meral okay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meral okay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-04-11

Ateistlerin Cenaze Namazı Kılınmasın! Meral Okay'ın vasiyeti yerine getirilmelidir. Cesedi vakit geçmeden çıkarılıp yakılmalı ve bu yanlıştan dönülmelidir.

Ateistlerin Cenaze Namazı Kılınmasın! Meral Okay'ın vasiyeti yerine getirilmelidir.
Ateistlerin Cenaze Namazı Kılınmasın! Meral Okay'ın vasiyeti yerine getirilmelidir.

Meral Okay, geçenlerde ölmüş. Muhteşem Yüzyıl adlı Osmanlılara ve dinî değerlere film icabı hakaret etmek, Osmanlıları gözden düşürmek ve bin yıllık intikamlarını Müslümanlardan almak için yapılan filmin yapımcısı ve senaristi imiş o kadın.

O kadın, aynı zamanda ateistmiş. Yakılmak istiyormuş. Bizim site de o kadının vasiyeti unutulmasın diye, o vasiyeti hatırlatmış. Kıyamet kopmuş tabii. Liberal muhafazakârlar, demokrat solcular, ateist şizofrenler kan kusmuş. 

Meral Okay, konuşmalarına göre, ateist yani Müslüman değil. Yakılmak istemiş üstelik. Oysa sevenleri ona ihanet etti. Vasiyetini yerine getirmediler. Yapılan vasiyeti yerine getirmek bütün dinlerde önemli bir husustur. 

Meral Okay'ın dediğine göre 1946 yılında yakılmak isteyenler için Ankara'da bir fırın yapılmış. Fakat hiç çalışmamış. Bu konuda devletimize büyük bir görev düşüyor. O fırını derhal faaliyete geçirin. Dinsizlerden, inançsızlardan yakılmak isteyenlerin istekleri yerine getirilsin.

Hükümet insan hakları ve diğer Avrupa kriterleri için zinayı nasıl suç olmaktan çıkardıysa insan hakları ve özgürlükler namına Avrupa'da olduğu gibi yakılmak isteyenleri yakacak, bu tecrübeyi bu dünyada yaşatacak fırınların faaliyete geçmesine izin vermeli. Hatta vasiyetini uygulamaya koymayan ölü yakınları cezalandırılmalı.

Diğer bir garip husus da Meral Okay'ın cenaze namazının kılınması meselesi. Kadın yakılmak istiyor. Fırına konulmak istiyor. Yakınları, sevenleri onu imamın önüne koyuyor. Bu nasıl ihanet böyle. Yakılmak isteyen veya ateist birine yapılacak en büyük kötülük onun cenaze namazını kılmaktır. İmamlar da bu vebalin altındadır. Hangi hakla böyle vasiyet sahiplerinin namazını kılıyorsunuz siz? 

Ölüm-vasiyet-yakım işleri ile ilgili olarak ya Diyanet İşleri Başkanlığına genelge yayınlama yetkisi verilsin ya da hükümet bir kanun hazırlasın. Müslüman olmadığını söyleyen kişi, Müslüman'mış gibi camiye, imamın önüne getirilmesin. Bu insan haklarına, özgürlüklere, BM İnsan Hakları Beyannamesine aykırıdır. Avrupa normlarına terstir. Müslüman olmadığını deklare etmiş veya yakılmak istediğini vasiyet eden kişileri camiye getirenlere dava açılsın. Ölüye saygı gösterilsin. Böylece kimse kimsenin arkasından konuşmaz. Ölü de rahat bir şekilde Allah'a hesabını verir. 

Ey ateistler!

Şunu iyi bilin ki cenaze namazı kılmak kültür ve gelenekle ilgili değildir. İslam'ın getirdiği bir uygulamadır. Örf değildir. Gelenek değildir. Allah'ın indirdiği son din İslam'ın emrettiği bir davranış şeklidir. Müslümanların cenaze namazı kılınır. Cenaze namazı kılmanın tek şartı Müslüman olmaktır. 

