İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-05-31

Bundan Sonra İstanbul'a 'İslâmbol' denile

Bundan Sonra İstanbul'a 'İslâmbol' denile
Bundan Sonra İstanbul'a 'İslâmbol' denile


Fâtih Sultan Mehmed Han'ın 29 Mayıs 1453 yılında İstanbul'u fetihten sonra yaptığı ilk iş, İstanbul'u bir İslâm şehri hâline getirmek oldu. İnşâ ettiği yapılar ve camilere tahvîl ettiği eski eserler bu hizmetin büyüklüğünü gösterir. Bunun yanında Kostantıniyye ismiyle anılan şehre "İslâmbol" adını verdi(1)

Bundan sonra İslâmbol ismi de kullanılmaya başlandı. Zaman zaman pâdişâhların İslâmbol isminin kullanılmasına dâir emirleri olmuştur. Bunlardan birisi de Sultan Üçüncü Mustafa Han (1757-1774)'a aittir.

"Paralarla, emirnameler ve beratlarda kullanılan ifâdelerin birbirine uygun olması güzel bir iş olduğu için, artık "Kostantıniyye" ismi yerine "İslâmbol" isminin kullanılmasına dâir sultanımızın bir fermanı sâdır olmuştu. Binâenaleyh, bundan sonra Dîvân-ı Hümâyûn kaleminden yazılacak emirname ve beratlarda "Kostantıniyye" yerine "İslâmbol" lafzının kullanılması pâdişâhımızın emridir."
Sultan Üçüncü Mustafa Han'ın İstanbul'a
İslambol denilmesine dair fermanı

Fî 19 Rebîulâhir sene 1174 (28 Kasım 1760)
(BOA, Tahvîl Defteri, Nr. 22, s. 17)

Sabit Tunç
Yedikıta

Eylül 2008, Sayı 1

www.yedikita.com.tr

2011-07-06

6 Ekim'de neyi kutluyoruz? İstanbul'u kim kurtardı?

6 Ekim'de neyi kutluyoruz? İstanbul'u kim kurtardı?


6 Ekim'de neyi kutluyoruz? İstanbul'u kim kurtardı? Hangi paşa? Hangi Ordumuz? Ve.. Kimden Kurtardı? Bilmiyoruz...NEDEN?


Almanlar I. Dünya Savaşında yenildiği için Müttefiki olan biz Türkler de yenilmiş kabul edildik ve 1915'te Çanakkale Boğazı'nı geçemeyen Müttefik kuvvetler 1918'de hiç bir karşılık görmeden boğazı geçtiler.

İngilizler başta olmak üzere, Fransız, İtalyan ve Yunan kuvvetleri hızla yurdumuzu dört bir yandan işgale geçtiler.

İngilizler başketimiz olan istanbul'u 1918-1923 yılları arasında tam beş sene fiilen işgal altında tuttular. Hiç bir karşılık veremedik.Hatta ingiliz uçaklarının teslim olan istanbul'u bir ay boyunca havadan bombaladığı, binlerce sivili, masumu öldürdüğü, insanların korkudan sokaklardaki ölülerini alamadığı zamanlar oldu.

İşte mütareke devri denilen bu devir içinde bir taraftan da saray bir şeyler yapmak istedi. Anadoluda meydana çıkan bazı ayaklanmaları bastırmak bahanesi ile oraya kurmaylar gönderilmesi ve halkı örgütlemesi Padişahın planı idi. Çünkü İngiliz gemileri, zırhlıları toplarını saraya çevirmiş "Herhangi bir kurtuluş mücadelesine teşebbüs edilmesi halinde ilk olarak devletin idare edildiği bu sarayların bombalanacağını" söylemişlerdir.

Bu hengame içinde Mustafa Kemal, Nutuk'ta da anlattığı gibi Padişahın emri ile sapasağlam Bandırma vapuruna binerek, İngilizlerin kontrolü ve nezaretinde Anadoluya gitti.
İngilizler müsade etti çünkü giden kişi "Düşmanlara karşı ayaklanan Anadolu halkını bastırmak" iddiası ile gidiyordu.

Mesele epey uzun da biz sadede gelelim;

- Biz Yunanla harp halinde iken İngiliz İstanbulda tam hakimiyeti sağlamıştı ama nedendir bilinmez ilerlemiyordu? Ve müttefiki Yunan'a destek çıkmıyordu?(Sadece Çanakkale'de de varlık gösteriyordu)
- Neden destek çıksın ki, zaten Yunan kuvvetleri de usul usul geri çekiliyorlardı...
- Biz kesinlikle ama kesinlikle Yunan kuvvetlerini denize dökmedik. Yavaş yavaş yaka yıka hatta bazı hayvan sürülerini önlerine katıp ganimet yapa yapa çekildiler..
- Sanki çıkmak için gelmişlerdi?
- Ve nihayet 2 Ekim 1923'te Hiç bir silahlı tehdidimiz olmamasına rağmen Tüm İngiliz birlikleri, kara, hava ve deniz kuvvetleri ile istanbul'a 5 senedir uyguladıkları işgale son verip, bayrağımızı selamlayıp çekilip gittiler.

