islam'a göre cinsi meseleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
islam'a göre cinsi meseleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-05-01

Cinsi Münasebetten Önce neler yapılmalıdır?

Cinsi Münasebetten Önce neler yapılmalıdır?
Cinsi Münasebetten Önce neler yapılmalıdır?


Cinsı münasebetten önce sevişmek müstehaptır. Cabir bin Abdullah'ın rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz, sevişmeden önce cinsı ilişkide bulunmayı men etmektedir.
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
"Sizler hayvan gibi cima etmeyin. Daha önce sohbet edin, oynaşın ve öpüşün."
Öpme, çekiciliğin ilk ifadelerinden biridir. Öpme çeşitli ve çok kuvvetli his ve heyecanlar doğurur. Kalbin ve bütün vücu­dun bütün hislerini uyandırır. Öpme anında tansiyon yükselir ve nabız hızlanır. Vücuttan vücuda elektrik akımı olur; bu akım diller birbirine değince daha da fazlalaşır. Hatta kadın erkeğin veya erkek kadının dudağına eliyle bile dokunsa, cinsı uzuv­larına kan hücum eder. Dokunma duygusu kadınlarda daha kuvvetlidir. Çünkü onun vücudu geniş bir heyecan sahasıdır. Öpüşme anında dişlerin de önemi vardır. Dişlerin hafifçe fakat acıtmayan temasından çok şiddetli heyecan duyulur.
Kadınlar erkeklere göre çok daha geç tatmin olurlar. Cinsı münasebetten önceki okşama ve öpme hareketlerini mümkün oldukça uzatmalıdır. Bunu bilmeyen erkeklerin hanımları ko­calarından hoşnut olamazlar. O bakımdan erkekler acele değil sabırla hareket etmelidirler. Kadını hassas bir hale getirinceye kadar kendini frenlemeli, onun cinsı temasa iyice hazır hale gelmesini temin etmelidir. Kadın ne kadar şiddetli sevilirse, o kadar çabuk uyanır. Ne kadar sıcak bir alaka görürse o zevk onu o kadar sarar. Bu hal ne kadar uzarsa o kadar memnun olur.
Kocalar karılarının hislerini ayaklandıracak durumu araştırıp bulmalı ve tatbik etmelidirler.
Bu hususları hadisi şeriflerle de pekiştirmiş olalım:
Cabir (r.a.) diyor kı:
"Paygamberimiz (Erkeği yatağına girdikten sonra) ailesi ile oynaşmadan cinsı temasta bulunmaktan yasak­ladı."
Başka bir hadisi şerifte:

"Sizden biriniz hayvanın temas ta bulunduğu gibi yapmasın. İkisi arasında bir elçi olsun.
- Denildi ki, elçi nedir? Ya Resulallah.
- Öpmek ve konuşmaktır, buyurdular.
Kadın, ilk defa kendisiyle cinsı münasebette bulunan insan olarak kocasına büyük bir sevgi duyar. Bu sevgi bütün hayat bo­yunca devam eder. Bekaret zarının giderilmesinden sonra cinsı münasebetin hazzını devamlı olarak hissetmeye başlar.
Bekaret zarının yırtılmasından sonra bazılarında fazla kan gelebilir. Bu durumda bir süre bacaklarını yumması gerekir.
Bekaret zarının giderilmesinde kocaya yol gösterecek biri varsa o da karısıdır. Kadının donuk ve katılığı evliliğin en güzel yanını yok eder.
Kişi kendi işini bitirdikten sonra, eşinin de cinsı yönden ra­hatlamasını temin etmelidir. Şehevi tatminden sonra herşeyi bırakmamalıdır. Eşine tatlı bir dokunuş ve işin evvelinde de lazım olan okşama, öpme burada da gereklidir. Yoksa işi bitince hemen sırtını karısına dönüp uykuya dalıvermek, yanlış ve kadını hayal kırıklığına sevkeden bir harekettir.
Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri 

