hz. ömer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hz. ömer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-02-19

Yarın Onlar Bana Sorulacak

Yarın Onlar Bana Sorulacak
Ashâb-ı Kirâm'dan Eslem (r.a.) anlatıyor:

Hz. Ömer halifeliği zamanında gece dolaşırken bir evde çocukların ağladığını duydu. Bunun üzerine kapıya yaklaşarak, "Bu çocuklar niçin ağlıyorlar?" diye sordu. Bir kadın kapıyı açtı ve 'Onlar açlıktan ağlıyorlar.' dedi. 'Peki, öyleyse bu ateşin üzerindeki tencere nedir?' diye sordu. 'O tencerenin içine su doldurdum, uyutuncaya kadar bununla onları meşgul ediyorum.'

Bunun üzerine Hz. Ömer ağlamaya başladı. Sonra hemen kalkıp sadakaların konulduğu beytülmâle geldi. Eline bir çuval alıp iyice doluncaya kadar içine un, iç yağı, yağ, hurma, giyecek ve bir miktar para koydu. Sonra bana "Ey Eslem! Çuvalı omzuma kaldır" dedi.

Ben "Ey mü'minlerin emiri! Siz bırakın ben götürürüm." dedim.

Bana, "Ey Eslem! Bu çuvalı ben götüreceğim. Çünkü yarın kıyamet gününde onların hesabı ancak bana sorulacak." dedi. Çuvalı omzuna alıp o kadının evine getirdi. Tencereyi alıp içine biraz un, biraz iç yağı ve bir miktar hurma koydu ve karıştırmaya başladı. Bir taraftan da tencerenin altındaki ateşe üflüyordu. Öyle ki sakallarının arasında dumanın çıktığını gördüm. Nihayet onlara yemeği pişirdi. Kendi elleriyle tencereden yemeği alıp onlara yedirdi, karınlarını doyurdu.

Sonra kalkıp onların yanlarına oturdu. Sanki bir aslan gibiydi, ben bir şey söylemeye korktum. Çocuklar kalkıp oynamaya ve gülmeye başlayana kadar bekledi. Sonra kalkıp "Ey Eslem! Onların yanında neden beklediğimi biliyor musun?" diye sordu.

Ben de "Hayır bilmiyorum." dedim.

Dedi ki "Onları ağlarken gördüm. Onların güldüklerini görmeden bırakıp gitmeyi istemedim. Onlar gülmeye başlayınca benim içim de rahat etti."

2011-12-24

"Ömer(r.a.) yanlış yaptı, kadın doğru söyledi" ve mehir de sınır var mı?

"Ömer(r.a.) yanlış yaptı, kadın doğru söyledi" ve mehir de sınır var mı?

Kadın mehir hakkını kullanırken ona bir sınırlama getirilmiş midir acaba? Yoksa dilediği kadar tâyin edip isteyebilecek midir? 

Mehrin miktarı hususunda, az veya çok bir tâyin bahis mevzuu değildir. Nitekim Hazret-i Ömer (r.a.), kadına verilen mehrin azamî/maksimum miktarını tâyin etmek ister ve bu maksatla bir hutbelerinde,"Kadınlara mehir verirken ifrata/aşırıya  gitmeyin"der. Bunun üzerine, cemaatten, onu dinlemekte olan bir kadın şöyle itiraz eder: 'Ey Ömer, der, senin buna hakkın yok. Zira âyet-i kerimede Cenâb-ı Hakk, 'Birisine yüklerle (mehir) vermiş olsanız bile, onun içinden bir şey almayın' (S. Nisa, 20) buyurmuştur. Hz. Ömer (r.a.)"Ömer yanlış yaptı, kadın doğru söyledi" der ve  kadını haklı bulur ve kararından vazgeçer.


Binaenaleyh kadın, mehirde dilediği miktarı tâyin edebilir, isteyebilir. Ancak münâsip olan, karşı tarafın darda bırakılmadan ödeyebileceği miktarın kararlaştırılmasıdır. 
Asr-ı Saadette mehir olarak hurma bahçesi verildiği gibi, hiçbir mala sahip olmayıp da evlenmek isteyen erkekler, Kur'ân-ı Kerim'den ezber bildikleri sûreleri eşlerine öğretmek suretiyle mahirlerini ödemiş ve nikâhlanmışlardır. 
Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz de, "Nikâhların en hayırlısı, en kolay olanıdır" (S. Ebî Dâvud. Nikâh, 32) buyurarak nikâhı imkân nisbetnde kolaylaştırmak gerektiğini ifade etmişlerdir. Ancak evlenme kolaylaştırılırken kadının hukuku da zayi olmamalı, onun tâyin olunan mehri garanti altına alınmalıdır.

2011-11-15

Süleyman Aleyhisselam ve Baykuş

Süleyman Aleyhisselam ve Baykuş


Ka'bü'l-Ahbâr (r.a.) Hz. Ömer'in huzurunda şöyle anlattı:

"Ey Emîrulmü'minîn, geçmiş peygamberlerin kitablarında okuduğum en acayip şeyi sana haber vereyim. Bir peçeli baykuş, Süleyman aleyhisselâmın yanına geldi, selâm verdi. Hz. Süleyman selâmını aldı. Sonra aralarında şöyle konuşma geçti:

"Ey baykuş, neden topraktan bitenlerden yemezsin?"
"Hz. Âdem topraktan biten şey (buğday) sebebiyle cennetten çıkarıldı." dedi.

"Niçin su içmezsin?" diye sordu;
"Çünkü Nûh aleyhisselâmın kavmi suda boğuldu." dedi.

"Neden îmar edilmiş mâmur yeri terk edip harabeleri mesken tutarsın.?"
"Harabeler Hz. Allah'ın mirasıdır, ben de Hz. Allah'ın mîrâsında otururum.


"Harabe üstüne konduğunda ne dersin?"
"Burada yiyip içerek geçinenler hani nerededir?" derim.

"Ya îmar edilmiş yer üzerinden geçsen ne dersin?"
"Yazık Âdemoğluna ki önünde nice güçlükler varken nasıl rahat uyumaktadır?" derim.

"Gündüzleri niçin çıkmazsın?"
"Âdemoğlunun kendisine ettiği zulmün çokluğundan..." dedi.

"Öterken ne dersin?"
"Ey gafil, âhiret yolculuğun için azık hazırla! derim ve 'Subhane hâlikun Nur" diye zikrederim." dedi.

Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s.) şöyle buyurdu: "Kuşlar içinde insanoğluna bu kadar güzel nasihat eden ve bundan daha şefkatli olanı yoktur. Câhillerin ondan nefret etmeleri, onu uğursuz saymaları ne acayip şeydirl.."

Bu ay öne çıkanlar