Ardından 6 Ekim'de süt liman durumdaki istanbul'a, tek kurşun atmadan, Selahattin Adil Paşa komutasındaki birliklerimiz girdi. Oysa General Refet(Bele) komutasındaki birliklerimiz(!) daha önce İstanbul'a girmek, almak istemiş ama tabiri caizse varlık bile gösteremeden geri çekilmişlerdi..

İşte sorun burası...
Bu arada ne olmuştu da gittiler?
Resmi tarihe bakarsanız Mudanya'da İngilizlerle bir anlaşma yaptık ve bunun gereği olarak bize İstanbu'u bırakıp gittiler...
İyi de karşılarında doğru düzgün bir varlık dahi gösterememişken neden bizimle masaya oturmaya mecbur olsunlar ki?

Ve yıllardır 6 Ekimde kutladığımız İstanbul'un kurtuluşunun ne olduğunu akademiyenlerimiz bile neden doğru düzgün bilmezler?

Mehmet Fahri Sertkaya
Akademi

İLGİLİ KONULAR;

İngilizler İstanbul'dan Nasıl Çıktı?
http://akademim.blogspot.com/2011/07/ingilizler-istanbuldan-nasl-ckt.html

Yedi Düveli Yendik mi?
http://akademim.blogspot.com/2011/04/yedi-duveli-yendik-mi.html

2011-07-05

İngilizler İstanbul'dan Nasıl Çıktı?

İngilizler İstanbul'dan Nasıl Çıktı?

Resmi tarih, İstiklal Savaşı'ndan sonra İngilizler başta olmak üzere işgal kuvvetlerini İstanbul'dan nasıl başları önlerinde çıkarttığımızı yazar.

Ne de olsa fena halde yenik ve eziktirler karşımızda. Nitekim muzaffer Türk ordusu 6 Ekim 1923 günü İstanbul'a girmiş ve şehri 5 yıla yakın süren düşman işgalinden kurtarmıştır.

Artık değişmesi şart olan tarih kitaplarımızda böyle yazar yazmasına ama gerçekler aynı kanaatte değildir. Aslında İtilaf devletlerinin silahlı kuvvetleri, resmi geçit törenleri ve centilmenlere yakışır "garden party"lerle veda etmişler, halkın alkışları arasında bayrağımızı selamlayarak Dolmabahçe rıhtımında kendilerini bekleyen "Arabic" adlı vapura binmişler ve sevinç içinde el sallayarak İstanbul'dan ayrılmışlardı.

Hangi tarihte peki? Herkes gibi '6 Ekim'de' diyorsanız yanılıyorsunuz. Doğru cevap için ise biraz sabrınızı istirham edeceğim. Çünkü daha önce hatırlatmam gereken bazı önemli noktalar bulunuyor.

Öncelikle şunu belirtelim ki, işgal kuvvetlerinin İstanbul'u terk edişi ile Lozan Antlaşması'nın imzalanması olayları arasında sandığımızdan da yakın bir bağ mevcuttur. Yani Lozan imzalanana kadar işgal devam etmişti, hatta sonrasında da 2,5 aya yakın bir süre işgalciler başkentimizden gitmemişlerdi.

Hemen araya girip söyleyeyim: Ankara'nın 13 Ekim'de başkent oluşu İtilaf kuvvetlerinin gidişinden bir hafta kadar sonraya rastlar, yani Lozan imzalandığında İstanbul hâlâ payitahttır ve bir maddesinde de Hilafet merkezinin İstanbul olduğu açıkça yazılıdır.

O zaman şunu sormak hakkımızdır diye düşünüyorum: Ankara'yı başkent yapmakla Lozan'ı ilk delen biz mi olduk yoksa? Hani Lozan ilk imzalandığı haliyle dimdik ayaktaydı? Aslında Lozan defalarca delinmiştir. Hatta Montrö bir yana, belki de Lozan'ın lehimize asıl delinişi, "Kanalistanbul" projesiyle gerçekleşecektir. Böylece Boğaziçi, 1918'den bu yana ilk defa tam olarak egemenliğimiz altına girecektir.





Selahaddin Adil Paşa İstanbul'da işgal devletleri temsilcileri ile vedalaşıyor.

