2012-04-06

Erkeğin Hayırlısı ve Kadının Hayırlısı

Erkeğin Hayırlısı ve Kadının Hayırlısı
Erkeğin Hayırlısı ve Kadının Hayırlısı

"Sizin hayırlısınız, aile efradına hayırlı olanınızdır. Ben ehlime (iyilikte) sizin en hayırlınızım." 
(Et-tergib vet-terhib c. 3, s. 49).
Bu hadis-i şerif erkeklerin hangilerinin hayırlı kimseler olduğunu izaha kafi gelmektedir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hayırlı olan kadın hakkında buyurdular ki:
"Kadınlarınızın en hayırlısı, öyle bir kadındır ki, kocası kendisine baktığı zaman, kocasını sevindirir. Kocası kendisine emrettiği zaman, kocasına itaat eder. Ve kocası hazır bulunmadığı zaman da kocasının hakkı olan kendi nefsini namusunu ve malını korur."
Bu hadis-i şerif de hayırlı olan kadınların hangisi olduğunu pek açık ifade buyurmaktadır.
İyi bir kadının süsü, sadelik içinde namus ve iffetidir.
Kadında takdir edilecek olan, süsü ve mücevheratı değil, onun iffeti ve malumatıdır. İyi ve ahlaklı kadının ağzında hikmet, ru­hunda letafet bulunur. İyi ve ahlaklı kadın, çocuklarını kendisi gibi terbiyeli ve ahlaklı yetiştirir. İyi kadın kocasının ruhunda, çocuklarının nazarında mukaddestir. İyi ve ahlaklı kadının evinden nur çıktığı gibi, mezarından da nur çıkar. Akıllı, fazilet ve ahlaklı kadın ev yapar. Böyle olmayan kadın ise kendi evini de yıkar.

Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri 

2012-04-05

Mecliste Tek Kurşun ile Katl Edilen Kurtuluş Savaşı Kahramanı; Halit Paşa

Mecliste Tek Kurşun ile Katl Edilen Kurtuluş Savaşı Kahramanı; Halit Paşa
Mecliste Tek Kurşun ile Katl Edilen Kurtuluş Savaşı Kahramanı; Halit Paşa

İngiliz istihbararatı Osmanlı Devleti'ni seçim sistemine sokmak için olağanüstü gayret göstermiş ve yüzlerce ajan kullanmıştı. Ali Suavi denen ve pek çok müslümanın kendisini büyük bir zat olarak bildiği kişi de Osmanlı'da ilk defa Demokrasi, Laiklik, Seçim, Türkçe İbadet kavramlarını duyuran ve tartışmaya açan kişiydi.

Lakin, Ali Suavi, Sultan II. Abdülhamid Han'a karşı düzenlediği bir darbe teşebbüsünde Yedi Sekiz Hasan Paşa tarafından öldürüldü. Öldüğünde henüz 39 yaşında olan Ali Suavi'nin İngiliz vatandaşı olan karısı ise hafiyeler kendisine yetişemeden, evlerindeki evrakları imha ederek Marmara açıklarında bekleyen İngiliz gemisine binerek kaçmıştı.

İngiltere bu hedeflerinden daha sonra da vazgeçmedi. Sonraki süreçte gönüllü ajanlar olan Selanik Yahudileri(sabetayistler) ile işbirliği içinde yıkılan Osmanlı'nın yerine Laik, Demokratik, saçma sapan, gırgır şamata ayarında bir seçim sistemi ile yönetilen bir yeni Türkiye'yi kurdular.

Bu oyunların çok çok gecikmeli de olsa farkına varabilenler, mani olmaya çalışanlar imha edildiler. Bunun için gerekirse meclis içerisinde bile vuruldular. İşte bunlardan biri de kurtuluş savaşı kahramanı olarak bilinen Halit Paşa'dır...

****
Kâtil Kel Ali ve Sabetayist Mustafa Kemal Atatürk. 

Kurtuluş Savaşı Kahramanlarından Halit Paşa, Büyük Millet Meclisi’nde, İstiklal Mahkemesi Reisliği ile tanınmış olan Ali Çetinkaya tarafından vuruldu…


Tahkikat sonrasında Mustafa Kemal’in yakın dava arkadaşlarından olan Afyon Milletvekili Ali Çetinkaya suçsuz görüldü. Halit Paşa yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamadı. İstanbul’a getirilen cenazesi büyük törenle defnedildi… 13 Ocak 1925


Resimde Atatürk’ün solundaki, “Kel Ali” lakabı ile de anılan ve T.C’nin ilk Ulaştırma Bakanı Olan, Afyon Milletvekili, İstiklal Mahkemelerinin Zalim Hakimi Ali Çetinkaya’dır.

