Ahmet Emin Yalman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Emin Yalman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-03-23

Yahudi Dönmesi -Sabetayist- Ahmet Emin Yalman'ı Hüseyin Üzmez Vurmuştu; İlk Güzellik Yarışmaları ve Ahmet Emin Yalman

Yahudi Dönmesi -Sabetayist- Ahmet Emin Yalman'ı Hüseyin Üzmez Vurmuştu; İlk Güzellik Yarışmaları ve Ahmet Emin Yalman
Yahudi Dönmesi -Sabetayist- Ahmet Emin Yalman'ı Hüseyin Üzmez Vurmuştu;
 İlk Güzellik Yarışmaları ve Ahmet Emin Yalman


Türkiye' deki Güzellik yarışmalarını ilk defa tertip eden, bu başarıyı(!) elde eden yine bir Yahudi dönmesidir; AHMET EMİN YALMAN'dır...

17 Yaşında bir lise öğrencisi iken Yalman' a, Malatya' da, Büyük Postane önünde, devrin Sabetayist-Karakaşi başbakanı Adnan Menderes'in yakınında altı el ateş ederek öldürmeyi beceremeyen kişi ise şu meşhur Hüseyin Üzmez'dir.

Sorgusunda, "Yalman bir Yahudi dönmesidir. Irki cibiliyetinin gereği olarak bu yarışmaları tertip etmiştir. Ruslar, Keriman Halis'in Amerikalı askerlerin kucağındaki resimlerini bastırıp, KORE'de savaşan askerlerimizin üzerinden atmışlar ve altına şu notu düşmüşlerdir; -siz burada ölüyorsunuz, amerikalılar, avrupalılar sizin kızlarınızı öpüyorlar-. İşte bu yüzden sıktım Yalman' a..." demiştir.

Kendisi de dönme iken Yahudiliğe geçen ve kimliğine Yahudi yazdıran Ilgaz Zorlu şöyle söylüyor:

"Ahmet Emin Yalman’ın Mustafa Kemal’le 1927’de yaptığı röportajda, Yalman şunu söylüyordu 'Sizin hayatınızı etkileyen iki öğretmen var. Biri benim babam, öteki de Şemsi Efendi’ydi.' Şemsi Efendi, benim büyükbabamın büyükbabasıdır. Atatürk’ün ilk öğretmeni Şemsi Efendi bir hahamdır ve benim ailem de 17 kuşak boyunca bir haham ailesi olarak gelmektedir. Bu arada, Ahmet Emin Yalman da Sabetaycıdır. Atatürk’ün Sabetaycı olup olmaması önemli değil ama şu bir gerçek ki Atatürk, Sabetaycı kültürün içinde yer almış bir insandı. (Bakınız: Murat Menteş'in Ilgaz Zorlu ropörtajı)

****
"Ben anamdan doğdum doğalı dünyaya hiçbir zaman dört elle sarılmadım. Elinde bavuluyla vatanına gitmek isteyen bir gurbetçi gibiydim. Ecel treninin kalkmasını bekliyordum, ölüm treninin kalkmasını bekliyordum. Korku hissini zaten tanımıyorum. Hayatımda korku nedir bilmiyorum, korku hissini bilmiyorum."
Hüseyin Üzmez

Dönme Dolap Ahmet Emin. Yahudi Dönmesi -Sabetayist- Ahmet Emin Yalman

Dönme Dolap Ahmet Emin. Yahudi Dönmesi -Sabetayist- Ahmet Emin Yalman
Dönme Dolap Ahmet Emin. Yahudi Dönmesi -Sabetayist- Ahmet Emin Yalman

FÜREYYA HANIM VE AHMET EMİN YALMAN
Şâkir Paşa'nın kızı Hakkıye Hanımefendi ile aileler arasında oldukça eski bir hukuk vardı. Hakkıye Hanım'ın kocası Emin Paşa ise, Mürşidimin tâzimkârı, vatan sever, şerefli bir askerdi.

Hakkıye Hanımefendi ile Emin Paşa'nın, Füreyya isminde bir kızları ve Şâkir isminde de bir oğullan vardı.

