istanbul'da cennet taşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul'da cennet taşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-02-19

Ahirette ibadet olacak mı?

Ahirette ibadet olacak mı?

Âhiret inancımız odur ki, insanlar kıyamet koptuktan sonra tekrar diriltilip mahşer yerinde toplanarak hesaba çekilecekler. Önce, ömrü boyunca, yaptığı iyi-kötü bütün fiillerinin yazılı olduğu amel defterleri herkesin eline verilecek.

Kendi yaptıklarını okuyan herkes, zaten akıbetini anlayacak ama, buna rağmen "insan başıboş yaratıldığını mı zannediyor?" buyuran Rabbi tarafından ayrıca hesaba da çekilecek.

Niceleri bir de bakacak ki, kendince gizli yaptığı ve hiç kimsenin görmediği zannettiği bütün günahlar, hiç eksiksiz kaydedilmiş...

"Keşke bu kitap bana hiç verilmeseydi" diyecek ama artık iş işten geçmiş olacak. Herkes,
İman edip etmediğinin, ibâdetlerini tam yapıp yapmadığının, Yeryüzünde fitne çıkarıp çıkarmadığının ve iyi-kötü her türlü hareketinin hesabını verecek.

Sorgu ve suâle muhatap olmadan doğrudan cennete girenler olacağı gibi, hiç sorgu-suale tabî olmadan doğrudan cehenneme sevkedilenler de olacak.

Müslümanlar, melekler tarafından karşılanıp cennete alınacaklar, tek bir peygamberi dahi kabul etmemiş olan kâfirler de hor, hakir, sefil, perişan ve sonsuz bir pişmanlık İçinde cehenneme sevk edilecekler...

Ancak, iman ve inanç sahibi, fakat günahkâr olan Müslümanlar da günahları nisbetinde azap çekmek üzere, geçici olarak cehenneme atılacaklar.

Sonuçta, insanların kimi cennete kimi de cehenneme girecek...
• • • 

Cehennem, binbir türlü sıkıntı, işkence ve azabın olduğu yer...
Cennetse her türlü İyilik; güzellik, rahatlık ve nimetin bulunduğu bir mekan...
Cehennem ateşler diyarı, cennetse nimetler hazinesidir.
Tatmadan önce, cehennem azabının şiddetini ve cennetin güzelliklerini anlamak mümkün değildir.
İkisi de ancak tatmakla anlaşılacaktır.
Yani, dünyaya artık geri dönüşün mümkün olmadığı zaman.
Evet!
Cennetin nimetleri gibi, cehennemin azabı da tadılacaktır.
Dünyadayken iman etmemiş olanlara, "İşte bu senin inkâr ettiğin cehennem ateşidir; tat bakalım" denilecektir.
Kâfirler gerçekleri görüp, "Eyvaah! Meğer peygamberlerin ve Müslümanların söyledikleri gerçekmiş. Yâ Rabbi! Bizi dünyaya tekrar gönder de sana iman ve ibâdet edelim" diyecekler ama, istekleri asla yerine getirilmeyecektir.

Onlara;.
"Siz, şimdi gitmek istediğiniz o yerden/dünyadan gelmiyor musunuz?" denilecek.

• • •

Değerli okuyucularımız,
Hepimiz biliyoruz ki, iman da ibadet de bu dünyada yerine getirilmelidir.
Getirilmelidir ki, insanlar o sayede cennete girebilsinler.
Cennette imansız hiçbir kimse bulunmayacağı gibi, -günahının cezasını çekip çıktıktan sonra- cehennemde de imanlı hiçbir kimse kalmayacaktır.
Cehennemdeki son imanlı kimse de çıktıktan sonra, cehennemin kapıları bir daha sonsuz olarak açılmamak üzere üst taraftan kapatılacaktır.
Ondan sonra,
Cennetlikler cennette ebedî,
Cehennemlikler cehennemde ebedî olacaklardır.

• • •

Biz insanlar, bu dünayaya imtihan için gönderildik.
Rabbimiz hayatı da ölümü de yaratmış, ömrümüz içinde hem dikkatimizi ölüm ve ölüm sonrası hayata çekmiş hem de bu imtihan dünyasında bize imkân vermiştir.

Konuşması vahiyden ibaret olan sevgili Peygamberimiz (a.s.),
"Dünya âhiretin tarlasıdır" buyuruyorlar.

