mucize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mucize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-05-31

Ay zeminindeki çatlak ve ayın ikiye ayrılması mucizesi (inşikak-ı kamer)

Ay zeminindeki çatlak ve ayın ikiye ayrılması mucizesi (inşikak-ı kamer)
Ay zeminindeki çatlak ve ayın ikiye ayrılması mucizesi (inşikak-ı kamer)
"İnşikâk-ı kamer" mu'cızesl mevzuunda, günümüzde ay etrafında dolaşan ve Sputnik adı verilen uydulardan alınmış -dünyadan çekilebilen fotoğraflara nazaran mesafeleri daha çok yaklaştıran- ay yuvarlağı ile alâkalı fotoğraflarda, ay sathının/yüzeyinin tam ortasında yukarıdan aşağıya uzanan bir çatlak görülmektedir. Bu çatlak, takriben bir buçuk kilometre genişliktedir.

Amerikalılar bu çatlağa 'Radley Rille' adını vermişlerdir. Bu çatlakla alâkalı olarak Apollo-15’le gerçekleştirilen derinliğine araştırmalar, bugüne kadar halka açıklanmadığına göre anlaşılan, bundan sonra da açıklanmayacaktır.

Nitekim dünyaca meşhur İngiliz gazetesi The Guardian’ın, 29 Temmuz 1971 tarihli nüshasında yayınlanan yorum-haber, Batının bu işten korktuğunu ortaya koymuştur. Orada çıkan yazıda, Müslümanlar'ın daha şimdiden bu fotoğraflara dayanmak suretiyle, İslâm Peygamberi (s.a.v.)'ne atfedilen 'ay'ın ikiye bölünmesi' mu'cizesinin gerçekliğine dair isbat yoluna girdikleri... tarzında açıklamalara yer verilmişti.

Acaba bir gün, ilim namusu ağır basan insaflı astronotlar çıkıp, bu yarığın aslı ve esası mevzuunda insanlığa ışık tutacak, bunun, inşikâk-ı kamer mucizesinde meydana gelen çizginin bir kısmını teşkil ettiğini açıklayabilecekler mi?.. Ne dersiniz?

اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانشَقَّ الْقَمَرُ

İkterebetis sâatu ven şakkal kamer(kameru).

(Kıyamet yaklaştı ve ay ikiye ayrıldı.)
Kamer Suresi, Ayet:1

2012-02-17

İsa aleyhisselamın bir mucizesi; Yarasa

İsa aleyhisselamın bir mucizesi; Yarasa


îsâ aleyhisselam kavmine "Ben size Rabbinizden (peygamberliğimin alameti olan) bir âyet ile geldim: Ben size çamurdan kuş biçimi gibi bir mahlûk yaparım da içine üflerim. Allah'ın izni ile derhal kuş olur..." (Âl-i imran Sûresi, âyet 49) buyurdu ve bir yarasa yaptı. Üfleyince yarasa Allah'ın izni ile uçtu.

Yahudiler Hz. îsâ'nın bu mucizesini de gördükleri halde inanmadılar ve "Bu bir sihirdir" dediler.

îsâ aleyhisselam bunca kuş türü arasından yarasayı tercih etti. Çünkü o diğer yaratılmışlardan daha acaip, daha farklıdır:


Yarasalar, kan ve etten ibarettir. Kanatlarını çırparak uçan yegâne memelidir. Kuşlar gibi tüyü yoktur. Gövdesi çok ince kıllarla kaplıdır. Ayrıca kuşlar gibi yumurtlamaz; doğurur ve yavrusunu memesinden süt ile besler. Gündüzün ışığında ve gecenin karanlığında görmez. Güneş battıktan.sonraki ve güneş doğmadan önceki saatlerde görür. İnsan gibi güler, kadın gibi hayız olur.

Zannedildiği gibi pis hayvanlar değildir. Her sabah ve avlandıktan sonra kediler gibi yalanarak kendilerini temizlerler. Buzdolabında bile hayatlarını devam ettirebilirler. Laboratuvarlardaki buzdolaplarında uyuyan yarasalar üzerinde yapılan çalışmalar kalp ve dolaşım hastalıkları ile kadın hastalıklarına ışık tutmaktadır.

Gündüzleri karanlık yerlerde, arka ayaklarının çengellerine baş aşağı sarkarak dinlenirler. Gece avlanmaya çıkarlar, Çoğu böcekçildir. Bazısı da meyve ve çiçek özü ile beslenir.

Arı kuşu kadar minik yarasalar olduğu gibi, kanatlan açıldığında 1,5 metre eninde olanları da vardır. Sıcak bölgelerdekilerin boyları daha büyüktür. Mağaralar, ağaç kovukları veya harabelerde tünerler.

Yarasalar ses titreşimi (ultrasonik titreşimler) ile cisimlerin şekil ve uzaklıklarını, hareketli veya sabit olduklarını tespit ederek hem yönünü bulur hem de avını tespit eder.