****

HALİT PAŞA KİMDİR?


1883 yılında İstanbul Beşiktaş'ta doğdu. Ahmet Efendi'nin oğludur. 14 Ocak 1901'de Harp Okulu'na girip, 22 Ağustos 1903'te Teğmen olarak mezun oldu. 22 Temmuz 1908'de Kıdemli Üsteğmenliğe terfi etti. II. Meşrutiyet'in ilanı üzerine 1.Ordu 1.Alay 4. Tabur'la birlikte Yemen'e gönderildi. 14 Nisan 1911'de Yemen kıdemiyle birlikte Yüzbaşılığa yükseldi. İtalyanların Trablusgarp'a saldırması üzerine 1910 Haziran'ında Trablusgarp'a gitti. Üç ay bu görevde kaldıktan sonra Balkan Savaşı'na katılmak üzere Çatalca'da Şark Ordusu'na atandı. Bulgarlarla sulh olunca, önce inzibat subaylığına, sonra Harbiye Nezareti emrine atandı.

14 Temmuz 1914'te I.Dünya Savaşı'nın ilanı üzerine Yakup Cemil Bey'in Kafkasya Mürettep Alayı'nın 2. Tabur Komutanlığı'na atandı. Ardahan Zaferi üzerine 23 Haziran 1915'te fevkaladeden Binbaşılığa yükseldi. Çorum Müfrezesi'yle yapmış olduğu hizmetlerin ödülü olarak 14 Haziran 1916'da Yarbaylığa yükseltildi. 10 Mayıs 1917 tarihinde Garbi Dersim Komutanlığı'na atandı. 1918 başında Dersim, Erzincan, Nenehatun ve Erzurum'u geri aldı. İslam Ordusu'nun 3. Fırka Komutanlığı'na atanarak, Batum Muharebesi'ne katıldı. Fırkası ile Ahıska'yı muhasara ederek Ahikelek'in kuzeyini zapt etti. Mütarekenin ilanı üzerine, Tortum kazasına çekildi. Bu sırada İngiliz baskısı ile fırka komutanlığından azledildi. Ali Rıza Paşa kabinesi zamanında 9.Kafkas Fırkası Komutanlığı'na atandı. 27 Eylül 1920'de Ermenistan üzerine yapılan harekâtta başarı kazandı. Başarısı nedeniyle 6 Aralık 1920'de Albaylığa yükseltildi.

1921 yılı başında Doğu Cephesi'nden Batı Cephesi'ne, Kolordu Komutanı yetkisi ile Kocaeli Kumandanlığı'na atandı. II. İnönü Muharebesi'ne Sağ Cenah Grubu Kumandanı ünvanı ile katıldı. 12. Grup Kumandanlığı ile Afyona nakledilerek Kütahya ve Eskişehir'in kurtarılma savaşlarına ve Sakarya Savaşı'na katıldı. Tekrar Kocaeli Grup Kumandanlığı'na atandı. 26 Ağustos 1926'deki Büyük Taarruzda düşmanın kuzey grubuna, Gemlik, Mudanya, Bandırma istikametinde saldırılar yaparak düşman kuvvetlerini tutsak alıp, kaçış düzenlerini bozdu.

Düşmanın Gemlik, Mudanya, Bandırma sahil şeridinden kaçmasını engellemek amacıyla çevirme görevini üstlendi. Albay Halit kumandasındaki birlikler, Gemlik’ten başlayarak Bandırma’ya kadar olan sahil şeridinde düşmana tek kaçış noktası bırakmadı.

Böylece, düşmanın bu bölgeden silinip yok edilmesi sağlandı. Zaferin ardından Albay Halit, gösterdiği bu üstün başarılar nedeniyle Paşa rütbesine yükseltildi. Halit Paşa, Mirliva 31 Ağustos 1922 tarihinde (tümgeneral) olduğunda henüz 39 yaşında idi.

Halit Paşa, muharebe meydanlarında ikisi ağır olmak üzere 9 kez yaralandı. Sakarya muharebesinde beyninin yanına saplanan kurşunu hayatı boyunca taşıdı.