O halde,
Ebedî saadet de,
Ebedî felâket de bu dünyada kazanılacaktır.
Dünya ekme, âhiret biçme yeridir.
İbâdet ve imtihan sahası sadece dünya olduğu için, cenetteki Müslümanlar ibâdet etmekle vazifeli olmayacaklardır.
Cennette sadece iki ibâdet bulunacaktır:
îman ve nikâh...
Onun için,
a) Cennette imansız kimse bulunmayacaktır.
b) Cennette nikâhlı hayat, aile hayatı olacaktır. Bazılarının söylediği gibi, nikah sadece bir akitten/anlaşmadan ibaret değildir.

Nikah hem bir akit hem ae bir ibâdettir.
Peygamberimiz Aleyhisselam, "Nikah benim sünnetimdir" buyurduklarına göre, nikah bir akit olmanın yanında elbette bir ibâdettir de.
(Cennette aile hayatının olmadığını söyleyenlerin sözler gerçekleri yansıtmamaktadır. Kur'an'a zıt olan bu iddiaya cevap, ayrı bir yazı konusudur.)

Ayetlerin, cennette evlilik ve aile hayatının olacağını haber vermesine rağmen, aksini iddia etmek, anlaşılmayan bir keyfiyettir.

Bu iddia sahiplerinin, -afedersiniz- "Cennette sex olayı yoktur" diyerek, İslâmî literatürde olmayan ve aynı zamanda fuhuş için de kullanılan "sex" kelimesini kullanmaları da üzüntü verecek başka bir husustur.
(Onlardan hikâyeten kullanmak zorunda olduğum bu kelime için özür diliyorum.)
• • •

Cennetteki insanlar tüysüz-müysüz, yani kılsız olacaklardır.
İnsan vücudunun süs ve zineti olan kaş, kirpik ve saçlar dışında, cennetliklerin vücutlarında kıl olmayacaktır.
Cennette, sakallı sadece bir zat olacaktır; o da insanlığın babası Hz. Adem...
• • •

Değerli okuyucular. Ramazan'ın arefesinde, dünyanın "Bir imtihan yeri" olduğunu ve ölüm sonrasını beraberce yeniden düşünelim istedim; o kadar...

Ali Eren
Gazeteci - Yazar
11 Kasım 2001

2011-11-15

Cennet Taşları İstanbul'da

Cennet Taşları İstanbul'da


Hac ziyareti dolayısıyla uğruna bin bir türlü eza ve cefayı göze alarak gittiğimiz mukaddes topraklarda milyonlarca insanın belki de dokunma şerefine eremedigi Hacerü'l-Esvet'e istanbul'da yaşayanların hiçbir zahmete girmeden dokunabildiğini ve görebildiğini biliyor muydunuz?

İstanbul'da Kadırga semtinde var olan Sokullu Mehmed Paşa Camii eski günlerini özler gibi etrafından geçip giden ve İstanbul'da yaşayıp da kendinden hiç haberdar olmayan insanları tüm sessizliği içerisinde bekliyor. Cuma namazları hariç tüm namaz vakitlerinde birkaç saftan öteye geçmeyen cemaatin her gün  karşılaşıp bildiği büyük bir nimeti neredeyse bir elin sayısını geçmeyecek kadar olan insanlarla birlikte adeta bizim tarihi yerlerimizi bizden daha iyi tanıyıp daha fazla gezen turistler hariç hiç kimse bilmemektedir.

Sultanahmed Camil'nin neredeyse bir adımlık mesafesinde olmasına rağmen kimse bu nimetlerin farkında değildir. Şehir yerleşiminin büyümesi neticesinde değişimle birlikte iyice içerde kalmış Kadırga semtinde Koca Sinan'ın büyük dehasıyla eğik bir yokuşa oturtulan düz bir cami içersinde bulunan bu cennet taşları siz okuyucuları ve haberdar edeceğiniz insanları beklemektedir.

Peygamber Efendimiz'den nakledilen bir hadiste Hacerü'l-Esved hakkında şöyle demektedir:"Hacerü'l-Esved Cennet yakutlarından beyaz bir yakuttur. Ancak, müşriklerin hatalarından dolayı siyahlaştı. Kıyamet günü Uhud dağı gibi yaratılır da dünyada kendini öpen ve istilam (geriden selamlayan) eden şahit olur"


Peygamber Efendimizin; "Hacerül-Esved Cennet'ten'dir. Kardan daha beyazdı. Müşriklerin günahlarından dolayı siyahlaştı" buyurduğu mübarek taşın bazı parçaları İstanbul'da bulunuyor. Yeryüzünde sadece Kâbe-i Muazzama'da bulunan Hacerü'l-Esved, Osmanlı Devleti zamanında koruma altına alınmak maksadıyla çevresine muhafaza yapılmış, korumaya alınmıştı. Tarihçilerin kesin bir kaynak belirtmemesine rağmen Hacerü'l-Esved muhafazaya alınırken çevresinden kopan parçalar İstanbul'a getirilerek bazı camilere ve türbelere konuldu. Sokullu Mehmed Paşa Camii ile Kanuni Sultan Süleyman Han'ın türbesinde Hacerü'l-Esved'in küçük bir parçasının bulunduğu biliniyor. 

