Adnan Oktar (Harun Yahya) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adnan Oktar (Harun Yahya) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013-08-27

Ortalık Mason kaynıyor; Millet vekili adayları arasındaki Masonlar, Lionslar ve Rotaryenler

mason
mason


CHP’nin 20 mason ve rotaryen aday gösterdiğinin ortaya çıkmasından sonra, MHP’de de 9 mason, rotaryen ve lions üyesinin milletvekili adayı olduğu saptandı.

Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP) sular durulmuyor. MHP kaset depreminden sonra şimdi de mason adaylar iddiasıyla çalkalanıyor. CHP’nin 20 mason milletvekili adayından sonra MHP’nin milletvekili adayları arasında da 9 mason, rotaryen ve lions olduğu saptandı. Masonların ve bu tür kökü dışarıdan örgüt mensuplarının kimlikleri gizlenmesine karşın, mason kuruluşlarının elektronik ortam kayıtları bazı internet sitelerine düşmüş ve pek çok önemli ismin bulunduğu mason listeleri yayınlanmıştı. Bu listeler içinde adı geçen 9 kişinin, önümüzdeki milletvekili genel seçimlerinde MHP’den milletvekili adayı olarak gösterildiği ortaya çıktı.

İşte MHP’nin aday listelerinde bulunan bu 9 adayın profili:

PEHLİVANOĞLU “HÜR VE KABUL EDİLMİŞLER”DEN

Özcan Pehlivanoğlu MHP İstanbul 2. bölge 9. sıra adayı. İnternet ortamında (www.kirlitezgah.com) Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar listesinde adının geçtiği belirlendi. Kendisi tarafından bu bilginin tekzip edilmediği kaydedildi.

MUĞLA ADAYI ROTARY KULÜP ÜYESİ

Muğla Ticaret Odası eski Başkanı ve MHP’nin Muğla 3. sıra milletvekili adayı Saim Gürsoy, Rotary Kulübü üyesi olarak biliniyor ve kulübün pek çok etkinliğinde boy gösteriyor.

ÖZGÜR MASONLAR VE SUPREM KONSEYİ ÜYESİ 1. SIRA ADAYI

2012-02-06

2011-04-23

Madde vardır, hayal değildir; Vahdet-i Vücud Meselesi ve Muhiddin-i Arabi (k.s.)

Madde vardır, hayal değildir; Vahdet-i Vücud Meselesi ve Muhiddin-i Arabi (k.s.)

"Geçen haftaki yazımda Muhyiddin İbn-i Arabî Hz. lehinde kullandığım cümlelerden dolayı bazı okuyucularımız haklı olarak soruyorlar:

Yazılarınızda Ehl-i sünneti dillendiriyorsunuz. Fakat İbni Arabi'nin eserlerinde vahdet-i vücudculuk var. Ve îtikadı Ehl-i sünnete zıt. Bu durumda siz niçin onun hakkında iyi ifadeler kullanıyorsunuz?

Doğru... Vahdet-i vücudcular "la mevcûde illallah" derler. Bu, Allah'tan başka varlık yoktur. Ne varsa Allah'tır. Var olan her şey Allah'ın bir parçasıdır demektir. Bu îtikad elbette ki Ehl-i sünnete zıttır.

Ve vahdet-i vücud meselesinin kaynağı, Muhyiddin-i Arabî Hz.nin "Füsûsu'l-Hikem" isimli eseridir. Ancak, bu zat, daha sonra o îtikaddan dönmüştür. Nitekim Füsus'tan sonra "Fütûhât-ı Mekkiyye"yi yazmış ve bunun 4. cildinde "vahdet-i vücud" îtikadından döndüğünü açıkça ifade etmiştir. Ancak, işlerine gelmediği için vahdet-i vücudcular bunu söylemezler.

Büyük âlimlerden Abdülvehhâb Şârânî Hazretleri, "Elyevâkît vel Cevâhîr" isimli eserinde onun vahdet-i vücud îtikadından döndüğünü delilleriyle isbat etmektedir. Hatta bunu isbattan başka, bu inancın yok olması için gayret göstermiş, netice olarak da kendisinden sonra Arabistan'da "vahdet-i vücudculuk" cereyanı tamamen sönmüştür.