Muhteşem Yüzyıl adlı diziyi yapanlara, bu diziye izin verenlere, bu dizide oynayanlara ağzı dualı ariflerimiz, hocalarımız, alnı secdeli ihtiyarlarımız sabahın seher vakitlerinde beddualar etmişti. Hatta işi daha da ileri götürenler her beş vakit namaz ardında bedduaya devam etmişti. Çünkü bu kötülük ne elle düzeltilebilirdi ne dille düzeltilebilirdi. Sadece buğz kalmıştı geriye. Bu buğzu da bütün haşmetiyle kullandılar. Harikulade şekilde kullandılar. 


Mustafa Durdu 
mustafadurdu@yahoo.com



11/04/2012
habervaktim.com

Tek hedefi vardı Meral Okay'ın; Müslüman Türkleri iyice ahlaktan ve maneviyattan uzaklaştırmak. Bunun için Playboy'da bile görev almış...

Tek hedefi vardı Meral Okay'ın; Müslüman Türkleri iyice ahlaktan ve maneviyattan uzaklaştırmak.
Bunu için Playboy'da bile görev almış...
Genç kızlık adı Meral Katı olan Meral Okay, Kayseri Uzunyaylalı komşu çocukları Türkan ile Ata Katı'nın ikinci çocuğu olarak 20 Kasım 1959'da Ankara'da doğar. Çerkez kökenli bir ailenin ve hakim subay olan babasının tayinleri yüzünden şehir şehir dolaşarak geçen çocukluğu vardır. 1 yaşındayken taşındıkları Balıkesir'de İlkokula başlar, Ağrı, Çorlu, İskenderun'da devam edip Ankara'da bitirir eğitim hayatını. Liseden sonra siyaset bilimi ve kamu yönetimi okumak üzere üniversiteye girer.

Sanat dünyasıyla ilgilenmeden önce beş yıl boyunca devlet memurluğu yaptı. Bu süreçte Toprak Mahsülleri Ofisi'nin düzenlediği Dünya Bankası projelerinde ve TBMM'nin Atatürk'ün 100'üncü yaşı kutlamaları çerçevesinde kurulan bir komisyonunda yer aldı. Sonra 25 yaşında Ankara'da yükselen bir memurken Günaydın gazetesinde çalışmak üzere İstanbul'a çağrılır ve elinde bavuluyla 1983 yılında İstanbul'a gider. Günaydın'dan sonra İletişim Yayınları'nın kuruluşunda, ardından Playboy'u çıkaran ekipte yer alır.

12 Eylül döneminde Türkiye İşçi Partisi'nin üyesi ve işyeri temsilcisiydi; bu dönemde yaşadığı olayları daha sonra yapım koordinatörü ve oyuncusu olduğu Beynelmilel filminde izleyicilerine aktardı.

1984 yılında, Ankara'dayken tanıştığı sinema ve tiyatroya büyük emeği geçmiş olan oyuncu Yaman Okay ile evlendi. Ve böylece sinema da girer hayatına. Bu evlilik, eşinin 41 yaşındayken pankreas kanseri yüzünden vefat ettiği 19 Şubat 1993 tarihine kadar devam etti.

Ankara'dan İstanbul'a taşınması sanat ve yayın hayatına geçişini kolaylaştırdı. İlk olarak Günaydın gazetesinde çalışan Okay, dergi yayıncılığı, yapımcılık gibi farklı işlerde çalıştı. Sezen Aksu ile birlikte şarkı sözleri de yazan Okay, 1992 yılında, Seni Seviyorum Rosa filmindeki rolü ile oyunculuk hayatına başladı. Bir ara lokantacılık yaptı ve bir filmde yapımcılık denemesinde bulundu.

Propoganda filminde basın danışmanlığı, Asmalı Konak dizisinde senaryo yazarlığı, İkinci Bahar, Yeditepe İstanbul dizileri ve O Şimdi Asker filminde oyunculuk yaparak kariyerini güçlendiren Okay, Beynelmilel filminde konsomatris olarak çıkıyor karşımıza. Popüler dizi Bir Bulut Olsam'ın senaryosunu yazdı ve dizide İnci Batur karakterini canlandırdı.Son olarak 2011 yılından 9 Nisan 2012 tarihindeki ölülümüne kadar milyonlarca kişi tarafından izlenen Muhteşem Yüzyıl adlı dizinin senaryosunu yazmaktaydı..