2012-04-08

Bekaret (kızlık) Zarının Hususiyetleri

Bekaret (kızlık) Zarının Hususiyetleri
Bekaret (kızlık) Zarının Hususiyetleri


Bir hanımın bakire olduğunu simgeleyen bu zar, kadının cinsi organının dışa açılan bölümünde, rahim yolunu kapayan dokunun kalınlaşmış bir kıvrıntısında meydana gelmiş ince bir zardır. Bu zarın ortasında adet kanının çıkmasını sağlayan de­lik veya delikler vardır. Deliksiz olan zarlar da varsa da, bu, adet görme yaşında anlaşılır .. Çünkü kan dışarı atılamadığı için sancı yapar; doktorlar da kanın çıkması için küçük bir delik açarlar.
Bu zar bazı kadınlarda çok kalın olup, cinsi temasla da yırtılmaz. Bu durumda doktor müdahalesi lazımdır.
Normal kızlık zarı ilk cinsi temasla yırtılır ve hafif bir acı ve az bir kanla olur.
Bazıları da elastiki yani esnek olup normal cinsi temasla yırtılmaz. Böyleleri ilk doğuma kadar kalabilir. Bu arada müte­addit cinsi temaslar olabilir.
Bazı zarlar; düşme, çarpma, zorlama ve ağır kaldırmalarla yırtılabildiği gibi; bazı kadınlarda cinsı temasla kızlık zarı gide­rildiği halde kan gelmeyebilir. Böyle bir durumda şüphelenen erkek, evliliği sona erdirmek yerine bir doktora başvurur ve hanımını muayene ettirirse daha isabetli hareket etmiş olur.
Bekaret ile utanmak arasında çok yakın bir bağ vardır.
Bekar bir kızın yüzüne dikkatle bakılınca yüzü kızarır ve başını yere eğer; böylece utancını belli eder. Bu onun bakire olduğuna işaretlerden bir işarettir. Aksine, bekaretini kaybetmiş birisi, bu utanma alametlerini taşımaz. Hatta onun bakışlarından bekar erkekler utanıp yere bakarlar .

Bekaretini kaybeden kızların, kızlık zarlarıyla beraber haya perdeleri de yırtılır. Bununla, başından zaruri bir hadise geçmiş olanları değil, şehevı hislerinin esiri olarak ve kendi isteği ile bekaretini kaybeden hayasızları kastediyoruz.
Bugün dünyanın birçok yerlerinde, kızlık zarının bulun­ması, iffetin, utanmanın bir nişanı olarak hala geçerliliğini ko­rumaktadır.
Kızlık zarı üzerindeki delikten, ancak küçük bir parmak ih­tiyatla girebilir. Yırtılması halinde gelecek kan az olmakla be­raber, şahıstan şahısa değişebileceğinden, anormal kanama­larda doktora görünmeyi ihmal etmemelidir. .
Adamın biri evlenmişti. Karısı bakire çıkmadı. Çünkü uzun süre adet görmekten dolayı kızlık zarı yırtılmıştı. Hz. Aişe'ye sordular: Hiç şüpheniz olmasın ki, uzun süre adet görmek bek­areti (kızlık zarını) giderir, dedi.

Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri 

Akraba evliliği sakıncalı mı? Sakat doğumlara sebep olur mu?

Akraba evliliği sakıncalı mı? Sakat doğumlara sebep olur mu?
Akraba evliliği sakıncalı mı? Sakat doğumlara sebep olur mu?



Akraba evliliğinden dolayı, doğan çocuklar sakat olmaz.
Öyle bir durum olsaydı, müslümanlık akraba evliliğini yasaklardı. Nice insanlar vardır ki, çok yakın akrabasıyla evlidir, fakat çocukları çok gürbüzdür. Akrabasıyla evlenenlerin bazılarının çocukları sakat olabiliyor, bu doğru. Fakat akraba olmayanların da bazen çocukları sakat oluyor. İnsanlığa zararlı bir şeye İslam dini müsade etmez. Hz. Ali Efendimiz de akraba evliliği yapmıştı ama, çocuklarının hiçbirinde sakatlık yoktu.
Bu husus peygamberimizin fiiliyle de sabittir. Zira peygam­berimiz halasının kızı (Zeynep, r.a. validemiz) ile evlenmiştir. Peygamberimizin yaptığı bir işi kötü görmek kadar bu dünyada kötülük tasavvur olunamaz.
Akraba evliliğinin zannedildiği gibi mahzurlu olmadığını söyleyenler; Hz. Hasan (r.a.) efendimiz zehirlendiği zaman kardeşi hz. Hüseyin'i yanına çağırtarak oğlu Kasım'ı emanet edip "Ya Hz. Hüseyin! Bu oğlumu zamanı geldiğinde kızınızla evlendirin" buyurmasını, daha ashabdan pek çok­larının hala, teyze ve dayı kızlarıyla evlendiklerini delil göstere­rek, yakın akraba evliliğinin zannedildiği gibi bir çok sa­katlıklara sebep olduğu ve olabileceği iddiasının yersiz olduğunu isbat etmektedirler. Bu hususta araştırma yapan tıp uzmanları (Genetikçiler) ana ve babanın sipermlerindeki gen­leri inceleyerek "Şayet genler hasta ise hasta genlerin birleşmesinden çocuk sakat olur. Bu durumun akrabalarda daha çok olma ihtimali vardır" derlerken, acaba bu sa­katlıkların nikah adaplarına riayet edilmediğinden meydana geldiğini ve gelebileceğini hiç düşündüler mi?

Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri 

2012-04-07

Kürtaj ve Çocuk Düşürmek Caiz Midir?

Kürtaj ve Çocuk Düşürmek Caiz Midir? Cinsel sağlık
Kürtaj ve Çocuk Düşürmek Caiz Midir?


Çocuk aldırtmak veya düşürmek dinen kabul edilebilecek bir zarurete dayanmadıkça cinayet sayılmaktadır. Ananın hayatını tehlikeye düşürücü her vaziyette, kürtaj, mesleğinde mahir bir doktorun kararıyla olursa caizdir.
Hanefi mezhebine göre doğuma mani olmayı mübah kılan mazeretler şunlardır:
1- Hamileliğin, emzirmekte olduğu çocuğun sütüne zarar vermesi ve babanın sütanne tutacak güçte olmaması,
2- Ortamın bozuk olup İslamı terbiyenin mümkün olma­ması,
3- Kadın hasta olup, uzman ve müslüman tabip tarafından, hamileliği sebebiyle hastalığının artacağının ve bir hastalığın ortaya çıkacağının söylenmesi.(17)
Görüldüğü gibi fakirlik ve rızık meselesi bu konuda doğrudan bir sebep olarak kabul edilmemiştir. Hiçbir zaruret olmadan kürtajın cinayet olduğu zikredilmişti. Şimdi de bu ci­nayetin derecelerini görelim:
İlk kademesi, meninin ana rahminde kadının menisiyle birleşip hayatı kabul edecek bir vaziyete gelmesidir. Bu vaziyet­teyken yuvayı bozmak mekruhtur. Bu devre ilk 40 gündür ve nutfe devresidir. Donmuş kan ve et parçasına intikal ettikten sonra, onu düşürmek veya aldırmak kerahet-i tahrimiye ile mekruhtur. Bu devre 40 ile 80 gün arasıdır ve alaka devresidir. Yaratılış tamamlandıktan sonra, yani 4 aydan sonra düşürmek veya kürtaj yaptırmak bi'l-ittifak haramdır.(18) Çünkü 120 günd­en sonra cenine ruh üflenir, bir zaruretten dolayı aldırmak bu zaman zarfında (yani ilk 120 gün içinde) caizdir. Çocuk can­landıktan sonra (4 aydan sonra) asla caiz değildir; katildir.(19) Bunu yapanların, şayet çocuk canlı doğar sonra ölürse, katil diyeti vermeleri ve katil keffareti yapmaları lazım gelir. Anne karnında ölürse gurre lazım gelir. Gurre, diyetin onda biridir.
17) Reddü'l-Muhtar, c. 2, s. 380
18 ) İhya Terc. c. 2, s. 133
19) Hukuk-ı İslamiye Kamusu, c. 3, s. 149
. 
. 
Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri 

Yasak ve Günah Olan Cinsi Birleşmeler

Yasak ve Günah Olan Cinsi Birleşmeler Cinsel sağlık
Yasak ve Günah Olan Cinsi Birleşmeler