İbn-i Arabî'yi bu hususta müdafaa eden sadece İmam Şârânî değildir. İmam Süyûtî de"Tenbîhül Gabî"isimli eserinde, Muhyiddin-i Arabî Hz.nin büyüklüğünü vesikalarla ispat etmektedir.

Enderun Yayınevi tarafından basılan Ebussud Efendi Fetvaları isimli eserin 968. fetvasında, Ebussud Efendi de böyle zatların aleyhinde konuşmanın caiz olmayacağını söylemektedir.

İbn-İ Arabî Hz., Arabistan'da Vehhâbîlerin türeyeceğini ve yollarının bozuk olacağını haber verdiği için, Vehhâbîler kendisini hiç sevmez ve hakkında çirkin sözler söylerler.

İbn-i Arabî Hz.'lerinin bazı eserleri, halen birkaç kütüphanede mevcuttur. İstanbul Millet Kütüphanesi Ali Emîrî kısmında, Bayezid Kütüphânesi'nde ve Topkapı Müzesi'nde nüshası olan kitapları vardır.

Ne var ki, bunlar anlaşılması zor eserlerdir. Bilenlerin bildiği gibi, Müştak Baba'nın da aynı üslupla yazdığı şiirleri vardır. Bu şiirlerde bazı rumuzlar ve harflerle işaret ederek verdiği haberler vardır. Bunları sadece onu çözebilenler anlıyorlar. Muhyiddin-i Arabî Hz.nin eserleri de Öyle.

Onun şöyle apaçık bir sözü var: "İnne aslaha'd-düveli ba'de's-sahâbe, ed-Devletü'l-Osmâniyye". Diyor ki, "Sahabe den sonraki devletlerin en güzeli/en iyisi kesin olarak, Osmanlı Devleti'dir." Buradaki "en güzel/en iyi" ifadesinin, "İslâm'a en bağlı olan" demek olduğunu izaha lüzum olmasa gerek.

Onun bu sözü, hat olarak İstanbul Beşiktaş'taki Yıldız Câmii'nde görülebilir. Tarihçi Kadir Mısıroğlu, bu yazının fotoğrafını Hilafet isimli eserine almış...

Endülüs'te doğan İbn-i Arabî Hz. 40 yaşlarına doğru doğuya seyahat etmiş, Arabistan, Mısır, Irak, Suriye ve Anadolu'da bulunmuştur. Mekke'de bir müddet ikamet ettikten sonra Anadolu'ya gelmiş, Konya'da Selçuklu sultanları kendisine çok hürmet ve ikramda bulunmuşlardır. O bu ikramları alır, fakirlere sadaka olarak dağıtırdı. Konya'da ikameti sırasında, tasavvuf büyüklerinden Sadreddin Konevî Hz.nin annesiyle evlenmiş, ona üvey baba olmuştur. Ehl-i sünnet olan Selçuklu sultanlarının ona boşuna itibar etmediklerini düşünmeli...

Hayatının sonuna doğru Şam'a giden Muhyiddin-i Arabî Hz. 1240'da orada vefat etmiştir. Şimdi olduğu gibi, o zaman da onu lâyıkıyla bilemeyen insanlar vardı. Onun için, bazı kişiler mezarını bozup harap etmişler, kabri bilinmez bir vaziyete gelmişti. Yavuz Sultan Selim, Şam'ı aldığında onun kabrini düzeltmiş, gayet güzel bir türbe ve bitişiğine de fakirlere yardım edilen bir tekke yaptırmıştır. Selçuklular gibi, Osmanlı sultanlarının da Ehl-i sünnet olduğunu hatırlayıp, hepsinin bu zata boşuna itibar etmediklerini düşünmek gerekmez mi?

Bazı kitaplarda, Muhyiddin-i Arabî Hz.nin şöyle dediği nakledilir : "Sin, Şın'a girdiği zaman Muhyiddin'nin kabri ortaya çıkar."Gerçekten de öyle olmuş, Sin yani Sultan Selim, Şın'a yani Şam'a girince bu zatın kabrini ortaya çıkarıp imar ettirmiştir...