Konumuza dönecek olursak, şehrin boşaltılması sırasında İstanbul Komutanı olarak görev yapan Selahaddin Adil Paşa'nın "Hayat Mücadelelerim" adlı hatıralarında (1982) o günler içeriden ve ayrıntılı bir şekilde anlatılır. (Maalesef bu hatıratın orijinali, Paşa'nın oğlu Semuh Adil Bey'in ifadesiyle Kemal Ilıcak'ın yalısında kaybolmuştur.)

Görevine Halife Abdülmecid'in biat töreniyle başlayan Selahaddin Adil Paşa, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'nın hükümlerine uygun olarak bir ay sonra (23 Ağustos) TBMM Lozan'ı onaylayacak ve ancak o zaman İtilaf kuvvetleri denklerini toplamaya başlayacaklardır. (İngiltere parlamentosunun onayı ise eylülde gelecektir.) 25 Ağustos'ta işgal kuvvetleri hazırlığa başlamış, binaları teslim etmektedirler birer ikişer. Boşaltma 1,5 ayda tamamlanacak ve son gün dostane bir tören düzenlenecektir. Bundan sonrasını S. Adil Paşa'nın hatıratından takip edelim (sayfa 424):

"General Harrington tarafından İtilaf devletleri orduları namına 29 Ağustos'ta Türk ordusu için Sumer Palas'ta bir çay ziyafeti verilerek İstanbul'daki askeri, sivil birçok kişi çağrılmış ve kumandanlıkça (yani Türk tarafınca) da 19 Eylül 1923'te Beykoz Parkı'nda bir garden parti ile buna karşılık verilmişti."

S. Adil Paşa bundan sonra ordumuzun İstanbul'a girişi için de hazırlık yaptıklarını ve eylül sonuna kadar işgal kuvvetlerinin binaları teslim işinin sürdüğünü, birliklerin de büyük ölçüde -karargâh heyetleri hariç- ülkelerine yollandığını anlatıyor.

Nihayet 2 Ekim günü İtilaf devletlerinin Mondros Mütarekesi hükümleri gereğince el koydukları bütün cephane ve savaş malzemesinin Türk hükümetine teslim edildiğine dair belge imzalandıktan sonra artık resmi işlemlerin tamamlandığını yazan Paşa, aynı gün, yani 2 Ekim 1923 günü işgal kuvvetlerinin İstanbul'u nasıl terk ettiklerini de şöyle anlatıyor (s. 425):

"Türk, İngiliz, Fransız ve İtalyan birliklerinden ayrılan birer birlik belirli saatte Dolmabahçe meydanında yerleşmiş ve yapılan geçit merasiminden sonra İtilaf devletleri kumandanları tarafından büyük bir seyirci topluluğu önünde alkışlar arasında şanlı bayrağımız selamlanarak yabancı kumandanlar cami rıhtımına kadar uğurlanmış ve burada rıhtıma yanaşan bir motorla Fındıklı açıklarında beklemekte olan Arabic vapuruna gitmişlerdi. Bu suretle de İstanbul işgaline kesinlikle son verilmişti."

Bizzat İstanbul'u teslim alan komutanın ağzından aktardığım yukarıdaki satırlar İtilaf kuvvetlerinin İstanbul'u nasıl terk ettiklerini belge değerinde bir anlatımla ortaya koyuyor. Yalnız o soruyu unutmadınız umarım: 'Hangi tarihte?' diye sormuştuk. Resmi tarih 6 Ekim diyor, S. Adil Paşa ise 2 Ekim.

Doğrusu, İtilaf güçleri 2 Ekim'de çekip gitmişlerdi ama onları göndermenin şerefi Selahaddin Adil Paşa gibi bir muhalife kalmasın diye resmi tarihte Türk ordusunun İstanbul'a giriş tarihi esas alındı ve adı yalnız İstiklal Savaşı'ndan değil, 18 Mart'ın gerçek kahramanı olduğu Çanakkale Zaferi tarihinden bile silindi.

İşte bizde buna tarih diyorlar.


Mustafa Armağan
m.armagan@zaman.com.tr

2011-06-30

Ah Güzel İstanbul (Maslak'ın Dünü ve Bu günü) (Belgesel Video)




İstanbul'un Maslak semtinin dünü ve bu günü...
Bir süre Maslak'ta ikamet eden Sultan II. Abdülhamit Han'dan kalan izler...

2011-06-28

Ah Güzel İstanbul (Anadolu Hisarı ve Göksu Deresi)




Ah Güzel İstanbul (Anadolu Hisarı ve Göksu Deresi)

Bu ay öne çıkanlar