tamamen Hıristiyanlaştırılması...
Etiketler:
Dinler arası diyalog
,
Fethullah Gülen
,
Kadir Mısıroğlu
,
Misyoner MOON Tarikatı
,
Misyonerlik Faaliyetleri
,
Videolar
2012-02-13
Bunlar insanı dinden-imandan eder. Dinler arası diyalogda gelinen nokta...
![]() |
| Bunlar insanı dinden-imandan eder. Dinler arası diyalog da gelinen nokta... |
- Bir kimse Yahudi ve Hırsityanların da cennete gireceğini söylerse İslam'dan çıkar.
- Bir kimse "Müslüman isevi" olabileceğini, peygamberimizi tasdik etmeyen Hıristiyanların da müslüman sayılabileceğini söylerse İslam'dan çıkar.
(Bu kavram ilk olarak Risale-i Nur'da kullanılmıştır ve bu risaleleri esas alanlar inatla bu batılı savunmaktadırlar. Muteber ehl-i sünnet alimlerinin hiç biri böyle uydurma bir kavram kullanmamışlardır.)
- Bir kimse "Yahudi ve Hıritiyanları dost edinmeliyiz" derse İslam'dan çıkar.
(Allah Kur'an-ı Kerim'de açık bir ifade ile "Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar" buyuruyor.)
- Bir kimse "Gayr-i Müslim mü'minler" diye bir şey iddia ederse İslam'dan çıkar...
(Bu batıl iddiaya Zaman gazetesinin eki Ailem dergisinde bir kaç kez yer verilmiştir)
- Bir Müslüman kadını gayr-i Müslim biri ile evlenirse İslam'dan çıkar..
(Dinler arası diyalog çalışmaları çerçevesinde Harran'da bir araya gelen diyalogçular Müslüman kızı ile Hıristiyan erkeğini evlendirmişler ve nikahı da üç dinin temsilcilerine -Hoca, Papaz ve Hahama- kıydırmışlardır)
- Bütün bunlar ve benzerleri Misyonerlerin ve siyonistlerin taktik oyunlarından başka bir şey değildir. Dikkat edin kaybedeceğiniz ebedi hayatınız... Üç günlük dünyanız değil.. Zira bütün bunlar Kur'an'ın ve Hz. Peygamberin bildirdiklerine taban tabana zıt inanışlar...
Bunlara riayet etmeyenlere İslam hukukunda Mürted denir. İslam devleti bunların Azrail aleyhisselam ile randevularını en kısa zamanda gerçekleştirir...
Sonra ne Azrail'e kızabilirler, ne de devlete... Hatta Azrail'e hiç kızamazlar çünkü o bir melek...
______
Önce size merhum Nasreddin hocadan bir fıkra anlatayım: Hoca’nın devrinde bir ara asayiş sebebiyle, bıçak, kama vb. şeyleri taşımak yasaklanmış. Mutat aramalarda müderris olan Hoca’nın üzerinde kocaman bir kılıç bulunur.Subaşı, Hoca’ya sorar,
”Hoca bu nedir?”
“Bu tashih bıçağıdır.Yazılardaki yanlışlıkları bununla kazıyorum.”
“Hocam, bu nasıl tashih bıçağıdır, bizim bildiğimiz o küçücük bir şeydir. Seninki yarım metre boyunda? “
“Dediğiniz doğru, eskiden kafi geliyordu, fakat şimdi bildiğiniz gibi değil, öyle hatalar, yanlışlıklar yapılıyor ki, kazımakda bu bile az geliyor.”
***
Şimdi de gazetelerde yayınlanan bir haberi vermek istiyorum:
“Lester Kurtz ve Mariam (Meryem) Kurtz, Dinlerarası Diyalog toplantısının en ilginç konuklarıydı. Biri Teksas’tan yani Amerikalı, diğeri Darussalem yani Tanzanya’dan. Biri metodist protestan bir ailede büyüyüp Quaker (tarikat üyesi)olarak hayatını sürdürüyor, diğeri ise Müslüman. Biri Teksas Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü, diğeri ise gazeteci. Afrika’da katıldıkları bir konferansta tanışıp evlenmeye karar vermişler. Amerika’ya yerleşip resmi nikahlarını yapmışlar ve tam bir yıldır dini nikah kıymak için beklemişler. İşte bu bekleyiş, nihayet Urfa’da son buldu.