I.Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı sırasında Gümüş Liyakat, Gümüş İmtiyaz, Altın Liyakat, Altın İmtiyaz, 3.Rütbeden Kılıçlı Osmanlı ve İstiklal Madalyası ile Avusturya ve Afganistan'ında birer madalyasına sahiptir.

Kocaeli Grup Komutanı bulunduğu sırada TBMM'nin II. Dönem seçimlerine katıldı.5 Temmuz 1923'te yapılan seçimde Ardahan'dan milletvekili seçildi. 9 Şubat 1925'te Meclis koridorunda, İstiklal Mahkemelerinin zalim reisi Kel Ali tarafından vurulup 13 Şubat'ta vefat etti.

Mudanya'dan, Kocaeli'ne, Kars'a, Artvin'den Gümüşhane'ye, Erzurum'dan İzmir'e, Tunceli'den İstanbul'a, Yemen'den Trablusgarp'a, cephe cephe koşuşturmuş bir komutandı Halit Paşa...

Vatanı için savaşan yiğit askerlere karşı baba gibi şefkatli, vatan hainlerine karşı ise son derece acımasız bir insandı Halit Paşa...

Zekat paraları ile haram meclisleri kurulamaz; Türkçe Olimpiyatları Gayr-i İslamidir

Zekat paraları ile haram meclisleri kurulamaz; Türkçe Olimpiyatları Gayr-i İslamidir
Türkçe Olimpiyatları Gayr-i İslamidir

Çoktan büluğa erip genç kız olmuş öğrencilerin, salondaki binlerce yabancı erkeklerin ve ekran başlarındaki milyonlarca yabancı erkeklerin önünde şarkı-türkü söylemeleri İslam hukukuna göre haramdır/yasaktır/günahtır...

İslami gözüken bir cemaatin, söz de dünyanın dört bir tarafına islam'ı götürdüğünü iddia eden bir cemaatin, topladığı yardım, bağış ve zekat paraları ile geldiği bu son nokta içler acısıdır. Gerçekten Allah'tan korkan müminler, Allah adına Allah'a isyan edilen bu organizasyonlara karşı tepkilerini koymalıdırlar...

İsteyen kendi paraları ile istediğini yapsın. Asla sözümüz olamaz. Ama kimse bu ülkenin temiz kalpli müslümanlarını aldatmaya kalkamaz... Zekat paraları ile haram meclisleri kurulamaz.

Elif Şafak (Akayman)'ın Kitapları ve Kapakları İntihal(aşırma) mi?

Elif Şafak (Akayman)'ın Kitapları ve Kapakları İntihal(aşırma) mi?
Elif Şafak (Akayman)'ın Kitapları ve Kapakları İntihal(aşırma) mi?

Elif Şafak’ın ‘İskender’ adlı romanının İngiliz yazar Zadie Smith’in ‘İnci Gibi Dişler’ romanından esinlendiğini iddia eden romanın çevirmeni Mefkure Bayatlı, “Zadie’nin kitabını şablon olarak almış, ama buna intihal denir” dedi.

Vatan gazetesinden Burak Kara'nın haberine göre Elif Şafak’ın çıkar çıkmaz 200 bin satan yeni kitabı ‘İskender’ ile İngiliz yazar Zadie Smith’in ‘İnci Gibi Dişler’ romanına çok benziyor. İki romanın karakterleri ve olayların bire bir örtüşmesi, Elif Şafak’ın İnci Gibi Dişler romanından etkilendiğini gösteriyor. Bu iddiayı ortaya atan Fikir Mahsülleri Ofisi adlı blog sitesi. Site, Şafak’ın Smith’ten “intihal tartışmalarına yol açacak kadar esinlenmiş” olduğunu iddia etti.

Elif Şafak, ‘İskender’ adlı yeni romanında Fırat’tan başlayıp, Londra’ya kadar uzanan yolculukta, toplumun erkek çocuğa bakışını, insanların aslında en çok sevdiklerini incittiğini ve en buyuk yaraların ailede açıldığını anlatıyor. Zadie Smith’in İnci Gibi Dişler romanında ise benzer bir göç hikayesi anlatılıyor ve tıpkı İskender’de olduğu gibi Londra’-nın kenar semtlerinden birinde geçiyor. Blog iki romanı da karşılaştırıp benzerlikleri ortaya çıkarmış. 