Rol Aldığı Film ve Diziler; Bir Bulut Olsam (2009) , Alia (2008), Beynelmilel (2006) , O Şimdi Asker (2002), Hiçbiryerde (2001), Koltuk Sevdası (2001), Yeditepe İstanbul (2001), İkinci Bahar (1998), Seni Seviyorum Rosa (1992)

Senaryo Yazarlığı Yaptığı Film ve Diziler; Bir Bulut Olsam (2009), Fedai (2007), Asmalı Konak (2002), Yasemince (1997)

Aldığı Ödüller; 14. Adana Altın Koza Film Şenliği – 2007 [En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu - Beynelmilel], 24. Siyad Türk Sineması Ödülleri - 2002 [En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu - Hiçbiryerde]

Meral Okay, 9 Nisan 2012 tarihinde sabah saatlerinde akciğer kanseri nedeniyle hayata gözlerini yumdu.

Senaryoları:
Yasemince (1997)
Asmalı Konak (2002)
Fedai (2007)
Bir Bulut Olsam (2009)
Muhteşem Yüzyıl (2011)

Filmleri:
Bir Bulut Olsam (2009) - İnci Batur
Alia (2008)
Beynelmilel (2006) - Aydeniz Derya
İstanbul Şahidimdir ( 2004)
O Şimdi Asker (2002) - Resmiye
Hiçbiryerde (2001) - Melek
Koltuk Sevdası (2001)
Yeditepe İstanbul (2001) - Havva
İkinci Bahar (1998) - Kasap Melahat
Seni Seviyorum Rosa (1992)

Yaptığı diğer işler:
Beynelmilel (2006) - Yapım koordinatörü
Körfez Ateşi (2005) - Proje danışmanı
İstanbul Şahidimdir (2004) - Proje tasarım
Akademi Türkiye (2003) - Jüri üyesi
Yarın Geç Olmayacak (2000) - Yapımcı
Propaganda (1999) - Basın ve halkla ilişkiler

Meral Okay Şarkıları:
2000 - Yine mi Çiçek - Söz: Meral Okay Müzik: Ara Dinkjian
1998 - Adı Bende Saklı - Söz: Meral Okay, Sezen Aksu Müzik: Yorghos Stavrianos
1998 - Şimal Yıldızı - Söz: Sezen Aksu, Meral Okay Müzik: Sezen Aksu
1998 - Adı Menekşe - Söz: Meral Okay, Sezen Aksu Müzik: Sezen Aksu, Aşkın Arsunan
1998 - Helal Ettim Hakkımı - Söz: Sezen Aksu, Meral Okay Müzik: Goran Bregovic
1997 - Gül - Söz: Sezen Aksu, Meral Okay Müzik: Goran Bregovic
1997 - Helal Ettim Hakkımı - Söz: Sezen Aksu, Meral Okay Müzik: Goran Bregovic
1997 - Kalaşnikof - Söz: Sezen Aksu, Meral Okay Müzik: Goran Bregovic
1995 - Yaktılar Halim'imi - Söz: Sezen Aksu, Meral Okay Müzik: Fahir Atakoğlu
1995 - Var Git Turnam - Söz: Sezen Aksu, Meral Okay Müzik: A. İsahakian
1993 - Masum Değiliz - Söz: Sezen Aksu, Meral Okay Müzik: Uzay Heparı, Sezen Aksu

Muhteşem Yüzyıl gaflet miydi? İhanet mi? Meral Okay neye ve kime hizmet etti?

Muhteşem Yüzyıl gaflet miydi? İhanet mi? Meral Okay neye ve kime hizmet etti?
Muhteşem Yüzyıl gaflet miydi? İhanet mi? Meral Okay neye ve kime hizmet etti?


