hat sanatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hat sanatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-03-10

Elsiz, ayaksız hattat; Mehmet Efendi

Elsiz, ayaksız hattat; Mehmet Efendi



Topkapı Sarayı Müzesi kitaplığında, sülüs-nesih hat ile yazılmış bir kıt'a mevcuttur. Bu kıtayı bîdest ü bîpâ (elsiz ve ayaksız) Mehmed Efendi yazmıştır. Ayaksız olmak, yazmaya elbette mâni değildir ama elleri bulunmayan bir kimse, kalemi iki bileği arasında tutup nasıl yazar? Sonra, eski yazılarımızın, şimdiki kalemlere benzemeyen tarzda ağzı olan ve sık sık mürekkeb hokkasına batırılarak kul­lanılabilen kamış kalemle yazıldığı, ayrıca, harflerin güzel­liğini sağlayan incelik ve kalınlıkların, kalemin elde tutuluş şekline göre çıktığı malumdur.

"Vekâyînâme-i Abdi Paşa" isimli yazma târih kitabında hâdise şöyle nakledilmektedir:

"İnsanoğlunu hayrete düşü­recek ve ibretle seyredilecek kadar garib, nâdir vakıalar­dandır ki, iki eli ve iki ayağı bir şiddetli arıza sebebiyle düş­müş; hâsılı ne el kalmış, ne ayak, böyle bir şahıs, geçimini temin için dilencilikten başka yol kalmadığına karar verince, doğum yeri olan Bolu'dan İstanbul'a gelerek "Suyolcu" nâ-mıyla meşhur (Hafız Osman'ın hocası) hattattan ders alıp, bir müddet bütün gayretiyle çalışmaya devam eder. Elsiz olduğu hâlde, Allah'ın yardımıyla bir dereceye getirdiği ya­zabilme kudretini meydana koymak için bir En'âm-ı Şerif yazdı. Haber padişahımız IV. Sultan Mehmed hazretlerine ulaşınca, bahsedilen şahsı huzuruna getirtti. Gözü önünde yazmasını emreylediği zaman, o elsiz ve ayaksız, hokka ve kalemini çıkartıp bir satır sülüs ve iki satır nesih yazarak görenleri hayret denizine düşürdü! Evvelce yazdığı En'âm-ı Şerifi de orada arzedip, padişahın lütfunun bolluğundan nasibini aldıktan başka, günde yirmi akçe emekli maaşı ve­rilerek, muradına erdirilip gönlü hoşnut edilmişti.

Pâdişâhın bu husustaki emrinin yazıldığı berâta, tuğra çekmek için evime geldiğimde, yalnız başıma iken görüp ibret almak üzere, ben de ona yazı yazdırdım; lâkin yazış şeklini anlatmak imkânsız! Sözün neticesi, görülmedikçe lâ­yıkıyla anlaşılmaz. Ama, kısacası bu ki, elsiz ve ayaksız hâ­linde, iki bileğinin uçlarıyla hokkayı belinden çıkartıp, kalemi de iki bilek ucuyla kuvvetlice tutup, kâğıdı önünde yere ko­yarak, tuhaf bir tarz üzere, eli çabuk katipler gibi, korkusuz ve pervasız her ne isterse yazıp bitirir... Dilediğini işlemek kudretine sâhib olan Allah'ı teşbih ederim."

2011-11-27

Hüsn-ü Hat ile Besmele-i Şerife

Hüsn-ü Hat ile Besmele-i Şerife
‎"Bismillâhirrahmânirrahîm ile başlanmayan her işin bereketi kesiktir" 
(Hadîs-i Şerîf, Ebû Dâvûd, Sünen, Edeb, 18.)

Ebru: Reyhan S.G.
Hat: Murad Kahraman

2011-11-24

Hüsn-ü Hat Sanatında Hattatların Ketebe (İmzâ) ve Târih Koyma Şekilleri

Hüsn-ü Hat Sanatında Hattatların Ketebe (İmzâ) ve Târih Koyma Şekilleri
Hattatlar, yazıları altına koydukları imzâlarını ekseriyâ Arapça “Bunu yazdı” demek olan "Ketebehû" kelimesiyle birlikte yazarlar ki, buna Ketebe koymak, Ketebe yazmak, Ketebe atmak, kısaca ketebe derler.

Her yazı nev’ine göre ketebe koymanın husûsî bir şekli vardır. Sülüs, Muhakkak, Reyhânî, Celî ve Müsennâ yazılarda ekseriyâ Rıkaa’ kalemiyle yâni (icâzet) yazısıyla yazarlar ve nokta koymazlar. Ta’lîk’de yine Ta’lîk yazı ile ve asıl kalemin üçte biri kalınlıkta olmasını tercih ederler.

Ketebehû yerinde, nemekahu, yazan kendisinden söz katıyorsa Harrerehu, harekeli yazmış ise Rakamehu, tevâzu için, yâhut karalama yazmış olduğunu ifâde için Sevvedehu, bir meşke baka baka yazdığını, yâhut meşk olmak üzere îtinâ ile yazıldığını ifâde için Meşşakahu, istinsâh (kopya) sûretiyle yazmışsa Nesehâhu, yâhut Satarehu, aynen taklît ederek yazıldığını ifâde için Kalledehu gibi tâbirler kullanılmıştır.

Bir de, murakkaât, kıt’a, kitâp ve levhalarda El-fakîr, yâhut El hakîr, El-müznîp, Er-râcî gibi makama ve yazı muhtevâsına uygun ve tevâzua delâlet eden bir kelime veya cümleden sonra, isim yazmayı âdet edenler de olmuştur. İsimden sonra bâzen Gufira lehu, Gufira zünûbuhu ve emsâli duâyı taşıyan bir cümle ilâve edilir.

Bâzıları, yalnız kendi ismini yazmazlar, bâzıları isimden önce veya sonra babasının, hocasının, her ikisinin adlarını yazmışlar ve hattâ memleketini ve mesleğini bile tebârüz ettirenler olmuştur. Hâsılı, imzâ ve ketebe işinde her san’atkâr kendince münâsip gördüğü şekli kullanmıştır.

Bilindiği üzere, imzâlı yazılara imzâsızlardan ziyâde kıymet verilir. Çünkü imzâ yazının senedi mâhiyetindedir. Bu îtibarla bir hattat, bile bile güzel bir yazısına imzâ atmak istemeyeceği gibi, beğenmediği bir yazısına da imzâ atmaktan çekinir. Dolayısıyla, bir yazının imzâlı veya imzâsız olmasının mutlaka bir mânâsı olmak îcap ederse de, bunu her zaman sezmek mümkün olmaz. İmzâ koymamak husûsunda sebep olarak başlıca şunlar hatıra gelir:

2011-11-21

Yazar, Ressam ve Hattat İnci Beşoğul Sergisi 26 Kasım Cumartesi Günü Sevenleriyle Buluşacak.

Çok yönlü sanatçı İnci Beşoğul sergisi…



İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün bünyesinde gerçekleştirilen sergi kapsamında sanatçının Türk el sanatlarından hat, tezhip, ebru, minyatür, resim, yağlıboya, giyim ve süs eşyaları gibi serbest çalışmalarından oluşan 100 den fazla eseri sergilenecek.
Yazar, Ressam ve Hattat İnci Beşoğul Sergisi 26 Kasım Cumartesi Günü Sevenleriyle Buluşacak.
Merhum Hattat Hamid Aytaç’tan hat dersi alan ve Aytaç’ın tek kadın talebesi olan İnci Beşoğul,

Bu ay öne çıkanlar