İşte o benzerlikler: 
Zadie Smith’in ‘İnci Gibi Dişler’ romanı
Zadie Smith’in ‘İnci Gibi Dişler’ romanı

Irie’den Esma’ya Millat’tan İskender’e

“Şafak’ın İskender’i ise tam bir Millat. İkisi de doğal birer karizma, arkadaşlarının arasında doğal birer lider, yakışıklılıklarıyla göz dolduran, dikkat çekici tipler olarak tasvir ediliyor. Hem İskender hem de Millat İngiliz kızlarla takılıyor ama aileleri bu durumu pek hoş karşılamıyor. İkisi de yerli mi, göçmen mi nereli olduğuna bir türlü karar veremiyor..”

‘İntihal denir’

“İçine doğduğu siyasetten kaçmak için bambaşka bir alan seçip moleküler biyolojiye yönelen naif Nadir, Macit ve en yakın dostu Marcus’un birleşimi gibi görünüyor. Baba Adem Toprak da mutsuz evliliği ve yanlış gönül maceralarıyla bir hayli Samet İkbal gibi sanki.”

Zaide Smith’in “İnci gibi dişler” kitabının çeviremeni Mefkure Bayatlı konuyla ilgili VATAN’a konuştu. Bayatlı şunları kaydetti, “Bu kadarı tesadüf olamaz. Şafak, Zadie’nin kitabını şablon olarak örnek almış, aileyi Türk yaparak bir kitap yazmış. Konuyu basitleştirmiş. Özellikle pencere hikayesindeki benzerliği aklım almıyor. On tane öyle paralel hikaye yazılabilirdi ama pencere hikayesi paralel bile olmamış. Buna intihal denir. Uyarlarlama gibi bir şey olmuş. Esinlenmeyi aşmış. Hiç şaşırmadım. Dünya edebiyatını bir tek onlar takip ediyor, kimse bilmiyor diye düşünüyorlar. Ama Türkiye’de edebiyattaki başka kitaplardan etkilenmeleri, yapılan intihalleri araştıran ve bilen insanlar var. Örneğin Virginia Woolf’un Orlandosu ile Aziz Nesin’in Betüş’ünün ana fikri aynıdır. 

Ama ayrıntılı olarak etkilenmek okur olarak kabul edilecek bir şey değildir. Belli ki Elif Şafak, Zadie Smith’ten çok etkilenmiş ve esinlenmiş. Zadie Smith’in başarısı çok iyi bildiği ve içinden geldiği insanları yazması. Elif Şafak o insanları o kadar iyi tanıyor mu? Bilemiyorum. Hayatından göç etmemiş bir aileden değilsen o hikayeyi yazman zor olur. Hikaye oturmaz, sahte olur. 

Elif Şafak da bilmediği bir dünyayı yazıyor, tabii olayların içinde değil ve böylece de daha önce okuduğu kitaplardan, duyduğu öykülerden izlediği filmlerden etkileniyor ve öyle yazıyor. Ben bir kitap yazıp alkış alacağım diye kitap yazılınca böyle durumlar olabiliyor. Ben çevirirken bile o dünyaya girmeye çalışıyorum.” 



Elif Şafak’a sorduk

Konuyu Doğan Kitap Kurumsal İletişim Müdürü Özlem Yaşarlar aracılığıyla yazar Elif Şafak’a sorduk. Ancak gazetemiz baskıya girdiğinde henüz Şafak’tan cevap gelmemişti. 

Neredeyse aynı cümleler 

Benzerliğin böylesi, “Bowden’ın oturma odası yolun altında kalıyordu ve pencerelerinde parmaklıklar vardı, bu yüzden bütün görüntüler kısmiydi. Clara genelde ayaklar, tekerlekler, egzoz boruları ve sallanan şemsiyeler görürdü. Böyle anlık görüntüler çok şey anlatırdı: Canlı bir hayal gücü, yıpranmış bir dantelden, yamalı bir çoraptan, yere yakın sallanan ve daha iyi günler görmüş bir çantadan bir sürü duygulu öykü çıkarabilirdi.” (İnci Gibi Dişler, s. 30, Everest Yayınları)

Aynı oyun: “Oturma odasındaki halının üstünde bağdaş kurup oturur, tavana yakın küçük pencerelere bakardı ağzı açık. Dışarıda sağa sola akıp duran çılgın bir bacak trafiği olurdu. İşe giden, alışverişten dönen ya da yürüyüş yapan yayalar. ... (İskender, s. 135, Doğan Kitap)05.08.2011
cnnturk.com

Bu ay öne çıkanlar