Yarasalar 200.000 frekanslı sesleri duyabildikleri halde insanlar, frekansı azamî 20.000 olan titreşimleri ses olarak duyarlar.

*****

"Üstlerinde kanatlarını aça-kapata uçan kuşları (hiç) görmediler mi? Onları (havada) Rahman olan Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz O, herşeyi hakkıyla ve kemaliyle görendir."

[Mülk Suresi, 19. ayet-i kerime)

2012-02-03

Her olağanüstü hal keramet değildir, doğru ve büyük adam olmanın, evliya olmanın alameti değildir.

Her olağanüstü hal keramet değildir, doğru ve büyük adam olmanın, evliya olmanın alameti değildir.


HARİKULADE/OLAĞANÜSTÜ  HALLER

İrhâs, nebinin nübüvvetini izhâr etmeden evvel kendinde zuhur eden harikulade hâllerdir. Hz. Isâ {a.s.)'nın beşikte iken konuşması, Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v)'i  bi'setinden evvel dâima bir bulutun takip etmesi ve ağaçların selam vermesi gibi.

Mucize, peygamber olduğunu izhâr ve isbât için bir peygamberden sadır olan harikuladedir. Rasûlullâh'ın mucizesi gayet çoktur. En büyük mucizesi Kur'ân'dır. Çünkü enbiyânın mucizeleri umumiyetle kavimlerinin iftihar ettikleri şeylerin cinsinden olur ki, acziyetteri ortaya çıkınca nebilerini tasdik edip saadet-i dâreyne nail olsunlar. Meselâ, İsâ (a.s) zamanında tıp ilmi ileri gitti, insanlar onunla iftihar ettiler. Lâkin anadan gözsüz doğanları tedavi ve ölüyü ihya edemediler. Hz. İsâ (a.s.) körlerin gözlerini açmak, ölüyü diriltmekle onları âciz kıldı. Rasûlullâh Efendimiz zamanında Arap kavmi fesahat ve belâgatle ileri gitti. Kur'ân'ın fesahati ve belagatı onları âciz bıraktı. Hatta bir âyetin bile mislini getirmekten âciz oldular.

Keramet, nübüvvet dâvasında bulunmayan marifet ve taat ehli velîden zuhur eden harikuladedir. Keramet, velî olan kuluna Allah'ın ikramıdır. Kerâmet-i evliya haktır. Vukuuna delil çoktur. Meselâ, Hz. Meryem'in yanında yaz günlerinde kış, kış günlerinde yaz meyvelerinin bulunması, Süleyman (a.s.)'ın vezirinin uzak mesafeden Belkıs'ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar getirmesi gibi. Bu kerametlerin hepsi Kur"an'la sabittir. Binâenaleyh inkâra imkân yoktur.



Meûnet, amelleri ve ahlâkı güzel olan bâzı mü'minlerde bir iddiaya dayanmadan zuhur eden harikulade hâllerdir, bâzı mü'minlerin sıkıntı ve musibetlerden kurtulmaları, kolaylıkla maişet tedârik etmeleri büyük bir tehlikeyi kolayca atlatabîlmeleri gibi. Bu meûnet Allah'ın kullarına lütfü, ihsanı ve yardımıdır. "Kul bunalmayınca Hızır yetişmez" sözü meûneti hatırlatır.

İstidrâc, küfrü ve isyanı zahir olan kimsenin elinden kendi arzularına muvâfık olarak zuhur eden harikulade hâllerdir. Fravun'un 400 sene gibi uzun yıllar yaşayıp baş ağrısı bile görmemesi, şeytanın ölümden sonraki dirilişe kadar kendisine ömür verilmesi için yaptığı duanın kabul edilmesi gibi. (Duası kabul oldu ancak ömrü dirilişe kadar değil kıyamete kadar uzatıldı.)

İhanet, küfrü ve isyanı açık olan kimsenin elinden kendi isteğinin aksine zuhur eden hâllerdir. Meselâ, Müseylemetü'l-Kezzâb "Ben nebiyim ve nübüvvetime su keçi şahadet edecek" dedi ve keçi de "Sen yalancı melunsun" dedi. Yine mucize gösteriyorum diye suyu az olan kuyunun suyunun çoğalması için kuyuya tükürdü, fakat kuyuda mevcut olan su da kurudu.

Anlaşılacağı üzere olağanüstü haller bir kafirin hatta şiddetli ve zalim bir kafirin elinde bile görülebilir. Bu hal evliyanın kerameti mi yoksa kafirin/münafığın istidracı mı diye çok dikkat etmek gerekir.

Eskiden beri bazı sapık tarikatların kendi vücutlarına zarar vermeleri, kesmeleri, delmeleri ve buna rağmen kanama bile olmaması da keramet değil istidraçtır.  Şeytani/Cinni bir durumdur. Bu haller onların yüksek mertebelerde olduklarını değil aşağılık derekelerde olduklarını ve cinnilerin elinde oyuncak olduklarını, yaşadıkları hallerinde sihir olduğunu gösterir.


Bu ay öne çıkanlar