Haham, papaz ve müftünün huzurunda kendisini Kelime-i şehadet getirerek ‘hem Hıristiyan, hem de Müslüman’ ilan eden ve aynen çifte vatandaşlıkta olduğu gibi çifte dinli olmak istediğini ve Meryem ile evlenerek geçmişinde sahip olduğu Hıristiyan kültürle İslam kültürünü meczetmek istediğini belirten Lester, ‘ İslamiyet’in güzellikleri ile geçmişimdeki Hıristiyanlıktan kaynaklanan güzellikler arasında bir tezat görmüyorum ve iki dinin güzelliklerini İbrahim Peygamber’in mekanında Musevi dostlarımın da duaları ile Meryem’le birlikte dini nikah kıyarak sürdürmek istiyorum’ dedi.
Gözleri dolu bir biçimde bu anı beklediğini belirten Meryem ise, Lester’in geçen yıl bir ay oruç tuttuğunu, Ramazan boyunca beş vakit namaz kıldığını, birlikte Hıristiyan bayramlarını da kutladıklarını; fakat İslami usullerle nikah kıymayı hep arzuladıklarını vurguladı. Üç dinin duaları ile salevatlar eşliğinde gerçekleşen nikah merasimi, katılımcıları derin ve anlamlı düşüncelere sevk etti. Bu evlilik, diyaloğun bir göstergesi olarak algılandı.”
(15 Nisan 2000 Cumartesi-Zaman Gazetesi)
Gel de şimdi Hoca’nın fıkrasını hatırlama. Fakat, olaydaki yanlışlıkları Hoca’nın kılıcı da düzeltecek gibi değil… Çünkü, diyalogun neticesi, meyvesi olarak takdim edilen olay, tamamen gayri İslami…Yapılanı izah etmeye kalksam günler sürer. Zaten lüzum da yok; her Müslümanın bildiği yanlışlıklar… Bu olay, Hıristiyan aleminin ne yapmak istediğini açık şekilde ortaya koymaktadır.
Şimdi sormak lazım: Bu bir dinlerarası diyalog mu, yoksa dinleri birleştirme mi? Diyalog, zaten asırlardır devam etmektedir. Mesela, İstanbul’da aynı sokakta, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi iyi komşuluk içinde yaşıyordu. Birbirlerinin inançlarına saygı gösteriyorlardı. Fakat, hiç bir Müslüman, nikah için, Kiliseye, Havraya gitmezdi. Onlar da camiye gelmezdi. Herkes kendi ibadetini kendi mabedinde yapardı. Olması gereken de zaten bu değil mi? Bunun tersini düşünmek saygısızlık, inançları hafife almak olmaz mı?
Bu toplantılar ile ilgili şöyle de bir yorum gözüme çarptı:
“Ehl-i kitapla temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadesiyle amentüde ittifakımız vardır. Garip olan şudur ki, ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyor da, ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürüp mutlak küfre karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. Halbuki temelde ittifak varken, teferruattaki ihtilaflara takılıp kalmak makul değildir.”(17 Nisan 2000 Pazartesi-Zaman Gazetesi-Ahmed Şahin’in “Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var!” başlıklı yazısından alıntı)
İnsan ne söyleyeceğini bilemiyor doğrusu… Derler ya, küçük dilimi yuttum… Aynen öyle. Şimdi bu iddia sahibine sormak lazım: Onlarla aramızdaki fark, amentünün sonundaki, “Ben şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam, O’nun kulu ve resulüdür.”hükmüdür. Müslümanı Müslüman yapan da bu farktır. Bu fark olmasaydı, İslamiyet olur muydu? Bu farka hiç “teferruat” denebilir mi? Peygamberimiz bu farkı kabul ettirmek için mücadele etmedi mi? Dört büyük halife, diğer Eshabı kiram efendilerimiz, başta ecdadımız Osmanlılar olmak üzere bütün Müslüman devletler, asırlardır bu farkı dünyaya tebliğ için çalışmadılar mı? Bütün bunlar teferruat mıydı?..