CEHALET Mİ İHANET Mİ?
Cehlin ol mertebesi sehl olmaz
Ta kesbsiz bu kadar cehl olmaz
Muhteşem Yüzyıl dizisi açıkçası çok büyük tartışmalarla başladı. Bazı tanıdıklarım, dostlarım hemen fikirlerimi sordular. Parça bütünün habercisidir, sözünün gereği olarak daha fragmanından neticenin ne olacağı belli oldu ise de dizinin birinci bölümünü yani ana parçayı izlemeden bir fikir serdetmeyi uygun bulmadım.
NTV’de Banu Güven’in konuğu olan senarist Meral Okay, Muhteşem Yüzyıl’ın senaryosu üzerinde çok çalıştığını şu sözlerle anlatıyordu:
“İki-iki buçuk yıldır çalışıyorum. Tarih sever bir insandım. Bu proje oluşmaya başladıktan sonra ciddi sayıda kitap ve tarih danışmanlarının bana refere ettiği kaynakları, binlerce sayfayı bir tarih doktora öğrencisi gibi okudum. Önemli bir diyalog yazarken hala satır satır dönüp danışmanlara soruyorum. Üç kere yazdım senaryoyu”.
Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki Meral Okay, iyi ki iki-iki buçuk sene çalışmış. İnsan, ya beş sene çalışsaydı nasıl bir senaryo karşımıza çıkardı diye dehşete düşmeden edemiyor. Zira dizinin hiçbir karesi yok ki hatasız olmasın. Bu itibarla yukarıdaki beyitte manasını bulduğu gibi bu kadar cehalet ancak çok çalışmakla elde edilebilir.
Şayet yazımın başlığının ikinci kısmını yani ihanet mi diye soruyorsanız niyet okuma yapmamak için bir şey söylemeyeceğim. Fakat bu kadar cehalet en azından tarihimize ihanet değil de nedir diye sormadan da edemiyor insan.

Evet dizinin birinci bölümünde hatasız bir kare neredeyse yok dedim. Bazen dizinin sahipleri sonraki bölümlerde çok şeyler değişecek, daha güzelleşecek, bu daha başlangıç falan diyorlar. Doğrusu bazı hatalar zaman içinde düzeltilebilir kabul ediyorum. Ancak dizi öyle bir temele oturtuldu ki bu hatalar sonuna kadar devam etmeye mahkumdur.