Bir zamanlar, Atatürk'ün muhafızlarından olan Kılıç Ali ile evli olan Füreyya Hanım seramikçiliğe heves ederek bu işe başlamış ve hayli de muvaffak olmuştu. Ancak, sanatında en küçük bir Türk havası sezilmez, renk âhengindeki başarısına rağmen, abstre ve bir anlayışa göre de, bakana sıkıntı ve darlık veren ultra modern desenlerde ısrar ederdi.

Füreyya Hanım, Kılıç Ali ile aralarında talâk vâki olduktan sonra, mesleğine daha da sarılarak, devamlı sergiler açmaya başlamıştı. Bu sergiler her ne kadar iç karartıcı idi ise de, hatır kollayarak, davetlerine gitmeye gayret ediyordum.

Bir defasında da sergisini evinde açmıştı. Gene davetli idim ve gittim. İçeri girer girmez annesi karşıladı. Antreyi ikiye bölen paravananın bir tarafı tenhâ, diğer tarafı ise çok kalabalıktı. Bu kaynaşan insan yığınına şöyle bir bakmakla dahi, içeride hayli tanıdık simalar bulunduğunu görmüştüm.

Bu izdihamın arasına girmek istemedim ve paravananın öteki tarafına geçtim.

Hakkıye Hanımefendi ne beni bırakabiliyor, ne de diğer davetlilerden uzak kalmak istiyordu. Beni de öte tarafa geçirmek için bir orta yol bulduğunu zan ederek:

- Cicim, gelin sizi Ahmet Emin Bey'le tanıştırayım, dedi.

- Hayır hanımefendi, bu adam, din düşmanı, neticede de vatan hâini sayılır. Tanışıp elini sıkmak istemem, dedim.


Kadıncağız şaşırdı. Sâdece:

- Ya! dedi.

Biraz oyalandıktan sonra da sergiden ayrıldım. Amma bu ayrılış, yalnız Füreyya Hanım'ın sergisinden değil, asıl kendisinden oldu. Zira, o zamana kadar Füreyya Hanım'ın, Türkiye Gizli Komünist Partisi âzası olduğu rivayetini duymamıştım. Bu rivayet, gerçekle alâkalı olmasa dahi çok tedirgin olmuştum.

Geçen gün bu sevimsiz hâtırayı, Ressam Ahmed Yâkupoğlu'nun yanında konuşurken, o da bana. Neyzen Tevfik'in Ahmet Emin'in iç yüzünü çizen şu kıt'asını okudu:


Şu bizim dönme dolap Ahmet Emin
Din ü îmânımıza çatmadadır
Başımız ağrımaz etsek de yemin
Vatanı on kuruşa satmadadır.
1


1) Bir Selanik dönmesi olan Ahmet Emin Yalman'ın o târihlerde çıkarmakta bulunduğu Vatan isimli günlük gazetesinin fiyatı 10 kuruş idi.

Ne idik, Ne olduk
Samiha Ayverdi
Shf: 83-84

[Ahmet Emin Yalman, Sabetayistlerin Yakubi kolundandır. Sabetayistlerin Kapani kolundan olan Mustafa Kemal Adıtürk ile arasının iyi olmaması bundandır.]

2011-05-05

Masonların İntikamı Ağır Oldu; Hüseyin Üzmez'e Ne oldu?

Masonların İntikamı Ağır Oldu; Hüseyin Üzmez'e Ne oldu?


Sadece on yedi yaşında bir lise öğrencisiydi…
Devrin en etkili kalemşörünü yani Selanikli Yahudi dönmesi (Sabetaycı) Ahmet Emin Yalman’ı altı el ateş edip devrin Sabetaycı başbaşkanı Adnan Menderes’in ayaklarının altına yıktığında daha on yedi yaşındaydı…

...Tanınmadan, teşhis edilemeden kaçmayı başarmış ama yakalanan arkadaşlarına yapılan zulümlere dayanamayıp kendi iradesiyle teslim olmayı seçmişti…

Cumhuriyet tarihinin ihanet şebekesi olan, Osmanlı’yı yıkıp yerine kendi fikir ve görüşlerine uygun yeni Cumhuriyeti kuran ve Sabetaycı yada Yahudi Dönmesi diye bilinen kliğin o zamandaki en etkili kalemşörü olan Ahmet Emin Yalman’ı neden vurduğu kendisine sorulduğunda;

“Yalman bir yahudi dönmesidir. Irki cibiliyetinin gereği olarak bu güzellik yarışmalarını tertip etmiştir. Ruslar, Keriman Halis'in Amerikalı askerlerin kucağındaki resimlerini bastırıp, KORE'de savaşan askerlerimizin üzerinden atmışlar ve altına şu notu düşmüşlerdir; -siz burada ölüyorsunuz, Amerikalılar, Avrupalılar sizin kızlarınızı öpüyorlar-. İşte bu yüzden sıktım Yalman' a" demiştir.