***
“Diyalogdan Düğüne” başlıklı haber ve “düğün” den görüntüler:
İnsan ne söyleyeceğini bilemiyor doğrusu… Derler ya, küçük dilimi yuttum… Aynen öyle. Şimdi bu iddia sahibine sormak lazım: Onlarla aramızdaki fark, amentünün sonundaki, “Ben şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam, O’nun kulu ve resulüdür.”hükmüdür. Müslümanı Müslüman yapan da bu farktır. Bu fark olmasaydı, İslamiyet olur muydu? Bu farka hiç “teferruat” denebilir mi? Peygamberimiz bu farkı kabul ettirmek için mücadele etmedi mi? Dört büyük halife, diğer Eshabı kiram efendilerimiz, başta ecdadımız Osmanlılar olmak üzere bütün Müslüman devletler, asırlardır bu farkı dünyaya tebliğ için çalışmadılar mı? Bütün bunlar teferruat mıydı?..
***
“Diyalogdan Düğüne” başlıklı haber ve “düğün” den görüntüler:
Etiketler:
ahmet şahin
,
CIA
,
Dinler arası diyalog
,
diyalogtan düğüne
,
Misyoner MOON Tarikatı
,
Misyonerlik Faaliyetleri
,
slider
,
zaman gazetesi
Bu işte bir tuhaflık yok mu? PAPA ile neden Fethullah Gülen görüştü?
![]() |
| Bu işte bir tuhaflık yok mu? PAPA ile neden Fethullah Gülen görüştü? |
Türkiye’den Papa’yla görüşmesi icab eden birisi varsa, bu sadece Diyanet İşleri Başkanı olmalıydı, niye Fethullah Hoca gitti?
Müftü değil, imam değil, vaiz değil, müezzin bile değil. Yani hiçbir resmî hüviyeti yok.
Buna rağmen kendisiyle görüşülmesi oldukça zor olan, ve değme resmî insanın 6 ayda bile kolay kolay görüşemediği Papa’yla rahatça görüşebiliyor; hayret. Bunda bir anormallik yok mu?
Bir hayret daha: kendisini orada Türkiye’nin büyükleçisi karşılıyor! Mesela, bir vilayete giden başbakanı oranın valisi karşılar. Ama aynı vali, başbakanın bulunduğu yere gitse, başbakan onu karşılamaz. Çünkü alt makamdakiler daima üst makamdakileri karşılar. Fethullah Hoca, T.C. nezdinde, büyükelçiden daha üst bir makamda mı ki, onu büyükelçi karşılamıştır?
Ali EREN
Gazeteci - Yazar
Etiketler:
CIA
,
Dinler arası diyalog
,
Fethullah Gülen
,
gizli kardinal fethullah gülen
,
Misyoner MOON Tarikatı
,
Misyonerlik Faaliyetleri
,
slider
,
vatikan
Diyalogcular Sayesinde Vatikan Artık Rahat Uyuyor, Buna İzin Verme
![]() |
| Dinler Arası Diyalogcular Sayesinde Vatikan Artık Rahat Uyuyor, Buna İzin Verme |
Tarih boyunca hep öyle olmuş; hakim kültür, hakim güç, diğerlerini kendi potasında eritmeye çalışmıştır. Bu tehlikeyi gören, bilen, tedbirini alan kendini koruyabilmiş, en azından bozulmaktan, yok olmaktan kurtulmuştur.
Bugün de yapılan budur. Batı,kültürünü bütün dünyaya enjekte etmekte, kendi örf ve adetini, yaşayışını, dinini hakim kılmaya çalışmaktadır. Batı görünüşte, biz laikiz, Hıristiyan dininin etkisi altında değiliz dese de, her insan kendi dinin yayılmasını, dindaşlarının çoğalmasını ister, bu insanın tabiatında vardır.
Son zamanlarda iyice ortaya çıkmaya, açıkca ifade edilmeye başlandı. Batı, teknolojisi ile beraber mensubu olduğu Hıristiyan dinini el altından empoze etmektedir. Misyoner teşkilatının yoğun faaliyetleri, Hıristiyan Moon tarikatının ”Dinlerarası diyalog” adı altında, lüks otellerde toplantılar düzenlemesi ve kendilerine üye olan veya yakınlık duyan entelleri, aydın din adamlarını (!)yurt dışında lüks ortamlarda ağırlamaları, potada eritme çalışmalarının bir parçasıdır.