İşte bu sebeple şahsen benim için dizi birinci bölümde bitmiştir.
Dizinin Müslüman Kırımlılara, Hurrem Sultanın bir mabette ele geçirilmesi kurgusuyla, başlanmış olması manidar değil miydi? Zira şurası açıktır ki seferlerde ve akınlarda Türkler ve Müslümanlar için, mabetlere ve din adamlarına dokunulmaması birinci prensiptir.
Bu en önemli prensibi yıkmak ve Türkleri barbar diye nitelendiren Avrupa tiplemesi ve kötülemesi ile göstermekle ne mesaj verilmek isteniyor, üzerinde düşünmek gerekir.
İkincisi ve bana göre artık dizi boyunca devam edecek hata Hurrem Sultan’ın şahsiyetinde gizlidir.
Kaynaklarda Hurrem Sultan’ın esir edildiğinde yaşı, saraya gelişi ve Kanuni’ye namzet oluşu hakkında çok açık bilgiler yoktur.
Fakat şurası muhakkak ki bir cariye belli bir terbiye almadan doğrudan doğruya saraya getirilmez.
Nitekim Osmanlı sarayında Hurrem adını alacak olan Roksalan veya Aleksandra’nın Yavuz Sultan Selim döneminde Kırımlılar'ın Ukrayna ve Galiçya'ya kadar uzanan akınları esnasında esir alındığı bilinmektedir. Muhtemelen burada bir müddet eğitildikten sonra saraya verildi. Saraydaki eğitimin nasıl olduğu ise roman ve hikayeler hariç bütün kaynaklarda yazılıdır. (Bkz. İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin Saray Teşkilatı, Ankara 1984). Sarayın nasıl bir kadınlar akademisi olduğunu görmek isteyenler ise Amerikalı tarihçi ve on yıllık bir araştırmayla eserini ortaya koyan Prof. Dr. Leslie Peirce’nin The Imperial Harem kitabına müracaat edebilir. ( Türkçesi için bkz. Harem-i Hümayun, çev. Ayşe Berktay, İstanbul 1998).
Dizide ise Hurrem, neredeyse esir edildiği gibi zulüm ve baskı ile İstanbul’a getirilip saraya tıkılan, öldürsünler diyerek dört bir yana saldırırken rüyasında anne ve babası tarafından özel bir görev alan sanki ajan karakterdir. O bu görevle birlikte Kanuni’yi elde edecek, Osmanlı sarayının başına geçecek ve Türklere en büyük ihanetleri yaptırtacaktır.
İşte dizinin ilk bölümündeki bu temeli sizin artık değiştirme imkânınız yoktur. O artık Hurrem Müslüman görünüp Müslümanların yok etmeye çalışan gizli bir Hırıstiyandır.
Ne yapalım Meral Okay’a iki yıl az gelmiş olmalı ki yukarıda belirtiğimiz ve daha nice eserleri görme imkânı bulamamıştır. O ancak Ahmed Refik’in muhteşem (!) Kadınlar Saltanatı kitabını okuma fırsatını yakalayabilmiştir.
Dizinin en önemli ikinci karakteri İbrahim Paşa da Hurrem’den farksızdır. Bir defa o dönemde dönme tabiri kullanılmamaktadır. İkincisi dönme tabiri 17. Yüzyıldan itibaren Müslüman olmadığı halde Müslüman görünenler için kullanılmaya başlanmıştır. İbrahim Paşa devşirme dahi değil, altı yaşında esir alınmış ve Müslüman olmuş Rum asıllı bir köle idi. Şehzade Süleyman onunla Manisa’da tanışmış, zekâsını, hazır cevaplığını ve bir takım meziyetleri ile dikkatini celbetmiştir. Daha sonra sahibesi onu azat etmiş bu sayede Şehzade’nin maiyetine katılmıştır. Dizide onu dönme diye kötüleyenler ise devşirme devlet adamları olup küçük yaştan itibaren Müslüman olmuşlardır. Müslümanlıkları konusunda en küçük bir imaya dahi rastlanmaz.
Bir taraftan dizide bu fahiş hatalar işlenirken diğer taraftan İbrahim Paşa da bilinçaltı düşüncelere sevk edilmekte kimliğini hatırlayan ve ona göre işler yapacak olan bir karakter olarak karşımıza çıkarılmaktadır. Artık dizide ikinci Hıristiyan ajanı İbrahim Paşa olacak ve bu durumda dizinin ikinci temel hatası olarak her bölümünde karşımıza çıkacaktır.
Senaristin Topkapı Sarayına girdiği ve gezdiği konusunda benim şahsen ciddi endişelerim oluştu. Zira orada bilgisi en zayıf bir rehberle dahi dolaşsa, zenci hadımağalarının görev yerinin nerede başlayıp nerede bittiğini, cariyelere eğitimin kimin verdiğini, cariyelerin görev yerlerini ve vazifelerini öğrenecekti.
İbrahim Ağanın (henüz daha Paşa olmadı) sarayda hadım ağası gibi gezdirilmesi, zenci yerine beyaz hadımların haremde kol gezmesi, hadım ağalarının bir adım atması kellesinin gitmesi demek olan yerlerde güle oynaya dolaşmaları, nerede ve hangi muhteşem kaynaklarda (!) yazıyor, izleyicilerin ve bizlerin bilmesinin faydalı olacağı kanaatindeyim.
Osmanlı saray teşkilatını bilenler en önemli özelliklerinden birinin sessizlik olduğunu belirtirler. Muhteşem ve şahane bir sessizlik diye vasıflandırılan sarayda, sakinler sanki gözleriyle işaretleşmekte ve konuşmaktadır. Herkes vazifesinin neler olduğunun idraki içerisindedir. İzlediğimiz dizide ise mutfak, harem, eğitim ve diğer kareler sirkleri hatırlatan şamata ve gürültüler ile doludur.