ADET ZAMANI
Adetli (hayız) ve doğum hastalığı (nifas) içinde olup da he­nüz kendisinden kan kesilmeyen kadınla cinsı temasta bulun­mak dinen yasaktır.
Ashaptan Ebüddahdan (r.a.) Hz.leri bir cemaat huzurunda Resulüllahtan kadınlara hayız halinde nasıl muamele olunacağını sordu. Çünkü, Yahudiler kadınların hayız hallerinde onlardan gayet uzak bulunurlar. Hıristiyanlar ise hayız halini ehemmiyete almıyarak istediklerini yaparlar. Cahiliye Arapları da kadınları ile tamamen ilgilerini keserler, beraber yemezler, içmezler ve bir arada bulunmazlardı. Bu halin devamı sırasında İslamda buna dair birhüküm olmadığından Ebüddahdan'ın suali üzerine bu konuyla ilgili ayet nazıl oldu.
İşte her müslüman erkek ve kadının hayız ve nifas (kirlilik) hallerinde ne Yahudiler gibi ne de Hıristiyanlar gibi olmayıp orta hali muhafaza ederek hayız hallerinde kadınlarla cinsi münasebette bulunmaktan sakınmakla beraber, onlarla mu­habbeti, beraberce yiyip içmeyi, yatıp, oturmayı terk etmemeli­dir.
Hayız (aybaşı) sırasında rahimden kirli kan gelir. Bu pis bir şeydir. Bu durumda kadına yaklaşmak da eziyettir. Kadın bir nevi hastadır. Ruhi gerginlik içersindedir. En iyi şey, ona mümkün olduğu kadar istirahat imkanı vermektir.
Adet gören kadının, göbeği ile diz kapağı arası kapalı olmak şartıyla kocası kendisinden çeşitli şekilde faydalanabilir. Bu caizdir.
Adetli zamanda yapılan temaslardan ötürü doğacak çocukta cüzzam olur. Hayızlı bir kadının cinsi münasebeti eziyet verici olduğu için, haram kılınmıştır. Hanımın normal yolundan başka yollarında ise eziyet daimi bir şekilde mevcuttur. Binaenaleyh böyle bir yoldan münasebette bulunmak, hayızlı bir hanımla münasebette bulunmaktan daha şiddetli bir şekilde haramdır. Bununla, kadına arkadan temas kastedilmektedir.
Adet halinde, kadının kemer bağlama yerinden dizlerinin üstüne kadar uzanan bir örtü yani elbise uygundur. Böyle yap­mak edebdendir. Kişi hayızlı hanımıyla yemek yiyebilir. Onunla beraber aynı yatakta yatmak ve oynaşmakta kişi için, bir beis yoktur. Hayızlı olduğundan ötürü ondan cinsi birleşmesinden başka sakınması gerekmez.
Hayızlı kadınla cinsi temas ta bulunmakla, rahimde iltihap­lar olur. Bu, kısırlaşmaya kadar gider. Kadından erkeğe de geçerek, erkek de kısırlaşabilir. Kadındaki mikroplar, hayızlı birleşmelerde erkeğe daha kolay geçer.
LOHUSALIK (NİFAS)

Çocuk doğuran kadına Lohusa denir. Bunun dinde ismi "Nifas" dır. Lohusadan 40 güne kadar kan gelir. Hiç kan gelme­yen kadın olduğu gibi 40 günden önce kendisinden kan kesilen kadınlar da vardır Kan kesilmediği müddetçe 40 güne kadar onunla cinsı münasebet haramdır.
Hasan-ı Basri'den: Osman bin Ebi’l-As'ın karısı çocuk doğurmuştu. Aradan birkaç gün geçtikten sonra süslendi. Kocası ona: "Size dememiş miydim, Resulüllah (s.a.v.) bize lo­husa kadınlarımızdan 40 gün uzak kalmamızı emretmişti!" dedi.
Kanama 40 gün devam ederse, hayızlı kadına haram olan şeyler lohusa kadına da haram olur.
Kanama daha kısa sürede kesilirse kadın yıkanır ve sorum­luluklarını yerine getirir.
ORUÇLU OLMAK
Oruç, tan yeri ağardıktan güneş batıncaya kadar yemekten, içmekten ve cinsı ilişkide bulunmaktan uzak durmaktır. Bu ta­riften da anlaşıldığı gibi, oruç geceleri, ilişki serbesttir.
İlk zamanlarda Ramazan gecelerinde bu serbestlik yatsıya, veya uyuyuncaya kadar idi. Bu, müslümanlara zor gelince Cenab-ı Allah geceleri cinsel ilişkiyi serbest etti.
Ramazan gündüzlerinde, hastalık, sefer gibi mazeretleri olmayan bir kimsenin böyle bir harekette bulunması günahtır ve cezayı gerektirir.
Ebu Hureyre (r.a.)! buyuruyor ki: Resulüllah (s.a.v.)'e bir adam geldi, "mahvoldum, Ya Resulallah," dedi. O da: "Seni mahveden nedir?" diye sordu.
Adam; Ramazanda gündüz ailemle cinsı ilişkide bulundum, dedi,
Resulüllah; bir köle azad edebilir misin? dedi. Adam, hayır, diye cevapladı.
Resulüllah; arka arkaya iki ay oruç tutabilir misin? deyince yine,
Adam, hayır, cevabını verdi.
Resulüllah altmış fakiri doyurabilir misin? deyince yıne,
Adam, hayır, cevabını verdi. Resulüllah;öyleyse otur, dedi.
O sırada Peygamberimize bir zembil hurma getirdiler. Peygamberimiz, git, bunu sadaka olarak dağıt, buyurdu.
Adam, benden fakirine mi ya Resulallah? Medine'de benden daha fakiri yoktur, dedi.
Peygamberimiz, öyleyse git ailene yedir, buyurdu.
İTİKAFTA OLMAK
İtikaf, ibadet niyeti ile mescidde ikamete denir. İtikaf müd­detince gündüz ve gece cinsi ilişki yasaktır. Bakara süresi 187. ayette buyuruluyor ki:
"Mescidlerde itikafda bulunduğunuz zaman kadınlarınıza yaklaşmayın."
İHRAMLI OLMAK
Hacda, ihramlı olana bazı şeyler haramdır. Bunların birisi de cınsi münasebettir.
Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri

Erkeğin Hanımıyla Livatası (Arkadan Yanaşması) Caiz mi?

Erkeğin Hanımıyla Livatası (Arkadan Yanaşması) Caiz mi? cinsel sağlık
Erkeğin Hanımıyla Livatası (Arkadan Yanaşması) Caiz mi?


Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
"Allah, Hakkı açıklamakdan haya etmez. Kadınlara arkalarından (cinsi sapıklıkla) yaklaşmayınız." 
(Mişkat, s. 276)
"Bir adama veya kadına arkasından yaklaşan adama Allah (rahmet nazarı ile)bakmaz. 
(Mişkat, s.276).
"Kadına arka tarafından varan (yaklaşan) kimse mel'undur." 
(et-Tac c. 2, s. 281).
Bir kadınla nikahlanmaktan doğan faydalanma, çocuk yetiştirme niyetine dönüktür. Bunu dinlemeyen kimse, Resul-i Ekrem'in lanetine hedef olur. Bu okla yaralanan mel'un, felah bulamaz. Lut kavmini yere geçiren livata, gayr-i müslim mem­leketlerde çok geniş boyutlara ulaşmıştır. Müslümanların yaşadığı muhitlerde de bu kötü halin gün geçtikçe yayılma isti­dadı göstermesi, tehlikeli olduğu kadar, düşündürücüdür.
Nikahın temin edeceği yakınlık, her yerden yaklaşma ol­mayıp Allah'ın müsaade buyurduğu ve çocuğun olmasına ve­sile kılınan tek yerden olacaktır. Bir çiftçi, nasıl tohumunu sokağa ve çamura atmayıp nadas olmuş tarlaya serpmekte ise, evlilikten güdülen gaye evlat yetiştirmek olduğuna göre, kişinin hanımı ile olan beşeri münasebetleri bu cihede dönük kal­malıdır.
Bu benim nikahlı ailemdir, diyerek dilediği gibi hareket et­meye kimsenin hakkı yoktur. Böyle bir rezaleti işleyenin ahirette uğrayacağı azap çok fecidir.
Bu işi yapan karı-koca arasında nefret meydana gelir. in­sanda üzüntü ve keder olur. Bu insanlara karşı insanlarda da tiksinti olur. Yüzleri çirkin, kalpleri nursuzdur. Azıcık anlayışı olanlar bunları görür görmez tanırlar. Bu hareketlerin çoğalması belaların gelmesine sebep olur. Bugün insanlık ale­mini tehdit eden AİDS'den büyük bela olur mu?

Livatanın tarihi kaynağını oluşturan Lut (a.s.)'ın kavminde livatanın, erkeklerin kadınlara arka yoldan ilişkide bulunmakla başladığını Peygamber efendimiz (s.a.v.) şu hadisiyle bildirmektedir:
"Lut toplumunda livata erkekler arasında başlamadan kırk yıl önce, kadınlara yönelik olarak başladı."
Peygamberimiz bir hadis-i şerifiyle de Allah'ın bu gibi kim­selere lanet ettiğini buyurmaktadır.
"Kıyamet gününde Allah, yedi zümreye rahmet na­zarıyla bakmaz. Onları günahlarından arındırmaz ve onlara "gireceklerle beraber cehenneme girin"buyu­rur.
Bu yedi zümre şunlardır:
1)    Homoseksüellik (livatayı) yapan ve yaptıran.
2)      İstimna yapan (eliyle boşalan).
3)    Hayvanlarla cinsı temas kuran.
4)    Anası ile kızını bir arada nikahlayan.
5)    Komşusunun hanımı ile zina eden.
6)    Lanet ettirircesine komşusunu üzen.
7)    Karısına arka yoldan yaklaşan."

Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri 


Bu ay öne çıkanlar