Bu faaliyetler, Osmanlının zayıfladığı son dönemlerde başlamıştı. İngilizlerin rehberliğinde başlayan bu çalışmaların geçmişte olduğu gibi hezimete uğramaması için çok ince planlar yapıldı. İslamiyete orijinal haliyle kaldığı müddetçe zarar veremeyeceklerini iyi anladıkları için onu içeriden çökertmeye karar verdiler.
Bunun için İslam adı taşıyan sapık fırkalara el altından destek verdiler. Ehli sünneti bozmak, parçalamak için de, kademeli plan hazırladılar. İslam ülkelerindeki maşaları vasıtasıyla birinci safhada, alimleri, evliyaları kötüleyerek halkın nezdinde itibarlarını kaybettirdiler. İkinci safhada, İslâm dininin ana kaynaklarından biri olan ictihadı ve mezhep imamlarını hedef seçtiler. Bunu yaparken de çok sinsice hareket ettiler. “Bu büyük imamların büyük hizmeti olmuştur fakat, bugün de ictihad yapacak kimseler vardır, onlar da ictihad yapmalıdır, ictihad kapısı artık aralanmalıdır” dediler.
Daha sonra gelenler, kapı aralığını kafi görmeyip, kapıyı sonuna kadar açtılar. Daha sonrakiler ise kapıyı tamamen söküp bir tarafa fırlattılar. Mezhepleri inkar ettiler. Böylece dinimizde Kur’an-ı kerimden sonra gelen kaynak olan Hadis-i şeriflerin kapısına dayandılar.
Yine aynı taktikle önceleri, Hadis-i şerifler olmadan, Peygamberin rehberliği olmadan din öğrenilemez, Peygambersiz din olmaz dediler. İşi bu noktaya getirdikten yani, alimleri, mezhepleri yok ettikten bir müddet sonra da, hadisleri tartışmaya açtılar. Tartışmaya açmalarının sebebi, bir müddet sonra hadisleri yani Hazret-i Peygamberi ve tatbikatını da ortadan kaldırmaktı.
İşte bugün gelinen nokta budur. Bugün artık rahat bir şekilde, “Bir Müslüman için, Kur’an-ı kerim kafidir. Herhangi bir kimse, Kur’an-ı kerim mealini alıp, okuyarak öğrendikleri ile, anladıkları ile dinini yaşayabilir. Anladığı doğru veya yanlış ne olursa olsun, yaptıklarından ahirette hesaba çekilmez, azaba düçar olmaz, ayrıca Peygamberin açıklamalarına da ihtiyaç yoktur. Peygamberin açıklamalarına ihtiyaç vardır diyen dinden çıkar. Çünkü, Peygamberin görevi, Kur’an-ı kerimi getirmekle bitmiştir" diyebiliyorlar.
Maalesef bu düşünce bütün ilahiyat fakültelerinde hakim görüştür. Geçenlerde birkaç ilahiyat talebesi ziyaretime geldi. Anlattıkları tüyler ürperticidir: “Kırkbeş kişilik sınıfta, ehli sünneti, âlimleri, mezhepleri savunan 3-5 kişi kaldık. Hocalar her fırsatta bizi aşağılıyorlar, çağ dışı kalmakla suçluyorlar. İmam-ı a’zamla, diğer eski âlimlerle, fetvaları ile alay ediyorlar. Ondört asırlık birikimi bir çırpıda reddediyorlar. Her fırsatta bunları kötülüyorlar. Hadislere şüphe ile yaklaşıyorlar. Kur’an-ı kerimi de sanki kendilerine inmişcesine, istedikleri gibi yorumluyorlar. Tabii ki, biri başka türlü diğeri başka türlü yorumluyor. Hal böyle olunca da öğrencide dine karşı şüphe, soğukluk meydana geliyor. “
Şimdi sıra Kur’an-ı kerimde. Şu âyet tarihsel sürecini tamamlamıştır, bu âyet çağımıza uymaz, (bkz.Fethullah Gülen,Küresel Barışa Doğru, s.45) şu ayet sonradan ilavedir gibi sözlerle şüphe uyandırarak, Kur’an-ı kerimi geçersiz, hükmünü tamamlamış bir kitap haline getirmek.