İşin özeti şu: Bizim hürmetimiz, vahdet-i vücuda inanan değil, ondan dönen ve yukarda bazılarının ismini verdiğimiz alimlerin temize çıkardığı Ibn-i Arabî Hazretleri'nedir."

Ali EREN
Vakit Gazetesi
aileren_vakit@mynet.com

2011-04-21

Onlar Kimdir? Osmanlı'yı Onlar Bitirdiler, Cumhuriyeti Onlar Kurdular, Peki Kim Bunlar?

Onlar Kimdir? Osmanlı'yı Onlar Bitirdiler, Cumhuriyeti Onlar Kurdular, Peki Kim Bunlar?


Türkiye Hahambaşılığına soruldu, "onlar Musevî değildirler" cevabı alındı.

Diyanet İşleri Başkanlığına soruldu. "İslam fırkaları ve mezhepleri içinde böyle bir fırka ve mezhep yoktur" fetvası verildi.

Onlar ne doğru dürüst Yahudidir, ne de Müslümandır.

Peki inanç ve kimlik bakımından onlar nedir, ne değildir?

Onlar, Yahudilikten sapmış bir taifedir.

Onlar iki dinli, iki kimliklidir. Dıştan Müslüman görünürler, asıl kimlikleri ise Ortodoks Yahudilikten sapmış bir tarikattir.

Onlar namaz kılar mı?


Sünnî Müslümanların içine sızıp casusluk, ajanlık, provokatörlük, yönlendiricilik yapmakla vazifeli olanlar zâhiren namaz kılarlar, diğerleri kılmaz. Çok azı cumaya gider.

Öldüklerinde tabutları musalla taşına konulur ve cenaze namazları kılınır.

Onlar homojen bir cemaat midir? Değildir.Çeşitli kollara, kabilelere, ailelere, meşreblere ayrılırlar.

Aralarında birlik, ittihad, vifak yoktur.

Onların militanları, fanatikleri, aktivistleri vardır.

İslam'ı ya kökünden kaldırmak isterler. Bunu yapamazlarsa dinde reform, dinde yenilik, dinde değişiklik yaparak İslam'ı ve Müslümanları değiştirmek isterler.

Müslümanların içine sızmışlar mıdır?

Sızmışlardır. Hem Sünnîlerin, hem de Alevîlerin.

Tarikatlara sızmışlar mıdır?.. Bazı tarikatlara sızmışlardır.

Cemaatlere sızmışlar mıdır?.. Bazı önemli ve güçlü cemaatlere sızmışlardır. Çok büyük bir cemaat içinde onlardan biri 35 yıl boyunca cemaat büyüğünün sağ kolu olarak çalışmıştır.

Yakın tarihimizde onların oynadığı rol nedir?.. Baş rollerde oynamışlardır?

Neler yapmışlardır?.. Türkiyeyi tarihî devamlılık çizgisinden çıkartmışlar, tarihî ârıza ve kaza devrini başlatmışlardır.

İslam'ı büsbütün inkâr ederler mi?.. Etmezler. Kendilerine göre sağ ayakları ile İshakîlikte, sol ayakları ile İsmailîliktedirler.

Bu inançları, bu halleri ile onlara mü'min ve müslim demek mümkün müdür? Değildir.

Onlardan İslam'a gerçekten, yürekten, ihlasla dönmüş olanlar var mıdır? Vardır ama sayıları gayet azdır.

Türkiye'deki sayıları ne kadardır? Bu rakam kesin olarak bilinmiyor ama Gizli Yahudilerin sayısının 1,5 milyon olduğunu söyleyenler var.

Onlar Cumhuriyetçi midir?.. Gerçek Cumhuriyet istemiyorlar ama kendi Cumhuriyetlerini istiyorlar.

Kendi Cumhuriyetleri nedir? Bir tür Yahudi Cumhuriyetidir.

Mehmet Şevket Eygi
Gazeteci - Yazar

Bu ay öne çıkanlar