Evet… O, yaşıtlarının gençlik hevalarının peşinde koşuşturduğu bir zamanda bu derece milli ve manevi değerlerini dert edinen ve korkusuzca bu uğurda mücadele eden bir gençti…

Yalman ölmedi… Ama yine de tam yirmi sene kesinleşmiş ağır hapis cezası verildi Üzmez’e… On buçuk sene yattıktan sonra tahliye edildi… Hapis hayatında İngilizce öğrenip liseyi dışarıdan bitirdi… Çıkınca da Hukuk fakültesinden mezun oldu ve avukat oldu…
Hapisliğinde Necip Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti gibi kimselerle beraber bulundu. Çıkınca da gerek üniversite hayatında, gerekse sosyal hayatında Türkiye’nin en tanınmış siyasetçi, bürokrat, aydın kişileri ile içli dışlı oldu…

Osmanlı Teşkilat-ı Mahsusa’sının başkanlığını yapmış olan Kuşcubaşı Eşref (Sencer), Üzmez’den manevi oğlu olmasını rica etti ve Üzmez’de kabul etti..

Sağlık Bakanlığı müsteşarı iken ilk defa “Hızır Acil” adı ile Ambulans sistemini kuran kişi oldu… Gazeteciliğe atıldı ve Kalemiyle hizmet etti, ülkesine, milletine ve dinine…

Yalnız diğerlerinden farkı vardı Üzmez’in… Herkesin bilmediği bir takım derin sırları biliyordu… Ortada Türk ve Müslüman gibi gözüken ve tüm Müslüman Türkleri yönlendiren kişilerin asıl kimliklerini çok iyi biliyordu… Yazılarında ve çıktığı TV programlarında onların kurduğu güncel tuzaklara ciddi çelmeler takıyordu… Bütün İslami basının kalemşörlerinin zorunlu demokrat yapıldığı günümüzde bu akıma set olup herkese cesaret veriyor ve canlı yayınlarda “Ben demokrasiye inanmıyorum. Ortada demokrasi yokken biz cihana hakimdik. Şimdi ne oldu? Batının uşağı olduk?” diyordu…
Yetmiyor gösterilenin aksine Masonların ne kadar korkak, aciz ve kendi aralarında problemli olduklarını da sık sık işliyordu..
En son “Hatıralarımı yazıyorum” demesi de belki bardağı taşıran damla oldu…

Ve beklenen oldu…
Malum hadise basına yansıdı…
“Kolama ilaç katılmış, elimde resmi rapor var” dedi duyulmadı… “Yıllardır yanımızda hizmet eden içimizde olan bir ailenin kızları ama yolunu şaşırmış” dedi, duyulmadı…
Kızın öz teyzesi “Kızımızla konuştum, tehdit edilmiş, korkutulmuş, o yüzden böyle bir iftira atmış” dedi ama Sabetaycıların kontrolündeki medyamız bunu da es geçti…

Nihayet, Üniversite profesörlerinin altına imza attığı bir resmi rapor ile kızın hiçbir tacize uğramadığı ve Üzmez’in suçsuz olduğu tescil edilip serbes bırakıldı ama yine olmadı…
Sistem kurulu saat gibi işlemeye devam etti ve Bakan Nimet Çubukçu’nun da büyük gayretleri sonucu Üzmez ikinci kere tutuklandı…

Bütün bu gelişmeler bir gerçeği tekrar gün yüzüne çıkardı.. Türk Masonlarını idare edenler hep Sabetaycılar… Basında, Yargıda, İş dünyasında hep onlar varlar… En kötüsü ise bizden gözüküyorlar ve adilikte sınır-kural tanımıyorlar….

Hüseyin Üzmez’e atılan bu iftiraya inanmanın olsa olsa bir yolu vardır; Bir yazısını dahi okumamış olmak..

Mehmet Fahri Sertkaya
Akademi

Bu ay öne çıkanlar