Artık bu son safhadan sonra, Müslümanların Hıristiyan olmasında bir engel kalmamış olacak. Vatikan’ın uykuları kaçmayacak, rahat bir uyku uyuyacak. Ondört asırlık intikamını almış olacak. Vatikan intikamını almış olacak da, bu işlere âlet onların hali ne olacak, nasıl can verecekler, nasıl hesap verecekler?
Etiketler:
Dinler arası diyalog
,
Fethullah Gülen
,
Misyoner MOON Tarikatı
,
Misyonerlik Faaliyetleri
,
slider
,
vatikan
CIA'e ve Misyoner MOON'a çalışan Fethullah Gülen'i Siyasi Anlamda Recep Tayyip Erdoğan Koruyor
![]() |
| CIA'e ve Misyoner MOON'a çalışan Fethullah Gülen'i Siyasi Anlamda Recep Tayyip Erdoğan Koruyor |
Hıristiyan Misyoner teşkilatı olan MOON ve CIA ile bağları ispat edilen...
Dünya çapında etkili Yahudi Örgütü ADL ile bağları ispat edilen...
Dinler arası diyalog diyerek milletimizin dinini çalmaya çalışan...
ABD'de oturduğu villa bile misyoner örgütüne ait olan...
Kendisine bu villayı soran gazetecinin yanından kızıp da kaçan...
Dünyanın çeşitli ülkelerine gönderdiği sözde hocalarını MOON'un yetiştirdiği ve çeşitli ülkelerin bu kişileri CIA ajanı olmakla suçlayıp tutukladığı...
İsminin başına koyduğu M. harfinin ne anlama geldiği tartışılan, bunu Mesih/Kurtarıcı peygamber anlamında kullandığı iddia edilen...
"Vatikan'da ölmeyi düşledim." diyen,
FOXMAN gibi "Filistinli çocukların kanlarını içmek istiyorum" diye açıkca söyleyen bir Yahudi ile senli benli, gayet samimi ve sevgi dolu fotoları medyaya sızan ve adına FETHULLAH GÜLEN denilen bu HAİNİ...
"Din ve kültür gibi suni bölünmeler" sözünü söyleyen...
"Dört Hak Din" sözünü söyleyen, "Dilin mi sürçtü, dört hak mezhep mi diyecektin?" sorularına cevap vermeyip susan...
Haçlı savaşlarını bile kardeşlik gibi tarif edebilen...
Üzerinde Hıristiyan haçı olan elbiseleri bile hiç sıkıntı etmeden giyebilen...
Türkiye'deki gizli kilise evleri ve misyonerleri, yasa değiştirerek koruma altına alan, polisin ve hukukun elini kolunu bağlayan...
Zinayı bile suç olmaktan çıkartan...
Domuzun mahalle kasaplarında bile satılmasına izin çıkaran...
Eşcinsel derneklerin ve evliliklerin önündeki engelleri kaldıran...
ABD ile Irak için 24 Milyar dolara tezkere pazarlığı yaptığı kendi vekili tarafından ispat edilen... (Bu vekilin akıbeti hala meçhuldür. Ölü mü diri mi bilen yok)
Aslında Büyük İsrail Projesi demek olan BOP'a Büyük Ortadoğu projesine eş başkan yapılabilen...
ABD için Suriye, İran, Rusya ve Çin ile gereksiz sürtüşmeye giren...
Tuşuna basılmak üzere olan Üçüncü Dünya Savaşında ABD ordusunun kara üssü olarak İzmir'in yapılmasını temin eden...
Recep Tayyip Erdoğan korumaktadır....
Evet.. Recep Tayyip Erdoğan'ı da Fethullah Gülen'i de, misyoner örgüleri de aynı güç odakları oynatmaktadırlar...
ADL, JDL, B'nai B'rith, Bilderberg, Masonluk ve diğerleri...