Giyim ve kıyafet ise ayrı bir komedidir. İngiliz kralı 8. Henry Tudors dizisinin bu diziye ilham kaynağı olduğu senarist tarafından ifade edilmiştir. Dikkat edilirse kıyafetlerin de aynı ilhamla seçildiği kolaylıkla görülecektir.
Osmanlı Enderun mektebinde talebelere verilecek manevi en büyük ceza, başından sarığının çıkarılmasıdır. Sarayda ve Osmanlı toplumunda başı açık hiçbir şekilde dolaşılmazdı. Böyle olduğu halde Kanuni ve büyük âlim Hasan Can başta olmak üzere vezirleri neredeyse kavuklu ve sarıklı görmek imkânsız gibiydi.
Cariyelerin ve Padişah kadınlarının kıyafetlerinin artık ne derece yerinde olduğunu (!) okuyucularımın anlamış olduklarını tahmin ediyorum.
Kanuni’ye hiç olmazsa muhteşemliğini hatırlatmak için söyletilen sözler ise bilenler için gülünç ve komik olmaktan öte bir mana ifade etmiyordu.
“Benim hasmım Şah İsmail değil Fransuva, Şarlken ve Henri Tudors’tur”.
Bir defa Kanuni böyle bir söz söylemedi. Şayet rol icabı söyletilecekse bari yerinde olsaydı. Fransuva, Şarlken’e esir düşerek Madrit’te hapsedilen kendisi ve annesi Kanuni’ye kurtarılması için yalvaran bir hükümdardan öte bir şey değildir. Henry Tudors’un ise bütün mücadelesi ve savaşları hanımları ile geçmiştir. Ortada tek ciddi rakip olan Şarlken ise Kanuni, yüz bin kişilik ordularla memleketini gezdiği halde bir kez olsun karşısına çıkma cesaretini gösteremeyecektir.
Aşağılanan Şah İsmail ise hiç olmazsa Yavuz Sultan Selim’in karşısına çıkmış ve bir meydan muharebesini göze alabilmiş bir şahsiyettir.
Kanuni’nin adaletine atıfta bulunulurken babasının icraatlarını kötülercesine Hasan Can’a serzenişte bulundurmaları başka bir garaipliktir.
Bu konu Hoca Sadettin Efendi tarihinde geçmektedir. Saltanatının ilk gününde değil İbrahim Paşa’nın sadrazamlığı sırasında vuku bulacaktır. İbrahim Paşa kendi dönemlerinin adil olduğunu vurgularken Selim Han dönemindeki bazı icraatların İslamiyet’e uygun düşmediğini savunacak ve Hasan Can çağırılarak kendisinden Selim Han’ın neden böyle davrandığı sual edilecektir.
Hasan Can ise Selim Han’ın uygulamalarının İslamiyet’e uygun olduğunu deliller ve misallerle açıklayarak İbrahim Paşa’yı susturacak ve Kanuni bu söyleşiden ve babasının icraatlarından büyük bir keyif alacaktır. (Bkz. Hoca Sadettin Efendi, Tacü’t-Tevarih, haz. İsmet Parmaksızoğlu; c. 4, s. 215-216)
Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse birbiri ardında diğer yanlışlar sökün edecektir. Nitekim dizide Kanuni, sadece babasını azarlayan bir karakter değil aynı zamanda bir âlimi aşağılayan ve ikide bir omzuna ahbap çavuş gibi tokatlar atan garip bir konumdadır. Hasan Can’ın ise Padişahın yanından ayrılırken içerisine düşürüldüğü süklüm püklüm hali ise Kanuni’nin halk nezdinde düşürülmek istendiği durumu gözler önüne açıkça sermektedir.
Daha Hasan Can’ın yaşını bilemeyenlerin bu olayları nasıl doğru yansıtacakları muammadır. Dizide altmışlı yaşlarında gösterilen Hasan Can, aslında o yıllarda otuzlu yaşlardadır. Babası Hafız Mehmed’le birlikte 1514 yılında Tebriz’de Yavuz Sultan Selim Han’ın hizmetine girmişti.
Nihayet, babasının cenazesini kaldırmadan haremde kız kovalamaya başlayan Kanuni; daha Padişah kadınlarının Topkapı Sarayına gelmedikleri bir zamanda Topkapı’da geçen hayat; Hafsa Sultan’ın yeni gelen Hurrem’le Rusça konuşması; cülus bahşişi alacağız diye sevinen kırk elli yaşlarında askerler; Kanuni elçilerle görüşürken tercümanın ve vezirlerin dil dudak ve göz kulak oynatmaları. Neresini düzeltelim dedirtecek daha nice gaflar manzumesi.
Bir dizide bu kadar hata yapabilmek gerçekten bir maharet işidir. Yine senarist Meral Okay’a dönersek söyleşisinde:
“Bildiğimiz resmi tarihin dışında da bir tarih var tabi ki. Belgelerle ortaya çıkan daha asık yüzlü bir tarih. Öbür tarafta o tarihi yapan o tarihi şekillendiren insanların bir de kendi hayatları kimlikleri var”, diyor. Kendilerinin bir noktada herhalde bu bilinmeyenlere vurgu yaptığını belirtmek istiyor.
Düz bir mantıkla baktığınızda tamam bunlar doğru tespitler diyebilirsiniz. Ancak belgelerle ortaya konmuş temel gerçeklere, bu dizide ne kadar uyuldu ki siz insanların kendi hayatını ve kimliğini ortaya çıkarabileceksiniz.
Bu durumda tarihi gerçekleri göz ardı edenler, senaryoyu yazarken ele aldıkları tarihi şahsiyetlere, ancak kendi dünya görüşlerini, yaşantılarını ve ahlakını giydirmiş olacaklardır.
Senariste göre bu dizinin adı muhteşem entrikalar, muhteşem ihanetler, muhteşem rezaletler olmalıydı. Ancak herhalde bu maksatlarını gizlemek için “Muhteşem Yüzyıl” dediler.
İyi de hangi konuda muhteşem? İn kücâ an kücâ
Güneşin zerre kadar kadrine noksan gelmez
Eylese nur-ı cihan-tâbını huffaş inkar


Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
Marmara Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi

2012-04-10

Meral Okay'ın Cesedi Neden Yakılmadı? Vasiyeti Neden Yerine Getirilmedi? Bu sergilenen doğru bir hareket mi?

Komünist Meral Okay'ın İslam dininin emirlerini kaale bile almadan cesedinin yakılmasını istemesini yakınları neden kaale almadılar? Okay'ın vasiyeti neden yerine getirilmedi? Bu doğru bir uygulama mı?
Meral Okay'ın Cesedi Neden Yakılmadı? Vasiyeti Neden Yerine Getirilmedi? Bu sergilenen doğru bir hareket mi?  



Komünist Meral Okay'ın, İslam dininin emirlerini kaale bile almadan cesedinin yakılmasını istemesini, yakınları neden kaale almadılar? Okay'ın vasiyeti neden yerine getirilmedi? Bu doğru bir uygulama mı?

Meral Okay‛ın cesedi zaman kayıp etmeden mezarından çıkartılmalı ve vasiyeti yerine getirilerek yakılmalıdır. Madem ki çok değerli bir büyüğünüz, son vasiyetine neden yüz döndünüz? Neden yakmadınız? Bilinmesini istemediğiniz gerçekler meydana çıkar diye mi ürktünüz?


Benim ağzım pek yandı, ama siz dikkat edin,
Yalnız layık olan adama hürmet edin,
Haddini kim bilmezse ona hakaret edin,
Ele alçak durmayın, onu hakikat sanır,
Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.

İnsanların kimisi uyuz köpek gibidir,
Kimisi ayı gibi, kimi eşek gibidir,
Tilkiye doğru olmak, hakka sövmek gibidir,
Namerdi okşamayın, onu bir tokat sanır,
Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.

Pehpehler, pohpohlarla çok itleri at yaptık,
Uçurduk da göklere alkıştan kanat yaptık,
Hiç yoktan başımıza koca saltanat yaptık,
Üstüne çul vursanız, it onu kanat sanır,
Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.

İşini uyduranlar tilki gibi kurnazdır,
Silahı hep yalandır, zekası gayet azdır,
Yalanını tutsanız, fayda yok utanmazdır,
Yüzüne tükürseniz, onu kalafat sanır,
Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.

Gösterme karda gez de kimseye izlerini,
Kıymet bilmeyenlere arz etme cevherini,
Varlığını belli et, açmadan her yerini,
Bir hamal kayığını sarhoş bilmez, yat sanır,
Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.

Sözü yerinde söyle, demiri tavında döv,
Öveceğin adamı iyi tart da öyle öv,
Söveceğin adamın yüzüne tükür de söv,

Yüzüne tükürmezsen onu iltifat sanır,
Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.