Altın çerçevede
1571 senesinde Osmanlı Sadrazamı Sokullu Mehmed Paşa, zevcesi Sultan İkinci Selim'in kızı İsmihan Sultan adına bir cami inşa ettirdi. Mimar Sinan tarafından yapılan Sokullu Mehmed Paşa Camii'nin giriş kapısı üzerindeki mermer taşların ortasında, mihrabın üst kısmından minbere giriş kapısının üzerinde ve minber kubbesinin altında altın çerçeve ile kaplı bir şekilde Hacerül-Esved'in parçalan yer alıyor. Hacerü'l Esved'in diğer bir parçası da Süleymaniye Camii'ndeki Kanuni Sultan Süleyman Han'ın türbesinin giriş kapısının üstündeki saçağın altında bulunmaktadır. Bu arada rivayet edildiğine göre Ha-cerü'l Esved'in bir parçası da Edirne'deki Eski Cami'de yer almakladır.


Hacerü'l - Esved nedir?
Kâbe-i Muazzama'da yer alan Hacerü'l-Esved hakkında Peygamber Efendimizin bir çok Haciis-i şerifleri bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmını burada nakledelim.
- Enes Bin Malik hazretlerinin rivayetlerine göre Resullullah (S.A.V.) şöyle buyurdular:
"Hacerü'l-Esved Cennet'ten'dir, kardan daha beyazdı. Müşriklerin günahlarından dolayı siyahlaştı"

- Yine îbni Abbas radıyallahü anh Resullullah (S-A.V.)'den naklediyor: "Hacerü'l-Esved Cennet taşlarındandır. Yeryüzünde ondan başka cennet parçası yoktur. Su gibi beyazdı. Şayet cahiliyye pislikleri bulaşmamış olsaydı, musibetzede dokununca iyileşirdi"

Bu arada Mevlana Muhammed Rebhaninin yazdığı Riyad'ün Nâsihin adlı eserde Hacerül-Esved'le alâkalı olarak şu hususlar yer almaktadır.

"Allahü Teâlâ, Cennet yakutlarından bir yakut gönderdi. Bunda yeşil zümrüdden iki inci bulunmaktaydı. Bir inci doğu, bir inci batı tarafında idi. Bu hanede cennetten kandiller var idi. O hane bugün Kabe'nin bulunduğu yere indirildi, Allahü Teâlâ "Ey Adem, senin için bin hane gönderdim. Arşın etrafını tavaf ettiğin gibi, bunun etrafını da tavaf eyle! Arşın çevresinde namaz kıldığın gibi, bunun etrafında da namaz kıl" buyurdu. Hacerü'l-Esved'i de gönderdi. Bu taş beyaz idi. Cahiliyye zamanında bazılarının dokunmasıyla siyah oldu ve ismi Hacerü'l-Esved (Siyah Taş) oldu. Böylece Adem Aleyhisselam Hindistan'dan Mekke'ye doğru yola çıktı. Bir melek onu Kabe'ye götürmek için rehberlik etti. Adem Aleyhisselam nereye bastıysa orası ma'mur oldu. Nihayet Mekke'ye geldi ve bu haneyi ziyaret eyledi. Menasikini yerine getirdi. Bitirince, melekler yanına gelip dediler ki: Ey Adem, haccın kabul oldu. Biz ki melekleriz, senden iki bin yıl önce, biz bu haneyi ziyaret ederdik."

Baki Günay
Tarih ve Düşünce Dergisi, Kasım 1999

Sokullu Camii'nin minber ve giriş kısmında üç parça halinde bulunan Hacer'ül Esved, mihrap kapısının üstünde herkesin kolayca elinin dokunabileceği yerde ziyaretçilerini bekliyor.




Cami Mihrabına yerleştirilmiş cennet taşı Hacer'ül Esved parçası




Bu ay öne çıkanlar