Hedef, yıkılmak üzere olan ABD yi kurtarmak ve Büyük İsrail projesini gerçekleştirmek için bölgeyi ve dünyayı yeniden şekillendirmek...
Bunun için kendi kurdukları Atatürkçülüğü yine kendi elemanları eli ile usulca yıkmak, yerine kendi istedikleri ayarda ılımlı bir islami idare ve hilafet mekanizması kurmak.. Bu yeni yapılanmayı kullanarak Ortadoğu başta olmak üzere bir çok islam devletini de oyuna getirmek ve yeni dünya düzenini nihayet kurabilmek...
Siz hala uyuyacak mısınız?
www.gercekfethullahgulen.b

Etiketler:
adl
,
bilderberg
,
CIA
,
Dinler arası diyalog
,
Fethullah Gülen
,
haçlı seferleri
,
jdl
,
Masonluk
,
Misyoner MOON Tarikatı
,
Recep Tayyip Erdoğan
,
slider
,
şangay birliği
,
vatikan
2011-05-01
Fethullah Gülen Soruya Cevap Vermek Yerine Kaçtı.Gülen'in villası Hıristiyan misyonerlerin yaz kampı çıktı
![]() |
| Fethullah Gülen Soruya Cevap Vermek Yerine Kaçtı. Gülen'in villası hıristiyan misyonerlerin yaz kampı çıktı |
Kahvaltı ortamında gerçekleşen görüşmede Cüneyt Özdemir'in sorduğu şok edici soru Fethullah Gülen'i kahvaltı masasından kaçırdı. Ve bu soru görüşmeyi bitiren soru oldu.
Gülen ABD Pensilvanya’da yaşadığı 110 dönümlük göletli çiftliğinde, Türkiye’den dört gazeteci ile görüştü. Haber Türk gazetesi yazarı Serdar Turgut, CNN Türk Yayın Danışmanı Ferhat Boratav, 5N+1K programı yapımcısı Cüneyt Özdemir ile Zaman gazetesi yazarı Bejan Matur.
Kahvaltı ortamında gerçekleşen görüşmede Cüneyt Özdemir’in sorduğu şok edici soru Fethullah Gülen’i kahvaltı masasından kaçırdı. Ve bu soru görüşmeyi bitiren soru oldu.
Fethullah Gülen’in yaşadığı çiftlik daha önce Hiristiyan yaz kampı olarak kullanılıyormuş. Şimdi Fethullah Gülen cemaati kullanıyor..!
Time dergisinde Nisan 2010’da yayımlanan bir yazıda Fethullah Gülen’in ilk çalışanlarının da Hıristiyan misyonerler tarafından eğitildiği açıklanmıştı.
İşte o satırlar:
“Gülen'in metodu Katolik Cizvitler'in dini iyi bir eğitim ile yaymasına benziyor. Zaten Gülen'in ilk çalışanları da, Afrika ve Güney Amerika'da deneyim kazanmış Hıristiyan misyonerler tarafından eğitildi.”
Fethullah Gülen’in Hrsitiyanlığı,Yahudiliği ve Müslümanlığı birleştirerek, hoşgörü-diyalog ayakları ile dünya üzerinde yeni bir din oluşturma ve bu dinin lideri olma amacında olduğu akla geliyor, yürüttüğü faaliyetlere bakınca. Özellikle “Diyalog” ve “Hoşgörü” kapsamında İslama zarar verici radikal adımlar atması, bu hevesini açıkça ortaya koyuyor. Maalesef bu konuda kendisini destekleyen ve gaz veren de çok. Bugünlere de böyle geldi.
Cüneyt Özdemir’in çiftlik ile ilgili izlenimleri, daha önce basına yansıyan görüntülerle aynı.