Namdar Rahmi Karatay

*****




Kalemini kılıç etmiş bir rezil fahişe,
İftiralar yağdırıyor şanlı tarihimize.
Bu düşmanlık niye, ecdat ile derdi ne?
Mesele İslam, uyan millet, gel kendine!

| mfs

Kocası da kendisi de Komünist... Meral ve Yaman Okay...

Kocası da kendisi de Komünist... Meral ve Yaman Okay...
Kocası da kendisi de Komünist... Meral ve Yaman Okay...


Meral Okay, 12 Eylül olayları sırasında Komünist İşçi Partisi'nin işyeri temsilciliğini yapıyormuş. 41 yaşındayken, kendisi gibi kanserden ölen kocası Yaman Okay ise Sol/komünist eğilimli filim ve tiyatrolarda oyuncu olarak oynamış...

Yaman Okay'ın 1976'da oynadığı oyunlardan birinin adı da Komün günleri... Yine, solcu/sosyalist  Yaşar Kemal'in tiyatroya uyarlanan oyunlarında ve Komünist eğilimli yapımcıların filmlerinde yer almış... Özellikle Kürt Marksist akımın temsilcileri ile Meral ve Yaman Okay'ın yakın bağı kısa bir araştırmada gözler önüne çıkıyor...

Yani karı-koca Komünist anlayışta insanlarmış... 


Hala arkasından rahmet okuyan ve "Beni yakın" vasiyetini bile görmek istemeyen, buna rağmen gerçekleri dillendirenleri kinci olarak lanse eden avanak abdilere önemle hatırlatılır...

Zamanlaması muhteşem oldu; Kanuni'yi eşcinsel yapacaktı ama fırsat bulamadan kahr oldu...

Zamanlaması muhteşem oldu;  Kanuni'yi eşcinsel yapacaktı ama fırsat bulamadan kahr oldu... Meral okay öldü
Zamanlaması muhteşem oldu;  Kanuni'yi eşcinsel yapacaktı ama fırsat bulamadan kahr oldu... Meral Okay öldü...




Allahü Teala bir hadis-i kudside "Evliyama savaş açana savaş açarım" buyurdu...
Allah, ihmal etmez. İmhal eder, yani mühlet verir. Ama eninde sonunda kafirleri azabı ile yakalar...


Ömürlerinde sadece Allah'ın dinine hizmeti ve insanların dünya ahiret saadetini dava edinmiş, bunun için sarayında oturmaya fırsat bulamamış ecdadımızı, başta veli padişah Kanuni Sultan Süleyman Han'ı gerçek dışı iftiralar ile karalayıp duran, milletimize tertemiz ecdadını vahşi mahluklar olarak tanıtan bu kadın da en nihayet gitmek istediği sona ulaştı...


Zamanlama da muhteşem oldu. Tam da Kanuni'yi eşcinsel olarak oynatmanın hazırlıkları içerisindeydi..

"İlerleyen bölümlerde sanatsal düzenlemeler için Kanuni'yi GAY(eş cinsel) olarak oynatacağım" demişti ama filim kendi oldu... Oynatamadan kahr oldu...


Yattığı çukur derin, azabı elim olsun... Aleme de ibret olsun...



"Sonra onları siz öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Allah işitendir, bilendir. Gördünüz ya, Allah, kâfirlerin kurduğu tuzağı işte böyle boşa çıkarır." 
Enfal Suresi, ayet: 17-18

Bu millet seni asla unutmayacak... Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaristi Meral Okay öldü.

Bu millet seni asla unutmayacak... Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaristi Meral Okay öldü.
Bu millet seni asla unutmayacak... Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaristi Meral Okay öldü.


Bu millet seni asla unutmayacak... Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaristi Meral Okay öldü.


Bu millet seni asla unutmayacak; her daim lanet ile anacak...
Adın, senden sonra gelenlere hep ibret-i alem olacak...


Küfr edip, yalanlarla, alaya aldın,
Ceddimi... Atalarımı... Dedemi..
Şimdi göreceksin öbür tarafta,
Yolundan gittiğin Ebu Leheb dedeni...

****

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ اللّهِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ

İnnellezîne keferû ve mâtû ve hum kuffârun ulâike aleyhim la’netullâhi vel melâiketi ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).

"Ama âyetlerimizi inkar etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah'ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsun."

Bakara Suresi, ayet 161

Bu ay öne çıkanlar