İmam-ı Rabbani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İmam-ı Rabbani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-01-26

Kötü Alimler

Kötü Alimler


Âlimlerin dünyâya muhabbet ve rağbetleri, onların güzel yüzleri üzerine bir lekedir. Her ne kadar onlardan insanlar için faydalar hâsıl olsa da ilimleri kendi haklarında faydalı olmaz. Onlar vasıtasıyla dîn takviye olsa da buna i'tibar yoktur. Çünkü takviye zaman zaman bazı facirlerden ve dîni inançları zayıf, gevşeklerden de hâsıl olur. Peygamberlerin Efendisi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Muhakkak Allâhü Teâlâ bu dîni fâcir bir kişi ile de takviye eder." Onlar fâris taşı gibidir. Demir veya düz bir şey ona bitiştirilse altın olur. Ama o, taş olarak kalır...



... Şüphesiz bu ilim, onlar hakkında zararlıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Kıyamet günü insanların azabı en şiddetli olanı Allâhü Teâlâ'nın, ilmiyle menfaatlendirmediği âlimdir." buyurmuşlardır. Çünkü o ilimlerle onların aleyhlerine delil tamamlanmış oldu. Nasıl zararlı olmaz? Onlar Allah katında eşyanın en azîzi ve varlıkların en şereflisi olan ilmi, alçak dünyâ malı, makamı ve dostları için vesîle yaptılar. Halbuki Allah katında dünyâ alçak, hakir ve mahlukâtın en çok buğzolunanıdır...

Ders okutmak ve fetva vermek, ancak Allâhü Teâlâ'nın rızası için olursa ve makam ve mevki sevgisinden, mal ve mertebe elde etme hırsından uzak olursa fayda verir. Bunlardan uzak olduğunun alâmeti ise dünyâdan yüz çevirmek ve ona rağbet etmemektir....

Büyüklerden biri şeytanı, insanlara vesvese vermeyi ve onları saptırmayı bırakmış, oturuyor gördü. Ona, böyle rahat oturmasının sırrını sordu. Mel'un şöyle dedi: "Bu zamandaki kötü âlimler bana işimde çok büyük yardım ediyorlar ve (insanları) saptırmayı benim adıma işliyorlar, benim başımı rahatlatıyorlar."


Hakikat, şu zamanda din işlerinde vâki olan her za'fiyet ve gevşeklik ve dinin yayılmasında ve takviyesinde zuhur eden her gevşeklik ancak kötü âlimlerin uğursuzluğundan ve niyetlerinin bozuk olmasındandır. Evet, eğer âlimler dünyâdan yüz çevirselerdi, makam ve mevki sevgisinden, mal ve mertebe elde etme hırsından kendilerini kurtarmış olsalardı, onlar âhiret âlimlerinden ve enbiyânın-aleyhimü's-salevâtü ve't-teslîmât- vârislerinden olurlardı. Çünkü onlar mahlûkatın en faziletlisidir.

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbani 1/33)

2011-04-09

ŞAH CİHAN

ŞAH CİHAN
Hindistan’da Bâbürlüler Devleti hükümdarlarından. Cihangir Selim Şahın oğludur. 1592’de Lahor’da doğdu. Sarayda iyi bir tahsil gördü. Şehzâdeliği önemli devlet hizmetleriyle geçti.

Ağabeyi Hüsrev Han meselesinden dolayı babasına karşı geldi. Askerinin çokluğuna ve babası tarafındaki kumandanların kalpten kendisine bağlı olmalarına rağmen zafer kazanamadı. O zamanın büyük âlimi İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elfî Sâni’ye giderek, muvaffak olmasına duâ etmesi için yalvardı. Büyük İmâm (kuddise sirruh) babasına karşı gelmesine mâni olup, nasihat etti:

“Babana git, elini öp, gönlünü al! Yakında vefât edecek saltanat sana kalacaktır.” diye müjde verdi.


Şah Cihan emirlerini dinledi ve arzusundan vaz geçti. Az zaman sonra 1637’de babası vefât edince Agra’da “Ebü’l-Muzaffer Şihabüddîn” ünvanı ile Bâbürlü tahtına çıktı.

1630 senesinde Nizamşahları itaat altına aldı ve Darur şehrini ele geçirdi. Ertesi sene Devletabad’ı da alarak Nizamşahları ortadan kaldırdı. Şiî Kutubşahlar üzerine yürüyerek hutbede dört halifeyi zikretmeleri ve vergi ödemeleri şartıyla anlaşma yaptı. Ahmednagar’ı ele geçirdi. Golkonda ve Brezpur gibi Güney Hind Sultanları, Bâbürlü hâkimiyetini tanıdılar. Böylece devletin otoritesini Hindistan’da tamâmen sağladı.

Bayındırlık işlerine ehemmiyet vererek tarımın gelişmesini temin etti. İngiliz, Portekiz ve Hollandalılara karşı ülkenin menfaatlerini korudu. Delhi şehrini îmâr etti ve genişletti. Kale, saray, câmi, mescit ve türbeler yaptırdı. Hanımlarından birinin Agra şehrindeki mezarı üstüne yaptırdığı Tac Mahal denilen, sanat değeri çok fazla ve süslü türbe, Türk mîmarlık târihinin önemli eserleri arasındadır.

Şah Cihan, 1657’de hastalanınca oğulları arasında taht kavgası başladı. Evrengzib Âlemgir Şah adındaki oğlu kardeşlerine karşı üstünlük sağladı ve babasını tahtından indirerek 1658 senesi Temmuz ayında Agra’da sultanlığını îlân etti. Şah Cihan Agra şehrinde sekiz yıl daha yaşadı. 75 yaşında vefât etti. Tac Mahal’de eşinin yanında toprağa verildi (1666).

Bu ay öne çıkanlar