“Fethullah Gülen Pensilvanyanın hemen yakınında 110 dönümlük bir çiftlikte yaşıyor. Türkiye’den ayrıldığında cemaatin öğrencilere eğitim amacı ile aldığı bir çiftliğe gelmiş yerleşmiş. Çiftliğin girişinde basit bir kulübe var. Arazinin içinde yaklaşık 10-15 müstakil ahşap bina dağılmış. En büyüğü üç katlı kahverengi bir bina. Bugün Gülen Cemaatine evsahipliği yapan bu çiftlik eskiden bir hristiyan okulunun yaz kampı olarak kullanılıyormuş. Ağaçların arasında yürürken karşınıza araziye ait bir göl çıkıyor. Şaşırıyorsunuz…”
Mavi Marmara ile ilgili daha önce “İsrail’den izin alınmalıydı” sözleri büyük tepki çekmişti. Bu defa daha çok tepki çekecek bir şey söyledi. Evet..Mavi Marmara’da hunharca katledilenler şehit değilmiş..! Cüneyt Ülsever anlatıyor:
“Sohbetimiz sırasında konu İsrail ve Mavi Marmara gemisine geliyor. Fethullah Gülen Mavi Marmara’da pek çok gönüllünün sürekli tekrar ettiği “şehit olmaya gidiyoruz” retoriğine şiddetle karşı çıkıyor. Böylesine bir şeyin şehitlik bile kabul edilemeyeceğini söylüyor.”
İsrail aleyhindeki kısımlar sebebiyle STV’de yayınlanan Tek Türkiye dizisine bile ayar vermiş:
“Bir ara konu STV’de yayınlanan Tek Türkiye dizisine geliyor. Hatırlayacaksınız bu dizi Stv’nin Kurtlar Vadisine alternatif olarak çektiği bir dizi. Gülen’in daha önce İsrail ile Türkiye arasında çeşitli diplomatik krizlere neden olan bu dizinin sıkı bir takipçisi olduğunu anlattıklarından anlıyoruz. Hatta dizinin içindeki kimi radikal bölümlerinin bizzat değiştirilmesini istediğini de söylüyor.”
Türkiye deki her şeyi yazarları bile tek tek internetten takip ediyormuş. Yani cemaat’in Türkiye’de yedikleri naneden ve ülkeye verdikleri zarardan, haberi yok değil..! Cüneyt Özdemir bunu şu cümleleri ile anlatıyor:
“Bir gün once New York’dan yaptığım yayını seyretmiş. ‘Arasıra arkadaşlar internet üzerinden gösteriyorlar yayınlarınızı takip ediyorum’ diyor. Şaşırıyorum…”
Ve işte Fethullah Gülen’i kahvaltı masasından kaçırtan soru… Hanefi Avcı’nın yazdığı kitapla ortaya çıkan ve yıllardır Türkiye’yi geren olaylar... Türkiye’deki cemaatin tüm operasyonlarını 35 yaşındaki Kozanlı bir gencin yönetiyor olması… Orduya karşı yürütülen operasyonlar, polis ve adliyedeki yapılanmalar vesaire.. Cüneyt Ülsever bir kitap yazıyor ve bu konuları çok merak ediyor. “Önemli İşler Dairesi” isimli kitabını yayına hazırlarken çok şey öğreniyor. İşte tüm bunları düşünerek o şok edici soruyu soruyor:
“Sohbet ilerledikçe Fethullah Gülen daha rahat konuşuyor. O konuştukça biz de rahatlayıp sorularımızı daha net bir şekilde sormaya başlıyoruz. Lafı hiç dolandırmadan soruyorum.
“Türkiye’da çok tartışılan konulardan bir tanesi cemaatin içindeki yöntemler. Sizin rahatsız olduğunuz olmuyor mu? Siz cemaat adına cemaatçilerin yaptıkları herşeyin farkında mısınız? Rahatsız olduğunuz var mı?” diye kafadan soruyorum.
Hafif bir sessizlik oluyor ama Fethullah Gülen kendinden emin. Bazen kendi iradesine rağmen aşırı davrananlar olabileceğini söylüyor. ‘Bana rağmen benden daha çok uğraşanlar olabilir” diyor. Onlara uyarıları direk ‘Şunu neden böyle yaptın?’ ya da ‘Bunu böyle yapma!’ şeklinde değil sohbet toplantılarında telkinlerle bildirdiklerini söylüyor.
Söyler söylemez de rahatsızlığı nedeni ile içeriye gitmesi gerektiğini söylüyor. Masadan kalktığında yardımcıları tatlı tatlı da olsa net bir şekilde ‘Daha fazla siyaset konuşulmamaması gerektiğini ve başka soru sorulmaması gerektiğini’ vurguluyorlar.
Ve bu gazetecilerin kahvaltı masasındaki son konuşmaları oluyor.
Daha sonra ağaçlarla kaplı göletli villalardan oluşan malikanenin patika yollarında dolaşırken cemaatin önde gelenlerinden biri lafı ağzından kaçırıyor:
“Mesela senin sorduğun soruyu başkaları alıp ‘Bakın Gülen kendi cemaatini bile kontrol edemiyor’ diye aleyhimize kullanabilirler. Oysa böyle bir durum yok.”
Görüşme sırasında Fethullah Gülen, Türkiye’ye dönerse yaşamak istediği yer olarak ise hiç çekinmeden İzmir olduğunu söylemiş. İzmir halkı, ABD’de göletli villalar içinde çiftlikte yaşayarak, arkasına dış güçleri alarak Türkiye’nin altını üstüne getirenleri, değil İzmir’de Türkiye’de bile yaşatmaz. Bu ülkenin düşmanlarını, Kurtuluş savaşında düşmanları denize döktüğü gibi döker..!
Görüşmeyi yapan gazetecilerin şaşırtan yönü ise, görüşmeyi ballandıra ballandıra ve çok olağanüstü bir şeymiş gibi anlatmaları. Büyülü bir hava varmış gibi vermeleri. Türkiye’den uzakta ABD’de göletli villalardan oluşan bir çiftlikte ünlü bir kişi ile karşılaşınca böyle oluyor galiba… Yavaş yavaş alışırlar, ünlülerle konuştukça, onların da sıradanlaştığını…
Görüşmeyi sitesinde yayınlayan Cüneyt Özdemir’e cemaatin destekçileri yorumları ile müthiş gaz vermişler. Talimat üzerine yazıldığı belli olan tek tip yorumlar oldukça belirgin ve yağ damlıyor…!
KAYNAK: dipnot.tv
Etiketler:
Dinler arası diyalog
,
Fethullah Gülen
,
Misyoner MOON Tarikatı
,
Misyonerlik Faaliyetleri
,
slider
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
Bu ay öne çıkanlar
-
Sabetayistlerin Üsküdar Bülbülderesi Mezarlığı ve Mezar Taşları Üzerindeki İsimler Atatürk‛ün akrabaları Kapancı‛lar bu mezarlıkta. Mezarlar...
-
"Said-i Nursi bir mason veya Komünist kadar tehlikelidir" OSMANLI ŞEYHÜLİSLAMLARINDAN MUSTAFA SABRİ EFENDİ'NİN SAİD-İ NURSİ HA...
-
(CHP nin tek parti ziyniyeti zamanında okutulan, Türk' ün yeni amentüsüdür. Hakimiyet i Milliye Matbaası'nda basılmış ve Geliri Tay...
-
➥ Zina değil, seviyeli beraberlik ➥ Orman değil, 2B arazisi ➥ Zam değil, güncelleme ➥ Fesih değil, yenileme ➥ Zehirlenm...
-
Hızlanın, vakit kıymetli. Bu tekniği her zaman kullanın. Arama motoruna ''site: facebook.com/akademidergisicom '' ...
-
Aralık 1989'da Tercüman Gazetesinde, Süleymanlı Cemaatinin o zamanki idarecisi / ağabeyi merhum Kemal Kacar ile yapılan bir mülakat... ➥...
-
Alparslan Türkeş, Osmanlı'nın Kıbrıs'a sürgün ettiği bir Yahudi ailesinin ferdiydi. Gerçek adı Hüseyin Feyzullah'tı... Arusilik ...
-
Türkeş Arusiler'le gizlice görüşürdü 25 Ağustos 2001 günü, Musevi kökenli ünlü iş adamı Üzeyir Garih Eyüp Mezarlığı'nda bıçaklana...
-
Alparslan Türkeş, Küçük Hüseyin Efendi, Üzeyir Garih cinayeti ve Kripto Yahudiler Alparslan Türkeş'in gerçek ismi olan Hüseyin Feyzullah...
-
Süleymanlılar hiçbir zaman Menderes'i desteklemedi. Her şey yanlış biliniyor... Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) Adnan Mend...




